Fehim TAŞTEKİN
Avrupa başkentleri arasında Paris, Kürtlerin seslerini en kolay duyurabildikleri yer. Élysée 8 Şubat 2015’te Demokratik Birlik Partisi (PYD) ve Kadın Koruma Birlikleri’nin (YPJ) ağırlandığı ilk saraydı. Kobani’nin cehennem dönemecini atlatıp IŞİD’le savaşın sürdüğü ve Türkiye’nin “Terör yapılanmasına izin vermem” diyerek baskıları tırmandırdığı bir dönemdi.
François Hollande ile başlayan bu teveccüh, halefi Emmanuel Macron ile de kesilmedi. 29 Mart 2018’de Demokratik Toplum Hareketi (TEV-DEM), Demokratik Suriye Güçleri (SDG), YPJ ve kanton temsilcileri Élysée Sarayı’ndaydı. Macron’la 21 Aralık 2018’de bir görüşme daha oldu.

Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna müdahale tehditleri ve Ankara-Washington hattında tampon pazarlıkları sürerken Macron 19 Nisan 2019’da Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin askeri ve sivil temsilcilerine sarayın kapısını bir kez daha açtı. Görüşmeye Suriye Demokratik Meclisi Eşbaşkanı İlham Ahmed, PYD Dış İlişkiler Sorumlusu Salih Müslim Muhammed, YPJ Sözcüsü Nesrin Abdullah, Özerk Yönetim Yürütme Meclisi Eşbaşkanı Ebid Hamid el Mehbaş, Özerk Yönetim Danışmanı Bedran Çiya Kurd, SDG Sözcüsü Kino Gabriel, Rakka Sivil Meclisi Eşbaşkanı Leyla Mustafa ve özerk yönetimin Fransa temsilcisi Halid İsa katıldı.
Heyet görüşme sonrası bir basın toplantısı düzenledi ve biz de bu arada temsilcilerle ayaküstü konuşma fırsatı bulduk.
Heyet Élysée’ye hangi temennilerle girdi, neyle ayrıldı?
Her şeyin başında ‘sınır güvenliğinin temini’ bağlamında Türkiye’nin olası müdahaleleri karşısında ‘caydırıcı’ bir duruş beklentisi geliyor.
Özerklik yönetimi temsilcileri ikinci olarak IŞİD’in hücreleriyle tehdit olmaya devam ettiği mesajı eşliğinde askeri ve maddi desteğin sürmesini talep ediyor.
Siyasi geçişe yönelik anayasa yazım sürecine dahil edilmeleri için Fransa’nın ağırlığını koyması da bir diğer talep. Yani askeri işbirliğine siyasal desteğin eşlik etmesi gerektiğini vurguluyorlar.
Birçok mihverde antenlerin kalkmasına yol açacak kritik bir talep daha var: Fırat’ın doğusunda tutulan 54 ülkeden 6 bin kadar IŞİD üyesinin yargılanacağı bir uluslararası mahkemenin kurulması. Bu mahkemenin desteklenmesi, özerk yönetimin siyaseten tanınması anlamına da geleceği için tartışma koparacak bir mesele. Fransızlar diğer Avrupa üyeleri gibi IŞİD savaşçısı vatandaşlarını almak niyetinde değil. ‘Parasını biz verelim, siz orada tutun’ yaklaşımı giderek öne çıkıyor. Şu sıralar IŞİD üyelerinin bulundukları binada çıkardıkları isyan sonrası daha güvenlikli bir cezaevi inşa ediliyor.
Aktarıldığı kadarıyla Macron terörle mücadele kapsamında askeri desteğin süreceğini teyit etti.
Bunun yanı sıra bölgenin yeniden inşasına ve kamu hizmetlerine maddi destek sağlanacak.
IŞİD üyeleri ve ailelerinin tutulmasından kaynaklanan külfet de paylaşılacak. Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian 1 Nisan’da IŞİD’in bölgelerinden çıkan insanların kaldığı Hol kampı için 1 milyon Euro ayıracaklarını açıklamıştı.
Suriye anayasasının yazılacağı sürece özerk yönetimin dahil edilmesi için de Paris etkisini kullanacak. Bu sürecin tayininde Astana-Soçi düzleminde Rus-Türk diyalogu daha belirleyici hale geldiği için Fransızların yapabilecekleri sınırlı. BM’nin Suriye krizinin çözümüne yönelik 2254 no’lu kararına bağlılığını ifade eden Fransızlar özel görüşmelerde sıcak mesajlar vermelerine rağmen askeri ortaklığı siyasi tanınma noktasına taşıyacak ileri bir adıma yanaşmıyor.
Çok açık edilmeyen mesele, IŞİD’le mücadele çerçevesinde sahada gelişen ortaklığın, Türkiye’nin olası müdahalesine karşı ne kadar kalkan vazifesi göreceği. Macron Türkiye’nin güvenliğine bağlılığını vurgularken sınırda gerginliğin düşürülmesi için de destekten bahsediyor.
Kürtlerin durumuna duyarlı olmakla birlikte sahadaki Fransız askeri varlığı müttefiklerin tutumlarına ayarlı. Fransız askerlerinin sahada kalmasının koşulu, Amerikan askeri varlığının sürmesidir. Bu konuda Macron yeni bir açılım getirmiyor. Yani birkaç aydır duyageldiğimiz, “Amerikalılar çekilirse bölgede kalamayız” diyen Fransız tutumu sürüyor. Tabi bu tutum, Trump’ın askerlerin tamamını çekip sorumluluğu müttefiklere bırakma planından geri adım atmasında etkili oldu. 2 bin Amerikan askerinden 200’ünü Fırat’ın doğusunda bırakma yönündeki revizyonda Macron’un bu tutumu belirleyiciydi.
Fransız tarafında bir diğer fren, Türkiye ile ilişkileri gözeten hassasiyetle devreye giriyor. Ankara’yı sinir eden manevralardan kaçınmasa da Fransa, özerk yönetim unsurlarına verdiği desteği Türkiye ile ilişkileri rayından çıkartacak ya da NATO’da kavga çıkartacak bir noktaya taşımak istemiyor. Şimdilik askeri destek ‘terörle mücadele’ ve ‘sınır güvenliğinin temini’ konseptine sığdırılıyor. Elbette çerçevenin böyle olması Ankara’nın bunu ‘teröre destek’ olarak görme eğilimini etkilemiyor. Nitekim Dışişleri’nden 19 Nisan’daki görüşmeyi kınayan açıklama anında geldi.
Heyet, Macron’a, “Türkiye ile iyi komşuluk ilişkileri geliştirmek istiyoruz” mesajını da iletti. Belki, “Acaba NATO ortakları, Türkiye’nin fiili özerkliği çökertme ve siyasi çözüm sürecinde de anayasal statü kazanmasını engellemeye dönük politikasını esnetebilir mi” sorusuyla birlikte düşünülmesi gereken bir temenni. Ankara içeride Kürt sorununa yaklaşımda değişikliğe gidebileceğine dair en ufak bir sinyal vermezken sınırın altındaki kilitlenmeyi bir dış etkiyle açma öngörüsü hayli iyimser bir beklenti. Bu konuda ‘zorlayıcı faktör’ Fransa değil olsa olsa ABD olabilir. Fakat ABD’nin zorladığı şey de başka: Trump ani çekilme halinde Türk ordusunun bölgeye girip dağıtacağına dair öngörünün gerçekliğine ikna edildikten sonra Türkiye’yi teskin edecek formül arıyor. Olası formül de Ankara’nın istediği gibi Türkiye’nin kontrolünde sınır hattında 40 km derinliğine kadar inen bir tampon değil sınırın Suriye tarafında az sayıda Türk askerinin gözlemci olarak yerleştirilmesi. Konuştuğum iki Kürt temsilci “Bunu kabul etmemiz mümkün değil” diyor. Aslında Fransızlar da Türkiye’nin bir şekilde dahline çok sıcak bakmıyor. Fakat mesele, Kürtlerin oldukça zorlanacağı ve nihayetinde tercih yapmak zorunda kalacakları bir noktaya doğru ilerliyor. Bu baskı sonuç verir mi? Cevap: “Valla ne olacağını bilmiyoruz ama biz de çaresiz değiliz; Amerikalılar Kürtler olmadan Suriye’de kalamayacağını biliyor.”
Önümüzdeki aylarda güvenli bölge meselesi, ABD ile Türkiye arasında S-400 gerilimin aşılmasında masaya bir pazarlık kozu olarak konabilir. Türkiye’nin S-400’lerden vazgeçmesine ya da en azından NATO kanadının göz yumacağı bir formüle yanaşmasına karşılık ABD, Kürtleri üzecek bir manevraya gidebilir.
Fransızlar da Amerikalılar gibi Kürtler ile Türkiye arasında Türk müdahalesini kışkırtacak şekilde bir gerilim istemiyor. Aslında bu yaklaşım Afrin’de Kürtleri son kertede çekilmeye iten faktörlerden biriydi. Amerikalılar Kürtlerin güney cephelerdeki askeri potansiyellerini Afrin’e kaydırmalarını istemedi; şimdi de Afrin’e odaklanmalarına bir şekilde mani oldukları söylenebilir. Beri tarafta Rusya da Kürtlerle ilgili somut bir yol haritası için ağırlığını koymuyor çünkü eline ayağına gemici düğümü attığı Türkiye’yi tekrar Amerikan hesabına kaybetmek istemiyor. Kürtler Rusların diyalog için yeniden devreye girmesini bekliyor. Moskova bir iki aydır renk vermiyor. İdlib kördüğümü çözülünceye kadar Türkiye ile bozuşmak niyetinde değiller. Muhtemelen Amerikalıların tam olarak ne yapacağını görmeden hamle yapmak da işlerine gelmiyor.
ABD ile ortaklık bir yere kadar Fırat’ın doğusuna yönelik operasyon girişimlerine fren yaptırdı ama aynı zamanda Kürtlerin önündeki alternatif çözüm yollarını da tıkadı. Kürtler elleri güçlüyken Şam’la müzakereye oturup bir statü elde etmenin kaygısını güderken mevcut tabloda ne diyalog zemini işliyor ne de mutlak güvenlik garantisi sunuluyor. Her şey muallakta!
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları






















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.01.2026
20.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
30.12.2025
26.12.2025
15.12.2025
8.12.2025
26.11.2025
11.11.2025