Zeki ALPTEKİN
Corona krizinin ortaya çıkardığı diğer bir gerçek küreselleşmenin de bir yerde sınırlarının olduğu, bunun ancak yerel olan ile bağlantılı olması durumunda ekonomik bir rasyonalitesi olabileceğidir. Bu bağlamda yıllardır dünayanın önde gelen ülkelerinde uygulanan arz ve export yönelimli ekonomi politikalar nedeniyle ihmal edilen iç ya da yerel ekonomi olgusu (bununla birlikte iç talep), ekonomi politikada, kriz ile başetme konusunda kimi eski klasik paradigmaların (farkında olmadan ya da ''mecburen'') yeniden ortaya çıkması ile tekrar önem kazandı:
Küresel tedarik zincirlerinin krizle şimdilik kısmen dumura uğraması ile tetiklenen dünya ticaretindeki düşmelerin, artık tek başına export ekonomisinin her şey demek olmadığının ortaya çıkmasından sonra, ülkelerde resesyonla yükselen krizsel gelişmeler, özellikle Avrupa ülkelerinde yoğun milyarlık destek paketleri ile karşılanmaya çalışılıyor. Bu pratikte, göreceli büyük konjöktür tedbirleri ile iç talebin canladırılması yolunda devletin insiyatif alarak yatırımları harekete geçirmeye çalışmasında ifadesini buluyor. Konjöktür paketinin en büyüğünü ortaya koyan Almanya'da bu (ekonomi-politik) çizgi, devletin bir ekonomi yapıcı olarak girişimde bulunarak eğitim-öğretime ve ARGE çalışmalarına, tüm gün okullarına ve digital öğrenime, modern hidrojen teknolojilerine ve bizzat şimdiki koalisyon tarafından geçmişte boğulmaya çalışılan „enerjide dönüşüm“ politikasına yeniden meylederek yenilenebilir enerjilere yatırım yapma ve bunları teşvik etme şeklinde ortaya çıkıyor. Yeri geldiğinde, yapılan finansiyel destek, karşılığında ilgili kuruluşa ekonomik aktör olarak (alınıp-satılabilir) bir katılıma da (Lufthansa'da %20) dönüşebiliyor.
Tüm bunlar, bu tedbirlerin daha önceki krizlerde kullanılan enstrümanlardan içerik olarak farklılaşması anlamına geliyor. Örneğin 2008-09 krizindeki tek taraflı, sadece bankaları düşünen ve bununla altına girilen 80 milyar €'luk borç yükünden, pratikte toplumun en zayıf kesimlerinin aleyhine işleyen bir "tasarruf tedbirleri" ile kurtulma stratejisi yerine; konjöktürü, toplam talebi canlandırarak (Keynes'in kulakları çınlasın!), yani iç talebi güçlendirme ve yatırımları sıfır faiz şartlarında canlandırmaya çalışıyor. Yatırımlara destek, örneğin geçmiş krizdeki otomotiv endüstrisinin, yeni dizel yada benzinli arabaların, eskilerinin atılması karşılığında 2 500 € ile desteklenmesi yerine, bu alanda KDV'lerin düşürülmesi ve desteklerde çevreye duyarlı teknolojilere öncelik verilmesi şeklinde belirebiliyor.
Özetle sosyal olarak zayıf kesimleri dikkate alan, kriz nedeniyle artan işsizlik ve "kısa çalışma" şartlarında karşılıksız yardımlarla iç talebi canlandırarak, var olanı da canlı tutarak, krizden özellikle etkilenen orta ve küçük boy işletmeleri hibelerle ayakta tutmaya çalışıp yatırımları güçlendirmeye gayret eden, bu yolla krizi ve sonuçlarını aşmaya çalışan, tüm toplumu kuşatıcı tedbirleri ile eskinin "finansiyelci" ve ''tasarrufçuluk''tan muzdarip neoliberal ekonomi politikalarından temelde ayrışan yeni bir ekonomi politika anlayışı ile karşı karşıyayız. Krizin aşılmasına yönelik olarak (çöken) iç ekonomileri ayakta tutmaya, kurtarmaya yönelik politik reflexler, ister-istemez (tarihin bir cilvesi olarak), kendi içinde geliştirdiği bir otomatizmle, bizim genel bir tabirle Keynesyanizm olarak nitelediğimiz, günümüze ilişkin içeriği ile sosyal devlet komponentleri ağırlıkta olan bir karşıtına dönüştü. Bu, özellikle neoliberal ekonomi anlayışının en militanca, en ideolojik uygulandığı ülkelerde bile, ABD'de ve İngiltere'de „şartların zorlaması“ ile gündeme geldi. İspanya, konjöktür tedbirleri konusunda belki de en ilginç olanı:
İspanyol hükümetinin tahminlerine göre ülke ekonomisi, Gayrisafiyurtiçihasıla bu yıl içinde %9,2 küçülecek. Buna bağlı olarak 2019 yılında %13,8 olan işsizlik oranının bu yıl sonunda %19'a çıkması bekleniyor. Bu şartlarda toplam 200 milyar €'luk bir krizi aşma programı ortaya koyan ve özellikle orta ve küçük boy işletmelerin desteklenmesini hedefleyen hükümet, hiçbir ülkede görülmeyen bir ilki, bir tedbiri de gündemine aldı: İhtiyacı olan herkese „temel gelir“ (basic income)!
İspanyol hükümetinin tespitleri itibarı ile buna göre toplam 850 bin hane halkının devletten yardım alma hakkı olacak. Bu, 50 milyon nüfusa sahip ülkenin yaklaşık 2,3 milyon insanı demek. Bunun %30'unu çocuklar ve gençler, %16'sını tek başına çocuğunu büyüten (ki bunların %90'nı kadınlar) insanlar oluşturuyor. Bu insanlara yapılacak yardımlar, hanelerin büyüklüğüne ve yapısına göre 460 ila 1 000 € arasında değişiyor. Bu yardımı, 23 ve 65 yaş arasında olan ve 1 yılı sigortalı olması şartı ile en az 3 yıldan beri çalışıp ev geçindirenlerden aylık kazancı ailede kişi başına 230 €'dan az olanlar hak ediyorlar! Bu yardımla bütçeye eklenecek toplam „yük“, 3 milyar € olarak tahmin ediliyor. Toplumun en zayıf kesimlerinde iç talebi güçlendirmeye yönelik bu tedbirin, yıllardır krizle boğuşan İspanya'da, durumun pandemi ile daha da ağırlaşmasına rağmen cesurca alınması, olayın ilginç yanını oluşturuyor. Bence ülkenin önünde bu konuda somut bir örnek vardı: Portekiz! 2008-09 ile girdiği krizden birkaç yıl önce AB finans kliğinin tasarruf politikası dayatmalarının tersine bir „sosyal politikalar taarruzu“ ile (mesela asgari ücretin „cömertçe“ yükseltilmesi ile) ülke krizi başarıyla yenmişti.
Bitirirken; kriz ile birlikte, son yıllarda dünyamızı saran popülizm cenahındaki (ekonomi) politikaları ve bunların geleceğine ilişkin olasılıklar konusunda tahminde bulunacak olursak:
Öncelikle küresel ticaret savaşları ve bunun öncesinde de varolan neo-merkantilist, ulus-devletçi eğilimler, krizin oluşmasından sonra büyük oranda yerini (başlangıçta reflexif olarak oluşan kimi ulus-devletçi egolara rağmen) uluslararası SWAP anlaşmalarına, uluslararası (ekonomik) örgütlerin olaya dahline, karşılıklı yardımlaşmaya, yardım etmeye bıraktı. Bu birlikteliğin en somut ve kapsayıcı biçimini, her türlü yetersizliğine rağmen Avrupa Birliği'nde görüyoruz. Tarihin cilvesi burada, global ekonomik gerilemeye rağmen zorunlu ve reflexif olarak „ya hep beraber, ya hiç birimiz“ şeklinde özetlenebilecek küresel bir bilincin gelişmesi şeklinde tezahür ediyor. Son ABD'deki ırkçılığa karşı oluşan ve kısmen de olsa dünyayı kapsayan protestonun da bu süreci, bu bilinci destekler nitelikte olması itibarı ile de ''tarihin bir cilvesi'' olduğunu kayıt edelim.
Bu somut süreçler karşısında popülizmin üretebildiği tek şey demagoji, hamaset ve politikada birbiriyle çelişen pozisyonlar; özetle krize karşı komplo teorilerinden, düşmanlıktan, ırkçılıktan başka hiçbir şey üretememek! Corona krizinden çıkış, popülizmin sürecinden çıkışa denk gelecek anlaşılan. Neoliberal ekonomi politikaları, çevreciliği dıştalayan, tek taraflı bir küreselleşme ve popülizm üretti. Şartların zorlaması ile yeniden keşfedilen sosyal devlet ilkesi, Keynesçi ekonomi-politikalar, daha adil ve ekoloji ağırlıklı bir küreselleşmenin oluşmasının, popülizmin tarihe karışmasının kilometre taşları olacak, görünüşe göre..
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları














































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.08.2025
13.04.2025
25.02.2025
4.02.2025
22.12.2024
1.07.2024
12.05.2024
15.04.2024
3.02.2024
24.11.2023