Oya BAYDAR
Yaratan; şu kuluma bütün hasletleri bahşettim, bir eksiği olsun da nazar değmesin diyerek herhalde, Başbakanımızı mizah yetisinden ve duygusundan yoksun kılmış. Bazen bu işe ucundan buluşmaya kalkıştı mı da kötü mizah yapıyor, daha doğrusu laf sokuşturmayı mizah sanıyor. 3. Havalimanı’nın temel atma törenindeki kelime oyunu, kendisine ve şakşakçılarına pek yaratıcı gelse de, aslında bumerang gibi dönüp sarf edeni vurdu. Dev projeleri engellemeye çalışan “Gezi zekâlılar”dan müstehzi bir gülücükle ama tehditkâr bir sesle söz eden Tayyip Bey, Gezi’den fışkıran zekâyı ve bu ülkenin Gezi zekâlılara ihtiyacı olduğunu bir kez daha hatırlattı.
Artık bir yer adı değil bir kavram haline gelmiş olan Gezi’nin belirleyici özelliği, gençliğin zekâ dolu mizahıydı. Vurdulu kırdılı eylemler, dertleri bayrak sallamak olan bindirilmiş kıtalar, muhalefeti küfürbazlık ve saldırganlık sanan lumpenler, yani bu türden büyük kitle hareketlerinde her zaman meydanlara çıkacak gruplar ve görüntüler bir yana konduğunda, Gezi ruhu diye bir şeyden söz edilebilirse, o da yapıcı, yaratıcı, isyankâr zekâ ve onun mizahıydı. Gezi zekâlı diyerek, bir harf oyunuyla Gezi’yi karaladığını, aşağıladığını sanan Erdoğan’ın nasibini alamadığı her şey o zekâda ve o mizahta yansıyordu. Yüzlercesi arasından üç pankart cümlesi yeter: Biz de gençleri seviyoruz, düzeyinde birşeyler söyleyen Erdoğan’a yönelik, “Seviyorsan git konuş”, “Biz senin demokrat olma ihtimalini sevmiştik” ve en az üç çocuk diye tutturmasına karşı “ Bizim gibi üç tane ister miydin Tayyip Bey!” sloganlarını hatırlayalım. “Çapulcu” hakaretini top gibi havada kapıp, içini boşaltıp hakaret edene geri fırlatan, “çapuling” fiilini haklı bir başkaldırının adı olarak sözlüklere kazandıran Gezi zekâsı...
Vahşi kalkınmacılığa karşı Gezi zekâsı
Tayyip Erdoğan ve AKP kadroları; Gezi’nin, “birkaç ağaç” meselesi olmadığını aslında çabuk anladılar, anlar anlamaz da paniğe kapılıp krizi yönetemez oldular. İmdatlarına; akla ziyan komplo teorileri, daha sonra diz boyu pislikleri ortaya çıktığında da zırh gibi kuşanacakları darbe paranoyası yetişti. Anlayamadıkları ve fıtratlarında olmadığından anlayamayacakları şuydu: Ağaçları koruma, parkın ortasına AVM dikilmesini engelleme mücadelesinin ardında, yüzyıl öncesinin pozitivist kalkınmacı zihniyetine (ve uygulamalara) karşı geleceğin sürdürülebilir, insanî, paylaşımcı, dayanışmacı gelişme anlayışının başkaldırısı vardı.
Gezi ruhu, ya da zekâsı: onca gürültü patırtı arasında -hatta eylemin heyecanına kapılmış bir kısım Gezici tarafından bile- fark edilmemiş olsa da AKP zihniyetinin insan, yaşam, değer tanımayan vahşi kapitalist kalkınmacılığına ve maddî büyüme fetişizmine karşı bir direnişti. Parkta kesilen birkaç ağaç; Tayyip Bey’in çılgın projeleri uğruna halen kesilmekte olan ve gelecekte kesilecek on milyonlarca ağacın, kurutulacak yüz milyonlarca metreküp su kaynağının, tahrip edilen doğal yaşamın, bütün bunların sonucu olarak da gelecek nesillerin yaşam kaynaklarına ve haklarına tecavüzün sembolüydü. Gezi zekâsı, “Başka bir dünya mümkün” diyerek doğayla, ötekiyle, kendisiyle barışık, özgür, insanca bir yaşam talep eden zekâydı.
AKP kalkınmacılığı zararlı projeler doğuruyor
19. yüzyılın düşünce dünyasını belirleyen pozitivizm, önceki yüzyıllarda insanı, aklı, toplumu esir eden idealist/dinî görüş ve baskılara karşı, insan aklını ve bu aklın ürünü bilimi yücelten, mutlaklaştıran bir tepkiydi. Aydınlanma çağının çocuğu pozitivizm, bilimsel-teknolojik gelişmelerin düşünsel ebesi olduğu kadar toplumları iradî olarak biçimlendirmeye yönelik bütün devrimci teorilerin ve son iki yüzyılın bütün kalkınmacı projelerinin de temeli oldu.
Bu teorilerin tartışmasız en parlağı ve bence eleştirel özü (kapitalizm eleştirisi) hâlâ aşılmamış olan Marksizm de, Sovyet deneyimi de, 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Kemalist proje dahil bütün ulusal kalkınmacı toplumsal mühendislik projeleri de, pozitivist zihniyetin ürünüdür: İnsanın iradî eylemine mutlak vurgu; aklın ve bilimin gücüyle doğaya hakim olma tutkusu; doğanın, bilimin ve toplumun (siz devletin anlayın) hizmetine verilmesi; ilerleme, kalkınma, büyüme hedeflerine doğal yaşamın tahribi ve doğal kaynakların sömürülmesi pahasına ilerlenmesi, vb...
Ekonomik büyüme ve kalkınma hedefine kilitlenince, kalkınmanın amacı olması gereken insan, çoğu zaman araç haline geldi. Kalkınma uğruna doğal kaynakların ve doğal yaşamın tahribi, tüketilmesi, “doğayı fetheden insan” yüceltmesiyle meşrulaştırıldı, yüceltildi. Rusya’da nehirlerin akış yönlerinin değiştirilerek birbirine bağlanması, gölleri kurutan dev elektrifikasyon projeleri, yüzbinlerce insanın açlıktan ölmesine, tarımın tarumar olmasına yol açan sözde bilimsel yöntemler hep aynı zihniyetin ürünüydü. Yargılamadan değerlendirecek olursak, çağın birikimi, ruhu, yöntemi buydu.
Ancak, 20. yüzyılın son çeyreğinden, hele de 21. yüzyıl başından itibaren, insanlığın ve dünyanın erken sonunu getirebilecek pozitivist, vahşi kalkınmacılık anlayışı sorgulanmaya başlandı. 19. yüzyılda görülemeyecek olan kimi gelişmeler yaşanıp, pozitivist kalkınmacılığın insanı ve yaşamı tehdit eden sonuçları anlaşıldıkça, “Ne amaçla, kimlerin yararına, nasıl bir kalkınma?”, “Böyle bir kalkınma sürdürülebilir mi?” vb. sorular gündeme oturdu. Hele de doğanın, insanın, gelecek kuşakların, rant uğruna feda edilmesinin yanlış kalkınma yöntemi olmasının da ötesinde suç olduğu anlayışı, her geçen gün yerleşmeye, yaygınlaşmaya başladı.
İşte Tayyip Erdoğan AKP’si, dünyamızın alarm verdiği böyle bir çağda, insanların bu gerçeklere uyandıkları bir ortamda, 19. yüzyıl pozitivist kalkınmacılığının ve vahşi kapitalizminin, kendi avenesine, kendi sermayesine rant sağlamayı amaç edinmiş ilkel ve ahlâk yoksunu modelini uygulamaya çalışıyor. HES’lerden Soma’ya, 3. havalimanı inşaatından Kanal İstanbul’a, hep aynı vahşi ve sürdürülemez kalkınmacı zihniyetin örnekleri.
Bize Gezi zekâlı bir lider gerek
Gezi’de karşı çıkılan ve mahkûm edilen; özünde bu zihniyetti. Sonrasında toplumsal hareketlilik dalga dalga yayılırken, pek çok değişik konuda “yetti gayrı” diyenler Gezi’de buluştular.
Gezi zekâsı öncelikle bu çağı geçmiş ve yıkıma sürükleyen insansız kalkınmacılık anlayışına karşıydı. İnsanı AVM’lerde simgeleşen arsız, gereksiz, tahripkâr tüketime mahkûm eden, yaşamın anlam sınırlarını daraltarak AVM-muhafazakâr mahalle-cami kültürüne hapsetmeye çalışan, herkesi ötekileştiren zihniyete ve onun diline karşıydı. Bu zihniyetin kendinden farklı olana tahammülsüz, ötekileştirici, ayrıştırıcı, buyrukçu tahakkümüne; siz de kim oluyorsunuz, ben yaparım siz itaat edersiniz küstahlığına karşıydı. Gezi zekâsı; senin dayatmaya çalıştığın miskin değerlerin taşıyıcısı değilim; ama sen dahil herkesin değerlerine, yaşam biçimine, inançlarına saygılıyım, diyen; ülkesi, kenti, kendisi hakkında söz söyleme ve tercih özgürlüğü talep eden, sesini dünyadaki benzerleriyle buluşturmaya çalışanların mizah yüklü zekâsıydı.
Şu günlerde bu zekâya çok ihtiyacımız var. Bize geri zekâlı değil; hinoğlu hin, bezirgân zekâlı değil, Gezi zekâlı siyasetçiler, Gezi zekâlı yöneticiler gerek. Cumhurbaşkanlığı seçimlerine doğru gidilen bu dönemde, ne güzel olurdu Gezi zekâsından nasiplenmiş bir aday ortaya çıksa da, onu seçsek.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları


























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.05.2024
14.05.2024
3.05.2024
3.05.2024
22.04.2024
16.04.2024
3.04.2024
29.03.2024
22.03.2024
7.03.2024