Ali BAYRAMOĞLU
Son 15 yılda, Türkiye’de çeteler, illegal gruplar, faili meçhul cinayetler, siyasi gündemin en önemli meseleleri haline geldi.
90’lı yıllarda “terörle mücadele etmek” için kurulan, subaylar, sivil memurlar, PKK itirafçılarından oluşan infaz grupları yıllarca yüzlerce sivili öldürdü, faili meçhul kalan cinayet işledi. Bu çetelerin hedefi, Kürt şehirlerinde kamusal alanı ölüm üzerinden ve cebirle denetlemekti. An geldi, suçüstü yakalandılar. Cinayetleri 1997-1998’de davalara konu oldu. Ancak seçilen birkaç kurban mahkûm edildi, yaşanan vahşet münferit hadiseler olarak geçiştirildi.
AKP, asker ve yerleşik düzenle çatışma içine girdiği dönemde, 2009-2011 yılları arasında bu dosyaları tekrar açtı. JİTEM (Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele) davaları olarak bilenen bu adli süreçler büyük siyasi iddialarla başladılar, demokrasi ve yüzleşme ihtimali açısından umut saçtılar. Ne var ki zaman içinde siyasi iklimin değişmesiyle gevşediler, özellikle son dönemde askeri karargâh-AKP yakınlaşmasının da etkisiyle kapandılar ve aklandılar. 1993-1995 arasında 22 kişinin infazıyla ilgili Albay Temizöz davası, 1992-1994 yılları arasında yasa dışı keyfi infaz edilen 13 kişiyle ilgili Musa Çitil Davası, 1993’te dokuz kişinin yakılarak öldürüldüğü Vartinis katliamı davası, 2015 ve 2016’ta beraatle sonuçlanan JİTEM dosyalardan sadece birkaçı. Sonuç olarak Türkiye ne bu devlet politikalarıyla yüzleşebildi ne de bu çetelerle hesaplaştı.
2000’lerde bu öykü, oyuncu değiştirerek ancak benzer bir senaryoyla devam etti. Bu kez zemin farklıydı, ülkeyi sarsan Kürt sorunu değil, Avrupa Birliği meselesiydi. AKP iktidarı, 2000’lerin başında AB üyeliği için çabalıyor, köklü reformlar yapıyor, yerleşik Kemalist yapı sallanıyor, Ermeni Soykırımı ve kimlik tartışmaları iç içe giriyordu. Ülke değişim, bölünme, rejim tartışmaları etrafında kutuplaşmıştı. Reformlar ve AKP asker kazanını kaynatıyor, öfkeli kimi generaller hükümete ve politikalarına ateş püskürüyor, muhtıra veriyor, siyasete daha sert ve açık müdahale zemini arıyorlardı.
Gerçek failleri meçhul kalan siyasi cinayetler bu ortamda tekrar baş gösterdi. Kimlik, rejim, egemenlik tartışmalarının öne çıktığı iklimde, namlu bu kez içerideki “öteki”ye, gayrimüslimlere çevrildi. Çeteler 90’lara oranla daha karmaşık ve organize, politikalar da daha örtülüydü. 2006 şubatında Trabzon’da rahip Andrea Santoro öldürüldü. Katili rahibin “misyonerlik faaliyetlerine tepki duyduğu” için galeyana geldiğini söyleyen 15 yaşında bir çocuktu.
Bir yıl sonra, 2007 ocak ayında Agos Gazetesi yayın yönetmeni, Ermeni entelektüel Hrant Dink katledildi. Katilleri sözüm ona bir grup öfkeli serseriydi. Aynı yılın nisan ayında sıra Malatya vahşetine geldi. Malatya’da Protestanlığa dair kitaplar satan bir yayınevinde üç misyoner vahşice katledildi. Cinayeti işleyenler, kişisel tepki ve öfkenin arkasına sığındılar.
Ne var ki, pek çok açıdan bir dönemin simgesi olan Dink cinayeti, “tepkisel saldırılar” iddiasını daha ilk günden anlamsız kılan kanıtlarla, yeni bir sistemli cinayet furyasına işaret ediyordu. Cinayetten bir süre önce Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Genelkurmay Başkanlığı’nın talebiyle yayınları konusunda Dink’i uyarmış, “sana tepki duyanlar olabilir, başına bir iş gelir” demişti. Dink’in öldürüleceğine dair ihbar ve cinayet planının ayrıntıları aylar öncesinden polis ve jandarmanın eline ulaşmıştı. İlginç biçimde İstanbul’dan Ankara’ya ilgili tüm birimler görevlerini ihmal etmişler, Dink cinayeti Gabriel Garcia Marquez’in Kırmızı Pazartesi romanındakine benzer biçimde işlenmişti.
Aradan 10 yıl geçti. Ortada hala ciddi bir sonuç yok. Dink davasıyla ilgili sadece tetikçi ve çevresi mahkûm edildi. Devlet memurlarının, jandarmanın, polisin sorumluluklarına, görevlerini kasıtlı şekilde yerine getirmediklerine ilişkin diğer soruşturma ve davalar, yeni bulgu ve iddialarla süregidiyor. Ancak soruşturma ne ordunun ne istihbarat teşkilatının kıyısına yaklaşabiliyor. AKP hükümetlerinin cinayette sorumluluk taşıyan memurları görevden almaması, kimilerinin zamanla içişleri bakanı, polis istihbarat dairesi başkanı gibi konumlara getirilmesi resmi yaklaşımın açık bir göstergesi.
Santoro ve misyoner cinayetlerinde de durum farklı değil. Rahibi öldüren “çocuk” 12 yıl hapis cezası çektikten sonra salındı, “kendi başıma yaptım” demeye devam ediyor. Misyoner vahşetine ilişkin dava 2016’ın eylül ayında sonuçlandı, beş kişi galeyana gelerek cinayet işlemekten mahkûm oldu. Yönlendiriciler ise buharlaştı.
Bir başka sorun şu: Ortada kalan, hasıraltı edilen bu davaların aslında başka ortak bir işlevi var. Siyasi mücadelelerde, iktidar kavgalarında araç haline getiriliyor, silah olarak kullanılıyorlar.
Dink cinayeti, örneğin, bir dönem kamuoyunun da olağan şüpheli olarak gördüğü “ulusalcı çeteler” tarafından işlenen bir cinayet olarak lanse ediliyordu. Bu düşüncenin yayılmasına en çok katkıda bulunanlar, o dönemde emniyet ve yargıda hakimiyet kuran Gülencilerdi. Bugün ise tam tersi yaşanıyor. Gülenciler Dink cinayetini planlayan ve işleyen merkez ilan edilmiş durumdalar. Keza misyoner davasında suçlanan, uzun süre tutuklu kalan, sonunda beraat eden ulusalcı subay ve generallerin durumu bugün bir Gülenci komplosu olarak açıklanıyor.
Aslında değişen sadece siyasi denklem ve çatışma eksenleri. Dün ulusalcıları hedef alan AKP-Gülenci ittifakı, yerini bugün Gülencileri hedef alan AKP-Ulusalcı ittifakına bırakmış durumda. Nitekim Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, şubat 2015’te Dink cinayetiyle ilgili fikrini değiştiriyor, “gelişmeler enteresan, işin aktörleri ortaya çıkmaya başladı” diyerek Gülencilere işaret ediyordu.
Dink davasında kamu görevlilerinin ihmallerine ilişkin hazırlanan aralık 2015 tarihli iddianamede, Gülenciler ilk kez cinayetle birlikte anılıyordu. Eylemi “bütün ayrıntılarına kadar bildikleri” iddia ediliyor, Dink suikastı “yol verilen cinayet” olarak tanımlanıyordu.
Araçsallaşma sadece cinayet davaları üzerinden yaşanmadı. Askeri darbe hazırlıklarının peşine düşen Ergenekon ve Balyoz gibi davalar da bu döngüde yer aldı. Bunların arasında yer alan “askeri casusluk” gibi kimi dosyaların orduda tasfiye yapıp Gülencilere yer açmak için sahte delillere dayanan davalar olduğu zamanla ortaya çıktı. Ergenekon ve Balyoz davaları gibi içinde muhtemel bir haklılık payı ve ciddi iddialar olan diğerleri de sahte deliller eklenerek kirletildi, tasfiyelerde kullanıldı. Masum subaylar tutuklandı ve ordudan ihraç edildiler. Bu davaların hepsi siyasi iklimin değişmesiyle, AKP-Gülen çatışmasının başlamasıyla yüksek mahkemeler tarafından bozuldu ve düşürüldü. Ancak orduda ve adliyede ağır bir tahribata ve ciddi hak gasplarına yol açarak derin izler bıraktılar.
Madalyonun diğer yüzü de vardı. Bu furyada Ergenekon ve Balyoz gibi davalarda sadece masumlar değil, haklarında darbe hazırlamak, suç şebekeleri kurmak konusunda ciddi kanıtlar olan kimi isimler aklandılar. Kimi eylemler ve darbe hazırlıkları böylece geçiştirildi.
Benzer bir şekilde Ergenekon davasında yargılanan avukat Kemal Kerinçsiz ya da emekli General Veli Küçük gibi Dink cinayeti öncesi önemli kışkırtıcı roller oynamış isimler temize çıktı. Ergenekoncuların bu cinayetteki muhtemel rolünün üstü örtüldü.
Bugün bir başka sorun, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası olağanüstü hal döneminin bu garip süreklilikte tehlikeli bir çıkışı başlatmasıdır. Örneğin, 1992-1996 yılları arasında 22 kişinin infazına ilişkin süren JİTEM-Kızıltepe davası avukatı Erdal Kuzu’nun söylediği gibi, “JİTEM davaları Gülencilerle ilişkilendirilerek sulandırılmaya çalışılıyor”.
Örneğin, Dink’in yakın arkadaşı olan Ermeni yazar Etyen Mahçupyan, Erdoğan’ı eleştirdiği ve referandumda “hayır” tavrı aldığı için iktidar gazeteleri tarafından bu cinayetle ilişkilendirilip, Gülenci olmakla itham edilebiliyor.
Muhalif duruş ve sesin kriminalize edilmesi tabiileşiyor. Yargının sıradan iktidar mücadelelerinin aracı haline gelmesi, demokrasinin kalitesini her geçen gün daha aşağıya çekiyor. Keyfilik, yargı-siyaset ilişkilerinin kirliliği, oto-sansür, endişe sıradanlaşıyor. Bu sıradanlaşma ve sıradanlaşan bu hususlar, anayasa değişikliğiyle önerilen yeni dönemin ipuçları mıdır, bilinmez. Ancak, akla geliyor.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları





















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
12.02.2026
7.02.2026
5.02.2026
1.02.2026
29.01.2026
24.01.2026
22.01.2026
17.01.2026
15.01.2026
10.01.2026