Ümit KIVANÇ
İşin ilginci, dün gece ilgili herkes ayağa fırladıktan sonra bugün şu saate (16:00) kadar bu konuda herhangi bir haber çıkmadı…
29 Ocak’ı 30’una bağlayan gece, Suriye’yi izleyen herkesi yerinden fırlatan gelişmeler yaşandı. Gazeteciler ve gözlemciler olarak uzun süre neler döndüğünü anlamaya çalıştık. Hemen belirtmeliyim ki, sonunda tam anlamış olamadık. Bugün meseleleri çok daha “derinden”, içinden takip edebilen bazı Amerikalı uzmanların da şaşkın hallerini görünce ve Rusya basını ve propaganda aygıtından da kayda değer bir izahat gelmeyince, en azından sorun bizde değil diye çoğumuzun içi rahatlamıştır. Suriye haberlerinde herhangi bir tarafın sözcülüğüne soyunmamış herkesin güvendiği Arap gazeteci Cenan Musa’nın İdlib’ten görgü tanıklarıyla bağlantı kurup aktarabildiklerini bir tür “sağlama” aracı olarak kullanarak, sağdan soldan uçuşan bilgileri toparlamaya çalıştım. Bugün, verileri teyit maksadıyla kullanılabilecek birkaç başka bilgi kırıntısı daha edindikten sonra, öğrenebildiklerimi, harita eşliğinde aktarmaya karar verdim (haritaya tıklayıp büyük görebilirsiniz). Zira bu kadarıyla bile önümüzdeki günlerde yaşanacaklara dair fikir veren önemli bir olayla karşı karşıyayız. Sizden ricam, değerli okurlar, aşağıdakilerin çoğunu “güvenilir şekilde teyit edilmeye muhtaç bilgi” olduklarını hatırınızdan çıkarmadan okumanız. Kesin olan, güvenilir olan kısmı kendini belli ediyor zaten.
Neler oldu? - Bilebildiklerimiz
29 Ocak gecesi muhtemelen on-on bir sularında, görgü tanıklarının “çok uzun” diye tarif ettikleri bir TSK konvoyu Türkiye’den Suriye topraklarına girdi, Türk ordusunun gözetleme noktaları ve denetim kurduğu Efrin güneyindeki bölgeden İdlib’in içine doğru -kuzeybatıdan güneydoğuya doğru- yol almaya başladı.
15-20 arasında tankın, 30 kadar zırhlı-silahlı personel taşıyıcının, iş makinelerinin de yeraldığı, kiminin 70, kiminin 100 araçtan meydana geldiğini ileri sürdüğü (gün ağardığında 55 araçtan meydana geldiği görülen) TSK konvoyu, Batı Halep’te cihatçıların elinde kalan bölgede bulunan El-Eys’e doğru ilerlemeye koyuldu. Suriye ordusu ve müttefiklerinin mevzilerine iki-üç kilometre uzaklıktaki El-Eys’e iki gün önce bir Türk askerî heyeti gelip gözlem ve incelemeler yapmış, bu gezi, Türkiye’nin Rusya ile anlaşması gereği İdlib’te çatışmasızlık bölgeleri kurma konusunda henüz yerine getirmediği vaadini gerçekleştirmeye girişeceğine yorulmuştu. El-Eys, Suriye ordusunun günler süren zorlu muharebelerin sonunda cihatçılardan kurtardığı Ebu el-Zuhur Hava Üssü’ne 29 km mesafede. Yani şu andaki en sıcak çatışma bölgelerinden birinin dibinde. Stratejik ve simgesel anlamı yüksek birinin.
Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) elindeki bölgede, şüphesiz onlarla bir tür koordinasyon içerisinde ilerleyen konvoyun yolu boyunca Türk savaş uçaklarının uçtuğuna dair haberler yayıldı. Türk jetlerinin sınırı geçip, Efrin dışında da Suriye hava sahasını kullandığı tekrar tekrar ileri sürüldü. Ancak uçakların konvoyun gidişinde değil de, şimdi aktaracağım top atışlarından sonra geri dönüşü sırasında koruma amacıyla ona eşlik ettiği yollu haberler daha mantıklıydı. Türk uçakları gerçekten İdlib içlerine doğru uçtu mu, esin bilmiyoruz, uçtularsa da herhangi bir olaya karışmadılar.
Konvoyun hareketi Suriye veya Rusya (kesinleşemedi) jetlerince sürekli izlendi. Bir Suriye jet pilotunun kule ile konuşması olduğu ileri sürülen kayıt, yerel aktivistler (veya örgütler ??) tarafından paylaşıldı. Buna göre pilot “Batı Halep kırsalına” (yani konvoyun ilerlediği yere) yöneldiğini bildiriyor, kule de ona, “Onları (TSK) ateş açarken görürsen karışma,” gibi tuhaf bir talimat veriyordu.
Konvoy İdlib’ten Batı Halep’e geçmek üzereyken Rusya jetlerinin konvoyun yolu üzerinde 15 km kadar ileride biryerleri bombaladığı ileri sürüldü. Hattâ bir ara, konvoy ilerlemesin diye sadece 2 km ötesine bombalar attılar, dendi. Ancak havadan bombardıman olup olmadığı, olduysa bunu Rusya savaş uçaklarının mı yoksa Suriye’nin mi yaptığı kesinliğe kavuşturulamadı. Sözkonusu telsiz konuşması doğruysa, havadan ikaz bombardımanı ihtimali zayıflıyor.
Türk konvoyunun El-Eys’e ulaşmadan önce geçmek durumunda olduğu, Uluslararası Kurak Alanlar Tarımsal Araştırma Merkezi’ne ait bölgeye ve Kemeri civarına da (El-Eys’e 7-8 km) Rusya (Suriye ??) uçaklarının bomba attığı söylendi. Bu bilgi de doğrulanmadı.
Batı Halep’te, Suriye ordusu ve, (a) bir iddiaya göre Hizbullah’ın, (b) başka iddiaya göre İranlı milislerin, (c) üçüncü iddiaya göre Iraklı milislerin Türk konvoyuna top ateşi açtığı, Türk konvoyundan karşılık verildiği, El-Eys’e 3 km kadar uzaklıktaki Hâdır’a roket atıldığı ileri sürüldü. Bu bilgi birkaç kanaldan geldi, haber ajanslarınca tekrarlanmadı.
Suriye hükümeti yanlısı bir Facebook hesabından, Kemeri civarındayken Türk askerî konvoyuna Suriye ordusunca top ateşi açıldığı iddiası tekrarlandı, “Bu, ateşle oynamaması için Türkiye’ye bir mesajdı” sözleri yayımlandı. Propaganda sosuyla bezenmiş veya sadece propaganda amaçlı da olabilecek bir paylaşım. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), Türk konvoyuna ateşin “Arap ve Asyalı silahlı gruplar” tarafından açıldığını duyurdu. Yani ilki Suriye ordusu veya Iraklı milisler, öbürü İran adına burada bulunan Afgan milisleri olabilir. Yine SOHR, olayın geçtiği yeri “Lübnan Hizbullah’ı ve İran Devrim Muhafızları’nın sorumlu olduğu bölge” diye tanımlıyor.
Konvoyu çıplak gözle görebilen yerel ahaliden edinilen bilgilere göre, karşılıklı top veya roket atışları üzerine konvoy geri döndü. Geceyarısından sonra, Türk askerî konvoyunun, hedefi olan El-Eys’e 12-13 km mesafedeki Kefir Heleb’e çekildiği, araçların farlarını söndürerek durduğu, beklediği bildirildi. Bugün öğleden sonra, konvoyun beklediği yerde çekilmiş fotoğrafları paylaşıldı.
Olayın önemi
Yukarıdan beri sözü geçen yerler, Halep’ten Hama’ya uzanan M5 karayolunun üzerinde ve iki yanında. Bu karayolu, dün Rusya uçaklarınca defalarca bombalanan, cihatçıların karargâhı konumundaki Serakib, kararlı muhalif ahalisine HTŞ’nin de söz geçiremediği Maaret el-Numan ve geçen yıl kimyasal silah saldırısına uğrayan, yine cihatçıların güçlü merkezlerinden Han Şeyhun’dan da geçiyor. Suriye ordusu, mutlaka en kısa zamanda güvenle kullanabileceği şekilde ele geçirmek istediği bu karayolunun ancak Hama’daki 20-25 kilometresine hakim.
Bu yoldan Serakib’de ayrılan M4 karayolu, rejimin elindeki Lazkiye vilayeti ve Türkiye ile İdlib’in sınırına çok yakın, El-Kaide’ci Uygur cihatçıların yerleştiği Cisr el-Şuğur’a uzanıyor. Suriye ordusu (veya Rusya uçakları - kesin değil) 30 Ocak sabahı, M4 karayolunun üzerinde Eriye kasabasını bombaladı. Ayrıca, Cisr el-Şuğur’un batısında, sınıra yakın iki köy de bombalandı. Serakib de, söyledim, dün gündüz ve gece havadan bombalanmıştı.
Türk askerî konvoyunun ulaşmaya çalıştığı El-Eys, Suriye ordusu ve İranlı milislerin (belki Hizbullah güçlerinin de) İdlib içine, kuşatma altındaki Alevi köyleri Keferya ve Fua’ya doğru ilerlemek üzere beklediği, Hâdır yakınındaki mevzilerine iki-üç kilometre mesafede. TSK herhalde burada konuşlanarak sözkonusu ilerlemeye engel olmayı da planlıyor.
Türk konvoyu çekildikten sonra El-Eys çevresinde Suriye ordusunun müttefiki silahlı gruplarla cihatçılar (muhtemelen HTŞ) arasında çatışmaların başladığına dair haberler duyuldu. İddiaya göre Suriye ordusu buraya takviye gönderiyordu. Ama bunların gerisi gelmedi.
İşin ilginci, dün gece ilgili herkes ayağa fırladıktan sonra bugün şu saate (16:00) kadar bu konuda herhangi bir haber çıkmadı. Yalnız, çekildiği yerde bekleyen TSK konvoyunun uzaktan fotoğrafı paylaşıldı.
Olan biten ne mânâya geliyor olabilir?
İlkin şu soru doğuyor: Türk Silahlı Kuvvetleri yalnız Efrin ve Suriye’nin Türkiye sınırına yakın kuzey bölgelerinde değil, İdlib’in içlerinde de operasyonlara mı girişecek?
İkinci olarak, TSK buralara Rusya’dan, dolayısıyla Suriye yönetiminden bağımsız girip ilerleyemeyeceğine göre, konvoy daha ileri gitmesin diye ateş açılmasını neye yoracağız? Sıralanan ihtimallerden biri, “konvoy ilerlesin” izninin Moskova tarafından verildiği, ancak Şam’ın buna fiilî direniş gösterdiği. Öbürü, fiilî direniş gösterenin Şam da değil, İran olduğu. Acaba Ankara, Moskova ile vardığı anlaşmanın sınırlarını mı zorladı? Bu da bir başka ihtimal.
Üçüncü nokta: Türkiye, “El-Kaide’cilerle işbirliği” suçlamalarını bundan böyle belli ki takmayacak ve gerektiğinde HTŞ ile koordineli hareket etmekten kaçınmayacak. Zaten İdlib’in içlerinde konvoylarla dolaşılacaksa ya onlarla çatışmak ya da anlaşmak zorunlu. Dün gece birileri TSK konvoyunun asla HTŞ ile birlikte hareket etmediğini ispat etmek için epey uğraştı. Burada bir bit yeniği bulunduğuna işaret.
Şunu eklemeliyim: Suriye ordusu, şüphesiz Rusya’nın gözetiminde, İdlib’te süpürme harekâtına devam edecek. Askerî uzman değilim, ama bakan herkesin görebileceği, bâriz gelişmeler var. Cihatçıların elindeki bölge güneydoğu ve doğudan içeri doğru daraltılıyor. Uzun süre dokunulmayan Cisr el-Şuğur civarına bombardımanlar sıklaşmaya başladı. Kritik karayollarının denetimini ele geçirmeyi hedefleyen bir çaba da fark ediliyor.
Türkiye burada, hangi mantıklı, öngörülü planın icabı olarak, önümüzdeki günlerde daha da kızışacak çatışma bölgesinin ortayerine askerlerini gönderiyor, bunu da, herhalde askerî uzman olmadığım için, yine bilemiyorum.
Yazarlar
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları





































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2025
30.12.2024
24.12.2024
15.12.2024
1.12.2024
15.11.2024
21.10.2024
7.10.2024
22.09.2024
5.07.2024