Yıldıray OĞUR
Büyük bir rahatlık içinde televizyonda komşularını listelediğini, ailece 50 kişiyi götürebileceklerini anlatan orta yaşlı başörtülü kadını, ‘kadınlarınızı, çocuklarınızı bizden nasıl koruyacaksınız’ diye hayali darbecileri tehdit eden sosyal medya fenomenini, darbe olursa muhalif kadın siyasetçileri, gazetecileri nasıl aralarında paylaşacaklarını edepsiz şakalarla birbirilerine anlatanları düşündükçe insanın kafasında bu soru dolaşıp duruyor.
Peki bu insanlar nasıl bu hale geldi?
Evet bazıları kendisini göstermek istiyor, şahsi beklentilerle en öne atlıyor.
Ama bu malzemeyi tüketen, iştahla yeniden üreten daha büyük bir kitle var.
Bir parti, ideoloji, din hakkında varılan totolojiler, kötülük, lümpenlik, cahillik üzerine yapılan analizler onların motivasyonunu açıklamıyor.
Sıradan insanları siyasi hasımlarına karşı kendi günlük hayatlarındaki temel ahlaki, dini, kültürel değerleri ayakları altına alma pahasına bu kadar acımasız, kıyıcı yapan motivasyon ne?
Nasıl oluyor da hesap adı “Hak Dava” olan biri CHP’li kadın siyasetçi için Türk sinemasının tecavüz sahneleriyle ünlenmiş karakterlerinin fotoğrafını paylaşabiliyor?
Bu soruların daha evrensel cevapları olmalı.
Bir miktar geriye gitmemiz lazım.
Eşitlik, özgürlük, kardeşlik gibi insanlığın büyük ideallerinin bayraklaştığı Fransız Devrimi’ni takip eden yıllara.
Devrimci heyecanın zirveye çıktığı 1793 yılında Lyon’dan şöyle bir ses yükselmekteydi:
“Halkın temsilcileri üstlendikleri misyonu yerine getirirken duygusal davranmayacaklardır. Halk intikamın topunu onların eline teslim etti ve onlar da özgürlüğün tüm düşmanlarını yok edinceye kadar vazgeçmeyeceklerdir. Yıkıntılar üzerinden ulusun mutluluğuna ve yeni dünya düzenine ulaşmak için daha pek çok hainin mezarları üzerinden geçecek cesaretleri olacaktır.”
Sesin sahibi, devrim karşıtı hareketleri bastırmak için Lyon’a gönderilen her devrin adamı Joseph Fouche’ydi.
Özgürlük için adını Lyon Kasabı’na çıkaracak katliamlara giriştikten sonra kendini şöyle savunmuştu: “Evet, çok pis kan akıttığımızı söylemekten çekinmiyoruz ama sadece insanlık namına...”
Fransız Devrimi’nin öncü kadınlarından, eşi İçişleri Bakanlığı yapmış Madam Roland da devrimci kızıl terörün kurbanlarından biri olarak giyotine doğru giderken şöyle bağırmıştı: Ey özgürlük, senin adına ne cinayetler işleniyor!
Dünya tarihi, insanlığın kurtuluşu, yeni bir dünya, özgürlük, adalet gibi ulvi değerler, büyük davalar için işlenmiş büyük suçların ve katliamların da tarihi.
20’inci yüzyılda iki dünya savaşından daha fazla insan faşist ve sosyalist ütopyalar için öldürüldü. Kore’de, Vietnam’da yüzbinler demokrasi için bombalandı.
Bir kutsal dava uğruna insan hayatının nasıl kolayca harcanabildiğinin, seçilmişlik sendromunun nasıl büyük yıkımlara neden olabileceğinin dünyadaki son örneği IŞİD oldu, bizdeki son örneği ise 15 Temmuz darbe girişimi ve FETÖ.
Türkiye yakın tarihinde de böyle devrimci aşırılık dönemleri var. 60’ıncı yıldönümü yaklaşan 27 Mayıs 1960 darbesi sonrası böyleydi.
Camide, kahvehanede, meyhanede hatta kadınların ev toplantılarında DP’lileri öven, darbeyi eleştiren tek bir cümle bile rejim düşmanları manşetlerinin atılıp, büyük gözaltı dalgalarının yaşanmasına neden olmaktaydı.
Ülkenin seçime gittiği 1961 yılının Mayıs ayında bu paranoyalardan biri daha patlak vermişti.
İstanbul’daki taksicileri Menderes için gösteri yapmaya teşvik ettiği söylenen bir taksicinin ve eski DP’li bir ev hanımının da aralarında olduğu 170 “rejim düşmanı” daha kıskıvrak yakalandılar.
Ertesi günün gazetelerinde MBK üyesi ve Devlet Bakanı Sıtkı Ulay’ın sözleri manşetteydi:
“İhtilali sünger zannedenler kafalarına vurduğu zaman kaya olduğunu anlarlar. Gerekirse kan akıtmasını da biliriz. Ortalık mezbahaya döner. Millet isterse her şeyi yaparız.”
Üniversiteliler “Başları ezdik, kuyrukları koparacağız”, “Son ihtar, son ikaz” pankartlarıyla meydanlara döküldü.
Kalabalığı teskin etmek için Devlet Başkanı Cemal Gürsel de konuştu:
“Üç- beş yüz hatta üç-beş bin değil elli bin dahi ayaklanıp bu idareyi düşürebileceğini düşünmek hayalidir. Bir jet filosu hepsini yok eder.”
Bugünden bakınca zalimce ve delice görünen bütün bu sözler o günlerde ülkenin en eğitimli, birikimli insanlarına tuhaf gelmiyordu.
Çünkü 27 Mayıs bir darbe değil bir “devrim”di, inkılap”tı, “İkinci Cumhuriyet” sözü ilk olarak 27 Mayıs sonrası için kullanılmıştı.
Ülkeyi diktatörlükten kurtardığına inanılan ‘devrim’in heyecanıyla Demokrat Partililer’den “düşükler” diye bahsediliyor, onların devamı olanlara “kuyruklar” deniyordu.
Çünkü bir tarafta hürriyet, demokrasi nutukları atılırken, özgürlükçü bir anayasa yazılırken DP’liler ve DP’yi destekleyenler bu demokratik parantezin dışındaydı. O günkü gazetelere göre onlar yılanlardı, çiyanlardı, çakallardı.
İnsan olmadıkları için insanlık idealleriyle muamele edilmeyi de hak etmiyorlardı. Mahkeme salonlarında linç ediliyor, çocukları okullarda aşağılanıyordu.
Tam bu noktada bütün hikayeler ortaklaşıyor.
Kendini tarih üstü, mutlak hakikati temsil eden, insanlığın kurtuluşu, tek çare, kutsal dava, büyük devrim olarak görmenin sonu her seferinde aynı yere çıkıyor.
Bu büyük hakikate, ilahi davaya, muhteşem devrime, iyiliğe direnen, karşı çıkan, eleştiren, engel olan herkesin bir süre sonra düşmanlaştırılması, insanlıktan çıkarılması (dehumanization) ve damgalanması (stigmatization).
Ancak o zaman onlarla mücadelede bütün ahlaki, insani bariyerler ortadan kalkıyor, her şey meşru hale geliyor.
Netflix’de yayınlanan Vietnam Savaşı belgeselinde bir Amerikalı asker, vicdanını rahatlatmak için çekik gözlü, kısa boylu Viet Kongları insanlık kategorisinden çıkararak,
“Savaşta hiçbir insanı öldürmeyeceğim” prensibini benimsediğini anlatıyor.
Türkiye’de de son dönemde iktidar çevrelerinde yaşanan ideolojik narsisizm benzer bir sonuca neden oluyor.
İdeolojik narsisizmle neyi kastettiğime sadece son bir kaç günün gazetelerinden ve sosyal medya mecralarından gelişi güzel bir kaç örnek:
“Yeni asrın kapısı açıldı Ve nice zorluklarla dolu bir belirsizlik dönemi insanlığı bekliyor Millet olarak Devlet olarak insanlığın yükü omuzlarımızda. Yeryüzünde insanın varlığını tehdit gören bir ateş aklına karşı insanın varlığının kainatı anlamlı kıldığını ifade eden ve insan fıtratına sahiplenen aklın haykırılacağı yerdir ANADOLU. Evet yükümüz ağır ancak müjdelerin muhatabı bir MİLLETİZ Müjdelerin muhatabı ÜLKEYİZ Öyle müjdeleri ifade edecek gelişmeler yaşayacağız ki kendimiz bile şaşıracağız O halde ümitsizlik yok Hep birlikte inanmak ve yükselişteki ÜLKEMİZE inanmak var”
“Biz başardık, bütün Batı yolda kaldı. Bize ayar verenler, yol çizenler, denetlemek isteyenler, vesayetçiler çaresiz kaldı. Biz başardık, onların yardımına da koştuk. ABD’den Avrupa’ya, Asya’dan Latin Amerika’ya kadar her yere ulaştık. Gönül coğrafyamıza, kimlik coğrafyamıza zaten ulaşacaktık. Ama yüzyıldır bize patronluk taslayanlara da yardıma koştuk. Artık “Türkiye ekseni” coğrafyanın tamamı.. Türkiye yeni bir şey anlatıyor. Yepyeni bir şey inşa ediyor. Salgın sonrası mucizevi bir yükselişin ön haberini veriyor. Bunu anlayabilenler bu ülkenin geleceğinde yer alacak. Kavrayamayanlar kaybolup gidecek. Bu ülkeyi bugünlere taşıyan herkes mübarektir”
“Bu Dava'nın Liderine, erlerine, çaycısına, bayrak asan çocuğuna sahip çıkın... Omuzlarda insanlık tarihinin en ağır yükü var, ya "Allah" diyerek ayağa kalkacağız, ya da İslamın zaferi 100 yıl ertelenecek... Mesele İktidarda kalmak filan değil... Mevzu çok daha büyük! Anlıyor musun?”
Bütün insanlığı kurtaracak mutlak bir hakikati temsil etme iddiası, tarihsel bir misyonu olduğunu düşünmek, bunun artık zamanının geldiğine inanmak, 100 yıl sonra bir millet uyanıyor, ayağa kalkıyor, tarihe geri dönüyor sloganları, sürekli bu tarihsel devamlılık hissini yükleyen televizyon dizileri, 15 Temmuz tecrübesiyle birleşince çok geniş bir kesimin ruh hali tümüyle değişti.
Artık ortada bir siyasi parti yok, tarihi bir misyonu olan kutlu bir dava var.
Siyasi parti yerini kutlu davaya bıraktıkça da karşısındakiler kolayca siyasi rakipten düşmana dönüşüyor.
Çünkü bu kutlu davayı, İslam, Türk milleti, insanlık için verilen mücadeleyi eleştirmeye sadece muhalefet demek yetmiyor, bu ancak ihanet olabilir.
Muhalif de artık kibar bir kelime, Türk milletinin tarihe geri dönüşüne karşı çıkan biri ancak kökü dışarıda bir hain, başka ülkelere hizmet eden bir ajan, bu topraklara yabancı, dönme, mason ya da kılıç artığı olabilir.
Böylece büyük oyunların, 100 yıllık planların, ihanetlerin içinde olan, ontolojik olarak kötü, tarihsel olarak yanlış tarafta duranlara karşı ahlaki, insani davranma yükünden de kurtulmuş olduk.
Sadece dindarların değil, laiklerin, solcuların büyük davalarının mutlak hakikatlerinin sonu da hep aynı yere çıktı.
Davalar büyüdükçe, insanlar ve insanlık küçüldü.
Büyük hakikatlerin, ulvi davaların ayaklarını yere bastırmadıkça, onları yeniden diğer hakikatler ve davalarla eşit bir demokratik yarışa girmeye ikna etmedikçe, tarihi günlük siyasetin içinden çıkarmadıkça bu delilik hali sürecek.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları


























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.02.2026
2.02.2026
29.01.2026
25.01.2026
22.01.2026
19.01.2026
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026