Ekin GÜN
Sanırım ailemin yanından ilk kopuşum üniversiteyi kazandığım zaman olmuştu. Üniversiteyi başka bir şehirde kazanmıştım ve bu benim için aynı zamanda yeni bir hayatı ifade ediyordu. Hani size olur mu bilmiyorum ama yıllar boyu yaşadığınız bir yerden koptuktan sonra geriye dönüp selam vermeye dahi uğradığınız da her şeyin bıraktığınız gibi olmadığını anlarsınız. Taraf maceramı biraz buna benzetiyorum ben.
Sağolsun Cemil Barlas’ın teşvikleriyle HaberX’te birkaç senedir yazıyor ve röportajlar yapıyordum. Zamanın birinde şimdiler de gitmiş olduğu güzergahı şaşırarak izlediğim insanlardan biri olan ve o vakitlerde Taraf’ta Pazartesi röportajlarını yapan Neşe Düzel’e bu sefer ben röportaj yapmak için mail atmıştım. Düzel ise kimseye röportaj vermediğini ama görüşüp bir kahve içebileceğimizi söylemişti. O kahve sözü yemek oldu ve yemekte Neşe Düzel’den gelen tekliften sonra HaberX’i bırakıp Taraf’ın İzmir muhabirliğine adım atmıştım.
Taraf’a girişim bundan ibaret. O buluşmadan önce açıkçası böylesine yeni bir maceraya doğru sürükleneceğimi hiç hayal etmemiştim. 1,5 sene İzmir muhabirliğiyle başlamış olduğum ve daha sonrasın da Ege muhabirliğiyle sonlanan Taraf maceramın başlangıcı bundan beri geliyor. 1,5 sene içinde Taraf’la yaşamış olduğum iyi veya kötü birçok anımız oldu, daha sonradan her şeyin samimiyetsizce olduğunu geç anlasak da geçmişe olan saygıdan ötürü bunların konuşulmasını doğru bulmuyorum.
Bugünden bakıldığında Taraf artık paralel yapıya hizmet eden, birisinin Türkiye’nin Halleri köşesinden Erdoğan’ı Hitler’e benzettiği öbürünün ise Gezi Olayları’nda polis tomalarının üstünden inmeyip Taraf’a yazar olduğu ve dolayısıyla halkın gözünde itibarını yitirmiş bir gazete. Benim için ise haberlerimin çıktığı gazeteleri sakladığım, çalıştığım dönem boyunca pek de bir işe yaramayan sözleşmesini hiç değilse kendime duyduğum saygıdan ötürü tozlu raflarda sakladığım ve uzun zamandır birinci sayfasına bakmak dışında okumadığım bir yayın organı.
Şüphesiz ki her ne kadar Taraf’ta çıkan o sansasyonel haberlerin büyük bir kısmı düzmece olsa da, o skandal haberlerle paralel yapıya farkında olunmadan büyük bir hizmet verilmiş olsa da kısacası dibine kadar kandırılmış olsak da Taraf’ı Taraf yapan belki de en önemli etkenlerden biri Ahmet Altan’dı. Yaklaşık 2 aydır belki de özüne dönüşünü hatta ve hatta gerçek yüzünü görme şerefine nail olduğumuz Ahmet Altan.
Evet Ahmet Altan yaklaşık son iki aydır popülizmin dibine batarak ve artık Yeni Türkiye’de pek de bir anlam ifade etmeyen egolu ve narsizmin doruklarında nefes almadan televizyonlara çıkıyor, röportajlar veriyor. Kendisinin muhtemelen içinde yaşamış olduğu hırslardan meydana gelen Stockholm Sendromu seneler önce “Atakürt” yazısıyla kovulmuş olduğu “Türkiye Türklerindir” gazetesine suskunluğunu bozmasıyla başladı. Birkaç sene önce Erdoğan’ın Altan’a “kof kabadayı” yazısından ötürü 50 Bin Liralık dava açmasında demokratlar olarak Erdoğan’a davayı geri alması için çağrıda bulunmuştuk. Belki de özetle tarihin tekerrür etmesinden ziyade başka bir sözle açıklanamayan bir şekilde Ahmet Altan modası çoktan geçmiş bir kof kabadayılıkla Hürriyet’e vermiş olduğu röportaj da “Baransu’yu bıraksınlar beni içeri alsınlar” şeklinde bir şeyler söylemişti.
Öyle ki bugünün Türkiye’sin de çoktan tedavülden kalkan bu tarz sloganlarla Altan’ın son romanının satış rakamları arttı mı bilemem ama şu bir gerçek ki bu söz Altan’ın Taraf’ta yazmış olduğu sıradan bir yazı kadar bile gündem oluşturamadı. Aynı röportaj da Taraf’taki parasızlıktan yakınan Ahmet Altan bir muhabire günün sonunda yol parası için cebindeki 10 Lirayı verdiğini ifade ediyordu. Haksız değildi 1,5 sene boyunca neredeyse karın tokluğuna dahi çalıştığımız bile diyemeyeceğim bir gazeteyi bugün kandırıldık itirafını yapıyor olsak da bir dava kürsüsü olarak bellemiştik. O kadar ki kovulduğu gazeteye dahi kişisel hırsları adına böyle bir röportaj veren Ahmet Altan’ın aynı Baransu’ya sahip çıktığı gibi bizim de emeklerimizi cebindeki son para nostaljisinin ve duygu sömürüsünün içine batmadan savunmasını görmek isterdik. Ne yazık ki öyle olmadı.
Elindeki viskiyle kaykılarak Hürriyet’e vermiş olduğu bu röportajda 10 Liranın lafı olmazdı belki de. Ya da aynı şekilde bu röportajın hemen sonrasın da Zaman’a vermiş olduğu pozda elindeki kahvenin değeri kadardı 10 Lira. Vermiş olduğu bir sunumda gazeteciliğin %99’unun alçaklık ve korkaklık olduğunu söyleyen Ahmet Altan’ın geriye kalan %1’lik cesarete sahip olup da Zaman’daki röportajında paralel yapının gizlice dinlediği milyonlardan, KPSS Skandalı’ndan, insanların en özel mahremlerinin bile açık edildiğinden, devletin en gizli toplantısının dahi gizlice dinlenip nerelere servis edildiğini sorgulamasını beklerdik. Ne yazık ki bu da umduğumuz gibi olmadı.
Şimdilerde ise Ahmet Altan televizyonlarda HDP’ye oy vereceğini söylüyor. Günün birinde kendi köşesinden ifade ettiği üzere Selahattin Demirtaş’ın haberlerinin artık Taraf’ta basılmayacağını, ambargo koyacağını söyleyen Ahmet Altan oyunu vereceği partinin sansür uyguladığı parti olduğunu ifade ediyor. Kovulduğu gazeteye röportaj vermesinden yola çıkarak belki de bu tutumunun da kendisi için çok tutarlı olduğunu söylesek pek de abartmış olmayız. Sanırım doğru ifade etmiş bile olabiliriz.
Birkaç gün önce yine televizyondaydı Ahmet Altan. Geçmişte “Eğer hükümetle Cemaat siyasi iktidar kavgasına girerse, Cemaat siyasi iktidarı paylaşmak isterse ben hükümeti desteklerim. Hükümet, isterse MHP hükümeti olsun, benim için fark etmez. Siyasi iktidara sadece siyasi aktörler, siyasi partiler talip olabilir, siyaset dışı bir güç siyasi iktidardan pay talep edemez, siyasi bir iktidar istiyorsa siyasi partisini kurar. Eğer hükümet, devlette görevli insanları Fethullahçı diye fişlerse, onların hak ettikleri halde yükselmesine izin vermezse ben Cemaat’i desteklerim. Çünkü herkes inancında özgürdür, buna kimse karışmaz, kimse kimsenin önünü inancından dolayı kesemez. Eğer Cemaat’ten birileri devlet içinde geldikleri mevkileri, o mevkiin gereklerine göre değil de Cemaat’in isteklerine göre kullanmaya kalkarsa, bu yüzden işinden olursa, onu görevden alan hükümeti desteklerim.” diyen Ahmet Altan artık hangi kanıtla inanacaktır pek kestiremesek de devletin içine sızmış ve sızmanın sonucunda hükümeti devirmeye kalkışarak bir darbe planı ortaya koyan paralel yapıyı destekleyen bir televizyondaydı. Başbakan diye birinin olmadığından, Bebek sakinlerinin dahi artık o kadar göstermediği laiklik hassasiyetinden, Çözüm Süreci sayesinde üç senedir insanların ölmediği bir süreci siyasi risk alarak başlatan ve barışa çok yaklaşmamıza en büyük vesile olan Erdoğan’a duyduğu nefretten bahsetti. Kısacası her gün Sözcü de okuduğunuz haberlerin aynı Sözcü dilini esirgemeden kullanarak özetini geçti.
Neyse ki Türkiye toplumu artık eskisi gibi değil. Sağduyusunu koruyan, bir nifak tohumuyla ayrışmayan aksine bütünleşen, toplumun reform talep ettiği ve tepeden değil tabandan değişen, yenilenen bir ülkenin toplumuna sahibiz. Klavyenin başından aynı Gezi Olayları’nda olduğu gibi demodeliğini çoktan ilan etmiş “No Pasaran!” yazılarının söze çevrilmişbir hükmü karşılık bulmuyor bu toplumda.
Taraf’ta çalışırken kendisiyle hiç karşılaşmasam da etrafımdaki insanlarla konuşurken duymuş olduğum yakınlıktan ötürü “Ahmet Ağabey” diyerek bahsettiğim bir insanın durdurulamaz çöküşüdür bu. Bu saatten sonra hazır seçimlerde yaklaşmışken Ahmet Altan’ın son durağı “Oy Ver” reklamları bile olsa şaşırmamak gerek. Ama bu sözleriyle dahi toplumda bir ses uyandıramayan, gündem olamayan bir insana karşı bu toplumun sessizliği “Geç Bu İşleri” demekten de öte olmasa gerek.
Yazarlar
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları


















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
29.10.2018
24.09.2018
9.02.2018
19.08.2018
29.07.2018
15.07.2018
1.02.2018
14.06.2018
4.02.2018
9.02.2016