Sezin ÖNEY
Bir ülke, hiç “yumuşak güç” (soft power) sahibi olmadan sadece “sert gücüyle” dış politikada nüfuz sahibi olabilir mi? Yumuşak güç, aslında siyaset bilimci Joseph Nye’ın 1980’lerde ortaya attığı bir kavram. Dış ilişkilerde, ikna, çekim gücü ve “kalpleri-zihinleri” kazanma yollarıyla nüfuz elde etmek ve hedeflerine ulaşabilmek, yumuşak güç ile mümkün olabiliyor. Sert güç (hard power) ise, ekonomik ve özellikle de, askeri gücünü kullanarak istediğini yaptırmak; yani “sopa” yoluyla hedefine ulaşmanın aracı.
Baktığımızda, Türkiye’nin dış politikasında askeri gücün özellikle ön plana çıktığını gözlüyoruz. Belki de, askeri ve istihbarat kanatlarının dış politikada bu kadar güç sahip olduğu, belirleyici rol oynadığı bir dönem olmadı Türkiye tarihinde. Diplomasi de, askeri güç-istihbaratın çizgisini saha dışında, siyasi yönetimler nezdinde sürdürüyor. Diğer bir deyişle, sert gücü sözlerle ve temaslarla sürdürmüş oluyor.
Uluslararası İlişkiler eğitim hayatım boyunca defaatle okumak mecburiyetinde kaldığım siyaset bilimci Francis Fukuyama, hayatımın bu dönemine de, Türkiye’nin insansız hava aracı teknolojisi ile kazandığı bölgesel güç üzerine yazdığı yorum ile girdi. Fukuyama’nın “Droning on in the Middle East” (kelime oyunu ile hem “Ortadoğu’da Vızıldanmak” hem de “Ortadoğu’nun Drone’lanması” anlamına gelecek bir başlığı olan) makalesi, her ne kadar Türkiye’de ülkeyi öven bir yorum olarak övünç vesilesi olsa da, aslında ana fikir olarak geleceğin kaotikliğine ve getirdiği belirsizliklere işaret ediyordu. Erdoğan’dan “otokratik bir lider” olarak bahseden Fukuyama, ABD ve İsrail dışında bir gücün Ortadoğu’da silahlı insansız hava araçları (SİHA) ile güç sahibi olmasının olası sonuçlarını sorguluyordu.
Fukuyama’nın Amerikan muhafazakarlığını temsil eden görüşlerinden ziyade, Türkiye’nin önündeki temel soru, sert güçle nereye kadar gidilebileceği. Donald Trump’ın kendisi “şimdilik” sahada kızağa çekilmiş olabilir ancak, “America First” (Önce Amerika) tarzı siyaset çizgisi, dünya genelinde etkisini sürdürüyor. Yumuşak gücün dünyadaki başlıca merkezlerinden Avrupa Birliği’nde bile, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in, Avrupa’nın kendi ihtiyacını karşılamadan sınırları dışına korona virüsü aşısı yollanmaması gerektiği argümanını nasıl unutabiliriz? Bu da bir, “Önce Avrupa” politikası değil mi?
Elbette, herkesin sadece kendini düşündüğü ve yumuşak gücün olmadığı bir dünya cehennemden başka bir şey olmaz. Ve böyle bir dünyada, hiçbir sorun çözülebilir mi?
Şimdilerde, Rusya-ABD-Ukrayna üçgeninde Türkiye arabuluculuk yapma niyetinde: Ancak bu arabuluculuk da, sert güce dayanan bir yaklaşımın eseri. Askeri bir diplomasi daha çok ve içinde gene yumuşak güç yok. Son kertede “yumuşak güç” eksikliği, ordu ve istihbarat gibi sert güce dayanan tarafların gücünü baltalayacak bir durum.
YUNANİSTAN İLE NEGATİF GÜNDEM KRİZİ ÖRNEĞİ
Yunanistan ile geçen hafta yaşanan “negatif gündem krizi”, yani iki ülkenin Dışişleri bakanları Nikos Dendias ve Mevlüt Çavuşoğlu arasında yaşanan söz düellosu, bu durumun bir örneği idi. Dendias, aslında Türkiye’de basına yansıyandan çok daha sert konuşmuştu. Egemenlik hakları ihlallerinden bahsederken “Mevlüt, orası Yunan toprağı Mevlüt” tarzı üsluptaki ifadeleri, herhangi bir hükümet tarafından kolay yenilip yutulacak sözler değildi. Kameralar önünde yaşanan atışmadan sonra, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın “Çavuşoğlu, Dendias’ı yerine oturttu” demesi ve hükümete yakın basındaki klasik sert haberler dışında, Ankara tarafı konuyu fazla büyütmedi.
Üstelik, tam da Dendias’ın Ankara ziyareti esnasında Yunanistan’ın Girit Adası açıklarında “bilimsel araştırma yapma” gerekçesiyle, NAVTEX ilan ettiğini; yani bu suları abluka altına aldığını da unutmayalım. Türkiye de, bu durum üzerine aynı koordinatlarda karşı NAVTEX ilan etti. Böylece karşılıklı, “benim kıta sahanlığım” ve “senin kıta sahanlığın” şeklinde bir egemenlik çekişmesi (daha) yaşanmış oldu.
Fransız Oşinografi Filosu’na ait araştırma gemisi L’Atalante ve ona eşlik eden Yunan donanmasını 'Elli' sınıfı fırkateynlerinden birinin, 17 Nisan’da Türk Deniz Kuvvetleri’nin iki fırkateyni ile burun buruna geldiğini de hatırlatalım. Sonunda, Fransız ve Yunan gemileri bölgeden çekildiler. Olay üzerine, Ankara’daki Yunanistan ve Fransa büyükelçileri de, Dışişleri Bakanlığı’na çağrıldı.
Tüm bunlara rağmen, Yunanistan ve Türkiye arasında hem bu ay sonu (27-29 Nisan’da), Kıbrıs Sorunu odaklı, Birleşmiş Milletler çatısı altında 5+1 görüşmeleri gündemi var; hem de, Erdoğan-Mitsotakis Zirvesi söz konusu olabilir.
ORTAK PAYDA OLMAYINCA
Dendias da, her ne kadar Başbakan Kyriakos Mitsotakis ile koordineli biçimde tansiyonu yükseltmiş olsa da, Atina’ya dönünce daha yumuşak konuşmaya başladı. “Türkiye ile aramızdaki sorunları halletmemiz zor ama imkansız değil” diyen Dendias, Çavuşoğlu’na yaptığı Atina davetini de yineledi.
Buna karşılık, Dendias’ın Atina dönüşü dile getirdiği “doğrulardan” biri, “Türkiye ile ortak paydamız yok” idi. Öte yandan, Çavuşoğlu’nun Ankara’da Dendias’a, “Büyük güçler, Yunanistan-Türkiye çatışmasından silah satışlarını artırarak fayda sağlıyor” şeklinde ifade ettikleri, hiç de yanlış değil.
Büyük güçler, sadece silah satışlarını da kullanmıyorlar: Rusya, Türkiye ile turizm hattını bloke edecek kararlar aldıktan hemen sonra Yunanistan Turizm Bakanı Harry Theocharis de, Moskova’daydı. Ziyaretin sonucunda, önümüzdeki aylarda “yüzbinlerce Rus turistin tatillerini Yunanistan’da geçireceği” açıklandı.
Yunanistan ve Türkiye, “yumuşak güçlerini” karşılıklı kullanmaktan çok uzak ve karşılıklı milliyetçiliği yükseltmeye dayalı bir politika izleyince, orta yolu bulamıyorlar. Elbette, Dendias’ın da söylediği gibi aradaki sorunları çözmek gerçekten de zor: Buna karşılık, bu sorunlara rağmen gayet iyi biçimde ilişkilerin yürütüldüğü dönemlerimiz de oldu. O zamanlar, karşılıklı olarak yumuşak güç ön plana çıkıyordu.
Sadece Yunanistan ile olan ilişkilerde değil, yumuşak gücün hiç kullanılmadığı, olmadığı ve milliyetçi bir dış politikanın alanı çok dar değil mi? Hatta, yukarıda sorguladığımız gibi, sert gücün de etkisini azaltan bir durum değil mi “yumuşak güçsüzlük”?
Çin, ülke dışındaki yumuşak gücünü artırmak için yılda 10 milyar dolar harcıyor. ABD, Joe Biden başkanlığında yumuşak gücünü tekrar kazanmak için, iklim krizi meselesine odaklı, son derece kapsamlı bir “çevre diplomasisi” geliştiriyor. 22-23 Nisan’daki 40 dünya liderini Biden’ın çağrısıyla bir araya getirecek, iklim krizi odaklı Dünya Günü Zirvesi de, bu politikanın görücüye çıktığı kamuoyu önündeki ilk büyük adım. Geçen hafta Çin’i ziyaret eden Beyaz Saray’ın İklim Elçisi John Kerry’nin de, ABD politikasında ne denli güçlü bir isim olduğunu hatırlara getirelim. Çin ve ABD, ilişkilerini bu konu üzerinden geliştirme yolunda ilerliyor.
Son yıllarda Ankara, Avrupa nezdinde elde ettiği bir çok kazanımı Almanya’yı tarafına çekmiş olması sayesinde gerçekleştirdi. Ama ya Şansölye Angela Merkel’in emekliye ayrılacağı Ekim 2021 sonrası? Merkel’in yumuşak gücünü, kendisininmiş gibi kullanamayacak Türkiye... Ve yumuşak gücü Merkel’den çok farklı biçimde kullanan Yeşiller’in de, Almanya’da iktidarın kilit parçası haline gelmesi artık somut bir gerçeklik.
Türkiye’nin “yumuşak gücü” konusu, sadece iktidarın değil, muhalefetin de üzerine düşünmesi gereken bir konu elbette.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları





















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.10.2025
28.09.2025
25.04.2025
3.02.2025
29.01.2025
17.01.2025
7.11.2024
6.11.2024
24.10.2024
27.06.2024