Oya BAYDAR
Hiç kuşku yok, düğün cenazeden iyidir, hem de kıyas kabul etmez oranda iyi. Çocuklarımızın ay yıldızlı bayrağa ya da PKK bayrağına sarılı tabutlarının acısı hatırlandığında Diyarbakır düğünündeki telli duvaklı gelinlerin, lacilerini çekmiş damatların neşesi paha biçilmez oranda iyidir. Savaş sözcüğü yerine barış sözcüğü iyidir, hele de Türkçe Kürtçe, hep birlikte söylendiğinde. Seçim yatırımı bile olsa, yatırımın “ben olsam asardım”larla, “dini Zerdüşt olanlar” aşağılamasıyla, halklar arasına kama sokan nefret söylemleriyle değil barış düetleriyle yapılması iyidir. Barış, özgürlük, kardeşlik hayalleri kurmak iyidir; hatta kandırmaca bile olsa, hemen ertesi gün yalanlansa bile parmaklıklar ardında ya da dağda kimsenin kalmayacağından söz etmek, herkesi içeri tıkmaktan iyidir. Hiç kuşku yok, Kürdistan’a Kürdistan demek, şimdilik sadece Kuzey Irak Kürdistanı’yla sınırlı da olsa bölgeyi adıyla çağırmak, hele de Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı ise söyleyen, iyinin de ötesinde Kürt meselesine ve bölgeye bakışta önemli bir ileri adımdır. Geçtiğimiz Cumartesi Diyarbakır’da verilen barış ve uzlaşma mesajları, sadece şu sırada güven ve cila tazelemeye çok ihtiyacı olan Erdoğan ve partisinin değil barışa susamış ülkenin ve bölgenin de kâr hanesine yazılmıştır.
Barışın mîladı Nevruzdu
Herkes kendi tarihini kendine göre yazar, herkesin mîladı kendinedir. Olaya nereden, kimin yanından bakarsanız öyle algılar, öyle dillendirirsiniz. Ama “16 Kasım’da Diyarbakır’da tarih yazıldı, Diyarbakır buluşması bir mîlattı” yorumlarından geçilmeyen şu günlerde, pişmiş aşa su katmayı göze alarak hatırlamamız gereken bir gerçek var: Kürt sorununun barışçı çözümüne giden yolda ille de bir mîlad arıyorsak, o mîlad Diyarbakır’da, Öcalan’ın silahlı mücadele döneminin kapandığını ilan eden barış ve helalleşme metninin, meydanı dolduran milyonlara, televizyonlarının başındaki on milyonlara okunduğu 2013 Newrozudur. O gün, orada iktidar partisinin hazırladığı görkemli bir şov değil, bir halkın -Kürt halkın- kaderinin değişeceğinin umudu, otuz yıldır süren savaşın sonunun ilanı vardı. İlle de tarih yazmaktan söz edecekseniz, ille de mîlad arıyorsanız o günü hatırlayın. Diyarbakır barışa en içten duygularla, sevinç gözyaşlarıyla o gün evet demişti aslında. 16 Kasım’da “Diyarbakır barışa evet dedi” manşetleri atanların unuttukları, ya da görmek istemedikleri budur.
Kürt halkının ezici çoğunluğunun manevi lider kabul ettiği Öcalan’ın Newroz konuşmasındaki barışa, kardeşliğe, çözüme, helalleşmeye daveti iktidarın sorunu kendince çözüm iradesiyle birleşmeseydi, ne Diyarbakır düğünü, ne Barzani’nin devletçe tanınıp eşit muhataplık ve saygınlığa kavuşturulması, ne Şivan Perwer’in on yıllar sonra memleketine dönüşü gerçekleşebilirdi. Daha açık söyleyeyim: Çözüme kesin adım atılmasının mîladı Newroz’dur, baş mimarı da beğenin beğenmeyin, kabullenin kabullenmeyin, örgütüne hâkimiyetini bir kez daha ispatlayan Öcalan’dır. Öcalan bu adımı Başbakan Erdoğan’la birlikte atarak risk almıştır, tıpkı Başbakan’ın da siyasî risk aldığı gibi.
Şimdi, hepimizi etkileyen neşeli, umutlu, duygulu barış ve kardeşlik şovunun etkisinden kurtulup Diyarbakır buluşmasını doğru değerlendirmek gerek. Diyarbakır’daki barış şenliğine “mazereti (!)” yüzünden katılamayan asıl düğün sahibini yok sayarak komşu ülkeden gelen zengin amca ile iş bağlanması, kimilerince AKP’nin başarılı bir stratejik hamlesi olarak değerlendirilse de, barış sürecine olumsuz etkisini görmek gerek. O gün AKP’nin miting meydanındaki ve düğün salonundaki Diyarbakır’ın dışında en az oradakiler kadar onurlu bir barış isteyen başka Diyarbakırların varlığını unutmamak gerek.
Kürtleri böl ve yönet!
Çok yazıldı, çok konuşuldu. Diyarbakır’ın özeti: Başbakan Erdoğan’ın sözcülüğünde ve öncülüğünde AKP iktidarının Irak Kürdistanı’nın güçlü ulusal lideri Barzani ile hem ekonomik hem de bölge siyaseti alanında büyük çaplı iş bağlamasıdır. Diyarbakır buluşması Barzani açısından gerçekten de tarihidir, eşitliğinin ve hükümranlığının Türkiye nezdinde tescilidir. AKP iktidarı açısındansa çok önemli petrol nakil hattı anlaşmasının kesinleşmesi, yandaş sermayeye yeni ekonomik bağlantılar, bölgenin önümüzdeki dönemde yeniden dizaynında güç artırımı, yaklaşan yerel seçimler için yatırımdır. Bunlar kötü müdür? Hayır. Ama görmezden gelinen bir şey var: düğün meydanının ortasına atılmış bir hançer ve o hançerin üzerindeki parmak izleri...
Tayyip Erdoğan’ın Barzani ile can ciğer buluşmasının siyasî amacı İmralı’yı barış sürecinin güçlü aktörü olmaktan çıkarmaktır. Diyarbakır mutabakatı, bir yönüyle de Erdoğan’ın Öcalan’dan rövanşını alma hamlesidir. Dört ülkeye dağılmış Kürtlerin ulusal liderliği için yıllardır mücadele veren Barzani ile Kürt siyasal ve silahlı hareketinin en güçlü kesimi PKK-PYD arasındaki rekabet, konuyu az çok izleyenlerin malûmudur. PKK’nin sınır dışına çıkması, silah bırakması, barışın sağlanması için Öcalan’la kerhen görüşmekte olan ve stratejisini Öcalan’ı kullanmak üzerine kuran Türk devleti ve AKP iktidarı, şimdi Barzani ile davullu zurnalı ittifak kurarak elini güçlendirmekte, İmralı’ya “Bana o kadar da lazım değilsin” mesajı vermektedir. Rojava’daki Kürt oluşumuna ve PYD’ye karşı, El Kaide türevi cihatçılara her türlü desteği sağlamaktan geri durmayan AKP iktidarının bu konudaki en büyük destekçisi Barzani’dir. Bu noktada, Erdoğan’ın ülkede ve bölgede iktidar hesaplarıyla Barzani’nin Kuzey Irak’ta kendi liderliğinde Kürt ulus devleti planı örtüşmektedir. Planın önündeki önemli engel Suriye’de PYD, Türkiye’de Öcalan’lı PKK’dir. Kürtlerin arasına kama sokmakta, hem Erdoğan’ın hem de Barzani’nin çıkarı vardır.
Kürdü Kürdün kurdu yapma siyaseti süreçle bağdaşır mı?
Herkesin bildiği gibi Kürt ulusal konferansı iç denge hesapları yüzünden bir türlü toplanamıyor, son gelişmeler konferansın toplanmasını daha da zora sokmuş gibi görünüyor. Tarih, uluslaşma süreçlerinin çatışmalı ve çetin olduğunun örnekleriyle dolu; hele de söz konusu olan 21. yüzyılda, Ortadoğu gibi bir coğrafyada, dört ülkeye dağılmış bir ulus ise...
Bu yüzden gelişmeleri yadırgamamak, öfkeye tepkiye yenilmemek, uzun vadeli, geniş ufuklu düşünmek ama vicdanı, hakkaniyeti de elden bırakmamak gerekiyor diye düşünüyorum. Son gelişmelerin çeşitli örgütleri, partileri, kuruluşları, kanaat önderleriyle Türkiye Kürtlerini derinden etkilememiş olması mümkün değil. Ağırlıklı olarak BDP’de temsil edilen Kürt siyasal hareketinin içinde de farklı görüşler, farklı tutumlar, farklı değerlendirmeler olması çok doğal. Örnekse, Barzani’nin bazı BDP’li siyasal figürler tarafından karşılanması, bazı BDP’lilerin Diyarbakır buluşmasını eleştirmeleri, bölge STK’larının farklı vurguları... Bu farklılıklar ve iç tartışmalar önümüzdeki günlerde daha açık ortaya çıkacaktır ve hareketin demokratik olgunluğa ulaşması açısından yararlı da olacaktır.
Birkaç gündür İmralı- Kandil hattına, dolaylı olarak da BDP’ye, HDK’ye karşı AKP ve Erdoğan’a yakın kaynaklardan yoğun şekilde sürdürülen organize saldırıya dikkat çekmek istiyorum. PKK’nin, BDP’nin “demokratik olmayan, totaliter, otoriter yapısı” yerden yere vuruluyor, Barzani’nin demokratlığına övgüden geçilmiyor. BDP’liler arasında uyumlu, uslu, demokrat olanlar ile gelenekçi, solcu, radikal, totaliter olanlar ayrımı yapılıyor. Bugüne kadar PKK’nin ezici üstünlüğü, baskısı (ve silah gücü) karşısında varlık gösterememiş Barzanici ya da diğer Kürt siyasi mihrakları da aynı koroya katılıyor. PKK çizgisinin Rojava’daki yansıması sayılan, şu sırada bölgesini korumak için cihatçılarla savaşan PYD’ye karşı da aynı ağız kullanılıyor. (Bu değerlendirmelerde, özellikle geçmişte doğruluk payı olduğuna katılıyorum. Kürt silahlı hareketi ve ondan türeyen siyasi partilerin içinde özgürlükçü demokratik işleyişin imkânı, sınırları; diğer hareketlere ve kendi içlerindeki muhalefete karşı baskıcı tutumları tartışılabilir. Ancak hayatın hepimiz gibi siyasi hareketleri de eğittiği, değiştirdiği, demokrasinin de düşe kalka öğrenildiği gözden kaçırılmamalı. Ve Kürt hareketi tam da bu sürece girmişken dışardan hareketi bölücü ve yıkıcı müdahalenin demokratikleşmeye yardımcı olamayacağı anlaşılmalı. Tabii kötü niyetli değilsek...)
Yazıyı uzatmamak için bir paragrafla özetlersem: Barzani ve türevleriyle anlaşıp barış sürecinin Türkiye’deki asıl aktörlerini yok saymaya; İmralı’yı, Kandil’i yeni ittifakınızdan aldığınız güçle terbiye etmeye; Kürt haraketinin içine kama sokmaya, Kürtlerin bağımsızlığına ve özgürlüğüne karşı fobiniz yüzünden Rojova’yı ezmeye kalkışırsanız süreci bitirmiş olursunuz. Sağladığınızı sandığınız barış yeni savaşlara yol açar. Diyarbakır’daki umutlu ruh hali, bir daha onarılamayacak bir güvensizliğe ve umutsuzluğa dönüşür. Barış sürecini satmak ne siyasî ahlakla ne de vicdanla bağdaşır. Barış süreci, ancak gerçek muhataplarıyla sürdürülürse hedefine ulaşır.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları


























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.05.2024
14.05.2024
3.05.2024
3.05.2024
22.04.2024
16.04.2024
3.04.2024
29.03.2024
22.03.2024
7.03.2024