Ali Türer
Osmanlı Klasik Eğitim Sistemi içinde medreselerin görevi esas olarak, İlmiye Sınıfı içinde yer alacakları üretmek, Sünni İslam’ın savunucuğunu üstlenmek, İslamiyet’i kabul etmiş Türklerin moral dayanaklarını yükselmekti. İlmiye Sınıfı Müftüler (Kazasker, Şeyhülislam), Kadılar, Müderrisler ve Din adamlarından oluşurdu. Toplumsal ilişkilerde uyulacak kuralları, Şerri Hukuku, Sünni İslam temelinde Müftü üretir, Kadı da bu kuralları yerelde uygulardı. İlmiye sınıfının içinde yer alan diğer önemli unsur Müderrisler ise Müftüleri ve Kadıları yetiştiren medrese sisteminin temel direğiydiler.
İlmiye sınıfı aynı zamanda moral dayanakları üretme yolu ile sisteme haklılık (meşruiyet) kazandırırdı. Kendi meşruiyetini ise “Ahret imarını mamur” etme yolu ile İslam toplumunu bir arada tutabilme yeterliliğine sahip olmaktan alırdı.
Medreselere hâkim olan eğitimde anlayışına göre kavrayıcı olan imandı, aklın edimine kuşku ile bakılırdı. İmanın kontrolünde işlemeyen akıl açıklayıcı olamazdı. Bilgi tümüyle İslami olmak durumundaydı. Asıl bilgi kaynakları Kuran ve Hadis olduğu için de hafıza ve belagat eğitimi öne çıkardı. Eğitim, hoca ve talebe arasındaki bire bir ilişkide söze ve nas’lara (kesin yargılara) dayanıyordu. Eğitim, şerhler (açıklamalar) ve haşiyeler (kenar yazıları, dip notlar) üzerinden ilerler, tasım (bilinenden bilinmeyeni çıkarma) yolu ile karara ulaşılırdı. Konaklarda erkeğin sözü geçerdi.
Doğal olarak karar vericiler Müftü, Kadı, Müderris olur, softa ya bunu idrak etmek düşerdi. Verilen eğitim, Allah ile kul arasındaki ilişkiden kaynağını alan toplumdaki birebir ilişkileri olduğu gibi koruma amacına dönük olduğu için doğal olarak gönül eğitimi niteliği taşır, her türlü değişim tehdit sayılırdı.
İlmiye Sınıfı, XVII. Yüzyılın ortalarından itibaren orijinal misyonunu yitirmeye başladı. Çünkü 500 yıl önce, Batı’nın terk etmeye başladığı skolâstik üretim mekanizması ile dağılmaya yüz tutan yapıyı çökmekten kurtaracak elit yetiştirilemezdi.
Yeni süreçte sistemi yine merkeziyetçi gelenek içinde olsa da ayakta tutabilmenin yolu, eğitimin modernleşmesinden geçiyordu. Bu farkına varışa, Kapıkulu ve İlmiye Sınıfı içinde giderek derinleşen yozlaşma da oldukça yardımcı olmuştu.
Örfi Hukuk elinde Sünni İslam’ın siyaseten araç olarak kullanılması, İslam Devleti geleneğinin doğal bir özelliğiydi. Bu gelenek içinde din ve devlet ikiz kardeştirler. İman ile amelin birleştiği noktada ister istemez devletin rolü belirleyiciydi. Fakat modernleşmenin başladığı yerde bu kardeşlik, devlet için ister istemez giderek bir yük haline gelecekti.
Sistem modernleşirken millet kavramını, dini ayrım üzerinden sürdürmek mümkün değildi. Yeni süreçte dinin, siyasetin elinde araç olma talebini sürdürmesi; siyaset alanında karmaşayı arttırmaktan başka bir işe yaramıyordu. Üstelik bu durum, Sünni İslam içinde çatışma ve bölünmelere yol açıyordu.
Osmanlı Devletinde devlet kadrolarını, 1850’lerden sonra açılan modern okullardan mezun olanlar doldurmaya başlayınca, modernleşme Osmanlıda daha da belirgin hale gelmeye başladı. Öte yandan kimi dini yorumlar da giderek sertleşme yaşanıyordu. Malum, imanı canlandırmak için halkın korkusunun altındaki ateşi canlandırmak lazımdı.
Bu durum tarikatların canlanmasına, müderrislerin tarikatlarla daha fazla içli dışlı olmaya başlamasına yol açtı. Hepsi değilse de ulamadan pek çok zevat, eğitimde modernleşmeye her geçen gün daha sert tepki vermeye, değişime karşı çıkmaya başladı. Ortaya, kör bir siyasi güç ortaya çıkmaya başladı.
Medreselerde müderrisliğe gelme kalıtsal bir hale geliyor, yüksek ulemanın oğulları daha beşikteyken babalarının mevkiine uygun unvanlar alıyorlardı. Müderris sayısı ile birlikte, derslere girmeden maaş alanların sayısı da giderek artıyordu.
İltimas ve rüşvet, kadı, kazasker, müderris atamalarda yaygınlaşmaya başladı. Örneğin Rüstem Paşaya verdiği rüşvetler sayesinde Selanik kadısı iki kadılık bölgesine birden bakar hale gelmişti. Sultan İbrahim döneminde Cinci Hoca tüm kadılıkları önce parayla dağıtıyor, sonra aynı makamları yeniden satabilmek için kadıları vaktinden önce azlediyordu.
Denetim azalınca, vakıfların elinde zenginlik birikmeye başlamış, ulemadan bazıları, ekonomik bir güç olarak da ortaya çıkmaya başlamışlardı.
Medrese öğrencileri de öğrenimi bırakıp isyancılar arasına karışıyordu. Ahlak dışı işler içinde giderek adları daha fazla geçmeye başlamıştı. Çünkü delikanlı çağlarında, duvarları kalın, doğru dürüst ışık görmeyen “hücre”lerde yaşamak zorunda kalıyor, bahar aylarında cerre çıkmalar dışında toplumla sosyal ilişki kuramıyorlardı. (Uzunçarşılı, 1988:242-266; Akdağ 154-157)
XVI. yüzyılın ikici yarısında Karesi Vilayeti’nde Suhte (medrese öğrencileri) ayaklanmaları baş ağrıtır hale gelmişti. 1580’li yıllarda, Karesi Vilayeti’nde “Çarpınoğlu” adlı bir Yörük medrese öğrencisi çıkmış, etrafında topladığı 300 dolayında öğrenci ile Germiyan ilindeki öğrencilerle çatışmaya başlamıştı. Şer’iye sicilleri, Bursa ve Balıkesir’de öğrencilerin işledikleri cinayetler, hırsızlık, yol kesme, ırza geçme olaylarıyla doluydu. “Büyük kaçgınlık” yıllarında bu, bütün Anadolu’ya yayılmıştı.
XVI. Yüzyılda Osmanlı uleması ikiye bölünmüş durumdaydı. Çatışmanın bir ucunda şeriatı katı biçimde uygulamak isteyen “Kadızadeler”, diğer ucunda ise Sufiliği savunan Mevlevî ve Halveti tarikatları vardı. Kadızadeler tütün yasağı adı altında terör estiriyor, rüşvet yoluyla tayin ve azillerde önemli rol oynuyorlardı. Olaylarda başrolü oynayan Kadı zade Mehmet Efendi (Küçük Kadı zade 1576-1631) Balıkesir doğumluydu.
XVI. Yüzyılın ikinci yarısında yaşamış, Kadızadelerin ilham kaynağı, şeriattan en küçük sapmayı bile şiddetle eleştiren yine Balıkesirli Mehmet Birgevi Efendi (1522- 1573) dini düşüncede oldukça katıydı.
II. Abdülhamit döneminde Sübyan mektepleri yerlerini iptidailere bırakırken, Anadolu’da rüştiye ve idadiler yaygınlaşmaya başladı. İlmiye sınıfının rolünü artık modern eğitim içinde yetişmiş sivil elit kadrolar almıştı. II. Abdülhamit yaygınlaştırdığı modern eğitim içinden yetişecek genç kuşağın, daha sonra başına çorap örmesinden korkuyordu. Bu nedenler okulların programlarını olabildiğince dinileştirmiş, her okulun başına bu programların uygulanmasını denetleyecek hafiyeler dikmişti.
Medrese reformu, II. Meşrutiyet yıllarını beklemek zorunda kaldı.
İttihat Terakki, Türkçü ve İslâmcı akımları birleştirmeye, “aydın din adamı” yetiştirmeye özel bir önem verdi. Öte yandan Türkçülük doğrultusunda toplumu şekillendirmek için modern eğitimi araç olarak kullanmaya başlayacaktı. Anadolu’da İttihat Terakki Sultanileri açtı. Darülfünun’u elit yetiştirecek biçimde Alman Profesörler eliyle yeniden düzenledi.
Bu süreçte Medreselerin ıslahı da 1909 yılında başladı. 1910 yılında ülkede 2.490 medrese vardı. İttihat Terakki, Medrese öğretimini beş yıllık bir süre içinde ıslah etme hedefini önüne koymuştu.
27 Eylül 1914 tarihli nizamname ile medreseleri yeniden düzenledi. Bazı şerh ve haşiyeleri medrese programlarından çıkardı, tabii bilimlere ve akli ilimlere, Felsefe ve Türkçe derslerine programlarda yer verdi. İslamcılıkla Türkçülüğü uzlaştırmanın gereği olarak da, programlarda yeni düzenlemeler için Şeyhülislamdan fetva almayı da ihmal etmedi.
Medreseler vakfiyeler ile yönetildiğinden, bağlı oldukları Evkaf Nezareti önce Şeyhülislâm’ın kontrolünden çıkarıldı, sonra da Maarif Nezareti’ne bağlandı. Öte yandan Şeyhülislamın şerri mahkemeler üzerindeki kontrolüne de bir son verildi, mahkemeleri adalet bakanlığına bağlandı.
Böylece eğitim ve hukuk üzerindeki kontrolünü tümüyle yitiren Şeyhülislâmlık, bir tür Diyanet İşleri başkanlığına dönüşme yoluna girdi. Medrese programlarında ve statülerinde yapılan değişikliğin yanı sıra yabancı özel okullar da kontrol altına alınmaya çalışıldı. Böylece II. Meşrutiyet yıllarında "öğrenim birliği" yolunda çok önemli bir adım atılmış oldu.
Cumhuriyet kurulduğunda Türkiye’de faaliyet halindeki 29 Dârülhilâfe, 479 ilkokul düzeyinde eğitim veren Medâris-i İlmiye medresesi vardı. Buralarda 16.245 öğrenci öğrenim görüyordu. 1924 Tevhid-i Tedrisat yasası ile eğitim-öğretimde program bütünlüğü sağlandı. Medreseler, tekke ve zaviyeler kapatıldılar. Buralarda okuyan öğrenciler düzeylerine göre çeşitli okullara yerleştirildiler. Fakat daha sonra Anadolu’nun çeşitli yerlerinde, özellikle doğuda medreseler, yasadışı da olsa faaliyetlerini sürdürmeye devam ettiler.
2020 Türkiye’sinde, gene dini eğitimi yaygınlaştıracak, karma eğitimi sonlandıracak adımlara tanık oluyoruz. Dini, siyasetin aracı haline getirme talebi, bugün de geçmiştekine benzer, beklentinin ötesinde, hatta tersine sonuçlara yol açıyor. Belki tam da bu yüzden tarihi yeniden hatırlatmakta yarar var, nereye koşulduğunu görmeye, göstermeye ihtiyacımız var, yanılıyor muyum?
KAYNAKLAR
Ali Türer, Uluslaşma ve Evrenselleşme Sürecinde Modernleşme Dönemi Eğitim Düşüncesi’nin Rolü, Balıkesir: Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, 1998.
Aydın Ayhan, Balıkesir Eğitim Tarihine Notlar, Balıkesir Yeni Haber Gazetesi,8-11 Nisan 1995.
İ. Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, Ankara: Türk Tarih Kurumu Basımevi, 1947.
İsmail Hakkı Uzunçarşılı Osmanlı Devleti’nin İlmiye Teşkilatı. Ankara: T. Tarih Kurumu Bas., 1988
Mustafa Akdağ, Türk Halkının Dirlik ve Düzenlik Kavgası: Celali İsyanları,İstanbul: Cem Yayınevi, 1995.
Necdet Sevinç, Osmanlı Sosyal ve Ekonomik Düzeni, İstanbul: Üçdal Neşriyat,1985.
Mustafa Naima Efendi, Naima Tarihi, Hazırlayan: Zuhuri Danışman,İstanbul: Danışman Yayınevi, 1968.
Necdet Sakaoğlu, Osmanlı Eğitim Tarihi,İstanbul: İletişim Yayınları, 1991.
Niyazi Altunya. Türkiye’de Laiklik ve Din Eğitimi.Ankara: Can Matematik Eğ. İnşaat Yayın, 2010.
Tarık Zafer Tunaya, İslâmcılık Cerayanı (İstanbul: Baha Matbaası, 1962)
Taner Timur, Türk Devrimi,1989.
Osman Ergin, Türk Maarif Tarihi, İstanbul: Eser Matbaası, 1977.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları













































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
23.11.2025
15.11.2025
6.09.2025
18.07.2025
12.06.2025
22.12.2024
3.12.2024
26.09.2024
2.09.2024
5.08.2024