Nuray MERT
Bir zamanlar, Lozan Anlaşması muhafazakar ve İslamcı çevrelerde baş tartışma konularından biriydi. ‘Lozan’a Hayır Diyenler’i kahramanlaştırmalar, ‘İsmet Paşa cephede kazanılanı, masada verdi‘ saçmalıkları, 100. Yılında iptal olacakmış’ tevatürleri, cumhuriyetin resmi tarih okumasına karşı bir tarih okumasının köşe taşlarıydı. Lozan Anlaşması ile Musul ve Kerkük misakı milli’den çıkarılmıştı, Hilafet’ten vazgeçilmişti. Yıllardır, çeşitli mecralarda bu ‘karşı tarih’ okumasının en az resmi tarih okuması kadar ideolojik olduğunu yazan çizen biriyim. Eski Demokrat Partili bir siyasetçi, zamanında partilerinin, ‘İnönü’nin asker kaçağı olduğu’ propagandası bile yaptığını söylemişti.
Lozan konusu da dahil olmak üzere resmi tarih okuması ve karşı okumalara dair tartışma aslında bir siyasal tartışma, öyle olması da doğal zira tarih ve siyaseti birbirinden tümüyle ayrı düşünmek mümkün değil. Diğer taraftan, tarih ve siyaset tartışmalarını tümüyle birbirinden ayırmak mümkün değilse de, bu tartışmalara girenlerin ciddi bir tarih birikimi olması gerektiği aşikar. Ne yazık ki, Cumhuriyet tarihine ilişkin tartışmaya girenlerin ve söylenenlerin çoğu ciddiye alınacak gibi de değil. 1990’lı yıllardan itibaren, sağ, muhafazakar, İslamcı karşı tarih okumalarına benzer tezler liberal sol ve Kürt siyasi çevreleri tarafından da benimsenmeye başladı. Bence, bu çevreler özgün bir resmi tarih okuması yapmak konusunda ciddi bir katkı yapmak yerine dolaşımda olan Kemalizm karşıtı tezlere prim vermeye başladılar. Kürt siyasi hareketinin, ulus devlete karşı toptan eleştirel bir yaklaşım sergilemesi doğal. Doğrusu, ulus devlet kavramının genel olarak sorgulanması, demokratikleşme açısından önemli bir zemin teşkil eder. Kürtlerin hak ve özgürlük alanının genişlemesi talebi ancak ulus devlet tanımının esnemesi ile mümkün olur. Ancak, bu çevrede üretilen eleştirel bakış maalesef ciddiye alınır bir olgunluğa erişmiş değil.
Son örnek, Yeşil ve Sol Partisi milletvekili Cengiz Çiçek’in, Lozan Anlaşması hakkında Meclis soruşturması önergesi vermesi oldu. Kusura bakmasınlar ama, Kürt siyasi hareketinin ciddiye alınmasını önemseyen biri olarak, bu önergeyi üzüntü ile okudum. Birincisi, uluslararası anlaşmaların gözden geçirilmesi uluslararası düzlemde olur, Meclis’te değil. Hatay’ın Türkiye’ye bağlanması bu örneklerden biridir. İkincisi, uluslararası düzlemde de, bu tür bir gelişme fevkalade koşullar gerektirir. Bunları geçelim, önergenin içeriği tam bir saçmalık. ‘Lozan’dan kaynaklanan sorunların giderilmesi’ şeklindeki ifade anlaşılır gibi değil. Zira, Lozan Anlaşmasına pek çok hak iddiası çerçevesinde sorun atfedilebilir. Kürtlerin ve Alevilerin gayrimüslümlere benzer azınlık statüsü verilmemesi veya federal bir sistemi kabul etmemiş olması sorun olarak görülebilir. Sağ milliyetçilere göre Musul-Kerkük’ün mevcut sınırlar dışında olması ‘sorun’ olarak görülebilir ve daha pek çok açıdan sorun tanımı yapılabilir. Bu tür ‘sorunların’ muhatabının Meclis olmadığı aşikarken soru önergesi vermek olsa olsa bir tartışmayı gündeme getirmek amaçlı ama pek isabetli olmayan bir yöntem.
Kürt siyasi çevrelerinin Kürtlerin hak ve özgürlüklerini talep adına iddialarına tarihi bir meşruiyet kazandırmak çabası olarak karşı tarih okuması da ayrıca ciddi bir tartışmayı hak ediyor. Türkler ve Kürtlerin Cumhuriyet’in ‘asli kurucu unsurları’ olduğu halde hak ettikleri statüye sahip olmadıkları iddiası, Türk üstünlüğüne dayalı tahakkümden Türk ve Kürt üstünlüğüne dayalı bir tahakküm ufkundan başka bir şey değil. Diğer taraftan, Kürtlerin Milli Mücadele’ye destek vermiş olmasının nedeni, Milli Mücadelenin dini ve hatta mezhebi bir ‘millet’ tanımı çerçevesinde örgütlenmiş olmasıydı. Sünni Müslüman Anadolu halkı adına yürütülen mücadele, en başta gayrimüslimleri ‘iç düşman’ olarak tanımlıyordu. Cumhuriyet öncesinden başlayarak, Kürt aşiretlerinin Ermenilere karşı Osmanlı devletinden yana mücadelesi ile başlayan işbirliği, Anadolu’nun Müslümanlaştırılması ve servet transferleri çerçevesinde devam etti. Seküler Kürt milliyetçiliği ve/veya Kürt kimliği tanımın böylesi bir tarihsel zeminden hareket etmesi, ya tarihsel gerçekleri görmezden gelmek, ya da Hüda-Par türü İslamcı bir anlayışa dayanabilir. Kürtlerin siyasal kimlik, hak, özgürlük talepleri daha demokratik bir Türkiye ufkundan yoksun olmaması gerektiğini düşünenlerdenim. Bu açıdan bu tartışmayı çok önemsiyorum.
Benzer bir doksanlı yıllardan sonra öne çıkan liberal sol tarih okuması için de geçerli, o nedenle resmi tarihe eleştirel bakışları ciddi bir şekilde tartışmak gerekiyor. Zira, genel olarak demokrasiye, özel olarak Kürt hak ve özgürlüklerine dair tarih yaratmaya çalışmak yerine demokratik bir gelecek yaratmak gerektiğini düşünüyorum.
Yazarlar
-
Fehmi KORUABD Trump ile dünyayı çalkantıya terk ediyor 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalHay'at Tahrir el-Şam'ın Evrimi ve Suriye'nin Geleceği 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasSokak çeteleri devlet kurumlarına karşı 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖcalan’ın sosyalizmi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURPKK zaten bitirilmiş miydi? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar boşa düştü! 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZİmralı tutanakları tartışması süreci için yeni bir eşik 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİTÜSİAD’ı anladık da o bağış yüzsüzleri kimdi? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKıvılcımlı ve Öcalan üzerine 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciMehmet Şimşek neden başarısız oldu 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezEmlak vergisi tasarısında düzeltme yapılıyor 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluYüzde 85 acaba niye geçinemiyor? 8.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNStratejik illüzyon! 8.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayBağımlı finansallaşmanın anatomisi ve Türkiye’nin bitmeyen kırılganlığı 8.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA6/7 Aralık Uluslararası Barış ve Demokratik Toplum Konferansı.. 8.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMüslüman dünyada yeni bir fıkhi yaklaşımın önü açılabilir mi? 8.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEÇıkış yolu 8.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞAYM BAŞKANI AĞLIYORSA… 8.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞTahmin ediyordum, artık netleşiyor galiba (Transfermarkt, karapara) 8.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEYeni aşama başladı mı? 7.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİTeostrateji yahut Din ve Dünya ilişkisinde kalibrasyon sorunu 7.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçTürk ve Kürt yalnızca seçmen değil aynı zamanda insan ve yurttaş 7.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKKürt açılımı hangi barışı getirecek? Üç barış teorisi 7.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünMonroe Doktrini gibi bir Trump Doktrini… 7.12.2025 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.11.2025
19.10.2025
4.10.2025
15.04.2025
10.03.2025
23.02.2025
16.02.2025
11.11.2024
14.06.2024
5.05.2024