Alper GÖRMÜŞ
Dönüp baktım; bu dizinin ilk yazısını 27 Aralık 2011’de yazmışım. İkincisi ancak 20 Ocak 2012’de gelebilmiş ve onun altına, üçüncünün 24 ocakta geleceğine dair bir not koymuşum. Fakat o da olmadı, araya erteleyemeyeceğim “Dink davası: Bu bilgileri hükümete kim veriyor” yazısı girdi ve dizinin üçüncü bölümüyle işte ancak bugün karşınızda olabildim... Bu takdim-tehirler nedeniyle hepinizden özür diliyorum.
Bu arada dersimi de aldım, bundan böyle dizi yazılarda kesin tarihler belirtmeyeceğim; olur da peş peşe yazabilirsem ne âlâ, olmazsa işte böyle araya başka yazılar koyarak sürdüreceğim.
Artık konumuza dönebiliriz...
Ermenilerin 1915’i neden “unutamadıklarını”, neden “1915’e ‘takılıp kaldıklarını’”tartışıyorduk... İlk yazıda bunun normal, beklenir bir sonuç olduğunu söylemiş, bu sonuçta en büyük rolü devletin inkâr politikaları ile toplumun bu politikalar neticesinde bilgisiz ve duyarsız kalmasının oynadığını savunmuştum. Çünkü acının inkârı travmayı daha da büyütüyor, bu da mağdurun tedavisini imkânsız kılıyordu.
İkinci yazıda ise benim bu tesbitime karşı çıkan ya da destekleyen okurların mektuplarından örnekler vermiştim. Hatırlayacaksınız, itiraz edenler temel olarak 20. yüzyılın başında Balkanlar’dan Türkiye’ye göçmek zorunda kalan Türklerin, Ermenilerin tersine acılarına “takılıp kalmadıkları”ndan yola çıkarak, Ermenilerin 1915’i “unutamamalarından” değil politik bir sonuç alabilmek amacıyla“inatla unutmamalarından” söz edilebileceğini savunmuşlardı. Mesela Bekir L. Yıldırım, “Neden bazı etnik grupların acıları özeldir... Neden bazı gruplar (örneğin Yahudiler ve şimdi de Ermeniler) bırakın diğerlerini, yatıp kalkıp bize ağlayın derler be biz de boyun eğeriz”diye sormuştu.
Etyen Mahçupyan’a teşekkürlerimle...
Birinci yazıyla (27 Aralık 2011) ikinci yazı (20 Ocak 2012) arasında geçen süre benim açımdan çok ilginçti... Çünkü bir taraftan bana gelen “Balkan göçmenleri de benzer acılar yaşadı, neden onlar acılarına takılıp kalmadı da Ermeniler takıldı?”nın muhtelif versiyonlarını içeren mektupları okuyor, bir taraftan da Etyen Mahçupyan’ın Zaman gazetesinde aralıklarla yayımlanan ve sanki o mektuplara cevap vermek için kaleme alınmış gibi duran yazılarını izliyordum.
Etyen tam dört yazı yazmıştı bu çerçevede: “Anadolu’nun ‘hasta’ çocukları” (4 Ocak 2012),“Anadolu’nun ‘şeytanlaştırılmış’ çocukları” (5 ocak), “Rumeli’nin sürülmüş çocukları” (8 ocak) ve “Rumeli Göçmenleri” (15 ocak).
Bu yazılar, benim “itirazcı” okurlara vermeyi planladığım cevapların çok daha yetkin ve derinlikli versiyonlarıydı. O nedenle, burada birkaç ilave dışında o yazıları özetlemekle yetineceğim. Dileyen okurlar, yukarıda başlıklarını ve tarihlerini zikrettiğim yazıların tamamına Zaman gazetesinin internet sayfasından ulaşabilirler...
O da soykırımdı, peki neden unutuldu?
Etyen, öncelikle Rumeli sürgününün özerk bir tartışma alanı oluşturmadığını, ona ancak Ermeni kırımı tartışmalarını dengelemek üzere baş vurulduğunu hatırlatıyor ve haklı olarak burada bir problem olduğuna dikkat çekiyor:
“Neredeyse bir tür ‘kaçış’ olarak değerlendirilebilecek olan bu tutumu, Türklüğe atfedilen epeyce popüler alicenaplık hasletine bağlayarak, yani Türklerin aslında ‘unutmayı’ tercih ettiklerini söyleyerek açıklayabilirsiniz. Ama tarihsel soru bu unutmanın ‘nedeninin’ ne olduğudur ve yanıt da esoterik bir kimlik niteliği üzerinden verilemez.”
Etyen, bu “unutma”nın nedenlerini tartışmaya geçmeden önce zorunlu Rumeli göçünün nitelik olarak 1915’le aynı soydan olduğunu söylüyor ki, ben de aynı fikirdeyim:
“Acaba Türkiye halkı ve kıyıma uğrayarak yurtlarını terk eden Müslümanlar niçin bu olayı bu denli kolayca unutmaya eğilimliler? Ve buna karşın acaba Ermeniler niçin ısrarla hatırlamayı zorluyorlar? Yol temizliği açısından hemen söyleyelim ki, bu karşılaştırmada soykırım tespiti talidir. Çünkü Rumeli kıyımında da merkezi ve sistematik bir imha siyasetinin olduğu her olay açıkça soykırımdır.”
“Otoktonluk” farkı...
Etyen, bu tesbitten sonra “Yani hukukî açıdan bakıldığında ortada unutulabilecek bir geçmiş olduğu söylenemez. O halde yukarıdaki soruların yanıtı ne olabilir” sorusunu soruyor ve gördüğünüz gibi tam bizim tartışma alanımıza giriyor.
Saydığı üç temel nedenden daha açıklayıcı bulduğum ikisini burada dikkatinize sunuyorum:
“Birincisi Ermeniler ve Rumelili Müslümanlar arasında bir ‘otoktonluk’ farkı var: Ermeniler bilinen tarihle en az üç bin yıldır bu topraklardalar. Oysa Müslümanlık Rumeli’ye son üç yüz yıl içinde girmişti ve bazı küçük bölgeler dışında Müslümanlar hiçbir zaman oranın gerçek anlamda ‘yerlisi’ haline gelmediler. Ermenilerin Osmanlı’yı tercihleri kendi iradeleriyle olurken, Rumeli fetihlerle kazanılan bir toprak parçası oldu. Karşılaşmanın ilk dönemlerinde Müslümanların sayısı her iki örnekte de din değiştirenler sayesinde arttı, ama Ermenilerinki kendiliğinden süreçler içerisinde yaşanırken, Rumeli’de bu geçişte güç ve rant elde etme isteğinin payı çok daha fazlaydı. Bütün bu faktörler Ermenileri ‘doğal’ haklarını istemeye iterken, Rumeli göçmeninde eskiden sahip olduğu hakkın ne denli doğal olduğu sorusunun uyanması şaşırtıcı olmaz.”
İkinci nedene geçmeden önce araya gireyim: Cumhuriyet tarihi boyunca yürütülen inkâr kampanyasının bence en başarılı olduğu yanlardan biri de, Ermenilerin bu toprakların otokton (yerli) halkı olduğu gerçeğinin zihinlerden silinmiş olması keyfiyetidir. Öyle olmasaydı, otokton bir halkın yâd ellere sürülmesinin yarattığı travma çok daha iyi anlaşılabilirdi. Anadolu’nun otokton halkı olduğu konusunda zihinlerinde bir istifham bulunmayan Türklerle ilgili muhayyel bir örnek, belki Ermenilerin yaşadığı travmanın neden Rumeli göçmenlerinin yaşadığından daha derin olduğunu göstermeye yarayabilir.
Şu iki durumu karşılaştırın:
Birinci durum: Birdenbire ortaya çıkan küresel bir kargaşa sonucunda Almanya’da yaşayan üç milyon Türk, bir kısmı da kıyılarak Türkiye’ye göçe zorlansın.
İkinci durum: Bir an için bütün dünya ülkelerinin birinci vazifesinin “bizi” düşman bellemek olduğu iddiasının doğru olduğunu varsayalım ve nihayet ellerine geçen bir fırsatı değerlendirerek bütün Türkleri dünyanın çeşitli ülkelerine sürdüklerini düşünelim.
Aradan 100 yıl geçtikten sonra, hangi grup başlarına geleni unutamaz? Almanya’dan Türkiye’ye sürülen Türkler mi, Türkiye’den bütün dünyaya sürülen Türkler mi?
“Kültürünün anavatanına göç ve anavatanının kültüründen kopuş” farkı
Etyen, “üçüncü” olarak saydığı nedeni sanmam ki önem hiyerarşisi gözeterek oraya koymuştur... Bence o da benim gibi bunun temel neden olduğunu düşünüyordur:
“Üçüncü olarak, Ermeniler yığınlar halinde yâd ellere, dilleri ve mezhepleri onlarla uyuşmayan ülkelere gitmek zorunda kaldılar ve hiçbir zaman ‘oralı’ olamadılar. Oysa Rumeli göçmenleri kendi kimliklerinin egemen olduğu bir toplumun parçası haline geldiler. Eskiden hakim unsurken, katliam sonrası başka bir coğrafyada yine hakim unsur olmayı sürdürdüler. Ermenilerde toprağın terki aynı zamanda kimliksel bir yabancılaşma anlamına geldi. Rumeli Müslümanları ise toprağın terki karşılığında kimliksel bütünlüklerini ve onurlarını kazandılar...”
Dediğim gibi, temel neden olduğunu düşündüğüm bu son nokta üzerinde ben de birkaç şey söylemek isterim:
Soykırımı inkârı cezaya tâbi kılan yasa tasarısının Fransız Senatosu’nda oylanmasından hemen önceMilliyet’ten Pınar Ersoy Türkiye’yi çeşitli tarihlerde terk edip Paris’te yaşayan bir grup Ermeni’yle görüşmüştü. Bunlardan biri olan, Ersoy’un “Anadolu’daki Ermeni tarihini enine boyuna araştırmış” dediği Yetvart şöyle diyordu:
“Bizim en büyük meselemiz 1915 değil. Kaybolan koca bir kültür var. Anadolu’da iki bin okulumuz vardı. İzmir ve İstanbul’da 285 Ermenice gazete basılıyordu.”
Bu kültür erozyonuna “beyaz soykırım” diyormuş Pınar Ersoy’un konuştuğu, hepsi de 60 yaşlarında olan Anadolulu Ermeniler...
1915’le Rumeli göçünü bu verilerin ışığında karşılaştırmak anlamlı olabilir... Rumeli’den Anadolu’ya gelenler kültürlerinin anavatanına gelmişlerdi, Ermeniler ise bugün dahi koca bir kültürü kaybetme korkusuyla yaşamaya devam ediyorlar.
Yazarlar
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları

















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.07.2025
14.07.2025
23.06.2025
19.06.2025
17.06.2025
8.06.2025
1.06.2025
11.05.2025
8.05.2025
4.05.2025