Ümit KIVANÇ
El-Nusra Cephesi’nin “yaşamöyküsü”ne devam ediyoruz. Geçen bölümde, örgütün El-Kaide’nin Suriye kolu olarak sınıflandırılmaktan kurtulmak için ittifak-koalisyon şemsiyeleri oluşturup altında kendini saklama gayretlerini görmüştük. Ve örgüt İdlib’de kesin hakimiyeti sağladıktan az sonra, bölgeye TSK gelmişti.
Nusra’cıların bütün gayretlerine rağmen, “El-Kaide’yle ilişkimiz yok, terörist değiliz!” duyuruları inandırıcı olamadı, Rusya uçakları tarafından bombalanma tehlikesini ortadan kaldıramadı. Astana (Ekim 2017) ve Soçi (Eylül 2018) anlaşmalarıyla İdlib’deki bilumum “teröristleri” zaptürapt altına alma taahhüdü veren Türkiye’nin insafına kaldılar. Ankara’nın İdlib’e asker sokma kararından ötürü TSK ile savaşma ya da anlaşma seçenekleriyle karşı karşıya kalınca, mecburen ikincisini seçtiler.
Heyet Tahrir el-Şam’ın sözcülerinden Muhammed Nazzal (Ebu Hattab el-Makdisi), “Türkiye’nin sınırdan girerek yapacağı bir işgal harekâtını uzun bir savunma hattıyla karşılamanın askerî bakımdan mânâsı olacağını düşünen, yanılgı içindedir,” diye açıkladı, örgüt yöneticilerinin düşüncesini. “Bu savunma hattı da [direnişin] bir parçası olur, ama esas büyük, güçlü ve daha önemli kısım, kurtarılmış bölgelerin içerisinde olacaktır. Öyle bir durumda [esas yapılacak iş] budur. Allah saklasın…”
'CANIM, BİZ İZİN VERDİK DE GİRDİLER!'
“Allah saklasın”ı örgüte anlatmaları kolay olmadı. TSK’ya pürüz çıkarmadan, cömertçe alan açma politikasını hazmettirebilmek ve boyun eğmiş görünmemek için, öndegelen birtakım adamları mecburen atıp tuttular.
2017 sonbaharında, TSK askerî varlığının İdlib’e yayılacağı anlaşıldığında, El-Kaide’ci din âlimlerinden Ebu el-Fetih El-Fergali, Ankara’nın kendilerinden Efrin’deki “ateist gruplara” karşı üç yerde mevzi oluşturmak için izin istediğini, kendilerinin de, “mücahitlerin geçmekte olduğu dönemin gerekleri”ni gözeterek bu izni verdiklerini iddia etti. El-Fergali, İdlib’de “Allah'ın kanunlarının belirleyici olduğunu”, burada kimsenin “denetimi ele almaya kalkamayacağını” ileri sürdü.
Muhammed Nazzal da, Ankara’nın, Rusya ile yaptığı anlaşmaya dayanarak değil, HTŞ’nin gösterdiği anlayış sayesinde İdlib’de askerî mevziler (“gözlem noktaları”) kurmakta olduğu izlenimi yaratıyordu: “Açıklıkla kaleme alınmış bir anlaşmanın parçası olarak, Türklere şu Kürt milislerine karşı üç askerî mevzi vermekle, burayı topyekûn istila etmeleri aynı şey mi?” Nazzal, Türkiye’ye tanıdıkları imkânın “kimilerinin öyle göstermeye çalıştığı gibi Astana Anlaşması’nın sahada uygulanması” olmadığını ileri sürüyordu.
Üç askerî mevzi, tam da Türkiye-Rusya-İran arasındaki anlaşmalara uygun olarak, zamanla on ikiye çıkacak, İdlib’in büyük kısmını saracak, örgüt saflarından yüksek sesle itiraz işitilmeyecekti.
'İSTESEK ÇIKARIRIZ'
HTŞ kendini öbür cihatçı örgütlerden ayırt etmeye özen gösteriyordu. Nazzal şöyle soruyordu: “Hiç Astana’ya ve Cenevre’ye gidip, oturup, pazarlıklar yapıp imzalar atan, mevzilerinin yerlerini gösteren haritaları ve koordinatları verenle, yurtdışındaki bu toplantı ve konferanslarda ürettikleri şeylerin yolaçtığı zararları asgarîye indirmeye çabalayan Heyet [Tahrir el-Şam] bir olur mu?”
Muhammed Nazzal, Ankara ile vardıkları anlaşmanın kendileri açısından can alıcı kısmını şöyle tarif etmişti: “Türklerin, bulundukları bölgeleri denetim altına almamaları, herhangi bir köy veya şehrin yönetimine karışmamaları”. Bu gerçekçiydi, Ankara buna büyük ölçüde uyuyor. Ancak Nazzal’ın “koşullar”ı sıralarken sarf ettiği bazı ifadeler, olsa olsa fantastikti: “bizim [Türklerin] üzerindeki mutlak hakimiyetimiz, herhangi bir zamanda onları buradan çıkaracak güce sahip olmamız…”
Sözcüsüne bakılırsa HTŞ’ye göre, “Astana Planı’nın uygulayıcısı olarak Türkiye’nin askerî varlığıyla bütün İdlib’e yayılması” halinde “devrimin sonu” gelirdi.
TSK gücünün açık üstünlüğüne karşı zafer ihtimalinin küçüklüğü bir yandan, Ankara ile de arayı bozarlarsa Rusya’nın gözlerinin yaşına bakmadan bombardımana başlaması ihtimalinin büyüklüğü öbür yandan, örgütü sıkıştırdı. İçeriden gelen basınç da örgütten parçalar kopmasına yolaçtı.
EL-KAİDE İLE İLİŞKİ YİNE GÜNCEL MESELE
Huras el-Din gibi radikal gruplar, El-Kaide’ye biattan vazgeçmeyeceklerini ilan edip ayrıldılar. El-Kaide’ye ve Taliban’a biatlı Asyalı militanlar, isyan etmediler, ama El-Kaide’ci eski yoldaşlarıyla çatışmayı reddettiler. Savaşmak üzere geldikleri ülkede siyasî uzlaşmalarla kendilerine kalıcı yer açmaları pek zayıf ihtimal olduğundan, bu militanların HTŞ genel çizgisinden kopup, başka radikallerle birleşip bir nevi “ölümüne savaş” tutumunu benimsemeleri mümkün.
Ankara’nın İdlib’deki etkinliği yer yer hegemonya olarak adlandırılabilir. Doğrudan denetleyebildiği, komuta edebildiği, yönlendirebildiği ciddî bir savaşçı kitlesi var. HTŞ’yi bile ılımlı, uzlaşmacı bulup ayrı baş çeken El-Kaidecileri hariç tutarsak, İdlib’deki grupların zamanla -Rusya hava bombardımanları tehlikesinden tamamen kurtuldukları- bir uzlaşma zeminine çekilmeleri hedeflenecektir. Mümkün mü? Zor.
Nureddin Zengi hareketi HTŞ’den koptu, Ahrar el-Şam ile birlikte Suriye Kurtuluş Cephesi’ni meydana getirdi. Bunlar, Feylak el-Şam ve bazı ufak örgütlerle biraraya gelip Ulusal Kurtuluş Cephesi’ni oluşturdular. Sonra hepsi Ankara’nın eğittiği, donattığı, beslediği, kumanda ettiği Suriye Millî Ordusu içinde fiilen eridiler. HTŞ’nin, egemenlik alanı İdlib’de inisiyatifi Ankara’ya kaptırdığı belli olunca, kurnaz Colani takım elbiselerle sivil siyasetçi adayı pozlarında ortaya çıkmaya başladı. Nusra’nın kaba kuvvetle sonuç aldığı dönem geride kalmış görünüyor. Colani’nin, kendini sık sık Che Guevara’yla kıyasladığı, Suriye başbakanı olmasına yetecek kadar halk desteğini arkasına toplayabileceğine inandığı söyleniyor. Olabilir mi? Suriye Muhaberat’ı, Rusya jeti, İranlı milis, Hizbullah timi, Haşd el-Şabi militanı, ABD SİHA’sı, intikamcı bir eski Ahrar’cı, hattâ belki Türkiye’nin Halepli bir ajanı, kendi örgütünden, ona artık hain gözüyle bakan keskin bir delikanlı… hiçbiri mi ortadan kaldırmaz onu, seçim için adımını atacağı ilk meydanda?
HTŞ’nin El-Kaide’yle ilişkisi hakkında akılda tutulması gereken olgu şu: Bu örgütün Nusra kökenli militanlarının gözünde El-Kaide asla düşman değil. Aksine. Şu andaki konjonktür, özellikle TSK’nın ağırlığı ve Rusya jetleri tehdidi bütün bu insanları uzlaşmacı tavırlara itiyor. Ancak kafaca üç-beş sene öncesindekinden farklı, durmuş oturmuş, çoluk çocuğa karışmış kimselerden sözetmiyoruz. Yaklaşık on yıldır savaşan, öldüren, büyük vahşetlerin faili, şahidi veya mağduru olan, üstelik canı birkaç taraftan tehlikede olan cihatçılar, bahsettiklerimiz. Devletlerden destek alabilsinler diye bir vakit biat ettikleri El-Kaide ile ilişkilerini kopardıklarını ilan etmişler; o kadar. Dışarıdan gelenlerin dönecek gidecek yeri yok.
SONUÇ OLARAK
Birleşmiş Milletler 14 Mayıs 2012’de, 6388 sayılı kararıyla, El-Nusra’yı terör örgütleri listesine almıştı. Türkiye bunu iki yıl sonra, 2014 Haziran’ında -bakanlar kurulu kararıyla- benimsedi. Altı ay sonra da Rusya aynı kararı aldı. 2018’in 31 Ağustos’unda Ankara’nın Nusra’yı terör örgütleri listesinden çıkardığı yollu haberler ortalığı sarstı. Ancak dışişleri bakanlığı çabuk davranıp karışıklığa son verdi. “DEAŞ ve El-Kaide bağlantılı tüzel kişi, kuruluş ve organizasyonlar” kapsamında listede yeralan “El-Nusra Cephesi” yerine örgütün güncel adı geçirilmişti. Böylece Heyet Tahrir el-Şam da terör örgütü ilan edilmişti. El-Nusra adı, Irak El-Kaide’si ile bağlantısı sebebiyle El-Kaide bağlantılı örgütleri içeren başka listeye alınmıştı.
Yani Nusra, MİT TIR’ları olayı esnasında ABD ve başka bir çok devlet nezdinde, Sedat Peker Türkmenlere destek konvoyları tertiplerken ise artık Ankara’ya göre de resmen “terör örgütü”ydü. Halen çekirdeğinde yeraldığı örgütler koalisyonu HTŞ veya sadece çekirdeği Nusra, El-Kaide merkeziyle yeraltından ilişki yürütüyor mu, eğer böyleyse bu ne düzeyde, nasıl bir ilişki, bunlar merakla üzerine gidilen konular olmaktan çıktı. Suriye’nin El-Kaide’cileri de ayrılıp, mecburen daha güçsüz örgütler kurmaya yöneldiler. Ancak Suriye’nin siyasî geleceğinde yer kapmak amacıyla, sivil siyasetçi kostümü mahiyetinde üzerine geçirdiği takım elbisenin altında Colani silah ve bombalı kemer taşıyor mu, henüz bilinmiyor. Belki artık beyaz gömlekler gönderilebilir kendisine.
--SON--
Yazarlar
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları







































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2025
30.12.2024
24.12.2024
15.12.2024
1.12.2024
15.11.2024
21.10.2024
7.10.2024
22.09.2024
5.07.2024