Ali BAYRAMOĞLU
Uzun bir süre sonra, arka arkaya iki mutluluk verici gelişme yaşandı. Önce 14.5 aydır tutuklu olan Murat Aksoy ve Atilla Taş tahliye edildiler. Ardından tartışmaları ve iddianamesiyle, her açıdan sorunlu başka bir davanın, Büyükada davasının ilk duruşmasında tüm sanıkların tahliyesi geldi. Cumhuriyet gazetesi davasında Kadri Gürsel’in 1 ay önceki tahliyesini de bunlara eklemek gerekir. Bu tablo, umarız, fikri, siyasi, fiili olarak Gülencilikle uzaktan yakından ilgilisi bulunmayan kişilerle ilgili ölçüsüz, takdire dayalı, keyfi iddiaların tashihine başlangıç olur. Ne var ki bu gelişmeler mevcut resmin küçük parçası. Bir dönemin etkili, ömürlerini askeri darbelerle mücadele ederek geçirmiş gazeteci ve aydınları, Altan kardeşler, Şahin Alpay, Nazlı Ilıcak ve diğerleri hâlâ darbecilik suçlamasıyla hapiste. Sivil toplum hayatının önemli ismi Osman Kavala göz altında. Yayınlarla, beyanatlarla, Kavala üzerinden geçmiş birkaç yılın sivil toplum faaliyetleri, çözüm süreci, demokratikleşme gayretleri, insan hakları mücadelesi, bunların sosyal ağları ve yardım faaliyetleri, adeta AK Parti’nin bir dönemi bizzat AK Parti iktidarında kriminalize ediliyor. Neden yaşıyoruz tüm bunları?
İKİ MİLAT
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sıkça, Gülencilerin devletteki tutuğu yere ve 15 Temmuz darbe girişimine işaret ederek Cumhuriyet tarihinin en büyük saldırısı ve kuşatılmasıyla karşı karşıya olduğumuzu söylüyor. Türkiye’nin 15 Temmuz’da Cumhuriyet tarihinin en büyük siyasi vurgununu yediği, en ağır devlet krizlerinden biriyle karşı karşıya kaldığı muhakkak.

Bu vurgunun ilk işaretleri, malum, 7 Şubat 2012’de ortaya çıktı, Aralık 2013’te hükümeti devirmeye yönelik ilk ciddi girişime yol açtı ve Temmuz 2015’te infilak geldi. 2012 belki biraz daha geri götürülebilir, 2010’da başlayan post-Ergenekon tutuklamaları, bu çerçevedeki kimi adli süreçler, 2011 KCK davaları, daha o günlerde Gülencilerin yayılma, kontrol ve iktidarı ikame etme çabalarına işaret ediyordu.
Hiç tartışmasız, Türkiye 2011-12’den bu yana, artan oranda su yüzüne çıkan şu dört gerçekle karşı karşıya bulunuyor: 1. Demokratik düzeni, işleyişi ve hukuk devletini tehdit eden bir yapılanma. 2. Bu çerçevede yaşanan siyasi kavgalar. 3. Bu tehlikenin, tasfiye ve devlette yeniden yapılanma politikalarıyla bertaraf edilmesinin kaçınılmazlığı. 4. Kendisini sinsice saklayan, disiplinli bu tür bir yapıyla hukuk yoluyla mücadele etmenin zorlukları.
Bunun içindir ki, 2013 sonrasında ülkede alınan çeşitli tedbirler ve yapılan pek çok düzenleme bu tehdide yönelik olmuş, gizli yapılanma gerçeği alınan tedbirlerin hukuk devleti sınırlarını zorlanmasına yol açmış ve Türkiye yeni otoriter baskı kaynağıyla karşı karşıya kalmıştı. 2013 Aralık krizinden sonra 2014 Şubat ayında çıkarılan HSYK yasası bu durumun tipik örneklerinden biridir. Aralık 2103’te darbe silahı şeklinde kullanılan yolsuzluk dosyalarının karşılığını bulamaması, rafa kalması bunlardan bir diğeridir.
“Gülenci baskın” demokrasiye; biri bu baskından, diğeri ona karşı tedbirlerden kaynaklanan iki yönlü tahribat faturası çıkarmıştı.
Ancak nihayetinde denebilir ki, belli bir aşamaya kadar akış, (sorumluluklar, ölçüler, niyetler, yolsuzluklar açısından tartışmalı olmasına rağmen) ana hatlarıyla kabul edilebilir sınırlar içinde kalmıştır. Gülencilerle mücadelenin hedefi, araçları, rotası doğal güzergahının dışına çıkmamıştır.
Devran, iki açıdan milat oluşturan 15 Temmuz’da döndü.
İlk miladı vahşi darbe girişimi ve ima ettiği tüyler ürpertici yapılanmanın oluşturduğuna şüphe yok. Türkiye’nin o geceden itibaren farklı bir siyasi ortama girdiği de muhakkak.
İkinci milat, 15 Temmuz’un ve ona yönelik tedbirlerin hızlı bir şekilde iç siyaset aracına dönüşmesidir. Nitekim 16 Temmuz itibariyle Türkiye sadece olağanüstü tedbirler sayfasını açmakla kalmadı, yan etkileri ve ikincil hedefleri zaman zaman asli hedefini geride bırakan, bugün hâlâ devam eden, 2019 seçimlerine kadar sürmesi muhtemel uzun süreli bir olağanüstü yönetim dönemine girdi.
KIRILMA
Demokratik düzeni koruma refleksi yüksek sistemlerde, her olağanüstü tedbirin yaratacağı tahribat öngörülebilir ve geriye dönüşlü olur. Bu ise, ciddi iç tehditlerle mücadeleyi geniş siyasi uzlaşma, hatta katılımla, tehdidin sadece kendisine yönelik tedbirlerle sürdürmeyi, bunlarda dahi hukuksuz ve keyfi girişimlerden uzak durmayı gerektirir.
Bizde ise tersi olmuştur ve bu, bir siyasi tercihin sonucudur. Yenikapı yakınlaşmasının hemen ertesinde Cumhurbaşkanı, uzlaşmayı fiili olarak siyasi parti liderlerinin kendi etrafında ve kısmen kendisinin yörüngesinde toplanması şeklinde tarif ederek bu kapıyı önemli ölçüde kapatmıştır. Hemen arkasından da anayasa değişikliği gündemi ve referandumuyla siyasi ve toplumsal kutuplaşma politikası tercih edilmiştir. Bu ortamda, 15 Temmuz karşı tedbirleri, AK Parti ve MHP arasındaki oluşan iktidar bloğunun elinde Gülencilerle mücadele ve temizlik politikasını hızla aşarak yeni bir dönemin kurucu referansı ve söylemi haline gelmiştir.
Bu çerçevede darbe girişimi, iktidar söyleminde Türkiye’ye yönelik tüm tehditleri sistematik olarak aynılaştırmaya ve simgelemeye yüz tutmuştur. İç ve dış düşmanlar, Batı, Amerika, İsrail, liberaller, sol gruplar, Kürt hareketi, iktidara muhalif sivil girişimler FETÖ şemsiyesi altında bir araya getirilecek, hakim ideolojik bakış, siyasi ve adli uygulamalar bu istikamette şekillenecektir. Bu tercihte Ortadoğu’daki yaşanan Kürt meselesine ilişkin gelişmelerin ve bunun siyasal sistemde ürettiği tedirginliğin önemli bir rol oynadığı inkar edilemez. Ayrıca buna, Erdoğan’ın arka arkaya maruz kaldığı salvolar karşısında yaşadığı güven krizi ve bu krizin kişileşme dozunu arttırarak siyasi sistemin tabiatını etkilemesini eklemek gerekir.
Bu koşullar altında, 15 aylık bilanço, bir kısmı daha önce, 2013’le birlikte başlayan, bir dizi yer değiştirmeyi içermektedir. Farklı talepleri kucaklama yerine eleme, reform politikası yerine güvenlik politikası, açık toplum yerine itaatkar toplum hedefi, çoğulculuk yerine çoğunlukçu bir siyasi yapı, hukuk yerine siyasi takdir hızla zemin kazanacaktır.
Bu eksen değişikliğini nasıl adlandırmak gerekir?
Bu değişiklikler AK Parti’nin inisyal projesine oranla konjoktürel ve tashih edilebilir sapmaları ifade etmekten çok uzaktır. Yaşanan ciddi bir siyasi paradigma değişikliğidir. Bu değişiklik, muhafazakar bir cumhuriyet modeli etrafında, ataerkil, çoğunlukçu ve merkeziyetçi Türkiye tanımını ima etmektedir. Yeni bir dönemden temel olarak kasıt budur. Bu dönemin kurucu araçları olağanüstü hal yönetimi ve yeni anayasadır, taşıyıcı güçleri ise Gülen tehlikesi, Kürt hareketi endişesi, dış kuşatılma hassasiyetleriyle bir araya gelen ulusalcı-MHP-AK Parti ittifakıdır.
BEŞ KADEME
15 Temmuz sonrası yaşanan gelişmeler, “tasfiyeler ve yeniden yapılanma” çerçevesinde karşımıza, siyasi alanın şekillendirmesi stratejisine ilişkin beş kademeli bir ilerleyiş çıkarıyor.
İlk kademede Gülenciler kadar, Gülenci oldukları sanılan kişiler, ayrıca Gülenci olmamakla birlikte 15 Temmuz öncesinde türlü ve farklı amaçlarla AK Parti-cemaat kavgasında AK Parti’nin karşısında yer alan şahıs, kurum ve kesimler tasfiye edildi.
İkinci kademede Gülencilerle ve darbeyle ilgisi olmayan Kürt siyasetine yönenildi. Bugün itibariyle HDP’nin 9 milletvekili, parti milletvekillerinin yüzde 20’si tutuklu. BDP’li 102 Belediye Başkanı’ndan 83’ünün, yani yüzde 80’den fazlasının yerine devlet memuru kayyumlar atanmış durumda. Bu belediye başkanlarının da 75’i tutuklu. 15 Temmuz 2016’dan sonra gözaltına alınan HDP üyesi 8 bin 930 iken, bunların 2 bin 782’si tutukluydu. Bu çapta ve süreklilikte bir takibatın anlamı, gerek Kürt meselesinin siyasi ifadesi gerek siyasi temsiline yönelik kriminalizasyon araçlarıyla sağlanan alan daraltma, daha doğru ifadeyle Kürt hareketini siyasi alanın dışına atma politikasıdır.
Üçüncü kademe, basına yönelik doğrudan ve dolaylı tedbirlerden oluştu. Türk basını gerek mülkiyet yapısı, gerek yayın politikaları, gerek çalışanları üzerindeki baskı itibariyle sivil dönemlerde hiç alışık olmadığı bir evreden geçiyor. 15 Temmuz, bu açıdan keskin bir neşter işlevi gördü. Liberal ve muhalif gazeteciler tümüyle tasfiye edilmiş durumda. Basının önemli bir kısmı siyasi iktidarla organik olarak iç içe. Cumhuriyet gazetesi davası muhalif bir gazetede siyasi iktidara yönelik eleştirilerin kriminalize edilme biçiminin açık bir örneği.
Dördüncü kademe üniversitelerdir. Gülencilerin dışında, Kürt meselesiyle ilişki kuran, sol, muhalif, liberal kesimden, üniversite kalitesini derinden etkileyecek sayıda öğretim üyesi KHK’lerle görevlerinden uzaklaştırılmışlar, üniversiteler yeniden dizayn edilmiştir.
Son kademe sivil toplum örgütleriyle, toplumsal sahayla ilgilidir. Büyükada davası ve Osman Kavala’ya ilişkin soruşturma; tasfiye ve dizaynın sivil sahaya, sivil siyaset yapma tarzına, açık ve meşru ilişkilere ulaştığını, ulusal ve uluslararası insan hakları ve sivil toplum örgütlerine yöneldiğini gösteriyor. Bu ilerleyişin yaydığı siyasi enerji de oldukça negatiftir.
Adliyeden mülkiyeye ve emniyete kadar gerek tasfiye politikalarında gerek yeni kadrolarda gerek iç işleyişte siyasi itaat temel kriter haline gelmeye başlamıştır. Bu durum kurumların, özellikle yargının siyasi erk karşısında özerkliğini tahrip eden, siyasi sadakati öne çekerek kurumlaşma düzeyini hızla aşağıya iten bir etki yapmaktadır. Karar süreçlerindeki, demokrasinin ruhuna aykırı kişisellik dozu, örneğin belediye başkanlarının aday-seçmen temel ilişkisini hiçe sayan uygulamalarla görevden alınması bunlara eklenmelidir.
Ve siyasi güç bu gelişmelerin ima ettiği siyasi ve toplumsal dokuyu “ideal yapı” olarak değerlendirmektedir.
Yaşanan Kafkas modellerine doğru bir gidiş ve büyük bir paradigma değişikliğidir.
Yazarlar
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları






















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
12.02.2026
7.02.2026
5.02.2026
1.02.2026
29.01.2026
24.01.2026
22.01.2026
17.01.2026
15.01.2026
10.01.2026