Yıldıray OĞUR
“Bütün mesele emperyalist güçlerin Yugoslavya'yı parçalamak istemesinden çıktı. Müslümanlar buna alet olmamalı. Begoviç zannediyor ki, savaş devam ederse dünya kamuoyu müdahale edecektir. Tek oynadığı kâğıt uluslararası güçlerin müdahale etme provokasyonu. Bu anlamsız bir şey... Türk halkı aldatılmamalı. Yanlış bilgilendirilmemeli. Sırp halkı Müslümanların düşmanı değildir. Olayların suçlusu Bosna'daki Müslüman liderlerdir."
1 Mart 1993 günü Hürriyet gazetesine bir röportaj veren Sırbistan Cumhurbaşkanı ve Sırbistan Sosyalist Partisi lideri Slobodan Miloseviç kendini böyle savunuyordu.
Hedefinde ise iki isim vardı. “Ülkesinin içişlerine karışan”, “Osmanlıcı”, “İslamcı”, “yayılmacı” bir lider dediği Cumhurbaşkanı Özal ve “emperyalistlerin oyuncağı” olmakla suçladığı Bosnalı Müslümanların lideri Aliya İzzetbegoviç.
Aynı tarihlerde Aliya Batılı başkentlerde dünyanın Bosna’ya müdahale etmesi için mekik dokuyor, Türkiye’deki Bosna mitinglerinde BM, Avrupa Birliği ve ABD Yugoslavya’nın içişlerine karıştığı için değil, Bosna’ya müdahale etmediği için yerden yere vuruluyordu.
Ancak iki yıl sonra 30 Ağustos 1995’de NATO Sırp mevzilerine hava harekatı düzenledi. “Tarihe Tanıklığım”da Aliya bu müdahaleden “yetersiz ama savaşın bütün akışını değiştiren bir müdahale” olarak bahseder.
Dört yıl sonra “emperyalistlere karşı vatanlarını savundukları”nı söyleyen Sırp milliyetçiler bu kez Kosovalı Arnavutlar’a saldırdılar.
Yine uzun süre katliamı ve zorunlu göçü izleyen NATO, 23 Mart 1999’da Belgrad’ı vurdu. Genelkurmay, Çin Büyükelçiliği, resmi televizyon binasının da hedef aldığı hava saldırılarında 58 kişi öldü.
NATO operasyonu yine Sırpların yanında duran Rusya, Çin’i ayağa kaldırdı. Türkiye’de ve dünyanın pek çok yerinde sosyalistler “emperyalist saldırı” olarak operasyonu kınadılar.
Bazı İslam ülkeleri de NATO saldırısına karşı mesafe alınca Cenevre’de toplanan İslam Konferansı Örgütü zirvesine Aliya bir mesaj gönderdi:
“Öncelikle İKÖ’nün devam eden NATO harekatını çekincesiz desteklenmesini dilerim. Neredeyse bir milyon Arnavut evlerinden edildi. 2. Dünya Savaşı’ndan sonraki en büyük beşeri trajedi yaşanıyor. NATO harekatı durursa suç cezasız kalacaktır ve yerlerinden edilen kişiler köylerine ve kentlerine hiç dönmeyecektir.”
Biraz daha ileri alalım.
3 Kasım 2002 seçimleri sonrası. Seçimleri AK Parti kazanmış ama AK Parti Genel Başkanı Tayyip Erdoğan siyasi yasağı yüzünden Başbakan olamamıştı. Erdoğan’ın siyasi geleceği, Türkiye’de ordunun ve yargının bu seçim sonucunu sindirip sindirmeyeceği belirsizdi.
Seçimin hemen ardından Erdoğan Avrupa başkentleri ve Washington’a bir geziye çıktı. Herhangi bir resmi sıfatı yoktu ama gittiği bütün başkentlerde Başbakan gibi ağırlandı. Berlin’de Schroeder, Londra’da Blair, Brüksel’de AB Komisyon Başkanı Prodi ile görüştü. Üst düzey protokolle karşılandığı Beyaz Saray’da Başkan Bush’la bir araya geldi. Batı medyasına ve tvlerine röportajlar verdi. Dünyadaki bu kabul Türkiye’deki meşruiyet tartışmalarını bitirmişti ama ulusalcıları da çok kızdırmıştı. Erdoğan ve Ak Parti, bu yüzden emperyalistlerin Türkiye’deki projesi olmakla, Batılı ülkeler de Türkiye’nin içişlerine müdahaleyle suçlandı. Yıllarca Türkiye’de olan biten her olay bu resmi olmayan görüşmelerde verildiği iddia edilen tavizlere bağlandı.
Özellikle de bir kaç ay sonra Mart 2003’de ABD askerlerinin Türkiye üzerinden Irak’ı işgal etmesine imkan veren tezkere Meclis’e getirildiğinde.
O günlerde ABD’de yine Cumhuriyetçiler iktidardaydı. ABD’nin BM’deki temsilcisi de şimdi Trump’ın güvenlik danışmanı olan, şahin bir meczup olan Bolton’du.
Irak’ta kimyasal silah olduğu yalanını BM’de o savunmuştu. Neyse ki sağduyu galip geldi ve 100 AK Partili vekilin red oyu vermesiyle o tezkere reddedildi, Türkiye sonuçları yıkım olan o işgale ortak olmadı.
Biraz daha ileri saralım.
12 Aralık 2012. Fas’ın Marakeş şehrinde toplanan ABD, AB ülkeleri, Türkiye ve Arap ülkelerinin oluşturduğu ''Suriye’nin Dostları'' grubunun toplantısından radikal bir karar çıktı:
"Katılımcılar, Ulusal Koalisyon’u Suriye halkının meşru temsilcisi ve Suriye muhalefetinin altında toplandığı çatı örgütü olarak kabul eder... Beşar Esad meşruiyetini yitirmiştir ve sürdürülebilir bir siyasi geçişe imkân sağlamak üzere kenara çekilmelidir."
Muhaliflerin Suriye’de meşru iktidar olarak kabul edilmesi o günlerde iktidar ve medyasında büyük bir memnuniyetle karşılanırken, sol ve ulusalcı kesimler için bu Batılı emperyalistlerin Suriye’nin içişlerine müdahalesiydi.
Bu ‘emperyalist oyuna” karşı Şam’ın yanında duran ülkeler ise Rusya, Çin, İran, Küba ve Venezuela’ydı.
Yıllar sonra “emperyalistlerin Venezuela’nın içişlerine müdahalesi” ve muhalefeti meşru iktidar olarak tanımasına karşı Türkiye’nin yan yana geldiği ülkeler...
Bu olayların hepsinde pozisyonunu “emperyalistlere” karşı almış, dünyada Rusya, Türkiye’de ise galiba bir tek Perinçek grubu var.
Çünkü bu olayların hepsi birbirinden farklı. Hepsini birden “Emperyalistler” kelimesiyle açıklamak mümkün değil.
Bosna katliamına karşı dünyayı müdahaleye çağırmak, yalanlardan oluşan gerekçelerle Irak’ın işgaline karşı çıkmak, Türkiye’deki statükonun blokajını Batılı başkentlerin desteğini alarak kırmayı denemek, halkını katleden bir diktatörü gayrimeşru ilan etmeyi aynı “korkunç Amerika ve emperyalistler” klişesiyle açıklayamazsınız.
O yüzden bugün Venezuela meselesinde yeniden keşfedilmiş sihirli bir anahtar muamelesi yapılan “emperyalizm” de zorlanan kapıları açmıyor.
Türkiye’de farklı gruplarda popüler bir fikri ergenlik ve tembellik olan her şeyi her şeyi emperyalizm ve Batı karşıtlığıyla açıklama alışkanlığı, işimize gelmeyen, yüzleşemediğimiz meselelerden kaçmak için bir kısayol sunmasının yanı sıra bazen de karanlık, belirsiz, bizi kurban statüsüne sokan bir düşman üzerinden içeride birlik ve beraberliği sağlamaya yaramıştır.
Her iki açıdan da kısa vadede iş görmüş ama orta ve uzun vadede dünyanın gerçeklerini kaçırmaya, kendi sorunlarımızın üzerine bir şal örtmeye sebebiyet vermiştir. Ama en kötüsü bu ideolojik dar görüşlülük sadece anlamayı değil, doğru pozisyon almayı da engellemiştir.
Çünkü “emperyalist oyun” da sadece devletler ve büyük güçlere yer vardır, toplumların taleplerine, insanların haklarına, mağduriyetlerine ya yer yoktur ya da onlar bu büyük hikayeye ancak piyon, maşa rollerinde girebilirler.
Halbuki bir çeşit seyyar lunapark gibi oyunlarını ülke ülke gezdiren bir emperyalist oyun yok. Bütün ülkeler güçleri ölçüsünde çıkarları için mücadele ediyor. Bazen ahlaki pozisyonlar alıp, bazen sadece kuvvetlerini tokuşturup, çıkarlarının peşinden gidiyorlar. Ezeli ve ebedi olarak şer bir ülke ya da güç yok. Kötüler ve iyiler sık sık yer değiştiriyor. Ayrıca dünyada sadece devletler yok, toplumlar ve insanlar da var. Hiçbir ülke de dünyadan izole, asla içişlerine karışılmaz değil. Arakanlı Müslümanların meseleleriyle ilgilenince Myanmar’ın, Doğu Türkistanlıların sorunlarıyla ilgilenince Çin’in içişlerine karışmış oluyoruz ama o ülkelerdeki meselelerin sebebi bu değil.
Devletler arası güç mücadeleleri işimize geldiğinde ahlaki tavır, işimize gelmediğinde “emperyalistlerin oyunu”, ABD yaptığında “kötü”, Rusya yaptığında “iyi” ya da biz yaptığımızda “zafer” ve “büyük devlet refleksi”, başkası yaptığında “küresel güçlerin operasyonu” oluyorsa ortada başka sorunlar var demektir.
O sorunların cevabını da emperyalistlere en çok küfretme yarışlarıyla bulamayız.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları

























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.02.2026
2.02.2026
29.01.2026
25.01.2026
22.01.2026
19.01.2026
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026