Aydın Selcen
HDP İzmir İl Başkanlığı’nı basan üç saldırgan bir cinayet işledi. Saldırganların biri yakalandı ve doğru dürüst sorgusunun yapılmadığını düşündürecek biçimde neredeyse aynı gün adliyeye sevk edildi. Diğer iki saldırgan kaçak. Yakalanan saldırganın da Suriye’de çatışmaya gönderilmiş bir devlet yetiştirmesi olduğu anlaşıldı. Cinayetin işlendiği sırada kırk HDP üst düzey yöneticisinin katılacağı bir toplantının son anda iptal edildiğini de öğrendik.
Yine göründüğü kadarıyla, CHP ve İYİP bu menfur cinayeti bir siyasal kaldıraç yapmak eğiliminde değiller. Aksine, çok daha “yumuşak” bir içerik olan Ramazan’da pandemi gerekçesiyle anayasaya aykırı olarak genelgeyle içki yasağı konulması örneğinde olduğu gibi, “ne güzel siyasetçilik oynuyorduk, bu da nereden çıktı şimdi?” havasındalar. Aynı yaklaşımları Sedat Peker videolarına gösterdikleri veya gösteremedikleri tepkiye de yaygınlaştırılabilir.
Herhalde kendilerine “demokratik” payesini yakıştıran muhalefetin bu apatik yaklaşımı, “halkı sokağa dökecekler, OHAL ilân edip seçimi erteleyecekler” kaygısına dayanıyor. Demokratik refleksleri törpülü sözde demokratik muhalefet, örnekse 6-7 Eylül olayları gibi “sokağa dökülmekle”, yine örnekse Gezi gibi “sokağa çıkmak” arasındaki farkı görmek istemiyor. Üstelik kitle partisi olmak iddiası taşıdıkları halde disiplinli biçimde kitlesel bir toplum eylemi düzenleyebilmek yetisini nicedir unutmuşa benzerler.
Yüksek perdeden bir itiraz ortaya koymanın, kendi ekmeklerine soğan doğramak yahut pişmiş aşa su katmak olduğunu inanmışlar. Aşağıdan yukarı, hatta dosdoğru, siyasetin kendini yeniden keşfetme, öğrenme sürecindeler. Yukarıdan aşağıya örgütleme, yön verme, yönetme, vizyon, ortak gelecek tahayyülü, ortak hikâye önerme yetisinden ise yoksunlar. Yalnızca AKP, islâmcı-milliyetçi koalisyon ve Erdoğan’a tepkinin kendi olası seçim zaferleri için yeterli olduğunu sanıyorlar. Özetle, bıktırıcı biçimde oyuna gelmeyecekler. Oyunun dışındalar zaten.
Öyle ya, oyuna girmek ilk adım. Ben kızıma kendimce sürekli “esas olan oyunun içinde kalmaktır” diye öğretiyorum. Sonunda yenilginin kesin gözüktüğü bir oyunun son anlarında bile formayı terden sırılsıklam yapmanın, geri koşmanın, yardımlaşmanın, nefessizlikten çatlayacakmış, kusacakmış gibi bir çaba ortaya koymanın takım arkadaşlarına, oyuna ve kendine saygının gereği olduğunu anlatıyorum. 35 yaşındaki Stumpf eli tekleyen yüreğinin üzerinde oyundan sedyeyle çıkarken, kapalıda ciğerimiz sökülürcesine yaptığımız “Şuu-tunf, Şuu-tunf…” tezahüratını canlandırıyorum. O maçtaki rakibi de, maçın skorunu da anımsamadığımı hikâyeme ekleyerek.
Duvardan ses gelir, o demokratik muhalefetten ses gelmez, boşa kürek. Onlar aksiyon almaz, değerlendirme yapar. Siyasi parti yönetimini, dernekçilik olarak görür. Mütebessim çehrelerle Anadolu kasabalarında esnaf ziyareti yapmak, “halka inmek” demektir. Halka inildikten sonra, mutmain olunup makam odalarına, toplantı salonlarına geri çıkılır. Berikiler de, dağlarda yanan “çoban ateşlerini” izler buğulu gözlerle.
Başkaları da #Hadi der. Derler de, o “hadisene kımıldan biraz” çağrısına yanıt, hep “çabalama kaptan, ben gidemem” olur. Deniz Poyraz’lar öldürülür. Berkin Elvan gibi, Oğuz Arda Sel gibi. Onların acılı, yürekleri dağlanmış anaları, #Hadi der, yan yana gelir. CHP ve İYİP, HDP ile aynı kareye girmez. Daha TBMM binasının bahçesine çıkamayan, Ankara il örgütlerinden meclis binasının önüne beş otobüs getirtemeyenler de muhalefet eder. Öyle ya, yanıt hazır: İstanbul böyle kazanıldı…
Deniz Poyraz’ın vahşice katledilmesi Kürt meselesini kim bilir kaçıncı kez çekip getirdi, odanın tam ortasına koydu. Bir başka yönüyle, katilin Suriye’den paylaştığı fotolar da aynı meselenin dönüşen jeopolitiğini yine anımsattı. Bu konuda Prof. Dr. Mesut Yeğen hocamız önemli bir yazı yazdı. “İttifaklar ve Kürt Meselesi” başlıklı. Keza Sinan Birdal hocamız da “Hegemonik Restorasyon” başlıklı yazısında aynı konuya bir başka yerden baktı. Son olarak Metin Yeğin’in bu sütunlardaki “Sırrı Süreyya ve Demirtaş'ın dedikleri üzerine…” başlıklı yazısı da o resmi tamamladı.
Bu üç yazıdan ve son iki Sırrı Süreyya Önder ile Selahattin Demirtaş söyleşilerinden de hareketle Deniz Poyraz cinayetine tekrar bakalım. Bu cinayetin yeniden gösterdiği muhalefetin müzmin felç halini, Brüksel’deki Erdoğan-Biden görüşmesinin çıktısına ve NATO Liderler Zirvesi Sonuç Bildirgesi’ne gösteremediği tepkiye de genişletelim.
Sonra dönüp Millet İttifakı’na “madem durum böyle, pekiyi siz neyi farklı yapacaksınız?” diye soralım. Hele bir Kürt yurttaş, “benim için ne değişecek?” diye herhalde soracak. Efendim, önüne sandık konulunca elin mecbur bize oy vereceksin. Yok, daha kibarcasıyla, bu tür başkanlık seçim sistemlerinde son ikiye kalan adaydan birine kerhen de olsa oy verilir. Sonra? Sonra bekleyeceksin, ört ki ölem. Bilmeyeceksin, sormayacaksın, oyunun içinde olmayacaksın, bekleyeceksin. Geçiş süreci denilecek bekleme odasında, ilanihaye.
Cumhuriyetimizi yüz yılın ardından demokrasiyle taçlandırmak üzere güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçecekmişiz: Muhalefetin bulduğu biricik ortak gelecek anlatısı bu. Ya kamuoyu yoklamalarının gösterdiği kadarıyla, başkanlığı alıp, anayasayı değiştirecek meclis çoğunluğuna erişemezseniz? Ya iktidardaki (Bekir Ağırdır’ın deyişiyle) “zihni koalisyon”, 7 Haziran – 1 Kasım arasında işleyen taktiği yeniden yürürlüğe aldıysa? O aradaki “istikşafi müzakereler” müsameresinin kavuklusu Davutoğlu idiyse, mahcup pişekârları da sizler değil miydiniz? Biz seçmenler emin olabilir miyiz dersinizi alıp, ettiğinize ezber?
Ayrıca ekmeğini seçim kampanyalarından, kamuoyu yoklamalarını yorumlamaktan yiyen siyaset iletişimi erbabı soruyorlar mı acaba kendilerine Sedat Peker’in bir kamera, bir tripodla yaptığı iş onların tonla kaynak gömüp yaptırttıklarından nasıl daha etkili ve başarılı oluyor diye. Ne ilgisi var, öyle ya. Yasal ve TBMM’de temsil edilen bir siyasal parti olan HDP’ye hükümet ortağı olmak yasak, dışarıdan destek serbest. Oysa değil bakanlık pazarlığı, MİT Başkanlığı, TRT Genel Müdürlüğü gibi kilit makamlardan, cumhurbaşkanı ve bakan yardımcılıklarına dek pazarlık meşrudur ve olması gerekendir –HDP öyle demese de.
Sonuç olarak Deniz Poyraz canını ne için verdi? Dileyelim dönüşüm, huzur ve barış için olsun. Bu cinayet, hiç yoktan bu defa, bir silkinmeye, dirilişe yol açsın. Liyakat için yapılmaz bu düzeyde fedakârlık. Daha basit bir soru soralım: Liyakatsa konu, yeni seçilecek cumhurbaşkanı Genelkurmay Başkanlığı’na YAŞ’ı bekleyip, sıradaki Kara Kuvvetleri Komutanı’nı atamaya zorunlu mudur? Soralım: “Sen bölücüsün” deniyor HDP’ye. “Yönetime gireyim” dese, bu defa “yasak”. Öyleyse hangisi? O denli çok soru var ki yanıt bekleyen ve sorulamayan.
KHAS raporu gösteriyor ki, kamuoyunda terörizm algısı değişmiş. Buna göre, “beka” palavrasının da dolaşımdan çıkmış olması gerekir. İktidar, “terörle mücadele” konusunda “başarılı” oldukça, kendi bindiği daimî ilân edilmemiş OHAL ve vesayet dalını kesiyor demek. Buradaki yapısal çelişki kendi bekasının, ülkenin bekasına artık eşitleyemeyecek oluşunda. Zorunlu olarak sapılacak yol, “şok doktrini” ve korku iklimi. Boş midelerin gurultusu nasıl bastırılacak yoksa?
Tüm bunları alt alta koyduğumuzda önümüze bir resim çıkıyor. Dış politikada tek tabanca, güvenlikçi ve yayılmacı hamlelere bir alternatif sunmak gerek. Temsili demokrasi korunacak, baştan kurulacaksa, onun dış politikasının da o demokrasiyi temsil edecek biçimde uyarlanması gerek. Farklı bir ortak vatan algısının yukarıdan aşağıya, yöneticiler de ona örnek olarak, yaygınlaştırılması gerek. Devlet aygıtından yüz yıllık tozun alınması gerek. Cezasızlık kültürünün bitirilmesi, saydamlık, katılımcılık, hesapverirlik, çoğulculuk, ifade özgürlüğü, hukuk devleti gerek.
Baskıcı, otoriter başkanlık rejiminin başat dayanağı Kürt meselesi. Hiçbir şey olmasa da bir şeyler olan 15 Temmuz’un bize anlattığı gölgeler oyunu bu. Şimdi, dışıyla içiyle o rejimin tabutuna son çiviyi çakacak olan da yine Kürt meselesi. “Mutfaktaki yangın” sloganına indirgenmiş ekonomi değil. Türkiye barışçıl demokratik dönüşümü becerebilip, düze çıkabilirse bölgesini de bir huzur adasına çevirmeye, en azından çevresinde kendiliğinden bir güvenlik “tampon bölge” yaratmaya aday. Bu yolun başı, temsilde ve atama tercihlerinde kendini gösterecek.
Siyaset Ankara kulislerine tıkılı, kirli ve ezoterik bir uğraş değil. Siyaset, yurttaşların kılcal damarlarına dek sürekli dolaşan oksijen olmalı. Kürt meselesi denilen de esasen cumhuriyetimizin kimlik sorunu. Aradığımız kimlik ise özgürlükçülük. Deniz Poyraz’ın nasıl öldürüldüğünü biliyoruz. Neden öldüğünü anlamlı kılmak bizlere kalmış. Kafa kafaya verip düşünmek, ortaklaşmak ve davranmak durumundayız.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları





























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
6.04.2025
23.02.2025
27.01.2025
9.12.2024
19.11.2024
11.11.2024
2.11.2024
1.08.2024
14.06.2024
14.04.2024