Fehim TAŞTEKİN
‘Birliğin Durumu’ nedir başkan? İran’ı kuşatıp dize getirme stratejisinde nedir hasıla? Bununla bağlantılı Suriye cephesi nasıl gidiyor?
Orta Doğu’da suları köpürtmek kolaydır, dindirmekse diplomasiye pabuç üstüne pabuç eskitir. Nükleer anlaşmayı çöpe attıktan sonra balistik füze programının sınırlandırılması dahil İran savunmasını köreltmeyi ve Orta Doğu’daki kollarını kesmeyi öngören 12 maddelik koşullar listesini açıklamış olan ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Körfez’de mayıs boyunca süren dramatik restleşmelerin ardından birden bire, “Koşulsuz görüşmelere hazırız” deyiverdi.
İsviçre, Umman, Irak, Almanya ve Japonya gerilimi düşürmek için diplomatik kanallar olarak öne çıktı.
Trump, ABD’nin Tahran’daki çıkarlarını temsil eden İsviçreli yetkililere özel numarasını bırakıp İranlılardan telefon beklemeye koyulmuştu. Beyhude bir bekleyişti.
Umman Dışişleri Bakanı Yusuf bin Alevi, Tahran’da nabız yokladı. Irak üzerinden bir iki mesaj trafiği yaşandı. Alman Dışişleri Bakanı Heiko Maas Amman, Bağdat, Abu Dabi ve Tahran’ı kapsayan bölge turuna cuma günü başladı. Sıra Japonya Başbakanı Şinzo Abe’de.
1980’lerde Japon Dışişleri Bakanı Şintaro Abe Irak ile İran’ı barıştırmak için Tahran’a gitmiş. O vakit oğlu Şinzo Abe de babasının sekreteri olarak yanındaymış. İranlılar bu ziyareti güven ve saygınlık atfıyla hatırlıyor. Şinzo Abe şimdi başbakan sıfatıyla 12 Haziran’da Tahran’a gidecek. Hiroşima’dan beri ‘zorunlu müttefik’ ABD ile İran arasında orta yol bulmaya çalışacak. Japonya ABD’nin kırmızı çizgilerini hep gözetti ama İran’la da dost kalmaya çalıştı. 1950’lerde İngiliz ambargosunu delip İran’dan petrol alan Japonya aynı direnci şimdi ABD karşısında gösterecek durumda değil. Petrol ihtiyacının yüzde 15’ini İran’dan alırken bunu sıfırladı. 2004’de Azadegan petrol sahasının yüzde 75’ini alan Japon Inpex, Amerikan baskısıyla 6 yıl içinde payını sıfırladı. Yine de ilişkiler karşılıklı anlayış içinde ve tabi siyaseten düşük profilde süregeldi. Tahran’a başbakan düzeyinde son ziyareti 1978’de Takeo Fukuda yapmış. Arabuluculuk fikri, geçen ay Trump’ın Tokyo ziyareti sırasında gündeme geldi. Bu girişimi önemseyen Trump “İran’ın konuşmak isteyeceğine inanıyorum” demişti. Şinzo Abe’nin İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin ay sonunda Japonya’da düzenlenecek G20 zirvesine teşriflerini temin edip ABD ile doğrudan temas için şansını deneyeceğine dair öngörüler var. Doğrusu hiç kolay değil.
***
ABD Körfez’e uçak gemisi, nükleer bombardıman uçağı ve takviye asker gönderip baskıyı tırmandırırken bu stratejinin kontrolden çıkması halinde sonuçların herkes için felaket olacağına dair değerlendirmeler öne çıktı. Trump’ı bu stratejiye ikna eden şahin kanat, Fuceyra açıklarında dört gemiye yönelik saldırılardan ivedilikle İran’ı sorumlu tutmuştu. Ancak BAE, İran’ın adını anmadan botlarla gelen dalgıçların gemilere mayın yerleştirdiğini, sabotajın karmaşık ve koordineli olduğunu, arkasında bir devlet aktörünün bulunduğunu rapor etti. İran’ı doğrudan suçlamaktan kaçınan bir tercih. Bu da saldırıyı kim düzenlemiş olursa olsun mesajın alındığı anlamına geliyor. Suudi Arabistan’da iki petrol pompasına yönelik drone saldırıları, yine Suudi ve BAE’nin hava limanlarına ulaşan Husi füzeleri, Irak’ta Haşd el Şaabi güçleri ile Lübnan’da Hizbullah’tan gelen tehditler olası bir savaşta yangın coğrafyasının sınırlarını çiziyor. Deniz yoluyla dünya petrol sevkıyatının üçte birinin gerçekleştiği Hürmüz Boğazı’nın kapatılması ihtimali ise bu senaryonun en can alıcı kısmını oluşturuyor. Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah’ın, “Bay Trump, yönetimi ve istihbarat servisleri çok iyi biliyor ki İran’a karşı savaş yalnız İran’la sınırlı kalmayacak. İran’a karşı savaş bütün bölgenin ateşe atılması demektir. Bütün Amerikan güçleri ve çıkarları imha edilecektir. Onlarla işbirliği yapanlar bunun bedelini ödeyecektir, herkesten önce İsrail ve Suudi kabilesi” şeklindeki sözlerinin ne denli ciddiye alındığını İsrail güvenlik birimleri arasındaki ‘tehdit’ değerlendirmelerinden biliyoruz.
Ayrıca İran’ın bağlı kalmaya devam ettiği nükleer anlaşmadan çekilip uranyum zenginleştirme programı üzerindeki sınırlamaları kaldırması ihtimali de muhataplarını kara kara düşündürüyor olmalı. Tırmanmanın bölgeyi götüreceği nokta nükleer yarış.
ABD’nin bölgesel ortaklarına bakınca onlar da umutsuz bir vakıa. Suudi Kralı Selman’ın İslam ve Arap dünyasını Mekke’de toplayıp İran’a karşı sunduğu ortaklık tablosu da ‘nakıs’ kaldı. Arap NATO’su derseniz o da çölde toz duman.
Trump’ın Mueller soruşturması ile köşeye sıkıştırıldığı ve ‘büyük bir savaştan kaçınma’ koşuluyla İran’la gerilimi tırmandırma stratejisini kabul ettiği yönünde bir algı var. Robert Mueller’in raporunda topu taca atması da Trump’ın İran, Suriye ve İsrail politikalarında şahin kanadın çizgisine gelmiş olmasına bağlanıyor. Bu çıkarım doğru mudur bilemeyiz ama Trump’ın arabuluculara bel bağlaması görüntüyü kurtaracak bir çıkış aradığını gösteriyor.
Dini lider Ayetullah Ali Hamaney “Müzakere yapmayacağız” diyerek kapıyı kapatmış gözükse de İran’ın da bir çıkışa ihtiyacı var. Ulusal Güvenlik Konseyi Sözcüsü Keyvan Husravi, “Abe’nin ziyareti, ABD’nin 2015 nükleer anlaşmaya dönmesine ve yaptırımların kaldırılmasına yönelik bir çaba sarf edilirse başarıya ulaşır” demiş. Yine de Abe’nin ziyareti için Tahran’da hazırlıkların yapılıyor olması ‘perde arkası’ oyunlara açık bir pozisyona işaret ediyor.
***
Gerilimi yönetilebilir bir düzeye çekmek iki tarafın da işine gelebilir. Fakat bu iki tarafın mevcut pozisyonlarından çekilip yeni bir sayfa açacakları anlamına gelmiyor. İki taraf arasındaki uçurum büyük. Bir kere ABD’nin müzakere etmek istediği konular İran için ‘intihar’, ‘hezimet’ ve ‘küçük düşürülme’ gibi çağrışımlar yapıyor.
Trump, Suudi Arabistan ve BAE’ye gelişmiş silahlar verirken İran’a ‘silahlardan arın’ ve ‘normal bir ülke ol’ diyor. Normal ülke? Aşağılama buradan başlıyor. Anormalin ‘normal’ dayatması. ABD’yi huysuzlaştıran bazı programlar ta Şah zamanında başlamış ve milli bir mesele olarak bugüne gelmiş.
Körfez’in silahlanma serüveni de İran’a aksi yönde bir telkinde bulunmayı imkânsız kılıyor. Sözgelimi Trump 24 Mayıs’ta İran’la gerilime atfen ‘acil durum yetkisi’ ile Kongre’yi baypas ederek Suudi Arabistan, BAE ve Ürdün’e 8 milyar dolarlık silah satışını öngören 22 anlaşmaya onay verdi. Anlaşmalar 120 bin hassas güdümlü bombanın yanı sıra F-15, havan topu, tanksavar füze ve tüfek satışını içeriyor. Birkaç gün önce bununla ilgili bir gizli bilgi de açığa çıktı. New York Times’a göre Trump acil durum yetkisiyle Raytheon şirketine gelişmiş bomba parçalarını Suudi Arabistan’da üretme izin veriyor. Üretilecek parçalar arasında ‘Paveway’ adlı akıllı bombalarda kullanılan kontrol sistemleri, kılavuz teknolojileri ve devre kartları yer alıyor.
CNN de, Suudi Arabistan’ın Çin’in yardımıyla balistik füze programı geliştirdiğine dair Amerikan istihbarat bilgilerine yer verdi. Aslında Körfez’deki komşularını birbirine karşı bileme stratejisi bir noktadan sonra işleri ABD’nin de istemediği noktaya taşıyabilir. Kongre’de Suudi Arabistan’ın gelişmiş silahlara kavuşmasını tehlikeli bulanlar olduğu gibi İsrail de bu konuda alarm verebilir. İsrail nükleer silahlar bir kenara bölgede ileri teknoloji silahların kendisinden başkasında olmasını potansiyel tehlike olarak görüyor. Silahlansınlar ama eskilerle! Washington Post geçen ocakta Suudilerin El Vatah’da bir balistik füze tesisi kurduğuna dair 12 Kasım 2018’te çekilmiş uydu görüntülerini yayımlamıştı. Benzer görüntüleri 14 Mayıs’ta CNN ekrana taşıdı.
Kimi Kongre üyelerine göre Suudilerin silahlanma macerası, İran’ı baskılama stratejisini zayıflatıyor.
***
İran’ı Orta Doğu’dan çıkarma faslında da ilk sırayı Suriye alıyor. Son günlerde ABD’nin Rusya’ya İran’ın çekilmesi halinde Suriye yönetimini tanımayı içeren bir teklif sunduğu öne sürülüyor. Bir aşama sonrasında bu, “Suriye’den hep birlikte çekilme” önermesine dönüşebilir. Özel Temsilci James Jeffrey, geçen salı Middle East Institute’deki konuşmasında “Rusya ile her seviyede fikir alışverişinde bulunduk. Anlaşma yok” dedi. İran ile Rusya arasındaki işbirliğinin rengi belki bundan sonra rekabete dönüşecek ama Rusların İsrail ve ABD adına yapabilecekleri de sınırlı.
Beri tarafta ABD’nin Suriye stratejisi İran’la olduğu kadar Türkiye’nin Kürtlerle ilgili kırmızı çizgileriyle de ilintili. Jeffrey ‘Türkiye ile Suriye Demokratik Güçleri’nin güvenli bölge hususunda prensipte genel bir anlaşmaya sahip olduğunu’ söylüyor. Ancak ‘YPG’nin ne kadar geri çekileceği, IŞİD’le mücadeleden kalan Amerikan silahlarının ne olacağı ve güvenli bölgenin nasıl idare edileceği konularında henüz çözüm bulunamadığını da ekliyor. Yani ABD bu fasılda da çıkmazda.
Özetle İran’ı kuşatma stratejisinin kolonları sabitlenemiyor. İran’ı zor duruma düşürdüğünü söyleyen ABD buradan bir sonuçla çıkamıyorsa kendisi de zor durumda demektir. Bedelini müdahale edilen coğrafyalar ödediği için ABD’nin uzaktan uzağa hata yapma ve ardından ‘pardon’ deme esnekliği olabilir. Fakat bölge ülkelerinin böyle bir lüksü yok. Ateşle yatıp kalkanlar cehalet, dayatma ve küstahlık karşısında daha stratejik, daha esnek ve daha akıllı olmak durumunda.
Yazarlar
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları





















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.01.2026
20.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
30.12.2025
26.12.2025
15.12.2025
8.12.2025
26.11.2025
11.11.2025