Cemile Bayraktar
Yaklaşık olarak 8 aydır tüm dünya, tüm yaşam standartlarını değiştiren ve değiştirmeye de devam edecek olan koronavirüsün her tür etkisini tecrübe ediyor. Devlet başkanlarından sporculara, sağlık çalışanlarından mültecilere kadar virüsün bulaşmadığı kimse kalmadı.
Virüsün, otoriter Çin’in yönetiminin kapalılığının yayılmaya etkisiyle, Dünya Sağlık Örgütü’nün başarısızlığıyla ve “bana bir şey olmazcı”ların rahatlığıyla tüm dünyaya yayılması sonrasında 2020 yılı Mart-Haziran ayları arası boyunca sıkı önlemler alındı. Nihayetinde bu sıkı önlemlerin sonucunda virüsün yayılma hızı düştü. Ancak hayatın durma noktasına gelmesiyle de ekonomi alarm verir bir hale geldi, insanlar psikolojik yönden olumsuz etkilenmeye başladı. Durum böyle olunca anlaşılır biçimde sıkı önlemler kontrollü biçimde gevşetilmeye başladı.
2020 Haziran ayı itibariyle “kontrollü sosyal hayat”a geçileceği söylemine rağmen eyleme geçirilmediği için bugün maalesef vaka sayıları ciddi oranda artmış durumda. Sağlık çalışanları manen ve madden tükenmiş durumda. Evet, psikolojik olarak toplumda bir rahatlama oluştu, ekonomi bir tık hareketlendi ama verilen mücadeleden çokça geriye gidildi.
Toplumsal stresi, ekonomik bunalımı gayet iyi anlıyoruz, buna bağlı olarak kontrollü biz şekilde normalleşmeye gidilmeliydi ancak kontrollü olmadı. Kimse lütfen denetimlerin kusursuz olduğunu söylemesin… Mecburen işe giden, iş yerini açmak zorunda kalan, tarım işçiliği ile geçinen insanlardan elbette bahsetmiyorum. Bahsettiklerim asker uğurlama merasimi yapanlar, eş dost akraba arkadaş ev oturmaları yapanlar, kafelerde yakın mesafe oturanlar, cenazeye taziyeye gidenler, düğün yapanlar ve bu düğünlere katılanlar. Ve her şeyden önemlisi bunu yapan vatandaşların virüsü yayacaklarını bile bile bu durumları engellemesi gereken kurumların gerektiği gibi önlem almamış olması. Dahası yurt dışından gelenlere test ve karantina uygulaması yapılmaması ve bu kişilerin genellikle tatil beldelerini tercih etmesi. Plajlarda düzgün mesafe önlemi alınmaması… Ayrıca korona testi pozitif çıkan ancak hastaneye yatması gerekmeyen kişilerin toplu taşıma kullanma ihtimalleri engellenmeden evlerine gönderilmesi ve dahası karantinada olması gereken kişilerin, bu karantina kendi inisiyatiflerine bırakıldığı için toplu taşımada ve hatta şehirlerarası otobüslerde tespit edilmesi… Tabi bu tespitler de koronalı kişilerin yakınları ve çevrelerinin ihbarı sonrası yapıldı yoksa kontrol dahilinde yapılan bir şey değil.
Vaka sayılarının Haziran-Ağustos arası dönemde olandan daha az verilmesi, şehir şehir şeffaf biçimde vaka oranlarının paylaşılmaması sonrası da rehavet arttı.
Tüm bunların sonucunda ne olduğunu biliyor musunuz, diye sormayacağım ne olduğunu gördük. 80 yaşındaki bir kadının koronalı halde 5 düğüne katıldığını, bir gelinin annesinin düğüne kimse gelmez diye koronalı olduğunu saklaması, bir çaycının işini kaybetmemek için koronalı olduğunu saklaması gibi durumlarla karşılaştık. Yetmiyormuş gibi, yüz yüze eğitim olmayacağı belli olduğu halde öğretmenlerimiz seminer gerekçesiyle eğitim verdikleri okullara gitti bir virüs yayılma öyküsü de buradan doğdu.
Çok üzülerek ifade ediyorum ki, çeşitli illerdeki görevliler yaptıkları açıklamalarla hayatını kaybedenlerin sayılarının resmi rakamların üzerinde olduğunu açıkladı. Artık Eylül 2020 itibariyle artan vaka sayılarına bakarak eğitimin yüz yüze olamayacağı kararı verildi, ki çok doğru bir karardı. Düğünlere kısıtlama getirildi. Asker uğurlamaları yasaklandı. Tabi düğünlere kısıtlama getirilmesi çok geç kalınmış bir karardı, olan olduktan sonra getirilen kısıtlama, düğün sezonu bittikten sonra getirilen yasaklar neye yarayacak bilemiyoruz.
Türkiye, eksiği aksağı olsa da korona virüsle mücadeleye iyi başladı ancak temkini erken bıraktı. Bugün vaka sayıları hızla artıyorsa bu virüsle mücadele konusunda yeterli olunmadığının göstergesidir.
Önümüzde virüsle mücadele edemememiz yanında iki sorun daha var. Bu sorundan ilkinin sonucu olarak ikincisi ortaya çıkıyor. İlk olarak hayattaki hiçbir şeyi bilmediği halde her şeyi komplo teorisi ile açıklamaya kalkanlar. Onlara göre virüs yok, bunlar uydurmaca, korkutma, “kalp krizinden ölenlerin sayısı daha fazla“ diye bir de akıl almaz açıklamalar yapıyorlar. Lütfen yazarlık müessesine önem veren benim gibi birinin, ciddi bir yazıda böyle komplocuları dikkate almasına şaşırmayın, dikkate alıyorum çünkü bunların sayısı istisna olmanın çok çok üzerinde. Bu yaklaşımda olanların sonucunda sağlık çalışanları aylardır evlerine gidemiyor. Bir haftada 4 doktorun virüs nedeniyle hayatını kaybettiği günler yaşadık. Yeni doğmuş bebeğini koklayamadan virüs nedeniyle hayatını kaybeden, işe giderken çocuklarını komşusuna bırakan ve çıkan yangında iki çocuğunu kaybeden hemşirelerimiz oldu. Kalp krizi bulaşıcı değil ya da trafik kazaları nedeniyle sağlık çalışanları aylarca evlerinden uzak yaşamak zorunda kalmıyorlar. Dahası virüs meselesine ehemmiyet veren ve eksiklikleri işaret edenler bunu sadece muhaliflikten yapmıyor. Bazıları görmek istemese de ciddi bir virüs sorunumuz var ve buna dikkat çekmek vazifemiz. Bazıları vazifelerini eksik yapıyor diye geri kalanın da öyle olması beklenmemeli.
Sahte Şeyhlik
Türkiye’de tarikatlar, şeyhler her zaman belli nedenlerle gündem olmuştur. Olumlu örnekler olduğu kadar olumsuz örnekleri de olan bu kurumu tartışmadan birkaç önemli hususu bir ilahiyatlı olarak ifade etmeyi gerekli görüyorum.
Türklerin İslam’ı tarikat yoluyla kabul etmesinin tarikatlara ehemmiyet verilmesiyle alakası vardır ve tarikatları yasaklamak bu yapıları yer altına itip marjinalleştirdiği için bu yapıların gizli, sırlı hallere büründüğü de vâkidir. Ancak herhangi bir durumda sahte bir şeyhe yapılan eleştiri dine yapılıyormuş gibi algılanıp da bu kişiler bilmeden etmeden ölümüne savunuluyorsa burada gerçekten çok ciddi bir problem var demektir.
Öncelikle belirteyim ki, içerisinde hiyerarşi, bir çeşit ruhbanlık, kula sınırsız itaat, “Allah’ı rüyamda gördüm” diyenlerin olduğu yani İslam dini ile çelişik halde olan hiçbir cemaat ya da tarikat hak değildir, bâtıldır. En büyük problem zaten burada oluşmaktadır. Çoğu kez bâtıl olan tutum, tavır ve inançlar sahte şeyhler vasıtasıyla İslâm’a mâl edilmeye çalışılmaktadır. Bu durumda sahte şeyhlerin peşinden gidenlerin sanki İslâm’ı savunuyormuş gibi o kişileri savunması ortaya çıkmaktadır ki aslında elini eteğini öptükleri kişiler bâtıl yolların yolcusudur. Dahası bu tip sahte şeylerin sadece topluma, devlete zarar verdiği düşünülmesin, bunlar en fazla zararı maalesef Müslümanlara ve İslâm’a vermektedirler.
Bu tip sahte şeylerin çoğu kendi foyalarını ortaya çıkaracak diye ilim ehli olan ilahiyatlıları falan tekfir etmeyi de görev bilirler. Kandırılmış ya da koşarak kandırılmak istemiş kişilerin, “sahte şeyhine bağlılığın neredeyse şirke döndü” diyecek kadar İslâm’ı, Kur’ân’ı, sünneti bilen insanların okunmasını falan istemezler. Size Rasulullah (SAV)’in örnek hayatından çok az şey anlatırlar, hakka riayetten, nefis terbiyesinden, iyiliği emredip kötülüğü nehyetmekten de pek bahsetmezler. Genellikle uçtukları rüyalar, uydurma rivayetler, cennet huri ilişkisi, kadınlar üzerinde otorite kurma gibi gündemleri vardır. Anlattıklarının çoğu maalesef hikâyedir, hatta bir kısmı tamamıyla İsrailiyattır. Bu sahte şeyhler binbir gece masalları kıvamında din anlatır ve din hakkında çok da bir şey bilmeyen insanları avuçlarının içine almak gibi bir yeteneğe de maalesef sahiptirler.
Belirtmek zorundayım ki problem sadece sahte şeyhlik kurumundan oluşmamaktadır. Birçok olumsuz tecrübeye rağmen halen kalbini ve aklını sahte şeyhe kiralayıp, sahte şeyh İslâm dışı şeyler yaptığı halde bunu görmeyen, oraya kendilerini ve âilelerini teslim eden zihinlerden de kaynaklanmaktadır.
Ez cümle; uçan kaçan hikâyelere ihtiyacımız yok, sayfalarca İslâm külliyatı okuyacak imkanımız da… İnanmak, hakkıyla kul olmak isteyenler için her şey çok açık ve kısa; ibadetlerinizi yerine getirin (namaz, oruç, zekat, hac), harama yaklaşmayın (fuhuş, içki, hırsızlık, yalan, cinayet), kul hakkına girmeyin. Bu kadar net ve kısa öğreti için sahte bir şeyhin eteğine sarılmanıza gerek yok sonra en büyük zararı, en candan yerinizden kendiniz görüyorsunuz.
Bir de her şeyden önemlisi şuna inanıyorum; gerçekten salih bir kul olma niyetiyle samimiyetle ve can-ı gönülden Allah’a yakaran kulları Allah işitecek ve kendine yaklaştıracak vesileler yaratacaktır. Sahte şeyhlerin sizi duyduğuna, gördüğüne inanıyorsunuz da tüm âlemleri kuşatan Rabbinizin sizi duyup göreceğine inanmıyor musunuz? Öyle ise imanlarınızı/imanlarımızı mürit olmadan evvel kontrol etmenin vakti gelmiş demektir. Kur’ân-ı Kerim’in hiçbir âyetinde “şeyhinizden dileyin” diye bir ifade yok ama bakın ne var: “Rabbinize yalvara yalvara ve gizlice dua edin. Çünkü O, haddi aşanları sevmez.” Âraf/55.
Bedenini ve aklını/ruhunu Allah’ın kendisine teslim ettiği kişilerin, aklını/ruhunu sahte şeyhlere, bedenini her şeyi komplo ile açıklayan kişilere teslim ettiğinde neler olacağını çok defa acı bir biçimde tecrübe etmemize rağmen henüz idrak edememiş olacağız ki, beden sağlığımızı komplo teorileri ile tehlikeye atan ve akıl/ruh sağlığımızı uydurma hikâyelerle tehdit edenlerin mağduru olmaya devam ediyoruz.
Dipnot: Hak ehli tarikatları, şeyhleri, müritleri ifadelerimden istisna tutarım.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları


























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
18.01.2026
10.01.2026
3.01.2026
19.12.2025
18.12.2025
9.10.2025
7.08.2025
3.08.2025
16.01.2025
7.01.2025