Hasan CEMAL
‘Gazeteci milleti’nin meslek hayatı inişli çıkışlıdır.
Gün gelir işini kaybeder.
Gün gelir çalıştığı yer kapanır, kapatılır.
Gün gelir kovulur.
Gün gelir mahkemeye, hapse düşer.
Gazeteci milletinin kaderidir bütün bunlar.
‘İş güvencesi’ pamuk ipliğine bağlıdır.
Kimi gazeteci kaderine küser, mesleği bırakır.
Kimi sonuna kadar tutunmaya gayret eder, bir gün ‘filmin sonu’nu görebileceğini sanarak...
Galiba ben de bütün bu duraklardan geçtim 45 yıllık meslek hayatımda...
Bu satırları pazar sabahı tenha bir kahve köşesinde Radikal için yazıyorum.
Yıllar yılı elime alarak keyifle okuduğum Radikal artık ‘kağıt’ta yok, sadece ‘internet’te var.
Radikal artık dijital bir gazete.
Geleneksel Radikal’i özleyeceğim.
Ben de bir yıldır ‘kağıt’ta, ‘basılı gazete’de yokum.
‘İnternet gazetesi’nde, T24’te yazıyorum.
Bu yüzden, geleneksel okurlarımın bir bölümünü kaybettim ama yeni okurlar kazandığımı da biliyorum.
Yeri gelmişken bir noktayı daha belirteyim.
‘Kağıt’tan ayrıldığımdan beri artık ben de elime basılı gazete almıyorum ve zorunlu olmadıkça hayatı ‘internet’ten izliyorum.

1980’lerde Cumhuriyet ofsete geçerken
Bir gazetenin kapanması hüzün vericidir.
Acılıdır.
Her şeyden önce ‘gazeteci milleti’nden işini kaybedenler olduğu için öyledir.
Radikal’in dijitale geçmesi dolayısıyla işini kaybeden meslektaşlarıma Allah kolaylık versin.
Ama çok da canlarını sıkmasınlar.
Dünya dönüyor, hayat devam ediyor.
Küsmesinler gazeteciliğe, tutunmaktan vazgeçmesinler.
Gazetecilik, demin belirttiğim gibi inişli çıkışlıdır ama güzel bir meslektir.
Bir pazar sabahı erken, kimseciklerin olmadığı bir kahve köşesinde bilgisayarımla baş başa otururken, hatıralar dipsiz bir kuyudan çıkarak geliyor.
1982, 1983 yıllarıydı.
18 yılımın bir solukta geçtiği Cumhuriyet’te genel yayın yönetmeniydim.
Sancılı bir dönemdi.
Bir yandan 12 Eylül askeri yönetiminin güçlükleriyle boğuşurken, aynı zamanda gazeteye teknoloji atlatmak, ‘tipo’dan ‘ofset’e geçmek için zorlu bir uğraş içindeydik.
Özellikle teknik kesim tedirgindi.
Çünkü teknoloji değişimi onlar için iş kaybı anlamına gelecekti.
Biz de bunu sınırlı tutmak için gazetede bir eğitim programıbaşlatmıştık, çalışanların bir bölümünün yeni teknolojiye uyumunu sağlamak amacıyla...
Zor zamanlardı.
Özellikle ‘mürettiphane’de işini kaybedecek olanların hüzünlü bakışlarıyla karşı karşıya gelmek insanın içini acıtıyordu.
Cumhuriyet’i Çok Sevmiştim isimli kitabımda ayrıntılarıyla anlatılır meslek hayatımın bu dönemi...
Faksla ilk karşılaşmam ve Cumhuriyet’in direnci
Basında teknoloji değişimi 45 yıl boyunca peşimi hiç bırakmadı.
1978 yılıydı.
Cumhuriyet’te bir yandan ‘mutfak’ta çalışıyor, diğer yandan muhabirlik yapıyordum.
Hayatımda ilk kez davetli olarak Amerika’ya gittim 1978’de. Amerikan Kongresi’nde bir senatörün ofisinde masanın üstünde duran kutu gibi tuhaf bir cihaz gördüm.
Dediler ki:
“Buna faks derler. Kâğıdı buradan sokup düğmeye bastın mı, mesela New York’taki ofisten aynen çıkar.”
Vay canına demiştim kendi kendime. Ve İstanbul’a gazeteye dönünce, büyük bir heyecanla arkadaşlarıma anlatmıştım faksmakinesini...
Faks bizim memlekete sanıyorum Turgut Özal döneminde, 1984 ya da 1985’te geldi.
Hayatımızı kolaylaştıracak bu sihirli aleti Cumhuriyet’e aldırmak, bir tane Ankara’ya, bir tane İstanbul’a koymak için akla karayı seçmiştim.
Başyazarımız (ve patron) Nadir Nadi Nuh diyor, peygamber demiyor, yeni bir masraf kapısı açılmasın diye faksa direniyordu.
Direniş, benim 1985’te Başbakan Özal’la yaptığım Uzakdoğu ve Japonya seyahatinin telefon faturasıyla kırıldı.
Yazı ve haberleri daha çok telefonla yazdırmak zorunda kalmıştım. Faksımız olsa, bu telefon faturasından nasıl kurtulacağımızı belgeleriyle anlatınca, Nadir Bey ikna olmuş, bugün artık pek ortalık da gözükmeyen faks makinesi Cumhuriyet’e de girmişti.
Turgut Özal’ın teknolojik sürprizleri
1986 yılı, ara seçim dönemi.
Bir gün Başbakan Özal’la İskenderun’dan Antalya’ya uçuyoruz. Helikopterin içinde Güneri Cıvaoğlu’yla Yavuz Donat da var.
Rahmetli Özal, Yavuz Donat’a döndü, “Oğlunu aramak ister misin?” diye sordu.
Kafa mı buluyor diye birbirimizle bakıştık.
Yavuz’un oğlu Amerika’da okuyordu.
Numarayı aldı, o zamanlar yeni çıkmış olan araba telefonubenzeri bir telefonu çevirdi helikopterin içinde, “Ben Turgut Özal, bir dakika, babanı veriyorum” diyerek telefonla ahizesini Yavuz Donat’a uzattı.
Hayretler içinde kalmıştık.
ANAP’ın lideri Başbakan Özal’ın 1980’lerdeki baş sloganlarından biri, “Türkiye’ye çağ atlatıyoruz”du.
Yine 1980’li yıllardı.
Özal’la Güneydoğu’da bir barajın temel atma törenine gidiyoruz.
Çok geciktik. Yazı zamanı geliyor ama biz hala dağ tepe yol alıyoruz. Nerede yazacağız, ne zaman nasıl geçeceğiz?..
Merhum Özal tonton havasındaydı o gün, sürekli takmayın kafaya deyip duruyordu.
Dağ başına geldik.
Kocaman kocaman çanak antenler, uzay üssü gibi. Bir büyük masa, üstü telefonlarla dolu. “Gidin istediğiniz yeri arayın!” dedi. Dağ başından telefonu çevirdim, tak karşımdaydı Cumhuriyet santralı...

Ankara’dan İstanbul’a fotoğraf yollama çilesi
1975 yılı.
Cumhuriyet muhabiri olarak CHP lideri Ecevit’i izliyorum, Batı Almanya’nın başkenti Bonn’da. İstanbul’a haberimi yazdırmak için koşturmaca içindeyim.
Önce teleks...
Çalışmıyor, kumlu çıkıyor.
Otel santralına yazılıyorum.
Bekle Allah bekle!
Dört beş saat telefonun başında kıvranıyorum ama olmuyor. Sonunda midemde ağrılar İstanbul’a, gazeteye haberimi yazdıramıyorum.
1990’lı yılların ikinci yarısı.
Sabah’tayım.
Savaş halleri içinde çalkalanan Kosova’dayım. Dikkatimizi çekiyor. Bir Japon gazeteci, küçük bir çanak anteni arabasının üstüne koymuş, yol kenarından yazı ve fotoğraflarını geçiyor.
Kıskanıyoruz Japon meslektaşımızı...
Meslek büyüklerimiz anlatırdı.
1950’lerde telefoto denen alet Ankara’da ilk kez Cumhuriyet bürosuna gelmiş. Öğle aralarında Ankara gazetecileri büroya uğrar, fotoğrafın İstanbul’a nasıl geçtiğini seyrederlermiş.
Fotoğraf geçilir ama filmlerin asılları, negatifleri de uçakla İstanbul’a gönderilirmiş. Bunun için de bir kişi Esenboğa’ya gider, bir hostes ya da yolcu bulur, rica minnet edilirmiş...
Televizyonun öldüremediğini
internet mi öldürecek?
Şimdi her şey bir tık mesafesinde.
Ben bile kaç yıldır cep telefonumla fotoğraf çekiyorum, istediğim yerde yazılarımı yazıyorum, hepsini bir tıkla gazeteye gönderiyorum.
Geçmişi bildiğim için mutluyum.
Teknolojideki baş döndürücü gelişmeyi yaşadım çünkü. Hayatım kolaylaştı bir gazeteci olarak.
İyi güzel ama Hasan Cemal, Radikal de dijital ortama taşınırken, birçok meslektaşın işinden oldu.
Evet, yazımın başında belirttiğim gibi, bu da acı bir gerçek...
1984 yılında Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) Yürütme Kurulu’nda çalışmaya başladıktan sonra dokuz yıl boyunca basın ve teknoloji meselesi peşimizi hiç bırakmamıştı.
Hepimiz geleneksel basından geliyorduk. Yazılı basının yılmaz savunucularıydık.
1980’lerin sonundaki bir toplantımızda, Harvard Üniversitesi’nden iki akademisyenin verdiği brifingde, kâğıda basılı gazetelerikaranlık bir geleceğin beklediğini, bunun da ‘dijital gazete’nin ayak sesleri olduğunu, gelecekte herkesin kendi istediği gazeteyi sabah vakti bilgisayarında bulacağını dinlerken, dudak büktüğümüzü anımsıyorum.
Hazretleri biraz hayalperest bulmuştuk.
Önce, radyo öldürecek gazeteleri demişlerdi.
Olmadı.
Sonra sıra televizyon geldi.
Gazeteler televizyon rekabetine dayanamaz dediler yıllar yılı...
Televizyon da gazeteyi öldüremedi.
Şimdi de sıra ‘internet’te...
70 yaşındaki benden genç nesillere
Ama bu kez tehlike ciddi.
Bu kez tehlike büyük!
Hatta gerçekleşme yolunda bu ‘tehlike...’
Amerika’sında, Avrupa’sında, dünyanın birçok yerinde yazılı basıngeriliyor. Satışlar düşüyor, reklam gelirleri azalıyor.
Özellikle genç nesiller her geçen gün ellerine çok daha az kâğıt gazete alıyor, gazeteyi ‘dijital’den okuyor ve ‘sosyal medya’yı izliyorlar.
Zamanın ruhu böyle olduğu için de çanlar, çoktandır kâğıda basılı gazete için çalmaya başlamış durumda...
Ne yapmalı?..
Kaçış yok!
Teknoloji hayatın bir büyük ‘realite’si.
Benim gibi teknoloji özürlü geleneksel bir gazeteci bile, yazılı basından koptu, bir yıldır ‘internet’te yazıyor, bütün gazeteleri ‘internet’ten okuyor, ‘sosyal medya’nın içinde, Twitter ile anlık tepkiler bile verebiliyor.
Peki gazeteciliğe ne olacak?
Evet, yazılı basın bugünden yarına hemen olmasa da, zamanla ruhunu teslim edebilir.
Ama unutmayın bir şey ölmeyecek:
Gazetecilik!
Özünde ‘habercilik’in yattığı gazetecilik ölmeyecek. Gazeteci milleti varlığını koruyacak. Bağımsız gazetecilik, özgür habercilikeninde sonunda damgasını vuracak.
Bence bugün, özellikle Türkiye’de yazılı basının inişe geçmesinin altında sadece dijital rekabet yatmıyor.
Asıl büyük rolü, özgürlük ortamındaki, gazetecilik kalitesindeki gerileme oynuyor.
Bir başka deyişle:
Tayyip Erdoğan’ın, siyasal iktidarın medya üzerine uzanan, gittikçe koyulaşan gölgesi, genel olarak medyanın ama özellikle yazılı basının inandırıcılığını, güvenilirliğini olumsuz etkiledi.
Gerçek, özgür habercilik alanının iktidar baskıları karşısında gitgide daralması da, büyük basında gazete tirajlarıyla reklam gelirlerini zamanla gemlemiştir.
İster geleneksel, ister dijital
kritik nokta değişmiyor
‘Gazeteci milleti’nin zincirlerini kırmasıdır çıkış yolu.
Bağımsız medyadır çıkış yolu.
Özgür gazeteciliktir.
Ve medya patronlarının bu gerçeklere inanması, inandırılmalarıdır.
Başta Ankara -ya da siyasal iktidar- olmak üzere güç odaklarının kontrolünde, gölgesinde yapılan, hükümete biat etmiş gazeteciliğin hiç kimseye faydası dokunmaz.
Medyanın kazanması da, kar etmesi de, öncelikle inandırıcı vegüvenilir olmasından geçer.
İnandırıcı, güvenilir medyası olmayan bir ülkede demokrasi de olmaz, hukuk devleti de.
Demokrasi ve hukuk düzeninde taşların yerli yerine oturması için önce medyanın adam olması gerekir.
Ankara’da, hükümetler üzerinde nüfuz aleti olarak kullanılmak istenen medya bir süre sonra duvara toslar.
Kimseye hayrı dokunmaz böyle bir medyanın...
Bu medya ister geleneksel olsun, ister dijital olsun bu gerçek değişmez.
Zaman içinde nasıl ki ‘kağıt gazete’nin tiraj ve reklam geliri düştüyse, dijital gazeteler için de farklı olmaz, bir süre sonraçöküş gelmeye başlar usul usul...
Tık sayısı da yerinde sayar, düşer. Reklam gelirleri de inişe geçer.
Özlem ve umutla
Nereden başladım, nerelere geldim?..
Uzadı yazı...
Radikal çıkarken, Sabah’taydım.
Sabah grubunun Yeni Yüzyıl hamlesi, Doğan Grubu’nun Radikalkarşı hamlesine yol açmıştı.
O günleri çok iyi anımsıyorum. Her iki tarafta da yakın arkadaşlarım ‘operasyon’ların başında yer almışlardı.
Yeni Yüzyıl da iyi gazeteydi, Radikal de.
Bugün bakıyorum, keşke bir Yeni Yüzyıl, keşke bir Radikal, keşke bir Radikal-2 olsaydı diyorum.
Radikal’i özleyeceğim.
Radikal deyince elbette Kurucu Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Yılmaz’la onun halefleri, İsmet Berkan ve Eyüp Can da unutulmayacak.
Türkiye’nin dijital gazetesi Radikal’e başarılar diliyorum.
Yazarlar
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT15 yıldır değişmeyen zihniyet, karartılan meclis 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları






























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.04.2025
3.03.2025
28.02.2025
20.02.2025
13.02.2025
28.11.2024
12.11.2024
24.10.2024
27.08.2024
20.04.2024