Abdurrahman Dilipak
Sahi, “ben” demeyecek, “biz” mi diyeceğiz. O “biz” dediğiniz şey “ben”lerden oluşan “büyük bir ben” değil mi! Benzeşiklerin “kolektif akl”ı, “kolektif çıkar”ları, “kolektif beklenti”leri daha güçlü bir “ben” oluşturmuyor mu? Bu daha tehlikeli değil mi?
“Ben” ya da “Biz” değil, “HAK” demek daha doğru bir tercih değil mi! Nefs’ini HAK’a boyun eğdirmek; doğru olan bu değil mi. Nefs terbiyesi böyle bir şey değil mi?
Kur’an-ı Kerim’de “Ataların dini” bile kınanır. Kabile kült’ü zaman içinde bir put’a dönüşebiliyor. Aslında daha üst bir kimlik, aidiyet duygusu, bir korunma refleksi, güçlü ve saygın görünme arzusu insanlarda dini, mezhebi, ırki aidiyetlerin, ya da ideolojik beraberliklerin öne çıkmasına sebeb olabiliyor. “Ben” tekil bir kişi iken, “biz” benzeşiklerden oluşan “id, ego, süper ego”nun ötesine geçip, “Hiper ego”ya dönüşebiliyor. “Hiper Ego” hem genişlemeci, hem de tabii seleksiyonla dışlayıcı bir karakter gösterir. Kendi norm ve standartlarının altında kalanları dışlarken, herkesi kendine benzeştirmek, dönüştürmek ve onları yutmak ister.
İlk ırkçı Şeytandır. Kendini insan ırkından üstün görmüştür. İlk haram, ilk günah, ilk lanet IRKÇILIĞA’dır. Haramlar kronolojisinde 2. Günah FAHŞA ve 3’üncüsü KATL’dir.
Tarihin en büyük Irkçılığından bir diğeri, Dünyada yaşayan 4 ırktan birini yok eden, birini köleleştiren, ötekini sömüren, Beyaz adamın 1500’lerden başlayarak 19. YY sonuna kadar devam eden Irkçılığıdır. Kilise önderleri, beyaz ırk dışındaki insanları “insanlaşma aşamasını tamamlamamış maymunlar” olarak görüyordu.
Beyaz adam sömürü mirasını paylaşamadığı için kendi aralarında yüzyıl savaştılar. 1648’de Derebeyler Papa ile mütareke yaptılar, paylaşım, iş bölümü için Westefelya anlaşmasını imzaladılar. Modern Ulus devletlerin doğuşu, halkların uluslaşma süreci ve uluslararası düzen böyle kuruldu. Yani, MAGNA CARTA nasıl kıralla derebeylerin yetki paylaşımı ve vergi paylaşımı pazarlığı ise, bir insan hakları belgesi gibi sunmaya çalıştıkları Westefalya anlaşması da, Derebeyleri ile Papalık arasında sömürge mirasını paylaşma, mütareke ve işbirliği anlaşmasıdır. Laiklik de bu anlamda bu anlaşma çerçevesinde meşruiyetini İncil’den alan bir kilise kurumu ve kavramı olarak hayat buldu. Bu anlaşma sonrası Anglikanlar insanların doğduğu toprağın ulusal kimliğinin ana belirleyici unsuru olduğunu söylerken, Almanlar ve Yahudiler, Kan bağı dediler. Almanlar erkek kanını esas alırken, Yahudiler kadın kanı dediler. Vatikan ve daha sonra derebeylikler kendi kiliselerini kurdu ve kilise seçimi, onların ulusal kimlikleri oldu. Fransız grubu ve diğer halklar için dil ve kültür birliği dediler. Daha sonra buna tarihi de eklediler. Ancak bu süreçte halkların dil, tarih ve kültürleri yeniden tanımlandı.
Modern ulus devletlerin inşasında ırk ve ırkçılık, “ulusal çıkar, fayda ve güvenlik, kimlik” ile perdelenmiştir. Yurttaşlık bilinci için “Biz” kavramı kullanılmıştır. Biz, hem onları diğerlerinden ayıran, hem de kendi aralarında birlik ve yardımlaşmayı içeren bir kavramdır.
İslam bu konuda “biz”i 3 başlık altında ele alır. İman edenler kardeştir, onların işleri istişare ve şûra iledir. O kişilerin dilleri, etnik kimlikleri, derilerinin rengi ya da cinsiyetleri mutlak bir değer ifade etmez. Hepsi aynı dine tabi olup Allah’ın ipine tutundukları için Tevhid etrafında kesret içinde Vahdete ulaşmışlardır. Bu vahdet onları, hak temelinde olmak üzere birden fazla kimliğe sahip olmasını engellemez. Bu KİŞİ aynı zamanda, ötekilerle ERDEM temelli İTTİFAK’lar kurabilir. Buna “HILFUL FUDUL” diyoruz. Erdem içermese bile, değer üreten ve başkalarının temel haklarına yönelik açık ve yakın bir tehlike oluşturmuyorsa, onlar da, nimet ve külfet dengesine dayalı bir İTİLAF ile bu BİZ’e katılabilir. Bu grubtakiler, merkezdeki topluluklar için MÜELLEFETÜL GULUB olacaktır. Bu ilişkiler ana zincir üzerinde uzayan ve onlara bağlı birçok halkaları olan bir Olimpik Helezonlara benzetilebilir. Bu etkileşim havuzunda, alameti farikalar korunmak şartı ile HİKMET temelli, İRFAN ve ERDEM temelli yakınlaşmalar her zaman mümkündür.
Kendi kimliğini, yurttaş bilincini inşa etmek için modern devletler, geçmiş ve gelecek tasavvurunu manipüle etmekten çekinmezler. TEK TİPÇİdirler.. ULUS DEVLET’in dayandığı ULUSAL kimlik ötekilere karşı asimilasyoncu bir politika izler. Batıda yaşanan İSLAMOFOBİK ataklar bunun bir dışavurumudur. Batı örneğinde de gördüğümüz gibi, asimilasyona direnen göçmenler, diğer dini ve etnik topluluklara karşı düşmanca davranışlar olmaya devam etmektedirler.. Bu anlamda ULUSAL KİMLİK ve bu kimliği besleyen DEVLET’lerin yöneticileri EGOSANTRİK / BEN MERKEZCİ ve NARSİST bir kişilik zafiyeti gösteriler.
Batılılar kendi Milli kimliklerini inşa sürecinde, hem kendi din, dil, tarih, kültür ve gelecek tasavvurlarını yeniden kurgulamışlar, hem de etkileri altına aldıkları halklar ve ülkelerin din, dil, tarih kültürlerini yeniden kurgulamışlar ve o ülkelerin ve kendi ülkelerinin eğitim, media, kültür-sanat kurumlarını bu anlamda yeniden yapılandırmışlardır.
Tarihin derinliklerinde başarılı atalar bulunmuş ve birçok kahramanlıklar onlara atfedilmiştir. Tarihin derinliklerinden gelen bir millet anlayışı, farklı tarihi olaylar yoluyla ırk dayanışması üzerinde durmaktadırlar. Milli kimliklerin kendini inşa sürecinde olduğu gibi, sonraki dönemlerde de ırk ve ırkçılık söz konusu milli kimliğin yeniden inşasında etkili olmaya devam etmektedir. Irkçılık ile milli kimlik inşası arasında bir ilişki olup olmadığının ortaya konması faydalı olacaktır. Bu çalışmada milli kimlik inşasında milliyetçilik, ırk ve ırkçılığın etkisi ortaya konmaya çalışılmıştır.
Haksızlık kimden gelirse gelsin kime yönelik olursa olsun, mazlumdan yana zalime karşı olmalıyız. Onlar kim olursa olsun. Ama olmuyor işte. İşin içine siyaset girince, hak-hukuk unutuluyor sanki. “milyonla çalan mesned-i izzette ser-efraz, birkaç kuruşu mürtekibin cây-ı kürektir” ye kürküm ye! Ye koltuğum ye! Doymuyorlar da. Bunun sağı-solu yok. Bunlar yerken, kim hangi yoldan o makama gelmişse, din, mezhep, ideolojisi, önce değerleri yemeye başlıyor. Ve bu yemesine zemin hazırlayacak bir bahaneyi de üretiyor. O dayandığı değerlere ihanet ediyorlar böylelikle. Birbirimize üstünlük taslıyoruz ve yaptıklarımızı hak görüyor ve bunun başkaları tarafından kabul edilmesini, eleştirilmemesini istiyoruz. Zaten iş o noktada kopuyor. Oysa biz birbirimizden üstünüz ve Hak bizden daha üstündür.
Komünizm de ırkçı, Kapitalizm de, Siyonizm zaten kutsal ırkçı, övünürken, anlatırken mangalda kül bırakmıyoruz. Zaten arkasına saklanacak bir kutsal tarih, bir kutsal gelecek, bir de kutsal hayalimiz var. Bu “Seküler kutsallar”la çerçevelenmiş bir Şeytan üçgeni içine hapsolunca insan, lider, örgüt, dava, devlet derken Hak ve hakikatla bağını koparıyor. İşte orası cenneti arayanların cehennemle burun buruna geldiği andır ve birçok şey için artık geri dönüşü olmayan bir yola girilmiştir, son çıkış geçilmiştir. Bu sonu hüsran olan yolculuğun tarihi belli ve hep tekerrür ediyor. Bu yolun yolcularının gözleri var görmüyorlar, kulakları var duymuyorlar, kalpleri var hissetmiyorlar ve kaçtıklarını sandıkları akıbete doğru koşmaya devam ediyorlar. Selâm ve dua ile.
Yazarlar
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları




















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
18.01.2026
18.12.2025
7.09.2025
3.08.2025
26.08.2024
5.08.2024
4.06.2024
27.05.2024
20.05.2024
5.05.2024