Yıldıray OĞUR
CHP, 37. Olağan Kurultayı’nda sonuç beklendiği gibi oldu ve Kemal Kılıçdaroğlu yeniden genel başkanlığa seçildi.
Ama genel başkanlık seçimi kurultayın en az ilginç kısmıydı.
Kurultayda delegelerin oybirliğiyle, açılışta Kılıçdaroğlu’nun okuduğu “İkinci Yüzyıla Çağrı Beyannamesi” kabul edildi.
Beyannameler CHP tarihinde önemli belgeler.
İlk akla gelen 1946 seçimlerindeki usulsüzlüklerin tekrar edilmeyeceğine güvence veren İnönü’nün 1947‘deki 12 Temmuz Beyannamesi. O beyanname ile Türkiye, parlamenter demokraside bir ileri aşamaya geçmişti. 1959’daki kongrede kabul edilen demokrasi için ittifak çağrısı yapan İlk Hedefler Beyannamesi, 1961’deki Temel Hedefler Beyannamesi, 1967’deki kongrede Ortanın Solu anlayışının kabul görmesi üzerine yaşanan istifalar gibi örnekler sıralanabilir...
Cumhuriyet’in ve CHP’nin yüzüncü yılına üç kala yayınlanan “İkinci Yüzyıla Çağrı Beyannamesi” 13 maddeden oluşuyor.
İlk üç maddesi şöyle:
“Güçlü Demokratik Parlamenter Sistem için öncelikle geniş bir toplumsal mutabakat sağlanacak, her türlü vesayetten uzak, darbe hukukundan arınmış, gücünü milletten alan yeni bir Anayasa yapılacaktır.
Başta Kürt sorunu olmak üzere, tüm toplumsal sorunlarımız demokrasi temelinde ve TBMM’nin öncülüğünde çözülecek; Türkiye’nin tam bağımsızlığı, demokrasisi ve üniter yapısı güçlendirilecektir.
Devlet yönetiminde ve toplumsal düzende liyakat sistemi hâkim kılınacaktır.”
Beyannamenin girişinde de şöyle deniyor:
“Kendisini tek başına millet olarak, tek başına devlet olarak görenlerle mücadele edeceğiz. Cumhuriyetimizin üzerinde kurulmak istenen hiçbir vesayeti kabul etmeyeceğiz. Bu uğurda her bedeli ödemeye hazır olduğumuzu da tüm dünyaya ilan ediyoruz.”
Sonunda ise şöyle:
“Aşağıda imzası olan bizler, 37. Kurultayın delegeleri olarak yukarıda saydığımız vaatleri gerçekleştireceğimize, Cumhuriyeti demokrasiyle taçlandıracağımıza söz veriyoruz.”
Beyannameyi özetleyen “Cumhuriyeti demokrasiyle taçlandırmak” hedefi.
Kılıçdaroğlu bu sözü uzun bir süredir tekrarlıyor.
Cumhuriyet’in demokrasi ile taçlandırılması gerektiğini söylemek, aslında adı konmadan yapılmış bir özeleştiri.
Cumhuriyet’in demokrasiyle tamamlanması gerektiği, muhtemelen hala CHP’lilerin tüylerini diken diken eden 90’lardaki İkinci Cumhuriyetçilerin de çıkış argümanıydı.
Beyannamede dört farklı güçlü cümlede geçen bir kavramı ise CHP’den duymaya çok alışık değiliz; Vesayet.
Askeri vesayet, yargı vesayeti, bürokratik vesayet, Kemalist vesayet gibi versiyonları olan bu kavram, AK Parti’nin ve liberallerin en kritik eleştirilerinden biri olmuştu.
Hatta CHP, vesayet derken kastedilenlerden biriydi.
AK Parti iktidarı devletle eşitlenip, neredeyse parti-devlet haline gelince vesayet eleştirisi de el değiştirmiş görünüyor.
Beyannamede vesayetten şikayet edilen cümleler o yüzden çok tanıdık gelecek:
“Kendisini tek başına millet olarak, tek başına devlet olarak görenlerle mücadele edeceğiz. Cumhuriyetimizin üzerinde kurulmak istenen hiçbir vesayeti kabul etmeyeceğiz.”
“Yasama, yargı ve medya bir kişinin vesayeti altındadır.”
“Güçlü Demokratik Parlamenter Sistem için öncelikle geniş bir toplumsal mutabakat sağlanacak, her türlü vesayetten uzak, darbe hukukundan arınmış, gücünü milletten alan yeni bir Anayasa yapılacaktır.”
“Hâkimler ve Savcılar Kurulu, Anayasa Mahkemesi, yüksek yargı organları ve mahkemeler üzerinde yasama ve yürütmenin doğrudan ya da dolaylı vesayetine son verilecektir.”
Türkiye beyannamelere, yazılı vaatlere, güzel sözlere inanmayacak kadar çok şey yaşadı.
Ama CHP’nin değişimi kağıt üstünde kalan bir vaat değil.
Uzun bir süredir gözlerimizin önünde gerçekleşen bir vaka.
Bundan 10 yıl önce laiklikle kalkıp, üniter devletle yatan CHP ile bugünkü CHP arasında dağlar kadar fark var.
En son 31 Mart seçimlerindeki aday seçimleri, kimlik siyasetinden kaçınan siyasi dil, CHP’nin başörtüsü yasaklarına verdiği destek için Kılıçdaroğlu’nun net özeleştirisi ve son olarak partinin Ayasofya’nın yeniden camiye çevrilmesine karşı çıkmaması bu somut politika değişikliğinin sonuçları.
Özellikle Ayasofya meselesinde CHP’nin gösterdiği tavrın değeri tam teslim edilmemiş olabilir.
Altında Atatürk’ün imzası olan bir kararname iptal edildi ve CHP buna ses çıkarmadı. Hatta Muharrem İnce gibi Atatürkçülüğüyle nam salmış partinin son cumhurbaşkanı adayı Ayasofya’ya namaza bile gitti.
Fakat tam da Ayasofya’daki ilk Cuma namazında yaşananlar nedeniyle CHP’deki bu değişimi savunmak için en zor zaman bu hafta sonuydu.
CHP’nin sessiz kalarak verdiği onaya rağmen Cuma günü Ayasofya’daki ilk cumada Diyanet İşleri Başkanı, ad vermeden de olsa, muhatabı Atatürk olan lanetleme cümleleri kurdu.
Tam CHP, geçen yüzyılın tartışmalarını kapatıp, yeni bir yüzyıla çağrı yapmaya hazırlanırken eskinin tartışmaları geri döndü.
Genel başkanlığa aday olan İlhan Cihaner, kongrede “Dün yaşanan cumhuriyetin ve laikliğin cenaze namazıydı, dün Ortaçağ'a gittik” dedi. Babacan ve Davutoğlu ile ittifaka karşı olduğunu söyledi.
Diğer aday Aytuğ Atıcı, partinin yeni çizgisini “Yeter ki iktidar olalım, ilkemiz olmasın” diye eleştirdi.
Bir başka aday Erdoğan’ın diplomasının peşinin bırakılmasına kızdı.
Fakat Ayasofya’daki hutbeye öfkeyle açılan kurultayda günün sonunda bu üç aday da genel başkanlık için yeterli 100 imzayı toparlayamadılar.
Rahatça genel başkanlığa yeniden seçilen Kılıçdaroğlu, başörtüsü ile ilgili yaptığı özeleştirisini tamamlayan bir sürpriz yaptı ve Parti Meclisi’ne CHP’nin İstanbul teşkilatlarında yöneticilik yapan genç bir başörtülü avukatı aday gösterdi.
Parti yönetimindeki daha sekter, şahin isimleri ise liste dışı kaldığı görüldü.
CHP değişmeye çalışıyor.
Önceki gün Karar’da Ali Bayramoğlu’nun yazdığı gibi CHP yönetimi, AK Parti’nin boşaltmaya başladığı toplumsal merkeze girmek için adımlar atıyor.
Bu değişim taktiksel bulunabilir, samimiyeti sorgulanabilir. Refah Partisi’nin, AK Parti’nin değişim, demokrasi söylemleri de bir zamanlar CHP’liler tarafından takiyye olarak görülürdü.
Yıllarca bu takiyye suçlamasıyla mücadele edenlerin önemli bir kısmı CHP’nin değişimine kredi açmak istemiyor.
Belki değeri kısa vadede iktidar yarışı içinde teslim edilmeyebilir ama bu değişim, ülkenin, siyasetin normalleşmesi ama en çok da Türkiye’deki muhafazakarların uzun vadeli çıkarları için hayırlı bir gelişme.
İktidar ise CHP’deki bu değişimden, Kılıçdaroğlu’nun kimlik siyasetinde ona düşen rolü oynamamasından pek memnun gözükmüyor.
Neredeyse ‘ah nerede o eski CHP’ yakarışları duyuluyor.
Peki sahiden nerede o eski CHP’liler?
Gün geçmiyor ki iktidar medyasında bir köşe yazısında ya da bir televizyon programında Baykal ve onun CHP’sinin yerli ve milliğine özlem ve övgü dile getirilmesin.
Sadece övgü ve özlemle de kalmıyorlar, bizzat Baykal dönemi CHP’sinin önde gelen isimleri artık sık sık Ahaber, CNNTürk ekranlarında CHP’yi yerden yere vururken görülüyor.
Hafta sonu CHP Kurultayı’ndan yayın yapan Ahaber’in yorumcusu CHP’nin eski yöneticilerinden Mehmet Sevigen’di.
28 Şubat’ı, e-muhtırayı, 367 kararını, başörtüsü yasaklarını, AK Parti kapatma davasını CHP’nin hararetle savunduğu günlerdeki yöneticilerinden olan Sevigen, Ahaber ekranlarında partisinin duygusal olarak bölündüğünü, fiziksel olarak da bölünebileceğini anlatıyordu.
Yine son dönemde Ahaber, CNNTürk ekranlarında sık sık görünen eski CHP’lilerden biri de Yılmaz Ateş.
Baykal’ın kurmay kadrosundan Ateş de yeni CHP’yi FETÖ’cülükle, PKK’ya göz kırpmakla, Ermenicilikle suçluyor, çıktığı kanallar sözlerini “Kılıçdaroğlu’nu topa tuttu” diye sevinçle veriyorlar.
Halbuki, aynı Ateş bir zamanların en ateşli başörtüsü karşıtlarından biriydi. Hatta bir keresinde “Çok özür diliyorum ama Sayın Erbakan'ın eşi niye öldü biliyor musunuz? Gittiği hastanede bayan doktor yok gece diye erkek doktora el sürdürmedi ve kadıncağız öldü” gibi bir yalanı bile dillendirmekten çekinmemişti.
Özlenen Baykal CHP’sinin bir başka yöneticisi Onur Öymen’i de yerli ve milli CHP’li kontenjanından aynı ekranlarda Kılıçdaroğlu’nun ABD projesi olup olmadığının tartışıldığı programlarda görmek mümkün.
Öymen’in 2007’de e-muhtıra için tvlere bağlanıp “Genelkurmay'ın tespitleri bizim tespitlerimizden farklı değildir. Altına imzamızı atarız” demesi, ABD gazetelerine “türban Nazi gömleği gibi” açıklamalar yapması yerli ve milliğine halel getirmiyor.
Baykal’ın laikçi CHP’sinin en ateşli yöneticilerinden Savcı Sayan, artık makam odasında İsmailağa cemaatinden hocaları ağırlayan aynı ateşlilikte bir AK Partili belediye başkanı.
Yine Baykal’ın kurmaylarından Korkmaz Karaca, Cumhurbaşkanlığı ekonomi kurulu üyesi.
O yılların en hararetli laiklik şampiyonu, CHP’nin potansiyel genel başkan adayı Metin Feyzioğlu da Ayasofya davetiyesi alacak kadar güvenilir isimler listesine adını yazdırmış durumda.
Cumhuriyeti demokrasiyle taçlandırmaktan bahseden, başörtüsü yasağında yanlış yaptık diyen Kılıçdaroğlu’na açılmayan krediler, en ufak bir özeleştiri yapmamış eskinin bu laikçi CHP’lilerine açılıyor.
Aslında sadece bu kadro değişimi bile CHP’nin değiştiğini gösteriyor. Aynı zamanda değişenin sadece CHP olmadığını da...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları

























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.02.2026
2.02.2026
29.01.2026
25.01.2026
22.01.2026
19.01.2026
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026