Cemil KOÇAK
Basında zamanında ünlü fizikçi Albert Einstein’ın da Türkiye’ye iş başvurusunda bulunduğuna dair haberler yayınlandı. Gerçekten de ortada bir mektup vardı; lakin öykü öyle anlatıldığı gibi değildi.
1933 yılının eylül ayında Sami Günzberg, başbakanlığa yazdığı bir yazıda, Yahudi yardım kuruluşu sayılabilecek bir örgütün kendisine müracaatta bulunduğunu ve Almanya’da artık çalışma imkânı kalmayan pek çok doktorla bilim adamının Türkiye’de çalışmak istediğini haber verdiğini açıklamıştı. Günzberg, muhataplarına doğrudan Türk hükûmetine başvurmakta yarar olduğunu söylemiş; fakat bu gibi “yüksek insanî müracaatlar”ın Türkiye tarafından “din farkı” dikkate alınmadan değerlendirildiğini de eklemişti. Kendisi “Almanya’daki siyasî buhrandan dolayı insaniyet namına Türk hükûmeti nezdinde vasıta olabileceği”ni de belirtmişti ve bunun üzerine Albert Einstein’ın başkanlığını yaptığı kuruluş, bizzat Einstein’ın imzasıyla ve Günzberg’i yine aracı kılarak başbakanlığa resmî yazıyla başvurmuştu. İngilizce metin Günzberg tarafından tercüme edilmiş ve onun aracılığıyla başbakanlığa sunulmuştu. Günzberg, yanıtın doğrudan verilebileceği gibi, yine kendi aracılığıyla da verilebileceğini bildirmişti. Eğer hükûmetin başka arzu ya da koşulu olursa, Günzberg bunları bildirmekten de kaçınmayacağını hükûmetine hizmet edeceğinden emin olarak açıklıyordu. Yazısının ekinde otuzbir Alman bilim adamı ile doktorunun isimlerini ve iş tecrübelerini de eklemişti. Yani başvuru sahiplerinin önemli bir kısmı belli olmuştu bile. Günzberg, ayrıca yazdığı özel bir mektupla bu girişimden Cumhurbaşkanı Atatürk’ü de haberdar etmişti. Dönemin bazı gazeteleri bu başvurudan söz ediyordu, bundan yaklaşık seksen sene önce. Yani Einstein’ın mektubu sır değildi, hiç olmamıştı ki.
Einstein’in dilekçesinde kırk doktor ve bilim adamının Türkiye’de çalışmasının mümkün olup olmadığı soruluyordu. Enteresan nokta, iş başvurusunda bulunanların hiçbir ücret talep etmeksizin bir sene müddetle çalışmak arzusunda bulunmakta olmasıydı.
Yanıt mektubu atamadan sonra!
İsmet İnönü, okuduktan sonra mektubu Millî Eğitim Bakanlığına vekâlet eden Refik Saydam’a iletti. Reşit Galip çok kısa süre önce görevinden ayrılmıştı ve yerine yeni bir atama henüz yapılmamıştı. Yanıt mektubu ise Hikmet Bayur’un atanmasından sonra hazırlanacak ve hayalkırıklığı yaratacaktır. Öneri nâzik fakat kesin bir dille reddedilmişti. Zaten kısa süre önce Türkiye’de kırka yakın yabancı bilim adamı ve doktor işe yerleştirilmişti ve daha fazlasının kabulüne imkân yoktu. Bu bakımdan başvuru kabul edilemiyordu. Yazının altında İsmet İnönü’nün parafı bulunuyordu.
İmzadan hareket ederek Einstein’ın İnönü tarafından reddedildiğini, buna karşılık daha sonra Atatürk’ün girişimiyle Alman hocaların davet edildiğini söylemek de gerçekçi değildir. Zaten mektupta da belirtildiği gibi, kırk civarında hoca çoktan işe yerleştirilmiş ve İstanbul Üniversitesi sadece birkaç gün önce reform sonrasında eğitime yeniden başlamıştı. Reform ve bütün süreç bizzat Atatürk tarafından dikkatle ve yakından özenle izleniyordu; ardından yeni hocaların da gelişi sürecektir. Cumhuriyet tarihinin bu erken döneminde olan bütün olumsuzlukları İnönü’ye, geri kalanları da Atatürk’e aitmiş gibi göstermek, tarihçilik değil, olsa olsa politik bir gelenektir!
Sarayın diş hekimi Sami Günzberg
Sami Günzberg, enteresan bir kişilikti; sadece sarayın diş hekimliğini yapmakla kalmamış, cumhurbaşkanının da diş hekimi olmuştu. Yani önde gelen yöneticilere ulaşmak için kritik önemdeydi. Belgelerle Heyeti Mahsusalar kitabımda yazdığım gibi, millî mücadeleye karşıt ve mücadeleye davet edilip de katılmamış olan askerlerin tasfiyesi amacıyla kurulmuş olan Bursa askerî heyeti mahsusası’nın kararı ile emekli bahriye subayı olarak askerlikle ilişkisi daha 1925 yılında kesilmişti bile. Kararın nedeni, mondros’tan sonra İngiliz karargahında İngiliz subaylarıyla ilişki kurmak, Damat Ferit Paşa’nın sadrazamlığı sırasında sarayın adamı olmak, Vahdettin’in amacına hizmet etmek, İtalyanlar adına casusluk ve siyonizm propagandası yapmaktı. Buna rağmen Atatürk’ün çok yakınında bulunabilecektir.
Basındaki meşhur efsaneler
Basında yer aldığının aksine, Einstein Türkiye’de çalışmak için herhangi bir talepte bulunmamıştı! O işsiz kalmış olan meslekdaşlarını işe yerleştirmek konusunda yalnızca aracıydı. Murat Bardakçı’nın Hürriyet gazetesinde (29 Ekim 2006) yazdıkları ise, sadece gönlünden geçenlerden ibaret. Sonradan hikâye edileceği gibi Einstein’ın ülkeye gelmesi için bir davet söz konusu olmadığı gibi; sözü edilen bakan da Reşit Galip değildi. O kısa süre önce 13 Ağustos’ta görevinden ayrılmıştı ve yerine 27 Ekim’de Hikmet Bayur gelecektir. Bardakçı, yazısında iftiharla sözünü ettiği şekilde resmî yazıda yer alan el yazısı düzeltmelerden bakanın kim olduğunu keşfetmeye çalışacağına, basitçe dönemin hükûmet atamalarına baksa idi, bu türden amatörce yanlışa düşmezdi. Einstein’ın mektubu geldiğinde bakanlığa Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanı Dr. Refik Saydam vekâlet ediyordu. Yanıt mektubu ise 14 Kasım tarihlidir ve
Bayur’un döneminde kaleme alınmıştır.
Bardakçı, kendisine anlatılan ve iletilenle yetinmese ve arşivdeki belgelere bir zahmet erişse, belki de doğru şeyler yazabilirdi. Anlaşılan bir başka yazısında (28 Mart 2011) olduğu gibi Cumhuriyet tarihçilerini tembellikle suçlamak kolay; ama orijinal kaynaklara ulaşmak ise hayli zor! Oysa kendisine
bilgi veren Mesut Ilgım’ın yazısında bütün
bu bilgiler gayet doğru bir şekilde sıralanmaktadır. Kulaktan kulağa bilgi aktararak oynanan çocukların telefonculuk oyununun komik sonuçları Bardakçı’nın gazete yazısına kadar ulaşmış.
Ama Ilgım da kantarın topuzunu kaçırmakta kararlı: Toplam bin Alman hocanın Türkiye’ye geldiğinden söz ederken.
Almanca konuşan ve Türkiye’ye gelen
bütün hocaların isimleri hayli ayrıntılı yaşam öyküleri ile birlikte ilgili literatürde bulunmaktadır. Ayrıca arşivdeki dosyada Ilgım’ın bulamadığından şikâyet ettiği isim listesi de vardır. Sanırım Ilgım bu dosyayı hiç görme fırsatı bulamamış.
Bardakçı’nın 2006 tarihli yazısında
yer alan ve Mesut Ilgım’ın Fritz Neumark’ın 1980 yılında yayınlanan almanca Türkiye anılarını tercüme etmekte olduğu yolundaki bilgi de talihsiz olmuş; çünkü Bardakçı’nın yazısından tam 24 yıl önce anılar çoktan Türkçe’ye çevrilmişti bile: Şefik Alp Bahadır’ın İstanbul Üniversitesi tarafından
yayınlanan 1982 tarihli Boğaziçi’ne Sığınanlar tercümesi masamda duruyor! Nitekim Bardakçı da anıların daha önce yayınlanmış, fakat az sayıda basılmış olduğunu
belirtiyor. Arka arkaya iki cümlenin böylesine birbiriyle tezat oluşturması yazarın
okuyucuda uyandırmak istediği merak
hissinden olsa gerekir!
Tarihten esinlenmiş romanlar
ZÜLFÜ Livaneli son romanı Serenad’da yakın tarihimizden esinlenmiş; Bardakçı’nın yazısından yola çıkarak olayları kurgulamış. Fakat sadece bir gazete yazısından tarihsel roman yazılırsa, sonuç böyle olur tabii. O yazıdaki yanlışları aynen yineliyor: Bakan Reşit Galip değil tabii ki. Yabancı bilim adamlarının gelişi çoktan başlamış, ilgili anlaşmalar çoktan imzalanmış iken, nasıl olur da başbakan ve hükûmeti bu süreçte olumsuz bir tutum takınabilir? Mantık hatası var. Livaneli’yi de Bardakçı yanıltmış; tarihsel romanların araştırmasında da ciddi özen göstermek gerekir. Üstelik romanda tutarsızlıklar da göze çarpıyor. Önce doğru olarak mektubun başbakana yazıldığı belirtiliyor; sonra Einstein’ın Atatürk’e mektup yazmasından gurur duyuluyor!
On yıl sonra
(ON yıl sonra yazılacak bir kitaptan alıntı:) Livaneli bu romanında akademisyen genç bir kızın iftiraya uğraması sonucunda hayatının nasıl karartıldığını hayli kritik ederek anlatıyor. Ne var ki, genç kuşaklar 2010 yılı sonlarında Sabancı Üniversitesi’nde bir profesörün iftiralara maruz kalarak hakkında kirli bir kampanya açıldığında, Livaneli’nin de bu kampanyaya katılmakta hiç tereddüt etmediğini hatırlatıyorlar. Romanlarında kahraman yaratan yazarların gerçek hayatta romanlarındaki kötü kişiliklerden etkilenebildiğini belirtiyor ve belki de yazarın romanlarının artık basılmamasını bu basit gerçeğin sonucu olarak görüyorlar.
Okuma önerisi
RIFAT Bali’nin Sami Günzberg kitabıyla başlayıp; Horst Widman’ın Atatürk ve Üniversite Reformu kitabıyla devam etmek yararlı olur; anılarla ilgilenenler Ernst Hirch’in Anılarım kitabını kaçırmamalıdır (TÜBİTAK’ta yayınlar daire başkanlığı yaparken anıların yeniden basılmasını sağlamıştım); Neumark’ın Boğaziçi’ne Sığınanlar yeniden basıldı. Emre Dölen’in devasa yeni kitabı Türkiye Üniversite Tarihi 4 İstanbul Üniversitesi (toplam beş ciltlik bir seridir) bu alanda meraklılar için dahi yeterli gelecektir.
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Sovyetler boğazlarda imtiyaz talep etmişti
9.02.2016 - Sovyetler Montrö Antlaşmasını değiştirmek istedi
3.02.2016 - Türk sovyet anlaşması 1945 yılında feshedilmişti
26.03.2016 - Sadece donanmayla mı? Çok zor...
19.03.2016 - Sıkıyönetim bildirilerini hatırlarken
13.03.2016 - Sosyalistlerin hatırlamak istemediği tarih
5.02.2016 - Başarısız bir ‘ihtilal’ daha var
28.02.2016 - Bitmeyen Halkevleri meselesi
20.02.2016 - İttihat ve Terakki Cemiyeti CHP’ye sesleniyor
13.02.2016 - CHP ‘propaganda bürosu’nun önemini keşfediyor!
7.02.2016
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları






















































































































Mehemmed zaza
Gecmisin karanligina saplanip kalan Bir cahil(bu basbakan da olabilir)halkina karanliktan baska Bir sey veremez.gecmis ne kadar güzel olursa olsun kurtulus gelecektedir.gecmise dönük umut edebilir mi insan?hayir cünkü umut gelecektedir.kurtulus gelecekte.
Ad Soyad Giriniz...
altandan harika bir yazı daha
Ad Soyad Giriniz...
Almanlarin bir sözü var. Bu tamda Recebe T. Erdogana cok denk düsüyor. Almanlarin söyledikleri su Türkler patates gibi hep kökleri ile övünürler.Bence topragin alt ile övünmektense(yane gecmisimizle) gelecege (topragin üstüne) bakmasi gerekir.Cünkü gelecege bakmak toplumlari ileri götürür. yoksa topragin altinda görunmeyen(Bize su anda hic bir faydasi olmayacak) kökümüzle bosuna zaman harcariz.Birakin onla asiri milliyetciler övünsün. gelecege bakin.