İbrahim Kahveci
Recep Tayyip Erdoğan’ın Başbakan olarak görev süresi ve Cumhurbaşkanı olarak görev süresi çok ama çok farklı sonuçlar doğurdu. O nedenle 2014 Türkiye için bir milat sayılabilir.
Mesela Erdoğan’ın başbakanlık dönemi olan 10 yılda ortalama döviz kuru (1 dolar+1 avro ortalaması) karşısında TL toplamda %59,2 değer kaybetti (2004-2014)
Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı dönemi olan son 10 yılda ise (2014-2024) ortalama döviz kuruna karşı TL’nin değer kaybı %1240,5 oranında gerçekleşti.
Kur artışı ya da TL’nin değer kaybı çok önemli diyorsanız; şimdi yazacaklarım yanında belki de en az sorun kur artışıdır.
Pahalılık açısından kur artışı değil, kur bazında fiyat artışı daha önemlidir.
Mesela Türk-İŞ “Açlık Sınırı” verisini açıklıyor. 2001 yılında açlık sınırı yıl bazında ortalama 190,6 $ ediyordu. Yani 4 kişilik bir ailenin açlık harcaması 190,6 $ ile karşılanıyordu. Mayıs 2025 itibari ile 4 kişilik bir ailenin açlık için yapması gereken harcama tutarı 646,9 $ etmektedir.
Daha 2 yıl önce, yani 2021-2022 yıllarında açlık sınırı için 300-350 dolar gerekirken şimdi bu tutar 600-650 dolar aralığına yükselmiştir. (Şu anda 12 aylık ortalama 608,3 $ seviyesinde)
Kısaca kur artışı değil, ülkemizde temel sorun kur bazında fiyat artışıdır.
Biz buna PAHALILIK diyoruz.
Yani asıl sorunumuz enflasyon değil, pahalılıktır.
Enflasyon düştüğünde pahalılık düşmeyecektir. Asıl meselemiz pahalılığı bitirmektir.
(TÜRK-İŞ Açlık Sınırı fiyatlarını grafikte dolar bazında görmektesiniz)
PAHALILIK NASIL OLUŞTU?
Sabah Gazetesi’nden Melih Altınok 28 Haziran günü “Ada fiyatları bunlar ada” başlıklı bir yazı yazdı. Burada diyor ki, “4 kişi Rodos’ta sahilde 23 avroya kahvaltı yaptı. Yani adam başı 250 liraya kahvaltı yapılıyor. Marmaris’ten, Bodrum’dan boş plajlardan bahsedenler “ama maliyet” demesin. Rodos bir ada, bizim gibi tarım arazilerinin yanında değil. Suyundan çöpüne kadar her şey taşıma. İşçi maliyetleri de Türkiye’den pahalı. Elektrik ve doğalgaz fiyatları da bizdeki gibi devlet tarafından sübvanse edilmiyor. Üstelik işletmeciler, giriş ücreti, otopark ayağına soygun gibi imkanlardan da mahrumlar.”
Ve Melih Altınok ‘altın yumurtlayan tavuğu kesiyoruz, kendi ayağımıza sıkıyoruz’ diyerek Turizm Bakanı’nı göreve çağırıyor.
Pahalılık sadece turizm bölgelerinde mi?
Mesela konut ilan sitelerine girin bakın. Daire fiyatlarında İstanbul’un iyi yerlerinde 100 milyon liralık fiyatlar karşınıza çıkacaktır. İstanbul’da müstakil değil, rezidanslardan 2-3 milyon dolarlara daire satılıyor.
Size şu soruyu soralım: Şehir merkezlerine benzer mesafede ve çevresel düzenlemesi çok daha iyi olan daire fiyatları Avrupa’da nasıl?
Mesela Frankfurt… Almanya’nın finans başkenti… İstanbul’dan daha ucuz olduğunu söyleyebilirim. İlanlara girin bakın…
Şu anda İstanbul’da ortalama kira fiyatları 30 bin lira civarında. Ama biraz iyi semtlere gittiğinizde kira fiyatlarının ortalama 60 bin liraları geçtiğini görüyorsunuz.
İyi ama Türkiye’de asgari ücret şu an 570 dolar ve ortalama ücret ise 1.043 $. Yani ortalama ücret ile sadece ortalama bir dairede kirada oturabiliyorsunuz. Asgari ücretli ise sokakta kalıyor.
Şimdi soru şu: Asgari ücretin ve ortalama ücretin bu şekilde düşük kaldığı yerde, kira veya yemek dahil her ne olursa olsun fiyatlar neden dolar bazında bu kadar arttı?
Bakınız burada sadece kira fiyatlarının ve/veya gayrimenkul fiyatlarının artmadığını görüyoruz; tüm fiyatlar dolar bazında adeta patlamış durumda.
ABD’deki dolar enflasyonundan kat be kat dolar bazında fiyat artışını Türkiye yaşadı.
Neden?
İki ana neden söyleyeyim:
1-Gelir dağılımı bozuldu:
Erdoğan Cumhurbaşkanı seçildikten sonra ülkede tek kazanan kesim var: ZENGİNLER dediğimiz yüzde 5’lik kesim.
Gelirden aldığı paya baktığımızda tüm kesimlerin payı gerilemiş. Sadece ve sadece en zengin yüzde 5’lik kesim payını artırmış (TÜİK revizyonla bu payı biraz düşürdü ama tam doğruyu revizyon öncesi bu tablo veriyor)
Gelir dağılımı yapısal olarak bozulunca o şımarık zenginler fiyatları adeta uçurmuş oldular. Mesela bir semtte daire fiyatları 5 milyon lira civarındayken zenginin biri o mahalleden 15 milyona ev aldığında artık tüm fiyatlar 15 milyon lira civarında seyreder.
Olan tam da bu şekilde oldu. Türkiye’de şımarık zenginlik fiyatları dolar bazında patlattı.
2-Erdoğan’ın Nass Politikası:
Aslında birinci maddenin devamı ile değerlendirilmelidir. Erdoğan 2021 sonlarında “ortada Nass var sana bana ne oluyor” deyip ekonomi politikasını tamamen raydan çıkarttı. Enflasyon patlarken faizler suni olarak düşürüldü ve yatırımcı varlık koruma güdüsü ile başta gayrimenkul olmak üzere tüketime koştu.
Sadece 2 yıl içerisinde gayrimenkul fiyatlarında reel olarak yüzde 125 gibi muazzam artışlar yaşandı. Tabi ki bu fiyat artışının peşinden kiralar patladı:
Şöyle düşünün: 700 bin liralık konut 2 bin lira kirada iken konutun kendini amorti süresi 30 yıldı. Şimdi o konut fiyatı 7 milyon liraya yükselirken kira fiyatı 40 bin liraya çıktı ve konutun amorti süresi 15 yıla düştü.
Olan tam olarak bu.
Önce negatif faizler konut fiyatlarını patlattı ve arından reel faizlerin yükselişi amorti süresini kısalttı.
Konut fiyatını işyeri olarak veya dükkan kirası olarak ele alabiliriz. Hizmet sektöründeki fiyat artışlarının bir diğer temeli de buradan geliyor.
EV SAHİPLİĞİ HAYAL OLDU
2010 yılında Türkiye’de durum şu:
Nüfus: 73.722.988 kişi
Ortalama hane sayısı: 19.216.952
Kiracı hane: 4.246.946
Kiracılık oranı %22,1 (ortalama hane sayısı ise 3,84)
Aradan 3 yıl geçiyor 2013 yılına geliyoruz: Artık nüfus 76.667.864 kişiye yükselirken hane sayısı 21.127.674’e çıkıyor. Dikkat ediniz, hane sayısında 1.910.723 artış yaşanırken kiracı sayısı sadece 253.248 artışla 4.500.195 adete çıkıyor.
Tekrar edelim: 2010-2013 arası hane sayısı 1,9 milyon artarken kiracı hane sayısı sadece 253 bin artıyor. Yani toplumda kurulan yeni hanelerin kiracılık oranı sadece %13,25.
Ve 2013-2024:
Nüfus 8 milyon 977 bin artışla 85.664.944 kişiye ulaşıyor.
Hane sayısı ise 6 milyon 387 bin 978 artışla 27.515.652 haneye ulaşıyor.
Kiracı hane sayısı ise 3 milyon 212 bin 443 artışla 7.712.637 haneye ulaşıyor.
Dikkat ediniz; Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı döneminde hane sayısı 21.127.674’den 27.515.652’ye yükseliyor. Hane sayısındaki artış: 6.387.978
Kiracı hane sayısı ise 4.500.195’den 7.712.637’ye yükseliyor. Kiracı hane sayısındaki artış ise:3.212.443
Tekrar edelim: Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı döneminde 6.387.978 hane kuruluyor ama bunların 3.212.443’ü kiracı. Yani yeni kurulan hanelerin kiracılık oranı %50,3…
Bu tam bir felaket. Hatta felaket ötesi bir durum
***
Türkiye’de temel dengeler 2014 sonrası adeta yıkıma doğru gidiyor. Doğum oranı 2,19’dan 1,48’e adeta şelale gibi düşüyor. Çünkü evlenip ev-ocak kurmak artık hayal oldu.
Fiyatlar patladı, çünkü gelir dağılımı bozuldu. Zenginin aşırılığı fakiri de vuruyor. Mutluluk oranı çökerken gelecekten beklenen umut hızla diplere indi. (Yüzde 42’lerden yüzde 21’lere)
Yapısal yıkım yaşadığımız bu dönemin sonuçlarını bir bakanlığa bağlayarak sorunu çözebilir miyiz?
Hatta ülkeden kaçışın hızla devam ettiği (parlak zekalı iyi eğitimlilerin ülkeden gitmesi) bir dönemde gelirin artması mı beklenir? Teknolojik yıkım yaşadığımız bu süreci din eğitimi ile kapatabilir miyiz?
Elbette hayır.
Tek çaremiz baskı ve zulüm… Zaten yaşadığımız da tam olarak bu. Yapısal yıkımı örtmek için cehalet uygulamaları ile toplumu uyutup sorunları başka yerlerde aratıyoruz.
Kaderimiz belli… Toplum uyanmadıkça sorunlar artmaya devam edecektir. Pahalılık bir sonuçtur; Erdoğan’ın fikirlerinin sonucudur. Artık buna mahkumuz.
Yazarlar
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları


























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.02.2026
6.02.2026
4.02.2026
2.02.2026
30.01.2026
28.01.2026
22.01.2026
21.01.2026
19.01.2026
16.01.2026