Orhan MİROĞLU-Taraf yazıları
Pozitif ayrımcılık tartışması büyüyor.
Bu tartışmalar bence demokratik sürece ve eğer yeniden başlayacaksa –ihtimaller giderek zayıflıyor– açılım politikalarına da sadece katkı sunabilir.
Sadece katkı sunabilir diyorum, çünkü pozitif ayrımcılığı ben bir alternatif çözüm modeli olarak önermiş değilim. Çözüm modelimiz her ne olacaksa, bu uygulamadan yararlanmak mümkün olabilir diyorum.
Karşı görüşte fikir beyan eden değerli yazarlar, bu politikaların Türk milliyetçilerini ve ırkçılarını daha da azdıracağını iddia ediyorlar ve halkın da buna hazır olmadığını söylüyorlar.
Milliyetçiler ve ırkçılar ne yaparsanız yapın, onların her daim kanı kaynamaya devam edecek. Ama Türk halkının, savaş mağdurlarının yüzbinlercesine kucak açmış bir toplum olarak, mağdurların durumunu eşitlemek için uygulanacak politikalara itiraz edeceğine ve bunun da durumu daha da zorlaştıracağına inanmamız için, ortada ciddi bir sebep yok.
Hiç sorun yaşanmadı demek istemiyorum, her şey güllük gülistanlık değil tabii.
Elbette her iki toplumun bu zor zamanlardaki tarihsel karşılaşması birçok sorun yarattı. Araya ciddi mesafeler girdi.
Ama bunun en önemli sebebi, İstanbul’a ya da İzmir’e gelmiş Kürt’ün göreceli zenginleşmesi filan değildir.
Etnik hınç ve öfkenin zaman zaman gelip sınıra dayanmasının en büyük sebebi, 25 yıldır devam eden iç çatışma, ya da düşük yoğunluklu tabir edilen savaştır.
Bu kadar ölüme, ihlale ve haksızlığa rağmen, her iki toplumun birarada yaşamaya devam etmesi bile kanaatimce bir Türkiye mucizesi olarak görülmelidir.
Birarada kalmaya devam etmenin çarelerini tartışabilmemiz, ‘birliğimizi’ korumamız bu mucizenin hayrınadır.
Kürt sorunu, Cumhuriyet politikalarıyla yüzleşme sorunu, bu politikalarla hesaplaşma sorunudur. Bu hesaplaşmayı göze alan bir siyasi iktidar, sadece ekonomi ve eğitim alanında durumu eşitleme politikalarıyla yetinemez.
Ne demek istediğimi anlatmaya çalışayım. Diyarbakır Cezaevi’nin müze yapılması, Mustafa Muğlalı Kışlası’nın adının değiştirilmesi, devletin Kürtler’e yapılanlardan ötürü özür dilemesi, savaş mağdurlarına yönelik sadece maddi değil, manevi programların hayata geçirilmesi; inanın Şırnaklı ve Hakkârili birkaç gencin pozitif ayrımcılık gereği üniversitelere alınmasından daha önemli sonuç verir ve daha iyileştiricidir.
Kürtler’in bugün Türkiye’nin neresinde yaşıyor olurlarsa olsunlar, ekonomik açıdan en dezavantajlı grup-halk olduklarını yazdım. Tartışmaya katılanlar bu önemli veriden her nedense söz etmediler.
Bir şey daha söyleyeyim o zaman: Bu kadar yoksul olan insanlar, farklı bir etnik kategoriye ait olduklarını düşündüklerinde, etnik kimliklerini daha kararlı bir biçimde savunurlar.
Kürtler’in hâlihazırdaki durumu budur. Kürtler, bu ülkenin en yoksul halkı, ama aynı zamanda da, etnik kimliğini onuru olarak gören ve bu onuru da sonuna kadar savunmaya kararlı bir halk..
Bu gerçeği kabul etmeden, pozitif ayrımcılık dâhil, herhangi bir tartışma yürütmenin faydası olmaz.
Türkler’in ve Kürtler’in eşitlik temelinde beraber yaşayabileceklerine inanan, Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı bir Kürt olarak, Kürtler’in Cumhuriyet’ten bu yana karşı karşıya kaldıkları muamele, tarihte hangi halkın karşılaştığı muameleye benziyor diye bazen soruyorum kendime.
Ermenilerin durumuna benzemiyor. Bunu geçiyorum. Ermeniler etnik soykırıma uğradılar. Bugün sayıları yüz bin bile değil. Benim ilçem Midyat’ın nüfusu kadar yani.
Kürtler’in durumu Süryanilere de benzemiyor. Süryaniler, kendi yurtları olan Turabdin’de birkaç binle ifade edilen bir nüfusa sahipler, 1915’te onların da başına kötü şeyler geldi, yok edildiler, göç ettiler vs.
Kürtler Amerika’nın yerli halkı Kızılderililere de benzemiyorlar. Kızılderililer de kalmadı..
Sanırım, Kürtler’in Müslüman olması onları toptan bir etnik temizliğe uğramaktan kurtardı.
Çünkü Müslüman İttihatçılar Müslüman olan Kürtler’in zamanla Türkleşebileceğine inanıyorlardı.
Ulus-devlet, özel Türkleşme programlarıyla bunu denemedi değil, ama sonuç başarısız oldu.
Kemalistler, Kürtler’in bütün ulusal farklılıklarını ortadan kaldırmak ve Kürtler’in Türkleşmesini veya Türkler’e benzemesini istediler.
Bir çeşit Kemalist Melting Pot politikası uygulandı.
Bu bakımdan ABD yurttaşı zencilerin yaşadıklarıyla biz Kürtler’in yaşadıkları arasında ciddi benzerlikler var. Bilinçaltında kendini aşağı görme gibi bir his değil bu.
Rengimiz farklı olsa da biz Kürtler’in durumu ABD yurttaşı zencilerin durumunu akla getiriyor.
Kemalistlerin uyguladığı politika, ABD’nin ilk zamanlarda uyguladığı ‘melting pot’ politikasına benziyordu.
Bu erime potasını kabul etmez, Metin Heper gibi, hâlâ Kürtler’in inkâr ve asimilasyona uğramadığını, cumhuriyetçi kadroların, Kürtler’i makbul etnik bir kimliğe, yani Türklüğe, kibarca ve zorlamadan davet ettiğini düşünüyorsanız, İlker Başbuğ’la, bugünlerde yapılan, ‘Kandil’e nasıl sefer yapılır’ tartışmasına Şükrü Elekdağ’ın izniyle dâhil olursunuz; ama pozitif ayrımcılığı tartışmanıza bu durumda gerek de kalmaz, lüzum da...
ABD’de, ‘eritme potası ulusçuluğu’, bu ülkede yaşayan farklı uluslardan grupların-halkların, farklılıklarını ortadan kaldırmayı ve onları benzer kılmayı amaçlayan bir politikaydı.. Amerika hiçbir etnik aidiyeti tanımadığı gibi, anayasası da topluluk haklarına kapalı bir anayasaydı.
Bu yüzden, 60’lı yıllarda uygulamaya giren pozitif ayrımcılık politikası Amerikan tarihinde önemli bir dönüm noktası oldu.
Gerisini değerli bilim insanı Füsun Üstel’den okuyalım:
“Olumlu ayrımcılık –affirmative action–, başlangıç noktası itibariyle, Amerikan toplumundaki siyahların her anlamdaki gelişimini ve toplumsal terfiini yaklaşık yüzyıl boyunca engelleyen yasa ve gelenek temelli ırk ayrımcılığının sonuçlarını telafi etmeye yönelikti.
Söz konusu politikanın uygulamaya konulması sürecinde, başta istihdam ve eğitim olmak üzere çeşitli alanlarda kota ve tercihli muamele siyasetleriyle, toplumun en az avantajlı kesimlerine fırsat eşitliğinin sağlanmasına çalışıldı. İlk kez J.F. Kennedy tarafından kullanılan olumlu ayrımcılık kavramı, Johnson ve Carter dönemlerinde sistematik bir politikaya dönüştü. Bu süreçte etnik topluluklara istihdam konusunda çeşitli kolaylıklar sağlanmasından federal eğitim burslarının etnik toplulukların nüfuslarına bakılmaksızın bir dizi uygulama yürürlüğe konuldu.” (Füsun Üstel, Yurttaşlık ve Demokrasi, S: 25 ve sonrası, Dost Yay., 1999)
Pozitif ayrımcılık ABD’de, yirmi yıl uygulandıktan sonra, eleştiriler almaya başladı.
Bu eleştirilerden biri, siyahların sayılarını aşan oranda ‘özel muameleye’ tabi tutulduğu şeklindeydi.
Pozitif ayrımcılığa yapılan ikinci eleştiri, Özkök’ün yaptığı eleştirinin benzeriydi:
Bu eleştiriye göre, pozitif ayrımcılık, ‘eşitlik’ ilkesini zedeliyor ve ‘liyakat ilkesini’ de gayrı meşru yollarla tehdit ediyordu.
Buna rağmen, pozitif ayrımcılık ilkesi sadece ABD’yle sınırlı kalmadı. Birçok ülkenin sosyal politikalarına, hukukuna girdi. (12 Eylül referandumunda kadınlara, yaşlılara, güçsüzlere ve engelli vatandaşlara pozitif ayrımcılık ilkesini oyladığımızı hatırlamada fayda var.)
Eşitlik ilkesi derken bir an düşünmeden edemedim.
Ertuğrul Özkök bir yazar, ben de öyle sayılırım.
Ama benim yazdığım gazeteyle, Özkök’ün uzun yıllar genel yayın yönetmenliği yaptığı ve şimdi yazarı olduğu gazete arasında önemli bir fark var.
Taraf’ın logosunda ‘Düşünmek Taraf Olmaktır’ diye yazıyor.
Ama Hürriyet hâlâ ‘Türkiye Türklerindir’ logosuyla çıkıyor.
Eğer başımıza bunca felaket gelmişse, Kürtler bu melting pot politikalarının baş sloganına isyan ettikleri içindir.
Ama Hürriyet başımıza dertler açan bu sloganla çıkmaya devam ediyor.
Merak ediyorum gerçekten ve hiçbir art niyetim yok.
Yarın bir kısım Kürt aydını ve yazarı logosunda ‘Kürdistan Kürtlerindir’ diye yazan bir gazete çıkarırlarsa haklı olabilirler mi?
Sakin olun!
Konumuz gereği bunu da tartışmalıyız..
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.10.2012
3.09.2012
1.09.2012
30.08.2012
27.08.2012
25.08.2012
23.08.2012
20.08.2012
18.08.2012
16.08.2012