Alper GÖRMÜŞ
AK Parti iktidara 2002’de geldi ama, onun seçimlerle yenilemeyeceği inancından kaynaklanan nihilist muhalif ruh hali o tarihte değil de, AK Parti iktidarının seçim dışı yollarla devrilemeyeceğinin idrak edildiği 2007’de başladı. Muhalefetin üstündeki kara bulutların ilk kez dağılmaya yüz tutttuğu bu tarihsel anda, 2007-2019 arasında laik nihilizmin koyulaşma-seyrelme-yeniden koyulaşma evrelerini gözden geçirelim...
Bu yazının geçtiğimiz perşembe günü yayımlanan ilk bölümünde muhalefet cephesinde yaşanmakta olan iki gelişmeye işaret etmiş, bunların birlikte ortaya çıkışlarının tesadüf olmadığını belirtmiştim.
Birincisi: 31 Mart seçimleriyle gelen başarı, yıllardır nihilizme varan derin bir umutsuzluk içindeki muhalif-laik sosyolojide ilk kez iktidarın kesin olarak (da) yenilebileceğine dair bir umut yaratmıştır.
İkincisi: Yeniden umutlanmayı sağlayan şey, yani seçim başarısı en temelde sert laik kimlikleşmede esnemeler olmasıyla mümkündü. Gerek eski seçim yenilgilerinden çıkartılan dersler gerekse de Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) liderliğinin tabanını bu doğrultuda sabırla “eğitmesi” sayesinde bu değişim önemli ölçüde başarıldı. (Bu değişim olmasaydı, CHP tabanı ne Kürtlerle bu kadar yakınlaşmayı, ne de mesela Ekrem İmamoğlu’nda mündemiç dindarlık dozunu sindirebilirdi.)
Yani laik muhalefetin yıllardır içinde bulunduğu koyu umutsuzluk halinin ortadan kalkmaya yüz tutmasını sağlayan şey, özünde kendi kimlikleşmesindeki esnemedir. (Laik kimlikleşmedeki bu değişim ve siyasette kurulacak yeni ittifaklar, önümüzdeki dönemde “laik sosyoloji”, “seküler muhalif kesimler” gibi kavramları bugüne kadarki netlikle kullanamamamız sonucunu doğurabilir.)
Geçen yazının sonuna düştüğüm notta, muhalefetin üstündeki kara bulutların ilk kez dağılmaya yüz tutttuğu bu tarihsel anda, 2007-2019 arasında laik nihilizmin koyulaşma-seyrelme-yeniden koyulaşma evrelerine yol açan başlıca gelişmeleri kronolojik bir sırayla hatırlatacağımı söylemiştim.
Burada, akla hemen şu soru gelecektir: Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) iktidarı 2002’de başladığına göre, laik nihilizm dediğiniz şeyi neden o tarihte değil de 2007’de başlatıyorsunuz?
Bu sorunun cevabı şöyle: Çünkü 2007’den önce bu kesimler umutsuzluk içinde değillerdi. Çünkü Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, bu irticacı partinin iktidarına yakın bir zamanda son vereceğine inanıyorlardı. O nedenle umutsuzluk, eski devlet unsurlarının açık niyetine rağmen AK Parti iktidarının seçim dışı yollarla devrilemeyeceğinin idrakiyle başladı. AK Parti’yi hal’etme girişiminin ardından 2007 seçimleriyle gelen büyük başarı, muhalefette uzun yıllar boyunca sürecek umutsuzluk sürecini başlattı.
Sıra geldi bu süreci kronolojik olarak izlemeye...
2007’den sonraki ilk umut ışığı: 2009 seçimleri
2007’deki Cumhuriyet mitinglerine katılan milyonlarca gösterici, Temmuz 2007 seçimleri için büyük bir umut yarattıysa da sonuç muhalefet için tam bir hezimet oldu. AK Parti seçimi yüzde 47’lik bir çoğunlukla kazandı. Bundan bir süre sonra Abdullah Gül parlamentoda cumhurbaşkanı seçilince, muhalefetin umutsuzluğu iyice koyulaştı.
Mart 2009 yerel seçimlerine gidilirken, muhalif kesimlerdeki nihilist ruh hali artık iyice kök salmıştı. Fakat sonuç, karalar bağlayacak kadar kötü değildi: AK Parti’nin oyu yüzde 38’e gerilemişti.
Seçimlerden hemen sonra Hürriyet yazarı Ertuğrul Özkök’ün köşesinde yer verdiği bir kadın arkadaşının sözleri, muhalif kanattaki iyimserliği özetliyordu:
“Pazartesi sabahı çok rahatlamış biçimde uyandım. Bu ülkede kendimi azınlık gibi hissediyordum. Azınlık olmadığımı, bu ülkenin asli unsurlarından, parçalarından biri olduğumu hissettim. Ülkemin halkına itimadım kalmamıştı. Tekrar güvenmeye başladım.”
Halbuki, 2007 seçimlerinin sonucunu milimi milimine bilen ve bu nedenle Emin Çölaşan’ın “erdemli tarhana” hakaretine maruz kalan Tarhan Erdem 29 Mart 2009 seçimi için “AK Parti’nin oyu yüzde 50-52” tahmininde bulunmuştu.
Ben o zaman Tarhan Erdem’in tahminlerinde bu defa yanılmasını ve seçim sonuçlarının böyle (AK Parti: Yüzde 38) tecelli etmesini büyük bir memnuniyetle karşılamış, şöyle yazmıştım:
“AK Parti, Tarhan Erdem’in öngördüğü gibi öbür partileri ağır bir hezimete uğratsaydı, bu partinin seçimlerde yenilemeyeceği inancı güçlenecek, demokrasi dışı arayışlara laik kesimlerden verilen destek daha da büyüyecek ve bugün Türkiye’nin havası kurşun gibi ağır olacaktı.”
2009 seçimlerinin getirdiği umut dalgası, Mayıs 2010’da, “o başında olduğu sürece CHP seçim kazanamaz” denilen Deniz Baykal’ın bir kaset komplosu neticesinde genel başkanlıktan istifa etmek zorunda kalması ve yerine Kemal Kılıçdaroğlu’nun gelmesiyle biraz daha ivme kazandı. Bu ivmede en önemli rol, Kılıçdaroğlu’yla CHP’ye iktidar yolunun açılacağını hararetle savunan ve CHP tabanında heyecana yol açan geleneksel merkez medyaya aitti.
CHP’ye oy veren milyonlarca seçmen bu sayede AK Parti’nin meşru yollarla, seçimle yenilebileceğine dair yeni bir umut peydahladılar. Ne var ki bu iyimser hava uzun sürmedi. AK Parti 2010 referandumunu yüzde 58, 2011 seçimlerini de yüzde 50 ile kazanınca, iktidarın seçimlerle gönderilemeyeceği düşüncesi ve korkusu iyice kökleşti.
Gezi: Kısa vadede umut, sonrasında umutsuzluk
Muhalefet saflarında, 2013’ün yaz aylarında iktidarın sonunun geldiğine dair yeni bir umut doğdu. Bunun nedeni kazanılmış bir seçim değildi, İstanbul’da Gezi Parkı’nda başlayıp bütün Türkiye’ye yayılan ve uluslararası bir ilgiye mazhar olan dev bir protesto dalgasıydı.
Beklentinin gerçekleşmemesi durumunda, Gezi ayaklanması muhalefetteki umutsuzluğu daha da artırabilirdi. 24 Haziran 2013’te, henüz direniş sürerken ayaklanmanın böyle bir sonuç doğurması ihtimalini şöyle değerlendirmiştim:
“Bu kadar büyük bir kalkışmanın (dahi) hükümeti devirmeye yetmediğinin görülmesinin, oradaki nihilizme varan koyu umutsuzluğu daha da artıracağı kanaatindeyim. Buna, sekiz ay sonraki seçimlerde muhtemel bir AK Parti zaferinin eklenmesi durumunda, umutsuzluk dayanılmaz boyutlara varabilecektir.” (“Selden geriye kalacak kum: Yoğunlaşmış laik nihilizm!”, T24, 24 Haziran 2013).
Öyle de oldu: 2014’ün bahar aylarında yapılan yerel seçimler ve yaz aylarındaki cumhurbaşkanlığı seçimleri muhalefet açısından hüsranla sonuçlandı ve umutsuz ruh hali daha da pekişti.
Haziran 2015: Büyük umutlar...
Fakat 2015 Haziran seçimleri, hiç beklenmedik bir biçimde 2009 seçimlerinin ve Gezi isyanının yarattığından da büyük bir umut doğurdu; AK Parti, ilk kez tek başına hükümet kurabilecek milletvekili sayısına ulaşamamıştı çünkü.
Ne var ki 5 ay sonraki Kasım 2015 seçiminde AK Parti yeniden yüzde 50’ye ulaşınca, muhalefetin umutsuzluğu ve karamsarlığı da hiçbir dönemle karşılaştırılamayacak bir yoğunluğa ulaştı.
2015 seçimlerinden sonra laik nihilizmin yoğunluğunu etkileyecek son büyük gelişme, Türkiye’ye başkanlık modelini getirecek sistemin oylandığı referandum oldu (16 Nisan 2017). Referandumu AK Parti kıl payı kazandı. Bu sonuç, daha fazlasını uman iktidar partisinde moral bozukluğu, laik sosyolojide ise yeni bir umut yarattı; ta ki 24 Haziran seçimlerine kadar...
Seçim sonuçları, hatta belki ondan da çok CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’nin seçim gecesi sergilediği kötü performans, CHP tabanında tam bir şok etkisi yarattı.
Hiç kimse, 31 Mart 2019’daki yerel seçimlere böyle bir psikolojiyle hazırlanan CHP’nin o seçimden yıllardır biriken umutsuzluğu dağıtarak çıkacağını düşünmemişti. Fakat sonuç öyle oldu.
Bu sonucun nasıl hâsıl olduğunu bu yazının birinci bölümünde anlatmıştım.
Bakalım önümüzdeki aylar ve yıllar, şimdi ilk defa dağılmış görünen muhalefet nihilizmi hakkında nasıl bir tarih yazacak? Konuyu takip etmeye ve size aktarmaya devam edeceğim.
Yazarlar
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları

















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.07.2025
14.07.2025
23.06.2025
19.06.2025
17.06.2025
8.06.2025
1.06.2025
11.05.2025
8.05.2025
4.05.2025