Akın ÖZÇER
Yeni anayasa konusu uzun zamandır Türkiye’nin gündeminde. Çünkü mevcut darbe anayasası ile kâğıt üzerinde üyesi olduğumuz demokratik ülkeler ailesi içinde yer almaya devam etmek her geçen gün daha da zorlaşıyor. Demokratik ülkeler ailesi denildiğinde yanlış anlaşılmasın, kimilerinin “onlar bizi almazlar nasıl olsa” sözüyle lâf cambazlığı yaptığı AB’yi değil, kurucu üyesi sayıldığımız AK, yani Avrupa Konseyi’ni kast ediyorum. Türkiye’nin demokratik bir yeni anayasa gereksinimini, AB ile katılım müzakereleri yürüten bir aday ülke değil, AK’nin kurucu üyesi olarak değerlendirmek gerektiğinin altını çiziyorum.
Bu bağlamda, Türkiye’nin AB üyeliği ya savunulur ya da üyeliğe şu veya bu gerekçelerle karşı çıkılır. Ama bütün bunlar yeni anayasa ihtiyacından bağımsız olarak tartışılır. Çünkü demokratik anayasa ihtiyacı, Türkiye’nin AB üyesi olmamasıyla ortadan kalkmıyor; aksine her geçen gün çok daha güçlü biçimde hissediliyor. Ama buna karşın yeni anayasa bir türlü yapılamıyor. Nitelikli çoğunluk gerektiren bu konunun arkasında yeterli bir siyasi irade yok anlaşılan. Peki, neden? Türkiye’de yeni anayasa yapılmasını istemeyenler mi var, varsa kim onlar?
Yeni anayasayı kimler istemiyor?
TEPAV (Türkiye Ekonomi politikaları Araştırma Vakfı) 8-9 Aralık 2007’de Ankara’daAnayasa Platformu I. Ulusal Çalıştayı’nı düzenlemişti. Çalıştay, Profesör Ergun Özbudun ve ekibinin AK Parti için hazırladığı ve kamuoyunda çok tartışılan yeni anayasa taslağının kamuoyuna açıklanmasının ardından sivil toplumun “alternatif bir katılımlı anayasa yapım girişiminin ilk aşaması olarak” tasarlanmıştı. Sonuçları bir raporla kamuoyuna duyurulan Çalıştay çalışmalarına ben de katılmıştım. Orada en çok dikkatimi çeken şey, katılımcılar arasında yeni anayasaya ihtiyaç olmadığını belirten ve hatta birinin bana “yeni bir anayasa istemiyorum ki” dediği kişiler olmuştu. Yeni anayasa istemediği halde bu çalışmalara katılan kişilerin amacı yeni anayasa girişimlerini baltalamaktan başka ne olabilir diye düşünmüştüm o zaman.
TEPAV başlattığı yeni anayasa çalışmalarını sürdürmek istiyordu aslında ama bu mümkün olmadı. Çünkü araya başörtü düzenlemesiyle ilgili anayasa değişikliği girmiş ve Anayasa Mahkemesi’nin bu düzenlemeyi anayasaya aykırı bulmasının yanı sıra iktidar partisi hakkında da demokratik ülkelerde örneği görülmeyen bir kapatma davası açılmıştı. AK Parti yumuşak karnından vurulmuş ve sivil bir yeni anayasa yapma girişimi Türkiye’yi İslamlaştırma hevesi olarak takdim edilmişti. “AKP demokratik bir anayasa istemiyor, takiyye yapıyor” görüşü topluma pompalanmıştı.
Kabul etmek gerekir ki CHP içinden bu doğrultuda sesler yükseliyordu ama ana muhalefet partisinin siyasi yollardan AK Parti’nin yeni anayasa çalışmalarını engelleyecek gücü yoktu o dönemde. Buna karşılık aynı görüşü paylaşan ve güçlerini mevcut darbe anayasasından alan vesayet kurumları vardı. Anayasa Mahkemesi’nin 367 kararını alan, aldıran, iktidar partisine kapatma davası açılmasını düşünen, uygulayan ve “Şeriat geliyor” feryatlarıyla kamuoyunu ayağa kaldıran asker, sivil bürokrat seçkinler, bu şekilde 1980 darbesini yapan generallerin ısmarladığı ve şekillendirdiği anayasayı muhafaza altına almıyorlar mıydı?
Alıyorlardı elbette. AK Parti’yi karalama kampanyası üzerinden yeni anayasa ve mümkünse köklü siyasi reformlar engelleniyor veya en azından ileri bir tarihe erteleniyordu. Reformlara “hayır” denilmesini savunanlar, 12 Eylül referandumuyla halkın onayına sunulan anayasa değişikliği paketine karşı yürütülen kampanyada da ortaya çıkmıştı. Ardından halka yeni anayasa sözüyle 2011 genel seçimlerinde oyunu yüzde 50 çıtasına çıkaran AK Parti’nin yeni anayasa girişimlerine de destek verilmemesi gerektiğini savunanlar oldu hatırlayalım. Mesela Maria Şatıroğlu Odatv.com’da yayınlanan 30. 09. 2011 tarihli yazısında, “AKP’nin 10 yıllık uygulamaları ve son “12 Eylül 2010 Referandumu”yla yapılan değişikliklere bakınca, Anayasanın karakteri boyu posu kolayca anlaşılabilir! Üstelik AKP’nin Amerika’da herkesten gizli hazırlanan “Ergun Özbudun Anayasa taslağını ne çabuk unuttuk! “ diyordu. Bu yazıda ayrıca CHP’nin yeni lideri Kılıçdaroğlu’nun “ihtiyacımız yeni anayasa. Getirsin hükümet, biz yardımcı olalım” sözleri de eleştiriliyordu. “Dünyada hiçbir siyasal parti, güçsüzken anayasa değiştirmeye kalkmaz” diye devam ediyordu yazar “ kendisi iktidara gelinceye dek yapanı engellemeye çalışır!”
Bu tuhaf tespitten çıkarılabilecek sonuç, referandum için beşte üç çoğunluk aranan anayasa değişiklikleri ya da yeni anayasa konusunda, bu çoğunluğa ulaşılana kadar eski yani mevcut anayasasının aynen muhafazası gerektiği. Evrensel ilkelere dayalı yeni anayasa yapılması durumunda son derece mantıksız olan bu tespitin aslında mantıklı bir tarafı var. Savunulan evrensel demokrasi değil, eskinin geri getirilmesi olunca taşlar yerine oturuyor tabii. Nitekim Şatıroğlu o yazısında CHP’nin yeni yönetimine şunu soruyor: “yeni (!) anayasayla AKP’nin arka bahçesi haline getirilen Anayasa Mahkemesi’nin, HSYK’nin, Yargıtay’ın, Danıştay’ın yapısını eski haline getirebilecekler mi?” Yeni sıfatının yanına konulmuş ünlem işareti de ayrıca dikkat çekici. Sanki Yüksek Yargı mensuplarının tümünün “cooptation” yoluyla yani kendi kendilerini seçmeleri demokratikmiş ve örneğine demokratik ülkelerde rastlanıyormuş gibi!
Uzlaşma Komisyonu tuzağı
AK Parti, Başbakan Erdoğan’ın “kapsayıcı, kucaklayıcı, bütünleştirici, özgürleştirici, çeşitliliğe imkân veren” yeni bir anayasa yapacakları sözüyle girdiği ve yüzde 50’ye yakın oy aldığı 2011 seçimlerinden sonra, kendisine pahalıya mal olan anayasa taslağını hazırlama yöntemini bir yana bıraktı. Sivil toplumun genel seçimler öncesi yoğunlaşan yeni anayasa çalışmalarından esinlenerek “bireyi ve onun haklarını esas alan, toplumsal çeşitliliği bir zenginlik olarak kabul eden, tek sesliliği değil çoğulculuğu öne çıkaran ve demokratik hukuk devletinin tüm unsurlarını içeren” bir anayasa yapılmasını gündeme getirdi. Böyle bir anayasaya karşı çıkmak hiçbir demokrat için mümkün değildi.
Ne var ki iki muhalefet partisi daha baştan koşullarını sıraladılar. Şatıroğlu’nun “kendisi iktidara gelene kadar yapanı engellemeye çalışması gerektiğini” vurguladığı CHP, mevcut anayasanın değiştirilmesi dahi teklif edilemeyecek ilk üç maddesini “kırmızıçizgileri’ olarak ilân ediverdi. Kılıçdaroğlu, buna gerekçe olarak ilk üç maddenin” kurucu iradenin iradesi” olduğunu söyledi. Kurucu irade 80 darbesini yapan ve nihayet haklarında da dava açılmış olan Evren ve arkadaşlarıydı ama Kılıçdaroğlu bu sözleriyle Atatürk’ü ima ediyordu, çünkü gerçekler partisi için artı puan getirmiyordu. MHP de, üçü CHP’ninkilerle örtüşen 9 kırmızıçizgisini ilan edince bu partilerle birlikte mevcudun yerine yepyeni demokratik bir anayasa yapma imkânı da fiilen ortadan kalktı aslında.
Ama buna karşın TBMM’de temsil edilen tüm siyasi partilerin, artık hangi akla hizmetse, eşit sayıda üyeyle temsil edildiği ve bu da yetmiyormuş gibi ancak oy birliğiyle karar alabilen bir Uzlaşma Komisyonu kuruldu. İlk çalışmasını 19 Ekim 2011’de yapan komisyonun havanda su döveceği su götürmez bir gerçekti kuşkusuz.
Halkın yeni anayasa konusunda verdiği vekâlet
Bu komisyonun mutabakatla belirlenen Çalışma Usulleri arasında en olumlu nokta, sivil toplumun görüş ve önerilerini TBMM Başkanlığı’na ilettiği yeni anayasa çalışmalarının ilk aşamasıydı. 30 Nisan 2012’de tamamlanan bu aşama aslında sonraki aşamaları da temelden belirliyordu. Çünkü halk Meclis’e bu görüş ve önerileri esas alan bir anayasa yazma görevi vermişti. Siyasi partilerin bu görüş ve önerileri hiç göz önüne almadan kendi mutfaklarında hazırladıkları öneriler üzerinden uzlaşarak halk adına yeni bir anayasa yapma yetkisini değil. O bakımdan Meclis, Osman Can’ın dediği gibi, halktan yeni anayasa konusunda aldığı vekâletin gereğini yerine getiremedi.
TBMM Başkanı Cemil Çiçek’in Uzlaşma Komisyonu’nun daha baştan belli olan anayasa yapmama oyununa işaret eden haklı ama açıklanmakta geç kalmış görüşleri, AK Parti’nin “denedim ama olmuyor” diyerek bundan sonra kenara çekilmesi için geçerli değil. Siyaset arenasındaki kutuplaşma, bu oyunu oynayan kırmızı çizgili muhalefetin de karşılığında AK Parti’yi masayı devirmekle suçlamasına ve “AKP’nin baştan beri demokratik bir anayasa yapma niyeti yoktu” olarak özetlenebilecek bir kara propaganda yapmasına elveriyor çünkü. O bakımdan AK Parti’nin yeni anayasa konusunda halktan aldığı vekâletin gereği olarak somut adımlar atması şart. Sivil Dayanışma Platformu’nun geçtiğimiz hafta sonu Malatya’da gerçekleştirdiği Siyaset Müzakereleri toplantısının sonuç bildirgesi de özetle bunun altını çiziyor.
http://serbestiyet.com/anayasa-yapmama-oyununu-bozmanin-yolu/
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları




























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
2.02.2026
26.01.2026
15.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
21.12.2025
13.12.2025
6.12.2025
1.12.2025