Ayhan ONGUN
Aslında herkesin bildiği ama kimi zaman zorunluluktan, kimi zaman da bir politika olarak uygulanan bu güvenlik politikalarıyla dünyanın hiçbir yerinde terörle mücadelede başarı sağlanamamıştır.
“Savunma değil, taarruz konsepti” olarak uygulamaya konan son dönemdeki mücadele yöntemiyle terör örgütlerinin hareket alanının olabildiğince sınırlandığı, önemli ölçüde zarar verildiği bir gerçek.
Her gün basında izliyoruz, kaç tane teröristin etkisiz hale getirildiğini, kaç hedefin vurulduğunu.
Kuşkusuz bu konsept değişikliği terör örgütlerinde moral anlamında bir yıkıma da neden oluyor ancak, onların yaptığı eylem biçimlerindeki değişiklik sonucu toplumda oluşan korku ve panik havasını da o ölçüde artırıyor.
Burada şu soruyu sormak en doğrusu sanırım.
Amaç daha çok terörist öldürmek mi, terörün kaynağını kurutmak mı?
Öte yandan, terör örgütlerini destekleyen emperyal güçlerin amacı da toplumda tehdit, kaos ortamı yaratarak ülkeleri istedikleri biçimde dizayn etmek olduğuna göre, sonuçta öldürülen teröristler bu karanlık güçlerin umurunda bile değil.
Üstelik de küresel çağda her şey değiştiği gibi terörün yöntemleri de değişti.
Siz binlerce askerinizle operasyon yapıp onlarca teröristi etkisiz hale getirirken, onlar bir tane beyni yıkanmış canlı bombayla kimi zaman yüzlerce masum insanı öldürebildikleri gibi, milyonlarca insanı korkutabiliyor, sindirebiliyorlar.
Bunları söylerken, terörle mücadeleden vazgeçilsin, ya da güvenlikçi politikalar terk edilsin demiyoruz elbette.
Özellikle vurgulamak istediğim konu;” tek başına silahlı mücadeleyle, ya da terörist öldürerek terörü bitiremeyiz.”
Daha önce bir yazımda altını çizmeye çalıştığım şu tespiti bir kez daha yinelemek istiyorum.
“Ancak alınacak her türlü tedbir ya da uygulanacak en büyük cezadan daha etkili ve caydırıcı olacak şey, insanların amaçsız ve anlamsız yere kendilerini feda etmeyi göze alacakları bir zihin ikliminin ortadan kaldırılmasıdır.”
Terör örgütlerinin kullandıkları kişilerin sosyo-ekonomik yapıları, aile durumları, aldıkları eğitim ve yetiştikleri ortam incelendiğinde çaresizlik ve sonucunda oluşan kin, nefret duygularının baskın olduğu görülür.
Terörü bir sistem sorunu olarak görmez ve küresel politikalarla ancak çözüleceğini kabul etmezsek, güvenlik önlemleri, bu konuda tespit edilen zaafiyetler, yönetim biçimleri ve siyasi önyargılar gibi ucu açık tartışmalarla gereksiz zaman kaybederiz.
İstanbul’da ünlü bir eğlence mekanında yılbaşında meydana gelen alçakça saldırıyı gerçekleştiren terörist sonunda yakalandı.
Sanıyorum bu hafta da hep bu konu konuşulur.
Yeni anayasa tartışmalarını bile gölgede bırakırsa şaşmayın
Yakalanmasının tam da bu sıcak gündemin yaşandığı zamana denk gelmesi de ilginç bir rastlantı
Ülkenin gündemini birileri kendi amaç ve çıkarları doğrultusunda belirliyor sanki.
Her şeye rağmen, tehlikeli bir caninin yakalanmış olması hem toplum açısından sevindirici bir olay, hem de güvenlik güçleri açısından önemli bir başarı.
Şu ana kadar faili meçhul kalmış tüm cinayetlerin, katliamların sorumluları da bir gün gelir yakalanır umudumuzu diri tutmak açısından elbette önemli.
Ama başından beri vurgulamaya çalıştığım gibi, toplumda oluşan güvensizlik algısını kırabilmenin yolu, terörün kaynağını kurutacak köklü politikaların uygulandığını görmekten geçiyor.
Herkese adalet, hukuka güven duyulacak bir yargı sistemi, hak ve özgürlüklerin her koşulda korunacağı bir demokratik yönetim.
Şimdilerde toplumu çok derinden ayrıştıran anayasa tartışmaları var iken, toplumsal uzlaşı ve komşularımızla barış politikaları hayata geçirilmeden, yalnızca güvenlikçi politikalarla terörü sonlandırmak mümkün görünmüyor.
Nedenleri küresel olan bir sorunun çözümü de küresel olmak durumundadır.
Terör artık yalnızca bizim sorunumuz olmaktan çıkmış, tüm dünyayı tehdit eden bir boyuta ulaşmıştır.
O zaman sorunun çözümünü de küresel yöntemlerde aramak, uluslar arası bir mücadelenin koşul ve ortamını yaratmak gerekiyor.
Bunun yapılabilmesi için de önce kendi içimizde barışmak, barış içinde bir arada yaşamak zorunda olduğumuzu kabul etmek ve buna uygun projeler geliştirmek zorundayız.
Bugün etkisiz hale getirdiğiniz teröristlerin bağlı olduğu örgütlerin yerine, onları yaratan ve yaşatan karanlık güçler, anında yenilerini kuracaklardır.
Bu kısır döngüden kurtulabilmenin yolu, güvenlikçi politikaları, ekonomik ve sosyal politikalarla desteklemek, insanları; kendilerini feda etmek zorunda bırakacak dogmalardan kurtarmak gerekiyor.
Yazarlar
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.08.2021
31.03.2021
17.03.2021
3.02.2021
23.10.2020
30.09.2020
28.07.2020
19.05.2020
15.05.2020
19.03.2020