Tanıl Bora
2020 Ocak’ında, İran Devrim Muhafızları Ordusu komutanı Kasım Süleymani’nin Bağdat’ta ABD askerî güçlerince öldürülmesinden sonra, Amerikan Başkanı Donald Trump ondan “Son of a bitch” diye söz etmişti: “Orospu çocuğu.”
Süleymani, özellikle 1998’den sonra “yurtdışı operasyonlarla” ilgilendiği dönemde, suikastlarla, katliamlarla suçlanan biriydi. Beri yandan, öldürülmesinden birkaç yıl önce, onun yönettiği paramiliter yapı, IŞID’a karşı çarpışırken ABD tarafından açıkça desteklenmişti. Uluslararası medya, “Süleymani o zaman o. çocuğu değil miydi?” diye sormuştu Trump’a hitaben. Bazı Amerikalı gazeteci ve yorumcular için, bunun izahı açıktı: “O zamanlar, bizim o. çocuğumuzdu.”
‘Tarih şuuruna’ sahip o gazeteciler ve yorumcular, Trump’ın aksine hep hürmetle anılan bir başka Amerikan başkanını, Franklin Delano Roosevelt’i ve onun meşhur sinik lâfını hatırlamışlardı: “O. çocuğunun tekidir ama bizim o. çocuğumuzdur.”
***
ABD Başkanı Franklin D. Roosevelt, Latin Amerika diktatörlerinden birisi hakkında kullanmış bu lâfı. Ne zaman, kimin hakkında olduğuna dair iki rivayet var. Birisine göre, 1939’da, Nikaragua diktatörü Somoza hakkında söylemiş: “Somoza may be a son of a bitch, but he’s our son of a bitch.” Yani, “Somoza o. çocuğunun teki olabilir ama bizim o. çocuğumuzdur.” 1948’de Time dergisinde yer alan diğer rivayete göre ise Roosevelt bu lâfı Dominik Cumhuriyeti’nin diktatörü Rafael Trujillo için sarf etmiş. Bazı tarihçiler, bu rivayetin Somoza tarafından çıkarıldığı kanısında. Onlara bakılırsa, bizzat Somoza, Roosevelt’in kendisi hakkında “o. çocuğudur ama bizim o. çocuğumuzdur” dediğini uydurmuş, yaymış yani!
***
İzaha gerek var mı? Bu özlü sözün meâli, şu: Pis işler yapan, korkunç, berbat adamdır, ama o pis işleri görmesi bizim lehimizedir, yaptıkları bizim çıkarımızadır, biz de onun pisliklerine, rezilliklerine göz yumarız.
İzaha gerek var mı? Buradaki “o. çocuğu” deyişiyle kastedilen, nesep bağıyla ilgili medeni hukuk meseleleri değildir. Seks işçileri de değildir. Zaten herhangi bir seks işçisinin muktedir olabileceği en büyük kötülük, bahse konu ‘tiplerin’ işlediği korkunç cürümlerle boy ölçüşebilir mi?
Kastedilen, kirli işler, çok pis işler, çok “uygunsuz” işler, rezillikler, zalimliklerdir. Özgün vecizedeki “o. çocuğu” lâfını çoğaltmadan, pislik filan diyerek devam edelim.
***
Nobel edebiyat ödüllü yazar, -kendisi de siyasetle uğraşmış, zaman içinde soldan sağa kaymıştır-, Mario Vargas Llosa, Teke Şenliği adlı romanında,[1] ABD yönetimi nezdinde “bizim pislik herifimiz” şanına lâyık görülenlerden Dominik diktatörü Trujillo’nun ikbal ve idbarını anlatır. Hem masalsı bir atmosfer kuran, hem de sahiden “gerçek olaylara dayanan” bir romandır.
ABD yönetiminin “bizim pislik herifimiz” gözüyle baktığı diktatörün kendisi de, etrafında halkalanan en yakın adamlarına, ‘pislik herifler’ gözüyle bakar, romanda. Onları pislik gibi görür. Etrafındakileri “bir böcekbilimcinin hangi familyadan olduğunu bilmediği bir böceği incelediği gibi” inceler. Hiçbirine değer vermez, hiçbirine de güvenmez. “Fizik ve ahlâk olarak tiksinti verici ama entrikacılık ve şeytanın avukatlığını yapmada üstüne yok” diye andığı “Anayasacı ayyaş” lâkaplı hukukçusuna da, yine devletlilerden “Ayaklı Çirkef” lâkaplı bir diğerine de zerre kıymet vermez. Etrafındakiler de birbirleri hakkında aynısını düşünürler. Takdirler, “hem deli hem sadist ama aynı zamana şeytansı bir zekâya sahip” gibi lâflarla ifade edilir. Güvenlik kuvvetleri yetkililerinden “aptal katiller çetesi” diye bahsedilir. Bütün bu kadro, aldığı ihsanları, kazandığı imtiyazları, “lider”in “küstahlık ve aşağılamalarını sineye çekerek” ve “köpek gibi sadık” kalarak ödemek zorundadır.
***
Diktatörün en yakınındakilerden biri, iddiasızlığı, talepsizliği, zaafsızlığı ile dikkat çeker. Koyu dindarlığı aslında gösterişçi bir şekilcilikten ibaret olan, hiçbir zaman niyeti anlaşılamayan hatta herhangi bir niyeti yokmuş gibi görünen, hiç göze batmayan, o nedenle “Gölge” diye anılan bu adama diktatör, bir seferinde “Sizde insanlık dışı bir şey var,” diyecektir.
Hani neredeyse ‘temiz adamdır ama bizim temizimizdir,’ diyeceklerdir! Veya, ‘namusludur ama bizim namuslumuzdur.’ Onların namuslusu da ancak o kadardır…
En şahane ihanet bu iddiasız, zaafsız ve en sadık adamdan gelecek, 1930’dan 1961’e dek hüküm süren Dominik diktatörünün korkunç kıyıcı rejiminin çöküşünü, o yönetecektir.
***
Deyimi telif edenin, -veya telif hakkı kendisine atfedilenin-, Amerikan başkanı olduğuna dikkat edelim. “Pislik heriftir ama bizim pislik herifimizdir” ruhsatı vermek, verebilmek, bir güç makamında bulunmanın işareti. Pislik adamlara sahip olmak, bir pislikler kadrosunu tasarrufu altında bulundurmak, bir ‘imkân,’ bir güç...
Bir hikmet-i devlet vardır burada: İstenmeyen, el kirletecek, pis işlerin yine de yapılması gereği sineye çekilecek; bu işler, münhasıran o pisliğe vakıf, o pisliğe alışık, o pisliğe bulaşık olanlara gördürülecek, yani pis iş ‘outsource’ edilecek, taşerona verilecek, böylece pislik tecrit ve enterne edilecek, başka yere bulaşmayacaktır. Zehir-panzehir dengesi…
Llosa’nın romanında diktatör bir yerde o iddiasız-zaafsız adamına, “sizin payınıza yönetimin hoş, güler yüzlü yanı düştü,” der: “Ben de isterdim sadece bir devlet adamı, bir yenilikçi olmayı. Ama ülke yönetiminin bir de çirkin yüzü var ki, o olmadan sizin yaptıklarınız gerçekleşemez. Düzen. Güvenlik. Bunu kim sağlayacak?” Diktatöre göre “nankör konular”dır bunlar, ama onlarla da meşgul olmak lâzımdır.
Kanuna nizama aykırı faaliyetleri, “gayrı nizamî operasyonları,” kanundan öte genel ahlâka aykırı, insanî etike sığmayacak rezillikleri meşrulaştıran akıl da bu akıl değil mi? “Derin devlet” mitosu,[2] buna dayanmıyor mu? Şöyle kudretli bir derin devlet muhakkak olsun da pis işleri kimsenin ruhu duymadan halletsin isteğinin arkasında, bu akıl yok mu?
***
Pis işlerin öyle temiz halledilemediğini, şu Teke Şenliği romanı ve romanın dayandığı “gerçek olaylar” da göstermiyor mu? Pis işlere memur edilenler kendi hayat sahalarını açıyor, bir dünya kuruyorlar; onlar da kendi pis işlerini gördürmek üzere birilerini memur ediyor, onlara pislik gözüyle bakıyorlar. Karşılıklı, hesapları, hınçları oluyor.
Hem, hisler karşılıklıdır. Pis işleri gördürenlerce “bizim pislik adamlarımız” gözüyle görülen adamlar, o pis işleri kendilerine gördürenleri “pislik” gözüyle görürler.
Llosa’nın romanında, Dominik diktatörü Trujillo’nun, ABD’deki kendisini kollayan ‘dost’ unsurlardan “gringolar” diye bahsettiğini okuruz romanda. Gringo, yani “yabancı, yaban.” Trujillo ve çevresi, Amerikalıların “sevecen oldukları için değil, ırkçı oldukları için” kendilerinden nigger (zenci) diye bahsettiğini pekâlâ biliyorlardır. Diktatör bir görüşmede, günün birinde kendisinden yaptığı katliamların hesabının sorulabileceği faraziyesi karşısında, gringoların Japonya’ya attığı atom bombasını hatırlatır. Yani Amerikan idaresinin “bizim pislik herifimiz” tahtına oturttuğu adam, Amerikan idaresine bir nevi “pislik herifler” gözüyle bakıyordur, neticede.
Ayrıca o idare himaye ettiği pislik adamın “aşırılıklarından” rahatsız olduğunda, onu ortadan kaldırmaya hamle edecektir, bellidir, bunu da hepsi biliyorlardır.
***
Mario Vargas Llosa, şöyle tavsif eder Trujillo’nun rejimini: “Yasaları dinlemeyen bir rejim ülkeyi karantinaya almıştı; dejenere olmuş, evrensel tiksinti yaratan bir despotluk rejimine dönüşmüştü.” Trujillo idaresindeki Dominik rejimi, siyasetbilimi literatüründe “operet devleti” diye de anılır. Ortada “devlet” adını hak edecek bir şey yoktur, kalmamıştır...
[1] Çev. Peral Beyaz. Can Yayınları, 2011 (2. Baskı). Bu romana birkaç yıl önce sağolsun, Berk Esen dikkatimi çekmişti.
[2] Tanıl Bora-Ergun Aşçı: “Derin devlet mitolojisi üzerine: ‘Adeta tüm Türkleri el altından yöneten bir teşkilât’”, Birikim, sayı 385 (Mayıs 2021), s. 26-36.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
6.02.2026
22.01.2026
14.01.2026
27.12.2025
13.12.2025
26.11.2025
13.11.2025
30.10.2025
17.10.2025
5.10.2025