Alper GÖRMÜŞ
Radikal gazetesi yazarı Tarhan Erdem, “Milliyet olayı” başlıklı yazısında, “İmralı tutanakları”nı yayımlamasının ardından gazetede ortaya çıkan “kriz”i değerlendirdi ve gazetenin patronlarına seslendi: “Milliyet sahipleri, bir tercih yapmak durumundadırlar; ya gazete sahipliğini ya da diğer işlerini bırakmalıdırlar.”
Erdem’in bu köşeli talebi öne sürmesine yol açan “olay” yine Erdem’in özetlemesiyle şöyle gelişmişti:
“Milliyet Gazetesi’nin sahibi Sayın Demirören, Genel Yayın Müdürü Derya Sazak’a, ‘Biz senden böyle gazete yapmanı istememiştik’ deyip, Hasan Cemal ile Can Dündar’ın yazılarına son vermesini istemiş; Derya Bey direnmiş ve sonunda Hasan Cemal’e ve Dündar’a bir iki haftalık yayım cezası verilerek, ‘kriz çözülmüş’.”
Sonraki günlerde “çözüm”ün gerçek tablosu şöyle belirginleşti: Can Dündar yazmaya devam edecek, Hasan Cemal yazılarına bir süre ara verecekti.
Tarhan Erdem’in krizin çözüldüğüne dair ifadeyi tırnak içinde sunmasının anlamı açık: Kriz aslında çözülmemiştir, demeye getiriyor haklı olarak.
Ben de şöyle ilave etmek isterim: “Milliyet olayı” gazeteciliğimizin nasıl derin bir yapısal kriz içinde olduğunu bir kez daha ortaya koydu.
Tarhan Erdem “ya gazetecilik ya diğer işler” talebini yalnız Demirören’lere değil; “Bu olay, ülkemizde gazetecilik ile işadamlığını ayırma zamanının geldiğini göster(miştir)”sözleriyle bütün gazete patronlarına yöneltiyor.
Doğrusu ya, bu “ideal” durum bana pek gerçekçi görünmüyor. Zaten ben Tarhan Erdem’in yazısını, bu talepten ziyade, Türkiye’deki basın özgürlüğünün “iktidar baskısı” kadar gazeteciler ve medya patronlarıyla da alâkalı bir sorun olduğuna işaret eden yönüyle önemli buldum.
Odaklanmamız gereken asıl nokta
Tarhan Erdem’in yazısının şu satırlarından söz ediyorum:
“Başbakan’ın Balıkesir veya son grup konuşması tehdit veya baskı değildir; siyaset adamının ölçüsüz sözleridir. (Başbakan, konuyu tekraren ele aldığı Meclis grup toplantısında tepkisinin sansür istediği anlamına gelmediğini söyledi. Bu da, Tarhan Erdem’in değerlendirmesinde haklı olduğunu gösteriyor. A.G.) Hasan Cemal’in yazısını o sabah okuyup, tören saatine kadar yetiştiren danışmanların mübalağalı anlatımına uyarak, ‘Batsın gazeteciliğiniz’ diyebilen Başbakan’la övünmeyelim ama o sözlerin etkisinde de kalmayalım.
“Eğer, Başbakan’dan ve danışmanlarından gelen baskılar gerçekten varsa, iki taraf için de ahlaki olmayan bu girişimler yok sayılabilmelidir!”
İktidarın baskısını da talebini de yok sayabilmek!
İşte zurnanın zırt dediği yer tam burası!
İktidardan gazetecilere yönelik tepkiler ister zaman zaman karşılaştığımız gibi gerçek bir tehdit oluştursun, isterse de biz gazeteciler işimize öyle geldiği için tepkiyi tehdit gibi sunalım, bütün mesele, bunları “iki taraf”ın da (yani hem gazete patronlarının hem gazetecilerin) “yok sayma” cesaretini gösterebilmesidir.
Oysa iktidarın tepki ya da tehditleri karşısında biz gazetecilerin yaptığı şey, iktidara dönüp, “lütfen bize baskı yapmayın, siz baskı yapınca biz korkuyoruz ve ‘iyi’ gazetecilik yapamıyoruz”diye sızlanmaktan ibaret kalıyor.
Tekrar edeyim: İktidarın tepkilerini, baskılarını, tehditlerini ve varsa taleplerini yok saymak!.. İşte bütün mesele bu.
Peki, aslında benim burada yazdığım kadar kolay olmayan böyle bir radikal tavrın ortaya çıkabilmesi için “iki taraf”tan (patronlar ve gazeteciler) hangisinin tavrı ve inisiyatifi esastır ve belirleyicidir?
Bu soruya da net bir cevap vermeliyiz.
Asıl sigorta gazete sahipleri mi, gazeteciler mi?
2011’in sonbaharında, köşe yazarları arasında, basın özgürlüğü denince akla gelen üç aktörün (iktidar, gazete sahipleri, gazeteciler) pozisyonlarını ve sorumluluklarını ele alan geniş bir tartışma yürütülmüştü.
O tartışmaya katılanlardan biri de, bugün Milliyet’teki “kriz”in “çözülebilmesi” için yazılarına ara verilmesi gereken Hasan Cemal’di... Şöyle yazmıştı (Milliyet, 4 Eylül 2011):
“Tayyip Erdoğan’ın medyadaki eli ve nüfuzu çok güçlüdür. Ve Erdoğan’ın siyasal gücüyle medya üzerinde koyulaşan gölgesinden yola çıkarak, demokrasileri asıl demokrasi yapan muhalefet alanının daraldığı söylenebilir. (...) Ama burada kendimize sormalıyız: Ne kadar dik duruyoruz? Ne kadar dik durmaya çalışıyoruz?”
Cemal’e göre bu iki soruyu “gazeteci milleti, ama özellikle gazete sahiplerinin kendilerine sorması” gerekiyordu.
Bu tartışmaya kasım ayında (2011) “Lafla editoryal bağımsızlık gemisi yürümez” başlığını taşıyan beş bölümlük bir yazı dizisiyle ben de dâhil olmuş, Hasan Cemal’in, basının iktidarlara karşı“dik duramamasında” gazetecilerden önce “gazete sahipleri”ni işaret etmesine katılmadığımı belirtmiştim.
Çünkü ben, gazete sahipleriyle ve gazetecileriyle basının iktidarlar karşısında “dik durması”nın matematiğinin, Hasan Cemal’in işaret ettiği “öncelik”le uyum içinde olmadığını düşünüyordum.
Dizinin 15 Kasım 2011 tarihli ikinci bölümünde, sorumluluğun öncelikle gazetecilerde olduğunu şöyle izah etmeye çalışmıştım:
“(...) Editoryal bağımsızlığın en önemli yönlerinden biri ‘patrona karşı editoryal bağımsızlık’(tır). Bu, aslında, gazetecilerin hükümetler ve devletler karşısında dik durabilmesinin de ön koşuludur. (...) Çünkü alttan, gazetecilerden bir direnç gelmezse, basın patronları doğaları gereği sadece ceplerini düşünecek, ‘özgür gazetecilik’ falan umurlarında bile olmayacaktır. Onları yola getirecek, iktidarlar karşısında daha dirençli kılacak yegâne şey, gazetecilerin ‘iyi gazetecilik’ yapma konusundaki ısrarları olabilir ancak.
“Tersine, gazetecilerin, patronlarını zor durumda bırakmama kaygıları gazetecilik kaygılarının önüne geçerse; ya da gazeteciler ‘patronumun ricasını yerine getirmezsem etrafta tonla yerine getirecek adam var’ meşrulaştırmasıyla davranırlarsa patronlar da bunu tepe tepe kullanır.
“Özetle, bu işin matematiği şöyle işler: Gazetecilerin patronlar karşısındaki tutumlarını belirleyen etmenler, olması gerektiği gibi ‘editoryal bağımsızlık’ ve ‘iyi gazetecilik’ ısrarı olursa, bu, patronların iktidarlar karşısındaki tutumuna da yansır.
“Eğer böyle bir kaygınız yoksa ve medya patronları da bunun böyle olduğunu biliyorlarsa, o zaman bugün olan şey olur: İktidarların karşısında yılan patronlar gazetecilere dönerler ve onlardan ‘anlayış’ beklerler.”
“Çözüm”e bak: Hasan Cemal yazamıyor!
2011’de “bugün olan şey olur” derken kastettiğimin, yani iktidarın bağırıp çağırması karşısında ürken patronların gazetecilere dönüp onardan “anlayış” beklemesinin ya da onlara “şunu atın, bunu kesin” yönünde talimatlar vermesinin kanlı canlı bir örneğini şu anda “Milliyet olayı” ile yaşamaktayız... Hasan Cemal yazamıyor ve biz buna “çözüm” diyoruz, olacak şey mi?
Şimdi hikâyenin bir de şöyle gerçekleştiğini düşünün:
Milliyet Gazetesi’nin sahibi Demirören, Genel Yayın Müdürü Derya Sazak’a, “Biz senden böyle gazete yapmanı istememiştik” der ve Hasan Cemal ile Can Dündar’ın yazılarına son vermesini ister. Derya Sazak, arkadaşlarıyla konuştuktan sonra Demirören’e “teklifinizi reddediyoruz, ısrar ederseniz de hepimiz gidiyoruz” der.
Hikâyenin devamının nasıl geleceğini bilemeyiz. Bence, Milliyet’in patronu bu resti görmeyi göze alamazdı.
Alabilirdi de... Fakat her iki durum, basın özgürlüğü açısından mevcut “çözüm”den hiç şüphesiz çok daha olumlu sonuçlar doğururdu.
Yazarlar
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları



















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.07.2025
14.07.2025
23.06.2025
19.06.2025
17.06.2025
8.06.2025
1.06.2025
11.05.2025
8.05.2025
4.05.2025