Oya BAYDAR
Uzun yıllar sonra efsaneler, masallar, -ki onlar tarihin mesellerle aktarımıdır aslında- bugünleri şöyle anlatacak:
“Bir zamanlar ülkenin birinde, yüzlerce yıldır gizli bir mahzende kilitli duran Pandora’nın kutusunun kilidini kırmaya cesaret edenler, etrafa saçılan kötülükleri görünce şaşırdılar, paniklediler, nasıl baş edeceklerini bilemediler. Aslında şöyle bir aralayıp içine bakmak istemişlerdi; belki hazine sandığıdır, altın, mücevher doludur umuduyla. İçinden çıkıp dört bir yana dağılan yılanları, çıyanları, en korkunç, en zehirli yaratıkları ve de bunlardan daha korkunç, daha ağulu kötülükleri; insanın insana ettiği zulmün her çeşidini, suçları, günahları toplayıp yeniden sandığa tıkmaya çabaladılar ama nafile: Pandora’nın kutusu bir kez açılmaya görsün, ayan olan kötülükler bir daha içeri tıkılamaz, etrafa yayılan pis koku tonlarca suyla, tonlarca parfümle giderilemez . Bunu bilmiyorlardı, üstelik ülkenin yeni sahipleri, yeni muktedirlerdi onlar. İktidarlarını pekiştirip mutlaklaştırmak peşindeydiler. Meraklıydılar, açgözlüydüler, acemiydiler ama kurnaz ve hırslılardı. Bazı zehirli yaratıkların, kötülüklerin, karanlığa gömülmüş suçların kendi işlerine yarayabileceğini fark ettiler. Onlara hiç dokunmadılar; bıraktılar düşmanlarına saldırsın diye, bıraktılar ardlarına sığınmak, gerektiğinde kullanmak için. Kendi işlerine gelmeyenleri yeniden kutuya tıkmaya çalıştılarsa da başaramadılar. Ve unutmanın/unutturmanın karanlık dehlizlerine gömülmüş canavarlar ve kötülükler bütün insanlara ayan oldu. İnsanlar önce şaşırdılar, korktular, kaçıştılar; kimileri gördüklerini görmezden geldi, kimileri gördüğünü inkâr etti, başını kuma gömerek, inkâr ederek, o sandığın başka diyarlardan, belki de gökten düştüğüne inanmaya çalışarak kurtulmaya çalıştı korkularından ve atalarının suçlarından, günahlarından. Kimileri de cesaretle üstüne gitti canavarların. Görmezden gelmek yerine tanımaya, anlamaya, beslendikleri kaynakları kurutarak hem kendilerini hem de başkalarını kurtarmaya çalıştı. Kimileri, hiç açılmasaydı şu Pandora’nın kutusu diye hayıflanırken, kimileri de “Kutu iyi ki açıldı da biryerlerde pusuya yatmış, karanlığa karışmış kötülüklerin farkına vardık; yüzleşme, hesaplaşma, ödeşme imkânı bulduk” dedi. Onlar kendilerinden korkmayacak, kendileriyle yüzleşebilecek kadar cesur olanlardı.
Bu masal nasıl bitiyor, bilmiyorum. Neler eklenecek, nasıl efsaneleşecek çağlar boyunca? Biz nasıl yazarsak öyle bitecek, biz ne kadar aydınlık ve cesur olursak o kadar umutlu olacak diye düşünüyorum.
Ya tarih nasıl yazacak?
Efsane böyle aktarsa da, peki tarih nasıl yazacak, nasıl yorumlayacak o günleri? Resmî tarihten söz etmiyorum, gerçek tarih nasıl yazacak, nasıl anlatacak hikâyemizi? Pandora’nın kutusu neyin meseli, kilidi zorlayıp sandığı aralayan kimler, etrafa saçılan canavarlar, kötülükler neler?
AK Parti iktidara geldiğinde, kadim devlet zihniyetinin ve yüzlerce yıllık kahhar (kahreden) devlet geleneğinin pisliklerinin, suçlarının gizlendiği Pandora kutusunun varlığını biliyordu. İçinde neler olduğunun, neler gizlediğinin de bir ölçüde farkındaydı. Cumhuriyet rejiminin bir kesim mağdurunun (ötekiler Kürtler) siyasal temsilciliğine soyunurken, rejimin bağrından, yani merkezden değil dipten gelen dalganın etkisiyle çevreden çıktığı için, o kutunun kilidini açmaktan kaçınmadı. Ayrıca içindekilerin siyasal rakipleri karşısında kendine yarar sağlayabileceğini düşünüyordu, kısmen sağladı da. Darbeci - vesayetçi zihniyetle, sadece zihniyet değil geçmişteki darbelerle, müdahalelerle, en az yüz yıldır iktidarın gerçek sahibi konumundaki asker-sivil bürokratik oligarşiyle hesaplaşmaya girişti. Türk devletinin Pandora kutusundan çıkan kötülüklerin bir bölümünü yok etmek; iktidarını korumak ve pekiştirmek için yeni muktedirin işine geliyordu. Ancak, tarihimizin Pandora kutusunun içinde AKP ile aynı hamurdan yaratıklar da vardı: Türk-(Sünni) İslam devlet anlayışı; kökü Osmanlı’ya dayanan otoriter, buyrukçu, kitleleri teba, kişiyi kul sayan yönetim tarzı; tek tipleştirici, ötekileştirici, asimilasyoncu toplum mühendisliği hevesi, vb...
Özetle AKP, Pandora’nın kutusunda gizlenen canavarların bir bölümünü kendine yararlı görüp toplumun üstüne salarken, kendine zararlı gördüklerini yeniden kutuya tıkmayı beceremedi ve bütün kötülükler döküldü ortaya. İyi ki de beceremedi, çünkü onları fark ettik, toplum kendisinden gizlenenleri gördü. Öfkelense de, reddetse de, gerilse de, inkâr ederek rahatlamaya çalışsa da Kürt meselesinden Ermeni kırımına, yüzlerce yıl bu topraklar üzerinde yaşamış farklı dilden, farklı dinden-mezhepten, farklı etnisiteden halkların nasıl asimile edilmeye, olmadı yok edilmeye çalışıldığını; tarihin derinliklerinde yatan yanlışları, kötülükleri, suçları fark edip tartışmaya başladı.
Zor dönemden geçiyoruz
Somutlamaya, günü anlamaya gelecek olursak...En zor dönemdeyiz, üstelik kısa da sürmeyecek. Toplum tam bir altüstlük yaşıyor. Geçmişin mağdurları bugünün muktedirlerine dönüşürken, bugünün muktedirleri arkalarına mağdur edilmiş kitleleri de alarak, iktidar sarhoşluğuyla topluma pervasızca yükleniyor. Onlarca yılın alışkanlıkları, öğrenilmiş, genlere işlemiş düşünce kalıpları, öğretilmiş düşmanlıkları, ezberleri sarsılıyor. Egemen ideoloji gücünü, egemenliğini “vuruşarak” yitiriyor. Yerine geçirilmeye çalışılan Sünni muhafazakâr yaşam kültürünü besleyen zihniyet yapısı yeni toplumu kurmaya hazır ve yetkin değil aslında; ama onlar bunun farkında değiller henüz. Neoliberal ekonomik kalkınmacılığın ve mezhepçi Osmanlı yayılmacılığı düşlerinin gerçeklerin kayalığına çarpıp parçalanacağı günlerin çok da uzak olmadığını bilmiyorlar. Pandora’nın kutusundan çıkan kötülüklerden biri olan ceberrutluğa, başkalarının doğrusunu, kutsalını hiçe sayan dayatmacılığa başvuruyorlar kendilerini inkâr ederek.
Her büyük alt üstlük, her büyük toplumsal dönüşüm sancılı olur; toplumda tehlikeli yarılmalar, cepheleşmeler, çatışmalar yaratır. Türkiye bugün bunu yaşıyor. Pandora’nın kutusunu açmaya biraz zorunluluk biraz da rastlantıyla cesaret eden AKP’nin ideolojik-siyasal kimliği yarılmayı derinleştiriyor, cepheleşmeyi şiddetlendiriyor. Karşı cephede yer alanların büyük bölümü ise, yeniyi kavrayamadan, yeniyi üretemeden, dönüşümün motoru olmak yerine tekere çomak olmayı yeğleyerek, kendini muhalif sanırken yüz yıl öncesinin ezberlerini tekrarlamaktan öteye geçemeyerek AKP’nin değirmenine su taşıyor. Kısır papağan ezberini, devrimcilik; köhnemiş ve yıkılmakta olanın ardına saklanmayı solculuk sanarak gerçek mücadelenin ve yarınları kurmanın dışında kalıyor.
Ama bir gerçek var: Artık farkına varıyoruz, çatışsak da tartışsak da bunca zamandır görmediğimiz ya da görüp de görmezden geldiğimiz kötülüklerle yüzleşiyoruz. En azından yüzleşmek zorunda olduğumuzu anlamaya başlıyoruz. Zor bir dönemdeyiz ama umutlara gebe bir dönem bu. Dar siyasal çıkarları aşabildiğimiz, AKP’nin daralttığı, kısıtladığı ufkumuzu, AKP’ye ağız dalaşıyla ya da onu şeytanlaştırarak ve şeytan taşlayarak muhalefet etme ötesine taşıyıp: adalet, eşitlik, özgürlük, barış için topyekûn mücadeleye açabildiğimiz ölçüde daha aydınlık yarınlara yürüyebiliriz. Masalın sonunu nasıl biz yazacaksak Türkiye’nin geleceğini de bizler, yani halk yazacak aslında; olumlu, ya da olumsuz...
Nasıl mı? Ders vermek, kendi doğrumu dayatmak haddim değil; sadece, “benim bir hayalim var”, demekle yetinebilirim. O hayali bir başka yazıda paylaşmak üzere, şimdilik Taksim meydanındaki çukur ve bütün çukurların üstünden atlayarak; “Her fanî bir gün biber gazını tadacaktır” düsturuyla, “Milli içkimiz sudur; yoğurda katarsan ayran, rakıya katarsan bayram olur” diyerek masalımı bitiriyorum..
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları


























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.05.2024
14.05.2024
3.05.2024
3.05.2024
22.04.2024
16.04.2024
3.04.2024
29.03.2024
22.03.2024
7.03.2024