Alper GÖRMÜŞ
Bu dizinin önceki bölümlerinde az eğitimli ‘kültürsüz’ kesimlerin ‘aydınlanmış-ilerici elit’lere karşı 20. Yüzyılın ikinci yarısından itibaren başlayan ‘gıcıklığının’ 21. Yüzyılda ete kemiğe büründüğünden, kristalize olduğundan söz etmiştik.
Bu işin neden 21. Yüzyılı beklediği, bunda teknolojik değişikliklerin (cep telefonu, internet, sosyal medya) nasıl bir rol oynadığı, bu dizinin dördüncü ve son bölümünün konusu. Bu bölümde ise baştan beri anlattığım, ‘sıradan’ insanların yerel-gündelik-‘süfli’ maddi talepleri ile ‘aydınlanmış-eğitimli’ kesimlerin küresel-kapsayıcı-‘soylu’ talepleri arasındaki çelişkinin son yıllarda ortaya çıkan somut tezahürlerini hatırlatmaya, bu çelişkinin düpedüz bir ‘sınıf mücadelesi’ biçimini aldığını göstermeye çalışacağım.
Geçen yazının son cümlesi şöyleydi: “Birkaç makalesiyle ‘gerici yobazlar ve otoriterler’e karşı ‘ilerlemenin ve aydınlanmanın güçleri’nin fikirlerini savunuyor izlenimi veren Zizek’in görüşleri ve önerileri sonraki yazının konusu…”
Oradan devam ediyorum…
Popülist liderleri iktidara getiren kitlelere karşı öfkelenerek, onların “gerici”, “tutucu”, “ırkçı”, “küçük hesapçı”, “lümpen” karakterini lanetleyerek bir yere varılamayacağını; uluslararası düzeyde mâkes bulmuş bu kadar yaygın bir olgu karşısında ilk anda sadece tepkisel bir karşılık vermenin bir ölçüde anlaşılabileceğini, fakat artık alay etmeyi, küçümsemeyi bir tarafa bırakıp “bu nasıl oluyor”, “bu neden oluyor” sorularıyla halleşme cesaretini gösterebilmemiz gerektiğini kayda geçirmek amacıyla başladığım popülizm yazılarının başlangıcının bundan beş yıl öncesine gittiğini söylemiştim. O günlerde beni bu konuda yazmaya kışkırtan etmenlerden biri de Fransa’da başlayan Sarı Yelekliler hareketine karşı liberal solcu Fransız aydınlarının geniş bir bölümünün takındığı tavır olmuştu; fakat en çok da Sloven Marksist sosyolog, filozof ve kültür eleştirmeni Zizek’in tavrı…
Bu tavırlarla popülist liderlerin yükselişi arasında beş yıl önce kurduğum bağlantıyı şimdi burada tekrar hatırlatacağım.
Sarı Yeleklilerin talepleri vizyonsuzlukla mı malûldü?
2018’in sonlarında Fransa hükümeti küresel ısınmayı önleme programı çerçevesinde fosil yakıtların tüketimini azaltmak hedefiyle motorin ve benzin üzerindeki vergileri yüksek oranda artırma kararı aldı. Dar ve orta gelirliler için büyük bir yük anlamına gelen vergi artışları sonradan Sarı Yelekliler adını alacak Fransızlar tarafından tepkiyle karşılandı. Her hafta sonu on binlerce insan zamların geri alınması talebiyle aylar sürecek protesto eylemleri gerçekleştirdi, polisle çatıştı. Çok sayıda Fransız liberal ve solcu eylemleri nedeniyle Sarı Yelekliler’i ‘vizyonsuzluk’ ve ‘dar görüşlülük’le suçladı.
(Fransa’da, mazot ve benzin üzerinde zaten yüklü bir karbon vergisi vardı. 2014’te, François Hollande döneminde ton başına 7 Euro ile başlayan karbon vergisi 2015’te 14, 2016’da 22, 2017’de 30, 2018’de 44 Euroya yükseltildi. Sarı Yeleklilerin direnişi neticesinde değiştirilmeseydi, bu rakam 2019’da 55, 2020’de 65, 2021’de 75 ve 2022’de 86 Euro olacaktı.)
Sarı Yelekliler ne hissetmişlerdir?
Bu dizinin ilk iki bölümünde sorduğumuz soruları Sarı Yelekliler bağlamında bir daha soralım: Sarı Yelekliler, kendilerini vizyonsuzlukla suçlayan liberal ve solcu aydınlarla ilgili olarak acaba ne hissetmişlerdir?
Onları, uzun on yıllardır özgürlük, çevre, cinsellik, iklim değişikliği vb. daha “soylu” talepler peşinde koşarken kendi hayati taleplerini “sıradan” ve “süfli” sayan okumuş yazmışlar olarak görmüş olabilirler mi?
Ben, sadece onların değil, dünya çapında otoriter liderlerin peşinden giden kitlelerin de öyle hissettiklerini düşünüyorum.
Tabii bu tepki, kendilerini daha “soylu”, daha “şık” taleplere adayıp onları unutan aydınların yanı sıra, onlara yakın siyasi iktidarlara da yöneliyor; tepkiden onlar da nasipleniyor ve sonuçta bütün bu süreç popülist liderlere yarıyor.
Sarı Yelekliler’in taleplerini Zizek de ‘çağdışı’ bulmuştu
Zizek, protestoların giderek yaygınlaştığı bir sırada Sarı Yelekliler hareketini değerlendirmek amacıyla RT News adlı internet sitesi için “How Mao would have evaluated the Yellow Vests” (“Mao Sarı Yelekliler’i Nasıl Değerlendirirdi?”) başlıklı bir makale kaleme aldı.
Zizek makalesinde, Mao’nun yarım yüzyıl önce “baş çelişki” ile “tâli çelişkiler” arasında yaptığı ayrıma dikkat çekiyor ve başka örneklerle bu ayrımı işledikten sonra sözü, Sarı Yelekliler üzerinden bugünün “baş çelişkisi”ne getiriyordu.
Zizek’e göre, “Sarı Yelekliler ile devlet arasındaki çelişki” ikincildi. Baş çelişki ise protestocuların “artık gündem teşkil etmemesi gereken” (arkaik?) talepleriyle insanlığın ortak geleceği arasındaydı:
“[Sarı Yelekliler’in] talepleri mevcut sistemden kök alıyor. Gerçek ‘çelişki ise, tüm sosyopolitik sistemimiz ile, protestocuların formüle ettiği taleplerin artık gündem olmadığı yeni bir toplum (vizyonu) arasındaki (çelişkidir).”
Sarı Yelekliler’in “vizyonsuz” talepleri
Zizek, halktan gelen bazı taleplerin “vizyonsuz” olabileceğini, ilerleme sağlayamayacağını, böyle durumlarda doğru tavrın o taleplere kulak asmamak olduğunu, işadamı Henry Ford ve Apple’ın müteveffa CEO’su Steve Jobs’un davranışları üzerinden şöyle izah ediyordu:
“Yaşlı Henry Ford, ilk seri üretim otomobili piyasaya sürdüğünde, insanların ne istediğine bakmadığını söylerken haklıydı. Özlü bir şekilde ifade ettiği üzere, insanlara ne istediklerini sormuş olsaydı alacağı cevap ‘At arabamız için daha hızlı ve güçlü bir at!’ olurdu.
“Bu kavrayış, Steve Jobs’un bednam mottosunda da yankısını bulur: ‘İnsanlar çoğunlukla siz onlara gösterene kadar ne istediklerini bilmiyorlar.’
“Her ne kadar Jobs’un yaptıklarının eleştirilmesi gerekse de, bu mottoyu nasıl anladığı konusunda neredeyse gerçek bir ustaydı. Apple’ın müşterilerden gelen geribildirimleri ne ölçüde dikkate aldığı sorulduğunda lafı yapıştırdı: ‘Ne istediğini bilmek müşterinin işi değildir… ne istediğimize biz karar veriyoruz.’
“(…)
“Yani gücü kendi vizyonuna bağlılığındadır, ondan ödün vermemesindedir.
“Aynısı bugün ihtiyaç duyulan siyasi lider için de geçerli. Fransa’da protestocular daha iyi (daha hızlı ve güçlü) bir at istiyorlar – bu durumda, ironik şekilde, otomobilleri için daha ucuz akaryakıt.
“Oysa akaryakıt fiyatının artık önemli olmadığı bir toplum vizyonuna ihtiyaçları var. Tıpkı, otomobillerden sonra at yeminin fiyatının hiçbir öneminin kalmadığı gibi.”
Halk için “doğru karar”ı kim versin?
Zizek’in, “müşteri-şirket” denklemi ile “halk-tüm sosyopolitik sistemimiz” denklemi arasında kurduğu paralellik, akla ister istemez birinci denklemde müşteri için “doğru” ve “vizyonlu” karar alan şirketin ikinci denklemdeki muadilinin ne ya da kim olduğu sorusunu getiriyor.
Bu sorunun cevabını da Russian Today adlı haber kanalının YouTube sayfasında “Haberleri Nasıl İzlemeli” adlı mini serinin ilk bölüm konuğu olarak yayımlanan konuşmasında bulmak mümkün. Zizek burada Sarı Yelekliler hareketini değerlendirirken demokrasinin yerine bürokratik sosyalizm diye tarif ettiği bir sistem öneriyor:
“Bu talepleri karşılamak için sistemi biraz değiştirmek çözüm değil. Bu talepler karşılanamaz. Bir şekilde tüm sistemi aşama aşama değiştirmek zorundayız. Tüm yaşam biçimimizi değiştirmek zorundayız. Böylece bu taleplerin çoğu bir anlam bile taşımayacaktır.”
Zizek, videonun bundan sonrasında, yukarıda okuduğunuz Henry Ford örneğini tekrarlıyor, “insanlara, işlerine yarayacağının henüz farkında olmadıkları bir şey” sunmak gerektiğini söyleyerek müşteri-halk metaforuna geri dönüyor ve bunun kim tarafından nasıl sunulabileceği hususunda çok ilginç şeyler söylüyor:
“İhtiyacımız: Entelektüel liderlik ve bürokratik sosyalizm”
“Bunu söylemek çok zor ama enetelektüel bir liderliğe ihtiyacımız var. Bunu ifade etmekten korkmuyorum. Doğrudan demokrasiye inanmıyorum.
“İnsanları kışkırtmak için bir adım daha ileri gideceğim. Çoğu solcunun rağbet gösterdiği ‘temsili olmayan doğrudan demokrasi’ye inanmıyorum. Benim çözümüm, şaka yapmıyorum, bürokratik sosyalizmdir. Devlet bürokrasisinin, işte ne bileyim halk bürokrasisinin benim için anlaşılmaz olan temel şeyleri bir şekilde ayarladığı bir toplumda yaşamak isterdim. Su nasıl geliyorsa gelsin, elektrik, sağlık hizmetleri de öyle. Tüm bu şeylerin nasıl çalıştığını bilmem gerekmiyor, kendi köşemde yaşayabilirim. Bence gelecekte böyle olacak. Ve bence bunu mottomuz olarak belirlemekten korkmamalıyız: Etkili bir bürokrasi ve bir miktar yabancılaşma.”
Serbestiyet 9 Temmuz’da da (2023) Zizek’in Fransa’da geçtiğimiz aylarda yaşanan ayaklanmaları ele aldığı bir makalesine yer verdi. Newstatesman’da yayımlanan “Artık sol, kanun ve düzeni kucaklamak zorunda” başlıklı makalesinde Zizek “Şiddetli isyanların, yeryüzünün yoksul insanları açısından herhangi bir ilerici çözümle sonuçlanması pek olası görünmüyor. Kanun ve düzen derhal yeniden tesis edilmezse, nihai sonuç Le Pen’in yeni cumhurbaşkanı olarak seçilmesi olacak gibi görünüyor” diyordu.
Zizek’in haklılığı-haksızlığı tartışmasına girmiyorum; tartışmayı hak eden çok önemli bir şey söylediği açık, ben sadece Zizek örneği üzerinden ‘aydınlar’la halk arasında 60-70 yıl önce açılmaya başlayan mesafenin günümüzde geldiği noktaya dikkat çekiyorum.
Ve geldik son soruya: Daha az eğitimli sınıflardaki insanların ‘aydınlanmış elit’lere karşı öfkesinin kristalize olması neden 21. Yüzyılı bekledi? Ve daha spesifik bir soru: Cep telefonu, internet ve sosyal medya olmasaydı bu itiraz ve öfke kınından yine sıyrılabilir miydi?
Dizinin son bölümünde bu sorunun cevabını arayacağız.
Yazarlar
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları


















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.07.2025
14.07.2025
23.06.2025
19.06.2025
17.06.2025
8.06.2025
1.06.2025
11.05.2025
8.05.2025
4.05.2025