Ali BAYRAMOĞLU
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yönetiminden rahatsız, farklı siyasi eğilimler arasında bölünmüş muhalif seçmen Türkiye’de Macron gibi bir siyasetçi, bir lider üretebilir mi? 2019 başkanlık seçimlerine Erdoğan karşıtı muhalif bir seferberlik damga vurabilir mi?
Bu, kâğıt üzerinde mümkün. Türkiye 16 Nisan 2017’de anayasa değişikliğiyle oyunun kurallarını değiştirdi. Parlamenter düzende nispi temsil sistemiyle Erdoğan ve partisini iktidardan uzak tutmak, yerleşik siyasi dengeler itibarıyla adeta imkânsızdı. Ancak yeni kurallarla ikinci turda iki adayın yarışacağı başkanlık seçimi seçmen ittifaklarına imkân sağlayarak keskin bir iktidar değişimini pekâlâ sağlayabilir. Başka bir ifadeyle, Erdoğan’ın ısrarla peşinde koştuğu ve elde ettiği yeni anayasal düzen, onun için bir siyasi tuzak haline dönüşebilir.
Son günlerde Türkiye kamuoyu, özellikle muhalif kesim, bu sorular ve ihtimalle yakından ilgili. Zira 16 Nisan referandumunda ilk kez Erdoğan’ın yenilebileceğine dair ciddi işaretler ortaya çıktı. Adil olmayan bir kampanya ve seçim koşullarına rağmen “evet” oylarının yüzde 51’de kalması, çok daha kötüsünü bekleyen umutsuz ve depresif muhalif kesimleri bir ölçüde canlandırdı. AKP-MHP ikilisinin kasım 2015’te aldığı toplam oya nispetle yüzde 10’luk kayıp yaşaması, 17 büyükşehirde hayır oylarının önde çıkması cesaretlendirici bir etki yaptı. AKP çevrelerinde ise kısmi bir sarsıntı yarattı.
Erdoğan’ın zaferinin kırılganlığının sadece kamuoyunda değil, siyasi arenada da ciddi bir akis yaptığını belirtmek gerekir. Türk siyasetinin duayen isimlerinden, CHP’nin eski genel başkanı Antalya Milletvekili Deniz Baykal, bir süre önce bir televizyon programında muhalefetin tek aday etrafında birleşmesi gerektiğini söylüyor, yüzde 49’un adayını bulması için şu sözlerle hareketlenme çağrısı yapıyordu: "CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ‘ben Cumhurbaşkanı adayıyım’ derse biz de 'tamam' deriz, arkasında oluruz, adayımız o olur. Kılıçdaroğlu aday olmayacaksa, içinde genel başkanlık yarışının da olduğu bir dönem başlıyor. Abdullah Gül yüzde 49'un adayı olabilir. Gül aday olursa değerlendirilmesi lazım…"
Baykal’ın bu çıkışı bir anlamda cini şişeden çıkardı. Muhalefetin, AKP’nin Erdoğan’la ayrı düşmüş kurucularından eski Cumhurbaşkanı Gül’ün etrafında birleşilebileceğini söylemesi akıllardan geçen bir “beklenti”nin dışa vurulmasıydı. Bu ihtimalin seslendirilmesi AKP saflarını da hareketlendirdi.
Baykal’ın ortak bir aday tespiti için ana muhalefet partisinde iktidar değişimini ima etmesi, CHP’yi de hareketlendirdi. Aday tartışması ile parti içi iktidar mücadeleleri start almış oldu. CHP’de muhaliflerin olağanüstü kongre çağrıları ve buna karşı genel başkanın verdiği tepki 2019 cumhurbaşkanlığı adaylığı meselesi bir anda iç içe sokuldu.
Asıl önemlisi, CHP liderinin bu siyasi baskı altında 2019 için aday ve ittifak arayışını şimdiden başlattığını şu sözlerle açıklamasıydı: “Yüzde 49 sadece bize aitmiş gibi bir hava yaratıp aday belirleme sürecine girerseniz yanlış olur. Biz bunun çalışmalarına bugünden başladık zaten. 50’nin üzerinde sivil toplum örgütünün başkanıyla konuştum. Referandum sürecini değerlendirdik. Önümüzdeki hafta bazı siyasi partilerin liderlerini ziyaret edeceğim.”
Sol muhalif kesimin siyasi hararetinin bu çerçevede artacağı belli. Ancak Erdoğan karşısında bir ittifakı, bir ortak adayı güçlü ve anlamlı kılacak olan, hiç şüphe yok ki muhafazakâr cephe. Referandumda AKP seçmeninin yüzde 10’u Erdoğan’a karşı çıktı ve “hayır” oyu kullandı. “2019’a doğru bu oran artar mı?”, daha önemlisi “Bu grup siyasallaşır mı?” gibi soruların önümüzdeki dönem için hayati önem taşıdığına şüphe yok. Muhafazakâr kesimde bu sorular ve içerdiği endişeler, Baykal’ın Gül’ü muhalefetin ortak adayı olarak işaret etmesiyle tekrar gündeme geldi.
AKP’liler Gül’ü Erdoğan karşısında adaylığıyla ilgili net olmaya ve spekülasyonları bitirmeye davet ederken Erdoğan, Gül’ün ortak aday olma fikrini “Bu tamamen bir virüs hareketidir, bir fitne hareketidir” olarak tarif ediyordu. Gül ise temkinli davranıyor, kapıyı ne açıyor ne kapıyordu. Yaptığı açıklamada hem “sıcak siyasetten uzak durduğunu” söylüyor, hem “bilgi ve tecrübesini ülke için paylaşma sorumluluğu olduğunu” hatırlatıyordu.
AKP’nin ilk başbakanı ve cumhurbaşkanı olan Gül gerek AKP çevrelerinde gerek Türk siyasi hayatında önemli bir figür. Erdoğan’ın 2013 sonrası politikalarıyla ters düşen, reformcu ve liberal bir eğilimi, AKP doğuş felsefesini temsil etmeye devam eden bir isim. Bu açıdan muhalefet çevrelerinde de belli bir sempatiye sahip ve Erdoğan’ın karşısına çıkarsa her cenahtan destek almaya aday. Ne var ki Gül bugüne kadar fikir ayrılığını siyasi dile dökmekten, AKP içinde tartışma ve ayrışma yaratmaktan kaçındı. Bunun en büyük nedeni muhtemelen Erdoğan karşısında sınırlı kazanma şansının olması ve mücadeleci yanının eksikliğiydi.
Ancak muhafazakâr çevrelerde, eski AKP siyasetçileri arasında artan memnuniyetsizlik dikkate alındığında ve Erdoğan’ın keskin tek adam politikalarını sürdürmesi halinde bu dengeler değişebilir.
Bu anlamda Gül’ün son konuşmasında sarf ettiği şu sözler bir tutumu ve grubu temsil etmesi bakımından dikkat çekiydi: “Başta ben olmak üzere AK Parti’nin gerçek öncüleri, kurucularına yönelik ağza gelmeyecek laflar, küfürler, partide ahlak dışı davranışları kınıyorum. Bunun nasıl organize olduğunu dünya âlem biliyor artık. (Erdoğan’ı kastederek) Bunun karşısında sükûtu üzüntüyle karşılıyorum.”
Yeni oluşan koşullarda, etrafında kendiliğinden bir birleşme ve ittifak olması halinde Erdoğan’ın otoriter performansının derinleşmesi, ekonomiden dış politikaya yaşanabilecek kimi muhtemel krizler çerçevesinde Gül’ün siyasi olarak harekete geçmesi masada duran bir ihtimaldir. Gül bu çerçevede 2019 yolunda bir ağırlık oluşturmaya devam edecek gibi görünmektedir.
Genel tablo budur, soru ise şudur: Memnuniyetsiz ancak örgütsüz ve dağınık bir muhalefet siyasi anlamda organize olabilir mi? Bunun çok kolay olmadığını teslim etmek gerekir. Yüzde 49 içindeki antagonist siyasi eğilimlerin varlığı dikkate alınırsa, bu eğilimlerin herhangi bir anayasa değişikliğine türlü saiklerle “hayır” demesi ile ortak bir başkan adayı üzerinde anlaşarak aynı istikamette oy kullanması arasında önemli bir fark vardır.
Ayrıca Türkiye’de seçmen ittifakları ve uzlaşma geleneğinin zayıf olduğuna işaret etmek gerekir. MHP’li muhalifler ile Kürtler, muhalif muhafazakârlar ile sol kesim arasında uzlaşma hem fiilen hem siyasi kültür açısından oldukça zor görünmektedir. En nihayet AK Parti’nin kan kaybına rağmen yüzde 44 civarında bir destekle Türkiye’nin hala en güçlü ve organize siyasi yapısı olduğu açık. Tüm bu gelişmelerin, Türkiye siyasetinde yeni bir pist oluşturduğu açıktır.
Yazarlar
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları




















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
12.02.2026
7.02.2026
5.02.2026
1.02.2026
29.01.2026
24.01.2026
22.01.2026
17.01.2026
15.01.2026
10.01.2026