Yıldıray OĞUR
Eğer darbe başarılı olsaydı Milli İstihbarat Teşkilatı’nın müsteşarı olacaktı. Bu görev için niye seçildiğini ise darbenin başarısız olmasına rağmen yaptığı istihbarat operasyonlarından anlamak mümkün. Hava Kuvvetleri Müşterek Hava Harekât Merkezi (MUHAYM) eski Komutanı darbeci Tuğgeneral Gökhan Şahin Sönmezateş’ten bahsediyoruz. Marmaris’ten Cumhurbaşkanı’na yönelik suikast operasyonunu helikopterden yöneten, sonra kaçtığı Ankara’da gözaltına alınan, darbeden bir gün önce İzmir’e kendi kredi kartıyla aldığı uçak biletinden, HTS kayıtlarına, suikast operasyonu için emri ondan aldıklarını söyleyen onlarca ifadeyle suçüstü yakalanan bir isim. Yani “Marmaris’e tatile gelmiştim.” Cumhurbaşkanı’nı korumak için oradaydım” deyip yırtma şansı yoktu. Bunun farkında olduğu için gözaltına alınmasından bu yana bütün konuşma haklarını kontr-operasyonlar yapmak için kullanıyor. Ve başarılı da oluyor.
***
İlk ifadesinde ne dediğini herkes hatırlayacaktır; “Evet ben darbeciyim. İsterlerse beni idam etsinler. İdam cezamı versinler ama ben FETÖ’cü değilim” Bu ifade darbenin ilk günlerinden itibaren FETÖ’cülerin, tiyatro diyenlerin ve darbenin içine sevmedikleri başka kesimlerden insanları da sokup siyaseten haklı çıkmaya çalışanların karşı darbe hikayelerinin merkezine oturdu. Ama bu ifadeyle esas olarak başardığı, İngiliz Parlamentosu’nun raporundan, Batılı gazetelerdeki darbe haberlerine kadar darbenin dünyadaki resmi hikayesine “Darbenin arkasında sadece Gülen cemaati var denemez, çünkü darbeciyim ama Gülenci değilim diyenler de oldu” ifadesini sokmak oldu. Çoğul eki de manasız çünkü bu şekilde ifade vermiş tek kişi aslında Sönmezateş’ti.
***
Adil Öksüz’ün de katıldığı Ankara Konutkent’teki villada yapılan darbe hazırlık toplantılarda onu gördüğünü söyleyen Kuzgun ve Şapka adlı iki gizli tanığın ifadesi, darbeden önce kendisiyle buluşup Kuran’daki Hz. Musa ve Hz. Hızır arasında geçen kıssaya anlatarak, darbeyi haber verdiğini ve CAS sistemiyle kritik yerlerin hava görüntülerinin çıktısını istediğini söyleyen Hava Kuvvetleri İstihbarat’ta görevli Yüzbaşı Ali Pehlivan, verdiği ifadede FETÖ’cü olduğunu söyleyen Konya 3. Ana Jet Üs Komutanlığı 135. MAK ve İHK Filo Komutanlığında astsubay rütbesi ile görev yapan tanık Mustafa Toker ve son olarak FETÖ’cü şirketlere ve isimlere hava kuvvetlerinden alımlarla milyonlar aktardığını ortaya çıkaran MASAK raporları onu yalanlıyor.
Ama doğrudan sivil imamlarla darbenin organizasyonunda görev almış ve Akıncı Üssü2ne Happy Hour2a gelmiştim diyemeyecek kadar da suç üstü yakalanmış bir darbeci olarak “FETÖ’cü olmadığını söylemeye devam etti. Hatta biraz daha ileri gidip bir mahkemede isim vererek Hava Kuvvetleri’nde bazı isimlerin FETÖ’cü olduğunu, Adil Öksüz’le ilişkilerinin araştırılması gerektiğini dahi söyledi. Son olarak geçen hafta Muğla’da süren suikast davasını da yine kontr-operasyon için kullandı ve yine başarılı oldu. Şu sözlerini de muhakkak bir yerlerde okumuşsunuzdur:
“Görünmeyen kralın emriyle ben darbe yaptım. Bana emri veren adamın makamına güvendim. Ben vatan millet için yaptığımı sanıyordum. Emri verenler arkamızda durmadı. İyi ki darbe olmamış. Bu onursuz insanların koltuklara oturmadıkları iyi oldu. Emri verenler gölgelerde saklanıyor. İsteseydik Yunanistan'a kaçardık. Bu ülkede suç işlediysem bu ülkede yargılanacağım. FETÖ'den yargılanmak zoruma gidiyor. Pensilvanya'daki erkek gibi gelsin adam gibi kendisini savunsun"
***
Tabii haklı olarak gazeteciler ‘görünmeyen kral’ gibi bir ifadeye kayıtsız kalmadılar, bu ifadeden ‘Darbenin esas beyni kim?’ tartışmaları yapıldı. Halbuki, aynı davanın iddianamesindeki yedi sayfalık ifadesine bakılsaydı, orda da bambaşka bir hikaye anlattığı, darbeyi ilk haber aldığı görünmez kralın adını verdiği görülecekti: “11 Temmuz’da Milsec adlı güvenli hattan, rutinde olduğu gibi Özel Kuvvetler’den Tuğgeneral Semih Terzi beni aradı. Ancak bu sefer benimle PKK ile ilgili konuşmadı. Ülkenin zor günler geçirdiğini, rahatsızlık duyduğunu, benim de onun gibi düşünüp düşünmediğimi sordu. Bana ihtilalden bahsetmedi. Ancak bu jargon bizde ihtilali çağrıştırmaktadır. Ben onun gibi başka kimlerin düşündüğünü, Özel Kuvvetler Komutanı Zekai Aksakallı Paşa’nın, Genelkurmay Komutanı’nın, diğer kuvvet komutanlarının da bu düşünceye destek verip vermediklerini sordum. Onların da bu şekilde düşündüklerini söyledi.”
Darbeyi ilk duyduğu kişi olarak, kendini savunmayacak ölmüş bir tuğgeneralin adını vermek yine istihbari bir akla işaret ediyor. Ama tabii ki bu ifadesi de doğru değildi. İki tane köşe yazısıyla, Google’la, ‘adeta’larla değil, sahiden bir hukukçuya yakışır bir şekilde hazırlanmış Marmaris İddianamesi’ndeki HTS kayıtları ve ifadeler Sönmezateş’in Cumhurbaşkanı’na yönelik operasyon için daha 8 Temmuz’dan itibaren ekip kurmaya çalıştığını gösteriyor. Ama kontr-espiyonaj, kafa karıştırma konularında epey uzman görünen darbeci komutanın fiziki istihbarat konusunda o kadar da iyi olduğu söylenemez. Çünkü 13 Temmuz günü Meis Adası’nın doğusundaki Yunan adacığının fotoğraflanması bahanesiyle uçuş talimatı verdirdiği iki F-16’yla Cumhurbaşkanı'nın kaldığı otelin etrafında fotoğraf çektirmesine rağmen darbe gecesi geceyarısına kadar Cumhurbaşkanı’nın Marmaris’te Okluk Koyu’ndaki Cumhurbaşkanlığı evinde kaldığını zannettiğini öğreniyoruz iddianameden.
İddianameden okuyalım:
Cumhurbaşkanlığı başyaveri olan şüpheli Ali Yazıcı'nın saat 24:05'de 06 FY 8355 plaka sayılı otomobil ile Çiğli 2. Ana Jet Üssü'ne geldiği, adı geçen şüphelinin gün içerisinde Türkiye Cumhuriyet Devleti Cumhurbaşkanı olan sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın Marmaris'te nerede tatil yaptığını öğrenmeye çalıştığı ve Marmaris Grand Yazıcı Turban Otel'de kaldığı bilgisine ulaştığı, şüpheli Ali Yazıcı'nın Çiğli 2. Ana Jet Üssü'ne geldiği sırada henüz diğer şüphelilerin de birlik içerisinde oldukları dikkate alındığında, şüpheli Ali Yazıcı'nın burada şüpheli Gökhan Şahin Sönmezateş ile görüşerek müşteki Cumhurbaşkanı sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın kaldığı otelin bilgisini şüpheli Gökhan Şahin Sönmezateş ile paylaştığının değerlendirildiği, zira bu bilginin alınmasından önce şüphelilerin Marmaris ilçesindeki Okluk Körfezi'nde bulunan Cumhurbaşkanlığı'na ait tesisle ilgili planlamalar yaptıkları fakat bu bilginin alınmasından sonra şüpheli Gökhan Şahin Sönmezateş'in, müşteki Cumhurbaşkanı sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın Marmaris ilçesinde fiilen kalmakta olduğu yeri teyit edebilmek amacıyla askerî hat üzerinden Akıncı Üssü ile görüşme trafiği içerisine girdiği ve o aşamada Akıncı Üssü'nde bulunan Hava Kuvvetleri Komutanlığı Plan Harekat Daire Başkanlığı Harekat Şube Müdürlüğü'nde yarbay rütbesi ile görev yapan şüpheli Hüseyin Yılmaz ile görüştüğü ve bu kişiden aldığı bilgiler neticesinde müşteki Cumhurbaşkanı sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın Marmaris ilçesi İçmeler mevkiinde bulunan Grand Yazıcı Club Turban isimli otelde bulunduğuna kanaat getirdiği”
***
Sönmezateş’in kendi ifadesinden okuyalım:
"Olay günü İzmir'e gittiğimizde saat 22.00 civarında Cumhurbaşkanının Marmaris'te iki ayrı yerde olabileceğine ilişkin bilgiyi Akıncı Üssünde görev yapan Hüseyin isimli soy ismini bilmediğim Yarbay rütbesindeki bir kişiden aldım. Bu kişi ile Çiğli üssünde bulunan askeri hat üzerinden görüşme yaptım. Saat 01.00- 01.30 civarında yine Çiğli üssünde bulunan askeri hat üzerinden Akıncı Üssüne bağlanarak aynı kişiden Cumhurbaşkanının Turban Otelinde olduğu bilgisini aldım. "
Şimdi tam da burada durup başka bir haksızlığa dikkat çekmek zamanı.
Bunun için başka bir mahkemenin İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği’nin tutuklama müzekkeresinden bir gerekçe okuyacağız:
“Şüpheli Mediha Olgun’un Sözcü İnternet Gazetesi’nin sorumlu yazı işleri müdürü olduğu, şüpheli, Bekir Gökmen Ulu’nun da aynı gazetenin muhabiri olarak görev yaptığı, şüpheli Gökmen Ulu’nun 15 Temmuz 2016 tarihinde Cumhurbaşkanı’nın yeri, darbeciler tarafından bilinmezken bu konuda haber yaparak Cumhurbaşkanı’nın coğrafi yer ve konumunu kamuoyuyla paylaştığı, diğer şüpheli Mediha Olgun’un da sorumlu yazı işleri müdürü olarak bu haberden sorumlu olduğu, Ankara Cumhuriyet Savcılığı’nın yaptığı soruşturma ve kamuoyuna yansıyan bilgilere göre soruşturma şüphelisi olan Cumhurbaşkanı’nın yaverinin dahi Cumhurbaşkanlığı’nın yerini bilmediği ve Cumhurbaşkanlığı görevlilerinden yerini öğrenmeye çalıştığı”
Marmaris TV’nin eski sahibi, Marmaris’te yaşayan bir gazeteci olan Gökmen Ulu’nun Cumhurbaşkanı’nın kaldığı yerle ilgili haberi 15 Temmuz günü saat 16:25'te Sözcü Gazetesi’nin internet sitesinde “Erdoğan'ı SÖZCÜ buldu” başlığıyla çıkmış.
Peki, Marmaris İddianamesi’nde ne yazıyor? Suikast timinin Marmaris ilçesindeki Okluk Körfezi'nde bulunan Cumhurbaşkanlığı'na ait tesisle ilgili planlamalar yaptıkları, ellerinde oranın haritalarıyla operasyona gittikleri, o gün saat 22.00’de bile iki yerde olabileceğini düşündükleri, saat 24.00’den sonra savcının tahmini bu yer bilgisini Cumhurbaşkanı’nın yaverinden aldıkları, ama 01.00, 01.30’a kadar Sönmezateş’in tam yeri bilmediği ve öğrenmek için Akıncı Üssü’yle görüştüğü.
Yani, iki gazetecinin tutuklanmasına neden olan, Mediha Olgun’un internet sitesini yönetmek dışında hiçbir dahli olmayan bir haberden bahsediyoruz, Sözcü’nün Cumhurbaşkanı’nın yerini bulduk haberinden darbecilerin haberi dahi olmamış, haberin yayınlanmasından 9 saat sonra bile tam olarak yerini bilmiyorlarmış. En azından Marmaris İddianamesi’ne göre böyle.
O halde bu iki gazeteci neden hala tutuklu? Eğer verdikleri haberle Cumhurbaşkanı’nın yerini bildirdikleri düşünülüyorsa niye Marmaris davasında adları bile geçmiyor? Değilse neyle suçlandıkları için hala içerdeler?
Konunun Sözcü Gazetesi’ne bayılıp bayılmamakla ilgili olmadığını, sadece sevdiğimiz, fikirlerine katıldığımız insanlara değil, fikirlerine katılmadığımız insanlara karşı da ahlaken sorumlu olduğumuzu, “herkesi içeri tıkalım, tutuksuz yargılama, adalet” diyene “saftirik, kripto” deyip ‘çıkalım’cılar yüzünden başımıza daha önce büyük felaketler geldiğini, şahin hukuki uygulamaların güvenlik değil, güvenlik zaafı yarattığını, ülkemizin itibarını böyle kararlar ve uygulamalarla yıpratmanın değil, bu yanlışları yapılırken söylemenin vatanseverlik olduğunu anlamayanlara da özetle not olarak düşelim.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları



























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.02.2026
2.02.2026
29.01.2026
25.01.2026
22.01.2026
19.01.2026
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026