Fehim TAŞTEKİN
Cezayir’in takvim yapraklarında 22 Şubat 2022 için belki “Hirak geri döndü” denilecek. ‘Hareket’in 20 yıllık Abdülaziz Buteflika iktidarının sonunu getirdikten sonra sahneye dönüşü. Yarım kalan hesaplaşmalar için. Ordunun sistem üzerindeki vesayetine karşı; kaynakları kemiren siyasi elitlere, oligarklara, kirliliğin ortağı bürokratlara…
Geçen martta Covid-19 belasının yol açtığı zorunlu mola, Buteflika’yı alaşağı eden gösterilerin ikinci yıldönümünde bitti; bitmeseydi ne ala idi şu elit çete için.
Cezayirliler gerçek reformlara ulaşmak için meydandan devşirdikleri baskıya bel bağlıyor. Eylem biçimi, bize, tek çıkış yolunun değişim dinamiğini canlı tutmaktan geçtiğini söylüyor. Birkaç nefret figürünün hesaba çekilmesinin ötesinde sistemde gerçek değişim sabır ve ısrar gerekiyor.
Buteflika ülkenin karanlıkta geçirdiği kanlı 10 yıldan sonra sistemi selametle yüzdüren sivil bir yüzdü. Ordunun kurguladığı toplumsal uzlaşı ve barış projesinin yürütücüsüydü. 20 yılda eskidi. Yolsuzluk ve kayırmacılıkla sistem için de yüke dönüştü. Halk için de artık siyasi kadavraydı.
22 Şubat 2019’da gösteriler patlak verdiğinde askerler sistemin devamlılığını temin için sokaktan gelen baskıyı satın aldı. Buteflika’yı kızağa çekip yerine seçimle eski Başbakan Abdülmecid Tebbun’u sürdü. Bu şekilde sisteme ‘reset’ atabileceğini umdu. Ordu, Buteflika’ya kalkan olma hatasına düşüp üzerinde oturduğu meşruiyet zemininin aşınmasına izin vermedi. Mısır’da Hüsnü Mübarek’e yapılanın kopyasıydı.
Askerler ‘meşruiyet’ zeminini, ‘Karanlık 10 Yıl’ diye hafızalara kazınan süreçte “İslamcı terörü” bitiren rollerine borçlu. 1990’da yerel seçim başarısından sonra 1991’de çok partili ilk seçimde İslami Selamet Cephesi (FİS) ilk turda birinci gelmişti. FİS, Müslüman Kardeşler dahil farklı İslamcı güçlerin koalisyonu olarak ortaya çıkmıştı. Hedef seçimle ülkeyi şeri bir devlete götürmekti. İktidarda ne yapacaklarını kazandıkları belediyelerde kısa sürede göstermişlerdi. Askeri müdahaleyle seçimin ikinci turu iptal edilmiş, FİS’in radikal bileşenleri silaha sarılmış, ordu şiddetle yanıt vermiş ve çatışmalar 100 binin üzerinde cana mal olmuştu. Ordu suça karışmamış İslamcı militanların affına, suça karışmış rejim unsurlarının ‘mazur’ görülmesine dayalı ulusal mutabakatla bu sayfayı kapatmıştı. Bu süreç ordunun siyaset ve ekonomi üzerindeki nüfuzunu perçinledi. Sözünü ettikleri meşruiyet zemininin altından nice gayrimeşru şeyler aktı. Herkes asker, siyaset, bürokrasi ve oligark dörtgeninde dönen ekonomik rantın farkında.
Solcu, sağcı, liberal, laik ve İslamcı pek çok çizgiyi barındıran Hirak, değişim derken işte bu çarkı hedefe koyuyor.
***
Tebbun Almanya’da üç ay süren Covid-19 tedavisinden sonra Hirak’ın pes etmeyeceğini gördü ve ilk iş olarak tutuklanmış 59 kişiyi bıraktı. Ardından parlamentoyu feshedip 12 Haziran’da seçime gidilmesine karar verdi.
Katılımı artırıp sistemin meşruiyetini koruma kaygısıyla Tebbun seçim yasasında bazı değişikliklere gitti. Küçük partiler ve bağımsız adayların önünü açan düzenlemeler yapıldı. 40 yaş altı adaylar için yüzde 50 kota geliyor. Yani babalarının hesabını gütmek istemeyen gençlerle siyasetin çehresi değişebilir. Ayrıca nüfuz ve para sahibi kişilerin siyasetteki tekelini sürdürmesine hizmet eden kapalı liste yerine açık liste uygulamasına geçiliyor. Seçmenlere parti ve bağımsız listelerde istediği adayı seçme şansı sunuluyor. Bağımsız adaylar 100 kişinin imzasıyla vekilliğe adaylığını koyabilecek. Bu değişikliğe olumlu bakanlar eski kurtların tekelinin kırılacağını düşünüyor.
Hirak içindeki özellikle laik-sol güçlerin yol haritası bu değil. Bu şekilde sandıklar 10 kez kurulsa bile sistemin değişmeyeceğine inanıyorlar. Onlara göre ordu, Buteflika’nın çemberindeki bazı isimleri hapsederek ufak bir saha temizliği yaptı, böylece kendi vesayetini yeniden kurmak için alan açtı. Hirak’taki genel eğilim yine boykottan yana.
***
Beri taraftan bu hareketi yolundan çıkarma, gündeminden saptırma korkusu yaşanıyor. Bugünlerin gündeminde eski FİS üyelerinin kurduğu Reşad hareketinin Hirak’a sızdığı tartışması var. İslamcıların sokağı manipüle etmeye çalıştığına dair hem Hirak içinden hem de rejimden uyarılar geliyor. Hirak içinde kendilerini ‘ilerici güçler’ olarak tanımlayan gruplar, Reşad için “İslamcı Truva atı” yakıştırmasını yapıyor. Reşad’ın kurucularından biri Londra diğeri Cenevre’de yaşıyor. Bunlar sonradan dahil olmadıklarını, başından beri Hirak içinde olduklarını söylüyor. Ordu açısından İslamcı Truva atları belki Hirak’ı etkisizleştirmek için bulunmaz bir gerekçe olabilir. Fakat aforoz edilmiş İslamcılar sahneye dönmek, meşru siyaset zemininde kalmayı başarmış İslamcılar da kendilerini yeniden konumlandırmak için fırsat arıyor. Tabii burada tek düze bir İslami yapı yok. Kökleri Müslüman Kardeşler'e dayanan en az 5 parti aktif. Siyasal İslamcı grupların bir kısmı ‘Karanlık 10 Yıl’ lekesinden beri 1999’dan itibaren rejime payanda oldular.
Hükümetlere katıldılar, bakanlık elde ettiler. Buteflika onlar için bir ‘temiz kâğıdı’ sayılırdı. Hatta Islah Partisi, 2019’da beşinci dönem adaylığını açıkladığında bile Buteflika’ya desteğini kesmedi. En mesafeli duranları Barış Toplumu Hareketi oldu. Sonuçta 20 yıllık süreçte siyasal İslamcıların önemli bir kısmı Buteflika’nın günahlarına ortaktı. Haliyle öfkenin muhatapları arasında bunlar da var. Şimdi yeni bir temiz kağıdına ihtiyaç duyuyorlar. Fakat bunu hangi yolla edinecekleri konusunda yön karmaşası yaşıyorlar. Bir kısmı Hirak içinde, bir kısmı karşısında, bir kısmı nötr, bir kısmı Tebbun’un yolunda.
Hirak içinde çok farklı tercihler olmakla birlikte İslamcılarla ötekiler arasında kabaca bir ayrım çizgisi saptanabilir. Hirak’ın seküler-sol kanatları köklü değişim için önce anayasayı yazacak bir kurucu meclisin seçilmesini, sonra yeni anayasaya göre cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerine gidilmesini istiyor. Bu yüzden Tebbun’un seçildiği Aralık 2019’daki seçimi ve Kasım 2020’deki anayasa referandumunu boykot ettiler. Seçime katılım yüzde 40’dı. Oyların yüzde 13’ü geçersiz sayıldı. Tebbun oyların yüzde 58'i ile seçildi. Anayasa referandumuna katılım da yüzde 23’te kaldı. Bunda Covid’in payı da var. Yine de düşük katılım yüzünden meşruiyet tartışması bitmedi.
İslamcı bileşenler ise Tebbun’un yol haritasına razı. Yani seçimle parlamento ve hükümetin belirlenmesi, sonra köklü reformlar. İslamcılar öteki yoldan gidilirse Anayasa’da “devletin dini İslam’dır” diyen maddenin silinmesinden korkuyor. Ayrıca hızlıca örgütlenme kapasitelerine güvenerek seçimde mecliste daha fazla yer işgal etme hesabı güdüyorlar.
***
İslamcı kanatlarla ilgili güvensizlik hali başından beri var. Cezayirliler için yakın tarihten büyük bir tecrübe hafızalarda canlılığını koruyor. 2011’de Arap Baharı’nın Cezayir’i teğet geçmesinin en önemli nedeni ‘Karanlık 10 Yıl’ın kavurucu sayfalarıydı. Esasen Cezayir kendi sırasını 20 yıl önce savmıştı. Fransızların kovulduğu 1962’den itibaren Ulusal Kurtuluş Cephesi (FLN) bağımsızlıkçı çizgisini sosyalist, sömürge karşıtı, Soğuk Savaş denkleminde Bağlantısız, pan-Arap, pan-Afrika ve pan-İslam’la çerçeveleyip bu kimliğin kredisini onlarca yıl tepe tepe kullandı. Cezayirliler savaşarak bağımsızlığını kazanmış bir halk ve 1988’de FLN’ye de “Artık yeter” dediler. Tek partili sistem yerini çok partili düzene bıraktı ama kazanan İslamcılar oldu.
Cezayir’in siyasal hafızası bugün hem muhalefet güçlerinin hassasiyetlerini hem de müesses nizamın tepkilerini belirliyor. Buna Arap Baharı’nda Libya, Mısır ve Suriye’deki feci tecrübeler eklendi. Burada üç önemli ders Cezayir için de geçerli: Barışçıl kal, dış müdahale arama, siyasal İslamcıların çifte gündemine dikkat et.
Bu üç alandan beslenen bir türbülans sadece Cezayir’i değil Cezayir diasporasının güçlü olduğu Fransa’yı da yakabilir. Yoksa Libya’yı düşürenlerin, Cezayir’in belini kırmak için de sebepleri yok değil. İsrail’e karşı duruşunu koruması, ABD’nin dayattığı Yüzyılın Anlaşması’nı reddetmesi, Batı kampı ile terörle mücadeledeki işbirliğine karşın mesafesini koruması, Fransızların sömürgeci geçmişini yüzlerine vurması ve eski sömürge ülkelerinde yürüttükleri askeri operasyonlara katılmaması bunların başında geliyor. Arap Baharı sürecinde pek çok Arap ülkesi NATO korosuna katılırken Cezayir dış müdahaleyi reddeden bir çizgi izledi. NATO’nun Libya’ya korsanca müdahalesini, Suriye’ye kirli vekâlet savaşını ve Suudi-Emirlik ittifakının Yemen’e müdahalesini reddetti. AKP iktidarı gibi savrulmadı.
***
Hirak içinde bir kesim rejimi dönüştürmek için farklılıkları bir kenara bırakıp güç birliği yapmak gerektiğini savunuyor. Buna karşı çıkanlar ise ideolojik farklılıkları görmezden gelmenin bedelinin sonradan ağır olacağı uyarısı yapıyor. Uyarıların birincil hedefi Reşad, aşırılıklardan arındığını ve şiddeti reddettiğini söylüyor. Suriye’de Müslüman Kardeşler de 1977-1982 arasında IŞİD’in ‘erken versiyonu’ sayılabilecek eylemleriyle tarihe rezil bir şekilde geçtikten birkaç yıl sonra sivil siyaseti benimsemiş bir pozla döndüler. 2001’de Şam Baharı sürecinde, 2005’te Şam Deklarasyonu’nda sol-liberal cephenin ‘demokrat’ ortağıydılar. 2011’de olaylar patlak verdiğinde sivil siyasete bağlılık sözü hâlâ geçerliydi. Ne var ki birkaç ay geçmeden ‘meşru müdafaa’ bahanesiyle yeniden silaha sarıldılar. Bu tecrübeler kuşkusuz Tunus’ta da El Nahda’ya karşı muhalefetin kulağında küpe işlevi görüyor.
***
Ordunun gölgesinde kalan Tebbun ‘kutsal hareket’ olarak nitelediği Hirak’ın koruyucusu olacağı sözü veriyor. Belki iktidar eliti seçim marifetiyle sokağın sönümleneceği hesabıyla Hirak’ı sahiplenen bu görüntüyü vermeyi işlevsel buluyor. Hatta Hirak’a ‘partileşin’ çağrısı yapılıyor. Meydandan bir değil birbiriyle uyumsuz en az 10 parti çıkar. O vakit öne çıkacak liderleri ikna etmek, yedeklemek ya da yönlendirmek daha kolay olacaktır.
Peki, ordunun Tebbun üzerinden gösterdiği yol haritası işe yaramazsa Hirak’a karşı bu sahte ‘babacan’ tavır ne kadar daha sürer? O vakit muhtemelen olağanüstü halle ipleri yeniden ele alacaklar.
Askeri kaynaklar “Yarasalar gizem ve karanlığı sever” göndermesiyle FİS kalıntılarının geri dönüş heveslerine, ‘ayrılıkçılık fitnesi’ göndermesiyle Kabiliye bölgesinde bağımsızlık arayan Berberi (Amazigh) hareketine dikkat çekiyor. Hükümet Sözcüsü Ammar Belhimer de geçenlerde askerlere nabız uyumuyla “Bazı dış mihrakların Cezayir'e karşı savaşlarında halk hareketini kullandıkları sır değil” dedi. Bunlar müdahalenin hangi zeminden geleceğine dair ipuçları. Fakat önce sandık, yeni parlamento ve bazı yasal değişikliklerle halkın taleplerine hürmet gösterisine devam edecekler. Bir yandan köklü reform taleplerinin geçiştirilmesi diğer yandan ekonomik kötüleşme, öfkeyi beslemeye devam ediyor. Cezayir bu yazı sıcak geçirecek vesselam!
Yazarlar
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları




















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.01.2026
20.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
30.12.2025
26.12.2025
15.12.2025
8.12.2025
26.11.2025
11.11.2025