Berrin Sönmez
Sırf artık kendileri devlet olduğu için devlet suçlarını araştırmak, suçluları yargılamak yerine Cumartesi Anneleri'ni suçlu ilan edip oturma eylemini yasaklamak yoluna gittiler. Parti ve yöneticiler böyle de ya birey olarak dindarların durumu ne? Biliyorum birey olan dindar mı var, diyeceksiniz ve haklısınız. Sorun tam olarak bu.
Cumartesi Anneleri ve 700’üncü hafta üzerine çok yazılmış, söylenmişse de hep bir yarım kalmışlık hali. Söylemekle yetinip yeterince eyleyemediğimizden… Dile kolay yirmi üç yıl süren direniş… Kaç hükümet, kaç başbakan, kaç içişleri bakanı geldi geçti, anneler istedikleri cevabı alamadan? Bu kaçıncı ekonomik kriz, döviz kuru, altın fiyatı, işsizlik ve enflasyon oranları kaç kere alt üst oldu, indi çıktı? Ülkenin bütçesi de, cari açığı da hep değişti ama değişmedi annelerin her cumartesi Galatasaray Meydanı’na gelişi. Meydana gelirken verdikleri dolmuş ücreti bile paradan atılan sıfırlarla değişti. Milyonlar lira oldu, binler kuruş. Hatta otobüs bileti gitti Akbil geldi. Şimdi o da yok İstanbul Kart’a para yüklüyorlar nicedir, sessiz çığlıklarıyla oturma eylemine gidebilmek için. Çocuklar büyüdü, büyükler yaşlandı, yaşlılar öldü. Berfo Ana gibi hesabı mahşere kalanlar çok. Zaman içinde eylemi destekleyenler bile değişti. Hatta dünün destekçileri, bugünün yasakçılarına dönüştü.
İnsan düşünmeden edemiyor Kürtler mesela iktidar veya iktidar ortağı olsa devletin dönüştürücü gücüne direnebilir mi? Yoksa onlar da şimdi destekledikleri Cumartesi Anneleri’ni yasaklama yoluna mı gider? Sol, iktidar olsa tıpkı bugün Süleyman Soylu gibi terör örgütleri tarafından istismar edildiklerini söylemeyeceğinin garantisi ne?
Sebat demiş Tanıl Bora ve eklemiş “vakur kelime”. Kuşkusuz kelime kadar vakur ve aynı zamanda politik eylem, devlet suçu karşısında sebat. Peki eylemin süreğenliğiyle boy ölçüşen devlet tavrına ne demeli? Sebat değil her halde olsa olsa inat denir ama bu inat, gücünü nereden alır? Farklı partiler, farklı politikalar hatta yüzeysel bakışla farklı kimlikler ve değişen devlet aklı görüntüsüyle karşılaşırken, gözaltında kaybedilenlerin yakınlarına cevap vermeme inadının da bir adım öteye geçip yasaklanmalarını neyle izah edebiliriz? Devlet şiddetiyle kaybedilenlerin ailelerine de devlet şiddetinin reva görülüşünü herkes farklı şekillerde açıklıyor. Ben de dindarlar açısından, ülkemiz dindarlık algısını biraz deşerek anlamaya çalışıyorum.
Bu dinin peygamberi, sosyal ve ekonomik adaletsizliğe direncin sembolü. İktidar sahiplerinin hak ihlallerini, usul haline getirişine itiraz eden en güçlü ses olup devirdi o iktidarı. Zenginlik ya da soya-sopa dayalı gücün usulsüzce çeteleşerek kurduğu iktidarla halkı haraca kesmesine karşı direnişle başladı, Hz. Muhammed’in peygamberliği ve öyle de sürdü. Kur’an’ın emrettiği gibi “dinine sımsıkı bağlanıp onun üzerinde sebat etmek” yerine devlet otoritesine sımsıkı bağlanıp onun üzerine sebat eden bir dindarlık çıktı asırlar sonra karşımıza. İktidarın kimliği, yönetim prensiplerini çiğneyerek iktidarını sürdürmeye sevk etti dindarları. Hani şu “alnı secdeye değen” tanımı namazda selam verdikten sonra en şedid emirlerle insana haksızlık edilmesini görünmez kıldı. İnsanın dili varmıyor ama yine de söylemek gerekiyor ki her türlü adaletsizlik ve haksızlık eğer gerçekleştiren iktidar dindar ise meşru görülür oldu. Haksızlık yapan kendisinden olsa ve şahitliği, kendisine zarar verecek dahi olsa adil şahitlikle emrolunanların bugünkü hal-i pür-melali, dış düşmandan kaynaklanmıyor gayet yerli ve milli.
Sırf artık kendileri devlet olduğu için devlet suçlarını araştırmak, suçluları yargılamak yerine Cumartesi Anneleri’ni suçlu ilan edip oturma eylemini yasaklamak yoluna gittiler. Parti ve yöneticiler böyle de ya birey olarak dindarların durumu ne? Biliyorum birey olan dindar mı var, diyeceksiniz ve haklısınız. Sorun tam olarak bu.
Müslüman toplumlarda çarpıtılıp adeta tersine çevrilmiş şey, insanın birey olamama hali. Allah karşısında hesabını birey olarak vereceğine inanan Müslüman dindar, hesabını vereceği hayatı, birey olarak yaşaması, alimlerce engellenmiş kişidir. Hilafeti saltanata dönüştürmenin aracı önce bireyi yok etmek oldu. Zira Peygamberimiz ve ardından gelen dört halife döneminde biat bireysel bir politik kabuldü. Ama saltanat söz konusu olduğunda birey yok olup yerini kitleler, cemaatler aldı. Geçmişte ve hatta günümüzde teologların, tarikatların kurup sürdürdüğü bu kolektif ruh hali Siyasal İslam’ın da hoşuna gitmiş. Kitleyi yönlendirmek özgür bireyi yönlendirmekten kolay olduğu için tıpkı “hayali cemaat” olan ulus bilincine benzer şekilde yine hayali bir cemaat olarak “ümmet bilinci” üzerine kurmuş ideolojisini.
Siyasal İslam’ın bir kolu olarak Milli Görüş gömleğini çıkaranların ve henüz çıkarmamış olanların hâlâ ortaklaştığı o kolektif algı bireyi görmezden geldiği için bireysel sorumluluk kavramını da sadece ahirete öteliyor. Kolektif sorumluluk da aidiyete karşı yüklenilmiş halde. Davaya, partiye derken iktidara ve günümüzde artık iktidar devletin tüm kurumlarının tek söz sahibi olduğu için tıpkı eski hanedan mülkü anlayışında olduğu gibi doğrudan doğruya sadece devleti yöneten tek kişiye karşı sorumlu. İnancı ne olursa olsun hak sahibi olarak insanı önceleyen ve o insanın hakkını elde etmesi sorumluluğunu doğrudan doğruya bireylere yükleyen dinin dindarları artık kurumu önemseyen, insanı görmezden gelen bir inancın sahipleri.
Cumartesi Anneleri için olduğu kadar kadınlar için de kurumu önceleyerek hüküm veriyor dindarlar. Cumartesi Anneleri karşında kurum olarak öncelenen devlet ve kadın sorunları veya kadın hakları açısından ise kurum olarak öncelenen aile. Çocuk istismarı ve diğer cinsel suçlarda da saldırıya uğrayan insan karşısında öncelenen kurum ise suçla itham edilen “erkeklerin saygınlığı”. Evet, erkek saygınlığı da devlet yönetimi gibi kurumsallaşmış bir otorite, dindar algıda.
Birey olamayan, bireysel sorumluluk alamayan insanlar yetiştiren dindar algı, iradesiyle eyleme geçmek yerine sorunları Allah’a havale eden toplumlar yarattı. Görülen her yanlış, insanlar yani kendi sorumluluğunu idrak etmiş birey tarafından, zamanında müdahale edilerek değiştirilmediğinde normalleşiyor. Nesillerden nesillere aktarılan yanlışlıklar dizgesi böyle böyle çıktı karşımıza.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları







































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.12.2025
22.11.2025
3.11.2025
19.10.2025
12.10.2025
4.10.2025
21.09.2025
23.08.2025
17.08.2025
10.08.2025