Oya BAYDAR
Yazılmayan, söylenmeyen, ortaya dökülmeyen pislik kalmadı. Üstelik kokusuyla bile zehirlendiğimiz çirkef, belli ki ortaya dökülenden ibaret değil. Sadece hükümeti saran ve sarsan rüşvet, irtikâp, yolsuzluk operasyonlarından söz etmiyorum; bunlara, daha küçük boyutlarda da olsa alışığız. Eh! Türkiye “büyüdükçe”, neoliberal pervasızlık, ahlâksızlık dünyayı, Türkiye’yi sardıkça, para dünyanın ve bizim Müslüman muhafazakârlarımızın da tek ortak tanrısına dönüştükçe, kirlenmenin çapı da büyüyor.
Geçen hafta yazı yazamadım, kendimi bir lağım çukurunda umutsuzca debelenen kedi yavrusu gibi hissediyordum. Beni umutsuzluğa sevk eden; şu anda Hükümet ile Cemaat arasındaymış gibi görünen savaşta iki taraftan da fışkıran sorumsuzluk, ilkellik, pislik, komploculuk değildi sadece. Bu ülkede yaşayanların tümünün, hepimizin bilmeden, istenmeden de olsa kirlenmekte olduğumuzu görmekti. Ne demek istediğimi anlayabilmek için medyanın haline bakmak; Erdoğan’ın, AKP’nin ya da Cemaat’in koşulsuz savunuculuğuna soyunmuş kimilerinin, kendi taraflarının pisliklerini örtmek için canhıraş, bir o kadar da izansız, tutarsız, hepimizin aklıyla alay eden yırtınmalarını hatırlamak yeter. Başbakan’ın, sadece kendisini, sadece iktidarını değil Türkiye’yi de bütün dünyaya rezil eden konuşmalarının üslubunu, hastalıklı komplo teorilerinin zavallılığını hatırlayın. Milyonlarca temiz, inanmış insanın gözlerinde büyüttükleri, inançla bağlandıkları Fethullah Gülen’in düştüğü kontrolsuz, zavallı, acınacak halleri hatırlayın. Her şeyin sallandığı, yıkıldığı, kirlendiği böyle bir ortamda insanların ruh sağlığını, aklıselimini, temizliğini, siyasal liderlerine, kanaat önderlerine güvenini, saygısını, vb. koruması neredeyse olanaksız. Böyle dönemlerde kitleler ya boşluğa düşüp nihilizme kapılırlar ya da gözü bağlı yandaşlığa sığınır, asker olur, yönetenlerin pisliklerine bulaşırlar.
Kimse kimseyi yemesin
İşte bu yüzden, Hükümet-Cemaat kavgasını ellerini ovuşturarak“Yesinler birbirlerini” diyerek ve bundan siyasal rant umarak keyifle izleyenleri de, “yedirtmeyizci” Erdoğan amigolarını da anlamakta güçlük çekiyorum. Kavganın dalgalandırdığı lağım sularında hepimiz kirleniyoruz. Onlar tepişirken, ülkenin ekonomik durumundan dış itibarına, devlet kurumlarından siyasal istikrara, ruhsal halimizden iç huzurumuza, cebimizdeki üç kuruşumuzdan işimize aşımıza, en önemlisi de ahlâkımıza kadar her şeyimiz aşınıyor; farkında değil misiniz?
“Yedirtmeyiz”ciler ise, korumaya çalıştıkları Erdoğan’ı yanlış istihbaratlarıyla, yanlış yönlendirmeleriyle, onun burnundan kıl aldırmama uğruna ülkeyi ateşe verebilecek karakterini görmezlikten gelip hatalarına hata katmasına katkılarıyla başkanlarını asıl kendilerinin lokma yaptığını nasıl fark etmiyorlar, gerçekten şaşıyorum. Bazen bilerek yaptıklarını, asıl “çete” mensuplarının böyleleri olduğunu bile düşünüyorum. Bakanlara kadar uzanan son yolsuzluk soruşturmaları, iddia ettikleri gibi Erdoğan’ı ve hükümetini hedefleyen bir komploysa, Başbakan’ın bu işten tertemiz sıyrılmasının tek yolu; komplo dedikleri iddiaların anında üzerine gitmek, söz konusu bakanlara anında işten el çektirmek, yargının önünü açmak değil midir? Bunun yerine, soruşturmaları kovuşturmaları engellemek için hiçbir demokratik düzende ve hukuk devletinde eşine rastlanmayacak, Anayasaya ve yasalara aykırı kararnameler çıkartırsanız; emniyet ve yargı teşkilatının tümünü şaibe altında bırakan görevden almalar, tayinler gerçekleştirip soruşturmaların önüne geçmeye çalışırsanız; yargıya (eskiden yapıldığı gibi arkadan dolanmaya bile gerek duymadan) açık açık müdahale edip hukuğu, adaleti katlederseniz; şüpheli konumdaki bakanlarınızı korumanız altına alıp, aklıevvel komplo teorisyeni danışmanlarınızla kotardığınız plan çerçevesinde, olayın patlak vermesinden bir hafta sonra “Vallahi billahi hepsi komplo, biz masumuz” dedirtirseniz; halkınızı son derece budalaca kotarılmış, sizden öncekilerin, mesela askerlerin de can simidi ve sakızı olan uluslararası komplo masallarıyla uyutmaya çalışırsanız inandırıcılığınız da saygınlığınız da kalmaz.
Çete sizden, siz Çete’den pek memnundunuz
Lafı esirgemeyelim; iktidar çevreleri ve yandaşları, iktidarlarını pekiştirene kadar şimdi çete dedikleri, vatan hainliklerinden girip ahlâksızlıklarından çıktıkları, uluslararası komplonun iç uzantısı saydıklardı Cemaat yapılanmasından pek memnundular. Birbirlerini yere göğe koyamıyorlardı, görünüşte can ciğer kuzu sarmasıydılar. Yargıdan, emniyetten YÖK’e, başta eğitim çeşitli devlet kurumlarından Doğu-Güneydoğu’daki Cemaat “in”lerine, hatta AKP’nin içine kadar uzanan yaygın Cemaat örgütlenmesinden rahatsızlıkları, Hizmet hareketinin iktidarlarına sağladığı destek karşısında dile getirilmiyordu. İttifakın en güçlü olduğu dönem darbeciliğe ve askerî vesayete karşı mücadele dönemiydi. Ordu, bürokratik oligarşi, vesayetçilik geriletilip de AKP iktidara sağlamca yerleştiğinde, iktidarın ve devletin paylaşılması gündeme geldiğinde ipler koptu.
Darbeciliğe ve vesayete karşı davalar sürerken; kendini bu davaların savcısı ilan eden Tayyip Erdoğan başta olmak üzere bütün AKP kadroları, yandaşları, medyadaki uzantıları, bugün 28 Şubat’ı aratmayan operasyonlar yaptıkları yargıdaki, emniyetteki, devletteki Cemaat kadrolarını ve tetikçilerini öve koruya bitiremiyorlardı. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Oda TV, vb. gibi minarenin kılıfa sığmadığı davaların mesnetsizliğini; kuşkulu delilleri, yargılamaların -özü doğru ve haklı bile olsa- hukuk kuralları ve adil yargılamayla uyuşmadığını dile getirenler püskürtülüyordu. Tayyip Erdoğan’ın siyasî başdanışmanı Yalçın Akdoğan’ın, Cemaat’i kastederek “Kendi ülkesinin ordusuna kumpas kuranlardan hayır gelmez” sözü yüzlerce örnek sıralamayı gereksizleştiren bir beyandır. Çünkü orduya karşı bir kumpas kurulmuşsa (ki ulusalcı kesimlerin, darbeci-vesayetçi zihniyetin iddiası da buydu zamanında) bu kumpası kuranlarla birlikteydiniz, suç ortağıydınız. Şimdi aynı yapılanma, aynı merkez, hatta kişi kişi aynı kadrolar bakanlarınızı, iktidarınızı, pisliklerinizi soruşturduklarında, dava açtıklarında, tekerinize çomak soktuklarında, Ergenekoncu dediklerinizin sözlerini eski ortaklarınıza karşı aynen siz tekrarlıyorsunuz.
Öte yandan, bir haftadır olup bitenler karşısında CHP-MHP-Ulusalcılar cephesiyle hükümet cephesinin yer değiştirmesi de ibret verici. Dün darbe-vesayet davaları karşısında, savcıları, yargıyı, emniyeti cemaatçilikle suçlayıp topa tutanlar, bugün Cemaatçi dedikleri, sahtekârlıkla, hukuksuzlukla, yetersizlikle suçladıkları savcıları, hakimleri, emniyet mensuplarını yere göğe sığdıramıyorlar. Siyasetin istinasız bütün kesimlerini sarmış olan çifte standardın utanç verici örnekleriyle karşı karşıyayız.
Çürümüş bir şeyler var TC Devleti’nde
“Çürümüş bir şeyler var Danimarka Sarayı’nda” diyen Hamlet’ten alıntıyla “Çürümüş çok şeyler var TC. Devleti’nde” diyorum. Ve son günlerdeki Hükümet-Cemaat savaşının bu çürümenin nedeni değil sonucu olduğunu düşünüyorum.
Devlet aparatının parçalanmasını, devletin sönümlenmesini hedef alan Marksist-sosyalist teoride egemenlerin baskı aracı olarak tanımlanan devlet, bugün de varlığını ve gücünü koruyor. Ancak, yüzyılımızda devletin tanımında ve yapısında değişiklikler yaşandı yaşanıyor. Hukuğun üstünlüğüne, birey haklarına dayanan demokratik ülkelerde çağdaş devlet, toplumun düzenini sağlamakla yükümlü hizmetkâr yapının adıdır. Görevi ve varlık nedeni, yurttaşların eşitlik temelindeki hak ve özgürlüklerini güvence altına almak, güvenliklerini ve esenliklerini sağlamak, hizmet sunmaktır.
Devlet ister faşist, ister komünist, ister Kemalist, ister İslamcı, ister başka bir dinsel veya inanç temelinde olsun “ideolojik” bir yapıdaysa, eşitlik temelinde hizmet veremez. Kendisi ideolojik bir odak haline gelir ve bağlı olduğu ideolojik hat’tı izleyerek, diğer kesimler üzerinde hukuk dışı despotik baskı kurar.
Öncesini ve derin devlet teorilerini bir yana bırakarak bu yazı çerçevesinde özetlersek, Türkiye’de devlet hep ideolojik yapıdaydı, halen de öyledir. Cumhuriyetten bu yana laik Kemalist ideolojinin kuşattığı vesayetçi devlet sancılı bir şekilde el değiştirirken, evrensel değerler temelinde demokratik, eşitlikçi, çağdaş hukuk devletine değil özünde aynı despotizmle malul başka bir ideolojik yapıya evrilmektedir. Son günlerde yaşananlar, aynı ideolojik kökenden gelen farklı kanatların devlete hakim olma savaşıdır.
İdeolojik iktidarların egemen olduğu devletler, tarihsel örneklerin de gösterdiği gibi özgürlükçü, eşitlikçi, adaletli, hukukun üstünlüğüne dayalı hizmet aygıtları olamazlar. Belli bir ideoloji uğruna toplumu biçimlendirmeye çalışırken kendi ideolojilerinden yana olmayan bütün kesimleri ve birey yurttaşı ezerler. Bu türden yapıların boğazına kadar yolsuzluğa haksızlığa batmaması, çürümemesi olanaksızdır. Bir ideolojinin sahipleri gider öteki ideolojinin egemenleri gelir, çürüme sürer. Bir süre sonra da devletin yeni sahipleri eskilerin postuna bürünürler.
Peki bu sarmaldan kurtulmanın, yani devleti demokratikleştirmenin, ideoloji körü hizmet aygıtı haline getirmenin çaresi nedir? Zaten uzamış bu yazıya son verip, becerebilirsem gelecek yazıda birlikte düşünmeye, tartışmaya çalışayım.
http://t24.com.tr/yazi/ne-cemaat-ne-hukumet-bu-curumus-devlet/8127
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakKadife eldiven zamanı 10.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları



































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.05.2024
14.05.2024
3.05.2024
3.05.2024
22.04.2024
16.04.2024
3.04.2024
29.03.2024
22.03.2024
7.03.2024