Ali Türer
Toplumsal sistemde mevcut dinamik dengeyi değiştirmeye dönük bir adımı ne zaman nasıl atacağınıza siyasi bir aktör olarak karar verebilirsiniz, ama o adımın nasıl bir süreci tetikleyeceğini tam olarak önceden bilemezsiniz. Muhtemelen süreç uzak görüşlü olduğunuz ve hazırlıklı olduğunuz oranda beklentileriniz doğrultusunda, diğer müdahillerin beklenmedik hareketliliği oranında da sizin kontrolünüz dışında gelişecektir.
AKP Hükümeti terörü, şiddeti, akan kanı durdurmak için Öcalan’la görüşmeye başlayarak aynı şeritten geri dönemeyeceği bir sürecin içine girdi. Türkiye’de öyle. Bu adım barışa, huzura susamış gönüllerde olduğu kadar nefret söyleminden beslenerek ayakta duran taraflarda da hemen karşılığını buldu. Süreç siyasi, hukuki, kültürel etik bir dizi tartışmaya yol açarak, “PKK terörünü bitirme” hedefinin de ötesinde bir “Barış Süreci” haline geldi.
Eğer süreç gerçekten bir “barış süreci” olacaksa, anayasası, hukuksal çerçevesi, idari, yönetsel yapısı ile sonuçta ortaya yeni bir Türkiye çıkacak demektir. Devletin toplumuyla barış aradığı böyle bir süreçte hükümetin muhatabı sadece Öcalan, Kandil, BDP olamaz. Böyle bir Türkiye kapalı kapılar ardında hazırlanamaz. Düşünen, yazan, özleyen demokrat beyinlere kamuoyuna haksızlık, saygısızlık olur bu. Süreç açık ve şeffaf olmak durumundadır. Herkes görüşünü ortaya koymalıdır. Tutanakların basına sızması bu açıdan yararlı olmuştur.
Sürecin İmralı-hükümet arasında sıkışıp kaldığını söylemek de haksızlık olur. Basında, televizyonlarda son derece verimli tartışmalara tanık oluyoruz. Bu tartışmalar kamuoyunun geleceğe hazırlanması açısından son derece önemlidir.
Süreç kamuoyunda barışa dönük bir iyimserliğin kapısını araladı. Bazen siyaset cambazlığı, bazen etnik milliyetçiliğe dayalı nefret söylemi, bazen statüko özlemi temelli itirazlar olsun, bazı provokasyon denemeleri olsun kamuoyunda yükselen barış özlemi karşısında tutunamıyorlar, cılız kalıyorlar. Bu, sürecin olumlu sonuçlanacağına olan iyimserliği destekleyen bir gelişmedir.
Cevabı merak edilen soru şu: Sayın Erdoğan ve hükümeti “terörü bitirme” iddiası ile başlattığı barış sürecini sonuna kadar götürecek kararlılığa ve derinliğe sahip mi? Kürt, Türk demokrat kamuoyunda sürecin genişlemesiyle oluşan beklentilere cevap verecek bir hazırlığı, bir programı gerçekten var mıydı? Sürecin başarılı ya da başarısız olması durumunda ülkede ve bölgede olası etkileri ve değişmeyi yeterince öngörebiliyorlar mı?
Sistem Başkanlık sistemine dönüşecekmiş, tamam dönsün. Erdoğan başkan olacakmış, ona da eyvallah.
Peki, ama nasıl bir Türkiye’de yaşayacağız. Nasıl bir anayasaya, nasıl bir başkanlık sistemine sahip olacağız? Devlet Türk devleti olmaktan çıkıp Türkiye Devleti olabilecek mi? Hala bu ülkenin vatandaşı olabilmek için ille de “Türk” mü olmak gerekecek? Mevcut anayasadaki “değişmez” maddeler korunarak bu nasıl olacak? Yerel yönetimleri güçlendirecek özerkleştirecek misiniz? İnsanlar çocuklarının ana dilinde eğitim aldıklarını görebilecekler mi? Okullarda okutulan tarih, edebiyat bu ülkede yaşayan her kültürün tarihi, edebiyatı haline gelebilecek mi? Devlet bütün insanlarını kucaklayacak, onların haklarını güvence altına alacak mı?
Sürecin başarılı olup olmaması da aslında bu köklü adımlara bağlı değil mi? Aklı başında olan herkes bunu görebilir. İlginç olan “Terörist Başı” ilan ettiğimiz Abdullah Öcalan’ın da süreçten PKK adına beklentileri, koşullarının iyileştirmesine ek olarak aşağı yukarı bunlar. “İmralı Tutanakları” bunu ortaya koyuyor.
PKK’nın kullandığı şiddet yöntemine başından beri karşı çıkan, ancak bu gün taleplerinin Öcalan’ınkilerle örtüştüğünü gören bir demokratın bu durumda ne demesi gerekiyor? “Hal böyleyse Abdullah Öcalan’la, Kandille sorunları görüşerek çözün, sizi destekliyoruz” mu demeli? Gayet makul, savunulabilir insani haklar olan, fakat geçmişte iki toplum arasında onca acıya, onca gözyaşına, maddi manevi onca kayba mal olan bu taleplerin hala şiddet tehdidi üzerinden konuşuluyor olması, sizce de yeterince yüz kızartıcı değil mi?
İyi de sürecin böylesine kangrenleşmesinin, bunca cinayetin, işkencenin, katliamın, maddi manevi yıpranmışlığın hesabını kimden soracağız? İçtiğimiz kan değil, kızılcık şerbetiymiş mi diyeceğiz? İşlediğimiz suçları kabul edip, çocuklarımızdan af dilemeyecek miyiz?
Bunları intikam duygularını bilemek amacıyla söylemiyorum. Tam tersi acılarımızı barış yoluyla dindirmekten, çocuklarımız için bu umudu gerçeğe dönüştürmekten başka çaremizin olmadığını görelim diyorum. Gün, suçumuzu kabul etme, borcumuzu ödeme günüdür diyorum. Daha fazla gecikemeyiz, çocuklarımıza huzur içinde yaşayacakları bir yarını hazırlamayı daha fazla erteleyemeyiz diyorum.
Bunları söyleyince bazılarından gene AKP’nin kuyruğuna takılıyorsunuz suçlamaları gelecek, biliyorum. 81 referandumunda “Yetmez ama evet” dediğimiz için bazı “yol arkadaşı” bildiklerimiz tarafından “aforoz” edildik. Ama o adımlar getirdi süreci bu noktaya, bu inkâr edilebilir mi?
Yargı sorunlu, eğitim sistemini Arap saçına, yapboz tahtasına döndü, doğru. Basına müdahaleler, dini referansa dayalı yaşam alanı müdahaleleri canımızı sıkıyor, bu da gerçek. AKP’nin yönetimi altında öğrencilerin, işçilerin, memurların, köylülerin hak arama çabalarına karşı yapılan sert müdahalelere, AB perspektifinden uzaklaşılmasına da hep karşı çıktık, gene çıkacağız. Ama refah, sosyal barış, çoğulcululuk, sivil toplum, hak arama, demokrasi, sosyal devlet göstergelerine baktığımızda, 2013 Türkiye’sinin 2002 Türkiye’sine göre daha geride olduğu söylenebilir mi?
Dahası bu göstergeleri daha da iyileştirecek, mevcut politikaları daha da ileriye götürecek gerçekleşebilir başkaca alternatif bir program da ortada gözükmüyor. Bazı CHP’lilerin MHP’lileştiği, bazı solcuların CHP’lileştiği, bir kısım dini referans alanların da demokrasi ile tanıştıkları karmaşık bir süreçten geçiyoruz. 2000’li yıllardan buyana kartların yeniden karılıp dağıtıldığı bir oyun bu.
Anayasayı, idari, siyasi, hukuki yapıları yeniden yapılandıracak bir sürecin içine bu koşullar altında giriyoruz. Hal böyle iken AKP ve BDP dışında mevcut siyasi partilerin sürecin ciddiyetinin farkında olduklarına dair bir belirti de ortada görünmüyor. Yeni anayasa ile ilgili oluşturulan uzlaşma komisyonu uzatmaları oynuyor, oradan bir sonuç çıkmayacağı ortada. Şimdi gelinen bu nokta da AKP ve BDP başkanlık sistemi değişikliğini de öngören yeni bir anayasa teklifinde anlaşıp meclisten geçirirlerse, teklif referanduma gidip önümüze gelirse ne yapacağız? “AKP’den ne gelirse kötüdür” deyip gene “hayırcı” mı olacağız?
Elbette teklifin içeriğine bakacağız.Yerel yönetimlerin özerkliği“Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı”na uygun bir biçimde kabul edilmiş mi edilmemiş mi? Vatandaşlık tanımı “Türklük” temelinde değil de “Türkiye” ye bağlılık temelinde belirlenmiş mi belirlenmemiş mi? Kendi payıma ben bu iki temel göstergeye bakacağım. Yani yerelleşme, anayasal vatandaşlık, hukukun üstünlüğü, katılımcılık, sosyal devlet göstergelerinde 82 anayasasından daha ileri bir metne bazı olumsuzluklar içerse de gene “yetmez ama evet” diyeceğimi kendi payıma şimdiden açıklayabilirim.
Siyasette “sağduyu” denen şey, olabileceklerin içinden en mümkün olanı görebilmek ile ilgilidir. Siyaset kültürü bunu öğretir. Türkiye’de de bu halk bu sağduyuya sahip olduğunu, bu güne kadar eline geçebilen her fırsatta gösterdi aslında.
Gene geliyoruz aynı soruya. AKP hükümeti siyasi tabuları, geleneksel refleksleri kırabilecek; kapısını araladığı “barış süreci”ni devam ettirebilecek mi? Yoksa bütün bunlar geleneksel köşe kapmaca oyununun bir parçası mı? Erdoğan, “hele bir Başkanlık sistemini kotarayım, ipleri bir ele alayım, gerisi Allah kerim” mi diyor içinden. Bu kuşkularımızı giderecek veriler de ne yazık ki elimizde yok. Niyet okumak da bizim işimiz değil. Bildiğimiz bir şey varsa toplumsal yaşamın bir ekip elinde böylesine manipüle edilemeyeceği, edilirse de bu manipülasyonu yapan o siyasi hareketin bir daha iflah olamayacağı, insanların yüzüne bakacak cesareti bir daha bulamayacağı. İnsanımızın böylesine fütursuzca ateşle oynanmasına bir kez daha izin vermeyeceğine inanıyor olmamız.
Kesin olan bir şey varsa o da eskisi gibi yaşamanın mümkün olmadığı bir dönemece doğru yol aldığımızdır. Ya Türkler ve Kürtler bu topraklar üzerinde diğer halklar ile işbirliği içinde bölgede kader birliği etmesini, el ele, omuz omuza, gönül gönüle vermesini bilecek; Orta Doğudaki diğer kültürlere bir arada yaşanabileceğini gösterecek. Bölgede güvenli bir yaşamın, güç birliği içinde gelişmenin yollarını açacak. Orta Doğu üzerindeki oyunlara birlikte son verecek. Ya da Suriye’de tanık olduğumuz şiddet bütün bir bölgeyi içine alacak şekilde genişleyecek.
Siyasetin makul olanı düşünmek gibi bir sorumluğu var. Bu ülke hepimizin!
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları












































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
23.11.2025
15.11.2025
6.09.2025
18.07.2025
12.06.2025
22.12.2024
3.12.2024
26.09.2024
2.09.2024
5.08.2024