Münir AKTOLGA
Diyorlar ki “15 Temmuz günü darbe olacağını o binbaşı ihbar etmişti, yani darbe biliniyordu, ama önlenmedi!” Neden? Devam ediliyor: “Çünkü bu kontrollü bir darbe idi.”
Önce 27 Mayıs’tan başlayalım. Evet, 15 Temmuz’da olduğu gibi 27 Mayıs’ta da darbe ihbar edilmişti; bu doğru... Ne oldu peki sonra? Neden engellenmedi -- ya da engellenemedi? Yoksa bu da mı “kontrollü bir darbe” idi? Haydi, 15 Temmuz’un 250 şehidini, iki binin üzerindeki yaralısını, bu arada Erdoğan’ın ölümden kıl payı kurtulmasını bir yana bırakalım, Menderes de yalancıktan mı astırmıştı kendisini?
Nazlı Ilıcak, 27 Mayıs Yargılanıyor (1975; ikinci baskı, 50. Yılında 27 Mayıs Yargılanıyorbaşlığıyla, Doğan Kitap 2010) adlı kitabında, zamanın DP Milletvekili Sezai Akdağ’a soruyor: “Hükümete karşı silahlı bir hareketin olacağını 27 Mayıs’tan önce sezdiniz mi?”
Cevap şöyle: “Sezmek değil, yüzde seksen teferruatıyla 1958 yılı Ocak ayının ilk haftası İzmir’de öğrendim... Halen İzmir’de olup AP teşkilatında bulunan Karşıyakalı Behiç Barhan, İzmir’de o zaman sahibi olduğum gündelik gazeteme telefon ederek, benimle gece yarısı Denizbostanlısı’nda ışıkları söndürülmüş bir arabanın içerisinde müşterek bir arkadaşımızla görüşmeye geleceğini, konunun çok üzücü olduğunu ve sadece bana itimat ettiklerini, kimseye haber vermememi söyledi. Bilâhare AP İzmir Milletvekili seçilen Fazlı Arınç’ın 1952 model Chevrolet otomobilini alarak Denizbostanlısı’ndaki randevu yerine gittim. Behiç Barhan ile Tarık Halulu geldiler. Halulu Akis’in yazı işleri müdürüydü. Bana birtakım dosyalardan bahsedip bazı kağıtlar göstererek Şubat ayında bir askeri darbenin hazırlandığını bazı isimler de vererek izahla, benim aracılığımla rahmetli Menderes’le görüşmek istedi. Bana o zaman verilen isimler arasında Faruk Güventürk, Sıtkı Ulay, Orhan Erkanlı, Ahmet Yıldız, Talat Aydemir, Sami Küçük, Cemal Gürsel, İnönü, Sıddık Sami Onar, Münci Kapani, Metin Toker ile bazı komünist olarak tanınan gazeteciler ve CHP’liler vardı...
“Ankara’da rahmetli Menderes’le görüştüm. Çeşitli dosyalar ve ihtilâl grupları ve bu gruplara dahil isimlerden bahsettim, çok ilgilendi. Üç gün sonra tekrar rahmetliyi gördüm. Bu sefer bana, ‘verdiğin isimleri el altından soruşturdum, hepsi de mert ve güvenilir kimselermiş... Türk Ordusu yeniçeri ordusu değildir. İşte çalışıyoruz. Gecemiz gündüzümüz yok. Memleketi nasıl aldık ne hale getirdik. Bunları en az vicdan sahibi bir insan bile idrak ederken anayasaya bağlı, Atatürk’ün kurduğu Türk Ordusu mu meşru bir hükümete isyan edecek?’ diye cevap verince ben, beyefendi, bir milletvekili olarak ben size duyduklarımı ve gördüklerimi intikal ettiriyorum. Hükümet başkanı sizsiniz, değerlendirmesini ben yapamam dedim. Beni öptü, ‘heyecanlı olduğunu, mertliğini bilirim ama bu kadar da vesveseli olacağını düşünemezdim’ dedi.” (Ilıcak, s. 456)
Bakın, sadece Menderes’in bu cevabı bile çok şey anlatıyor aslında! Anadolu burjuvazisinin tarihsizliğini, hafıza kaybını gözler önüne seriyor. Bence Devletin en büyük başarısı bu (Devleti kasten büyük harfle yazıyorum). Yani Devlet, kültür ihtilâli politikasıyla sadece devşirme bir nesil yetiştirmekle kalmıyor; ana rahminde olgunlaşmaya çalışan sivil toplumu da biçimlendiriyor, onun da hafızasız bir şekilde sakat doğmasına neden oluyor -- aynen Menderes’in bugünkü takipçileri gibi; onlar da gene “ecdadımız” diyerek tarih boyunca kendilerine kök söktürenleri göremiyorlar. Dünyanın başka yerlerinde kapitalizm ve burjuvazi önce kendi aydınlarını yetiştirerek mücadele içinde adım adım doğarken, bizde tersi oluyor. Önce bebek bilinçsiz bir şekilde doğmaya başlıyor; bilinç faktörünü temsil eden aydınların ortaya çıkışı daha sonra geliyor.
Ya peki Samet Kuşçu olayına ne demeli? Bu da ikinci bir ihbar olayı. Gene 1958’de, Kurmay Binbaşı Samet Kuşçu, Sezai Akdağ’ın öğrendikleriyle örtüşen bir diğer grubu ihbar ediyor, isimleri sayıyor tek tek. Ama sonra ne oluyor? Darbecilerden birinin (geleceğin genelkurmay başkanı Cemal Tural’ın) askerî hâkim sıfatıyla yaptığı yargılama sonucunda, ihbar edilenlerin hepsi beraat ederken, ihbarı yapan Kuşçu mahkûm ediliyor ve ordudan atılıyor. Kamuoyunda Dokuz Subay “İnönü’yü sevenler” diye aklanıyor. Hükümet de bu arada ağzını açıp bir şey söylemiyor, kurbanlık koyun gibi kendini darbecilerin insafına bırakıyor. Sürecin altında yatan “Devletin asıl sahipleri” olayını göremiyorlar. Bir tek, kendisi de komitacılıktan geldiği için sezgi ve şüphe düzeyi daha yüksek olan Celâl Bayar ısrar ediyor, soruşturmanın derinleştirilmesinde. Buna karşılık, diğerleri bir yana Menderes’in kendisi inanmıyor darbe olabileceğine. “Türk Ordusu böyle şey yapmaz” diyor, başka şey demiyor! Savunma Bakanı Şemi Ergin de aynen, “Benim subaylarım ihtilâl yapmaz” nakaratını tekrarlıyor.
1950’li yılların sonlarına doğru, kendisi bir “Vatan Cephesi” kurmayı düşünebilen Menderes, karşısındaki cephenin ne olduğunu, kimlerden oluştuğunu, tarihî köklerini bir türlü kavrayamıyor. Bu mücadelenin, “Batılılaşıp merkezileşerek Devleti kurtarmak” adına “modern bir ordu” kurarak yola koyulan, bir kültür ihtilâli sürecini başlatan, yerel Müslüman liderleri yok ederek ademi merkeziyetçi, proto-kapitalist bir gelişmenin önünü kesen II. Mahmut zamanında başladığını; daha sonra gelen İttihatçılarınm ve Kemalistlerin hep bu sürecin devamı olduğunu düşünemiyor. Çünkü kollektif bellek diye birşey bırakmamışlar Anadolu sivil toplumunda.
Hafızada kalan tek şey, Devlet/imiz. Bu nedenle hiç toz kondurulmuyor o kutsal Devlete. Hem o Devletin darbesini yiyor, hem de onu hâlâ tanıyamıyor ve hâlâ kendi tarafına çekebileceğini düşünüyor! Karşısındaki rakibin (darbecilerin)üniforma giymiş üç beş devlet memuru olmadığını; mezar kaçkını o antika Osmanlı devletinin bizzat kendisi olduğunu; diğerlerinin ise güçlerini bu gelenekten aldığını anlayamıyor. Fukara, idam sehpasına çıktığında bile göremiyor o canavarın gerçek yüzünü. Bilmiyorum buna ne denir; bazıları “Stockholm Sendromu” derken sadece Alevileri işaret ediyor, ama bence bu mesele daha karmaşık Türkiye’de.
Haydi bütün bunları bir yana bırakalım; darbe olmuş bitmiş, kendilerini “Devletin asıl sahibi” olarak gören dönemin (27 Mayıs’ın) o “devrimcileri” halkın oylarıyla seçilmiş milletvekillerini Yassıada’da toplamışlar, vatana ihanet suçuyla ve idam talebiyle yargılıyorlar. Bu durumda bile, gene başta Menderes olmak üzere bütün o DP’liler orduya, darbecilere karşı son derece nazik ve saygılılar! Hattâ idam sehpasında bile bu inancı sarsılmıyor Menderes’in!
Bir 15 Temmuz 2016 günü Erdoğan’a, onun duruşuna bakın, bir de Menderes’inkine (doğruya doğru; Erdoğan’ın hatâları bu gerçeği görmemizi engellememeli). Bu arada Demirel ve Özal’ı falan getirin gözünüzün önüne. Sadece bu tablo bile Türkiye’nin nereden nereye geldiğini göstermeye yeter. Bütün mesele toplumsal gelişme seviyesiyle ilgili. Menderes ve DP bu işin öncüleri idi; o zaman o kadar olabiliyordu, niyesi nedeni yok bu işin.
Şunu unutmayalım ki, tarihi yapanlar öyle tek tek insanlar değil. Toplum adı verilen karmaşık sistemler var ortada. Tarih, karşılıklı etkileşim halindeki bu sistemlerin evrimi. Evrimden kastedilen de üretici güçlerin gelişmesi olayı. Bu nedenle, kişiler söz konusu olduğunda daima yapana değil, onlara o görevleri yaptıran süreçlere bakmak lazım. Öyle ki, kişiler belirli bir süreç içinde önlerine konan görevleri yaparken bile, o an ne yaptıklarının tam olarak farkında olmayabiliyor. Her durumda, kişiler açısından belirleyici olan, objektif temsil olayı. İnsanlar her anın gerçekliği içinde belirli toplumsal kimliklerin temsilcisi sıfatıyla sahneye çıkıyor ve bir rol oynuyorlar. Evet, belirli bir anda kişilerin temsil ettiği toplumsal kimlikler öyle rastgele ortaya çıkan şeyler değil. Ama işte, madde ile bilinç arasındaki ilişki burada da kendini gösteriyor. Bilinç burada da daima sonradan, geriden geliyor. Önce varoluyorsun. Bilinçdışı duygusal bir kimlik eşlik ediyor buna. Bilişsel kimlik ise sonradan oluşuyor.
Şimdi gelelim 15 Temmuz’a. Mantık gene aynı mantık. Menderes nasıl Devlet olayını kavrayamadığı için “Türk Ordusu yeniçeri ordusu değildir” diyerek darbe ihbarını ciddiye almadıysa, şimdikiler de benzer bir “onlar da Müslüman biz de Müslümanız, Müslümandan zarar gelmez” mantığıyla senelerce o FETÖ’cüleri tehlike olarak görmediler. Devlet olayını kavrayamadıkları için, bunların da (tıpkı İttihatçılar gibi) Devlet içinde “paralel bir Devlet” olduklarını görmek istemediler. Gözlerindeki Devletçi ideolojik gözlük bunları bir tehlike olarak göstermedi onlara. Olayın özü budur.
15 Temmuz’da “darbenin olacağı biliniyormuş da önlenmemiş.” Bu nasıl bir Erdoğan düşmanlığıdır Allah aşkına! Adam kendisinin ve ailesinin hayatını zor kurtarmış; bu arada yüzlerce insan ölmüş, yaralanmış; ülkenin parlamentosu bombalanmış; yani hep olacağı önceden bilinen ama kasten önlenmeyen şeyler miydi bunlar? Hani dense ki “Kanun Hükmünde Kararnameler yanlış kullanılıyor, önüne gelen FETÖ’cü diye suçlanarak bütün muhalefet yıldırılmaya çalışılıyor....” Tamam, bunun anlaşılır bir yanı var. Ama öyle değil ki; yani illâ Erdoğan’ın da Menderes gibi asılması mı gerekiyordu darbenin kontrolsüz olması için ? İş buraya varıyor. Böyle muhalefet olur mu?
15 Temmuz 2016’ya dönüp baktığımız zaman en açık görünen görünen şey, halkımızın darbeye kahramanca dur deyişidir. Bu açıdan 15 Temmuz gerçekten bir milâttır tarihimizde. Önce herkes bunu bir içine sindirsin. Olayın tartışması bu zemin üzerinde yapılırsa bir yere varılabilir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları

















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.11.2024
9.11.2024
31.07.2024
3.06.2024
9.04.2024
20.07.2023
18.07.2023
17.07.2023
20.06.2023
18.06.2023