Alper GÖRMÜŞ
Ceylanpınar’da iki polisin evlerinde katledilmesiyle (22 Temmuz 2015) ilgili dava, cinayetle suçlanan ve PKK’lı oldukları öne sürülen sanıkların geçtiğimiz hafta beraat etmesiyle son buldu. Cinayetin kim tarafından işlendiği belirsizliğini koruyor ama, 22 Temmuz 2015’in Çözüm Süreci’nin fiilen bittiği gün olduğu hususunda herkes hemfikir. Dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu, cinayetten iki gün sonra Türk Hava Kuvvetleri’ne bağlı savaş uçaklarının Kandil’i bombalamasını yorumlarken bu gerçeği dile getirmişti:
“Orada bir mesaj verilmek istendiyse o mesajı aldığımız için dün gece uçaklarımız Kandil üzerindeydi; kim aynı mesajı bir daha vermeye kalkarsa aynı cevabı alır. Son operasyonların çatışmasızlığı bitirdiğini iddia edenler, gitsinler bunu iki polisimizi uyurken şehit edenlere söylesinler."
Çatışmasızlığı kim bitirdi?
Ceylanpınar cinayeti çatışmasızlık sürecini gerçekten bitirmişti ama bu olay aslında bir kıvılcımdan fazla bir şey değildi. Yaşanan, Birinci Dünya Savaşı’nı başlatan olay olarak Avusturya Arşidük’ü Ferdinand’ın Saraybosna’da bir suikaste uğramasının gösterilmesine benziyordu; nasıl ki Birinci Dünya Savaşı Ferdinand öldürülmeseydi de çıkacaktı, Türkiye’deki çatışmasızlık ortamı da Ceylanpınar cinayeti olmasaydı yine bitecekti.
Bunun neden böyle olacağını anlayabilmek için bugünün bilgilerinin ışığında o günün tartışmalarına dönüp bakmamız gerekiyor.
22 Temmuz 2015’e böyle baktığımızda anlıyoruz ki, çatışmasızlığı ne o zamanlar legal ve illegal Kürt siyasetinin temsilcilerinin iddia ettiği gibi Kandil’in 24 Temmuz gecesi Türk uçakları tarafından vurulması ne de Başbakan Davutoğlu’nun iddia ettiği gibi ondan iki gün önceki Ceylanpınar cinayeti bitirmişti... Gerçek şuydu ki, çatışmasızlık, Çözüm Süreci’nin iki aktörünün (iktidar partisi ve PKK), bir noktadan sonra kutuplaşmanın azalmasını ve barış ortamını kendi kısa vadeli siyasi yararları açısından uygun bulmamaya başlamasıyla bitmişti; gerisi bir provokasyona bakıyordu, o da Ceylanpınar cinayetiyle geldi.
Sükûnetten fayda ummayan üçüncü güç: Gülen Cemaati
Bugünün bilgisiyle baktığımızda, bu tabloya, dönemin üç önemli siyasi gücünden biri olan Gülen Cemaati’ni de ilave etmemiz gerekiyor ve o zaman da şu spekülatif yoruma ulaşıyoruz: Ceylanpınar cinayeti öncesinde dönemin üç önemli siyasi aktörünün üçü de Çözüm Süreci’ni kendi dar ve kısa vadeli siyasi yararları açısından uygun görmüyor, her biri yeniden başlayacak bir çatışmalı süreçten medet umuyordu. Zaten Ceylanpınar cinayetinden sonra, Kürt siyasetinin ve devletin biribirlerini ‘provokasyon’la suçlamalarının nedeni de buydu. HDP ve PKK’ya göre devlet PKK’ya topyekûn yeni bir saldırıyı başlatmak için yapmıştı bu provokasyonu. (PKK ilk açıklamasında olayı bir ‘Apocu fedai timi’nin yaptığını açıkladı, daha sonra onların PKK yönetiminin iradesi dışında eylem yapan bir grup olduklarını öne sürerek ilk açıklamayı ‘düzeltti...’ Sonraki günlerde HDP çevrelerinden de ‘provokasyon kokan eylemin büyük bir ihtimalle PKK’ya yakın kişilere yaptırıldığı’ öne sürüldü.)
Öte yandan devlete göre de bu bir provokasyondu ama sahibi, ‘halk savaşı’nı başlatmaya bahane arayan PKK idi.
Ceylanpınar cinayeti ‘neden’den çok ‘sonuç’tu
İki bölümlü bu yazı dizisinin 8 Mart Perşembe tarihli ikinci bölümünde, Ceylanpınar cinayeti davasının beraatle bitmesinin çağrıştırdığı yeni sorular üzerinde odaklanacak, cinayetin hangi soydan bir cinayet olduğunu, o günden sonra öğrendiklerimizi de katarak anlamaya çalışacağız.
Fakat yazının bugünkü bölümünde sizleri “Çözüm sürecini bitiren” Ceylanpınar cinayeti öncesine götürecek, o günlerdeki siyasi tartışmaları hatırlatacak ve onların üzerinden Ceylanpınar cinayetinin bir ‘neden’den çok bir ‘sonuç’, o günlerin Türkiye’sinde siyasi çıkarlarını barışta değil savaşta görenlerin işine gelen bir sonuç, dolayısıyla da provokasyon amacıyla üretilmiş bir sonuç olduğunu göstermeye çalışacağım.
HDP’nin yüzde 13’ü hem AK Parti’yi hem PKK’yı ürkütüyor...
Halkların Demokrasi Partisi (HDP) 7 Haziran 2015’te yapılacak genel seçimlerden önceki bütün seçimlere, yüzde 10’luk yurt barajını aşamama korkusuyla hep illerden bağımsız aday gösterme taktiğiyle girmişti.
HDP’nin, Kürtlerin legal partilerinin tarihinde ilk kez olarak haziran seçimlerine parti olarak katılma kararını açıklaması büyük bir şaşkınlığa yol açmıştı. HDP’nin barajı aşması o kadar küçük bir ihtimal olarak görülüyordu ki, bu karar derhal büyük bir tezvirata yol açtı: HDP böylece sıfır milletvekili çıkaracak, Güneydoğu’da onun kazanacağı milletvekillikleri AK Parti’ye gidecekti. HDP bu kararı AK Parti’yle anlaşarak almıştı. Böylece AK Parti Başkanlık sistemine geçebilecek, sonra da Kürtlerin demokratik taleplerinin tamamını karşılayacak reformları sisteme kabul ettirecekti.
Bu ‘anlaşma’nın gerçekçi olmadığını, HDP’nin bu hamleyi gerçekten barajı aşabileceğine inandığı için yaptığını savunanlar da vardı ama sayıları çok azdı. Onlardan biri olarak ben ötesini de iddia etmiş, seçimlere dört ay kala HDP’nin oylarının barajı aşmak bir yana, ‘şaşırtıcı yükseklikte’ olabileceğini öne sürmüştüm. (http://www.aljazeera.com.tr/gorus/hdpnin-oylari-sasirtici-yukseklikte-olabilir)
Gerçekten de öyle oldu ve HDP seçimlerde yüzde 13’lük bir oranla herkesi şaşırttı.
Kürt seçmenlerin mesajı açıktı: PKK’nın şiddet yolunu değil, HDP’nin parlamento üzerinden barışçı mücadele yöntemini onaylıyorlardı.
Bu açık mesajdan sonra beklenirdi ki, zaten bir barış süreci yürütmekte olan devlet ve PKK bu sonuçtan memnun olsunlar, bunu Çözüm Süreci’ne bir onay saysınlar ve süreci hızlandırsınlar...
Fakat öyle olmadı, her iki aktör de tam tersine, HDP’nin barış ve çözüm diyerek güç toplamasından rahatsızlık duyduklarını gösteren bir dil tutturmaya başladılar. İki taraf da, Çözüm Süreci’ni bitiren aktör damgası yemeden Çözüm Süreci’nin bitmesini arzuluyor gibiydiler...
Bugünden o günlere baktığımızda, gerek PKK ve gerekse de AK Parti içinde, bu hâkim dalgaya karşı durmak isteyenlerin olduğunu, fakat onların seslerinin giderek daha az çıktığını ve bunun da Türkiye’yi Ceylanpınar cinayetine doğru sürüklediğini görebiliyoruz.
Murat Karayılan’dan AK Parti-HDP koalisyonu önerisi
Önce Çözüm Süreci’nin iki aktöründen biri olan PKK tarafına bakalım...
HDP’nin seçim zaferinin üzerinden iki hafta bile geçmeden, 19 Haziran 2015’te Cemil Bayık Kürt halkına silahlanma çağrısında bulundu... 11 Temmuz’da KCK Yürütme Konseyi ‘çatışmasızlığın sona erdiğini’ açıkladı...15 Temmuz’da KCK eş başkanı Bese Hozat, Özgür Gündem’de kaleme aldığı yazısında ‘Yeni süreç devrimci halk savaşı sürecidir’ diye yazdı... 20 Temmuz'da Suruç katliamı gerçekleşti... Aynı gün Cemil Bayık silahlanma çağrısını tekrarladı.
İşte bu savaş çağrılarının ve ‘AK Parti ile asla’ yeminlerinin ortasına PKK’nın en önemli liderlerinden Murat Karayılan’ın Fırat Haber Ajansı’na verdiği şaşırtıcı söyleşi düştü. Murat Karayılan, söyleşide AK Parti-HDP koalisyonu imâsında bulunuyor, “Kürt meselesinin hızla çözüme kavuşturulması ve bu amaçla çözüm sürecinin duraklatılmasının önüne geçilmesi” çağrısında bulunuyordu.
Ne var ki, o günlerde kimsenin duymak istemediği sözlerdi bunlar, çünkü bütün aktörler barıştan değil yeni bir çatışma sürecinden yarar umuyordu. Dolayısıyla PKK tarafı da AK Parti tarafı da sessizce geçiştirdi bu çıkışı... Oysa neler vardı neler bu söyleşide... Şu sözler Karayılan’ın:
“Bu konuda ‘ben filan kesimle koalisyona girmem’ türünden açıklama ve tutumlarda da bana göre duygusallık vardır. Bu siyaseten pek doğru da değildir. Öyle kendini bazı şeylere hapsetme yerine ilkeler üzerine konuşmak önemlidir.”
O günlerde, PKK içinde biri ‘parlamento’yu, öbürü ‘halk savaşı’nı vurgulayan iki çizginin var olduğunu ve neticede ikinci çizginin kazandığını daha yakından görebilmek için, Karayılan’ın söyleşisini analiz ettiğim ve Haziran 2015’te yayımlanan şu yazıya bakılabilir: http://www.aljazeera.com.tr/gorus/karayilan-ne-demis-oldu
PKK içindeki bu ses tabii ki duyulmadı ve bastırıldı...
Erdoğan da istemiyor...
Benzer biçimde, iktidar kanadında da Çözüm Süreci’ni sürdürmek isteyenler, gürültüsüz bir ülkede eskisi kadar kolay seçim kazanamayacağını 7 Haziran seçimlerinde anlamış bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın itirazıyla karşılaştılar. Dolmabahçe mutabakatından haberinin olmadığını ve dolayısıyla tanımadığını söyleyen Erdoğan’a karşı Bülent Arınç, Erdoğan’ın her türlü ayrıntıyı bildiğini, süreci onun talimatlarıyla sürdürdüklerini söyledi ama onun sesi de duyulmadı... Çünkü o cenahta da kısa vadeli siyasi çıkarın barışta değil çatışmada olduğuna dair bir inanış hâkim olmuştu.
Nihayet, hükümetle kanlı bıçaklı bir duruma gelmiş olan fakat o günlerde henüz gücünü koruyan Gülen Cemaati’nin de faydayı çatışmada görmesiyle birlikte ülkedeki en etkili üç siyasi gücün üçü de Çözüm Süreci’nin bitmesinin iyi olacağı hususunda gıyaplarında anlaşmaya vardılar.
Artık o noktadan sonra bir kıvılcım yetecekti ve o kıvılcım 22 Temmuz 2015’te Ceylanpınar cinayetiyle geldi.
Perşembe günü, Ceylanpınar cinayetinden sonra açılan davanın seyrini izleyerek bu olayın bugün artık iyice belirginleşen provokasyon boyutunu ele alacağım. İlaveten, o noktadan itibaren başlayan yeni çatışma sürecinden fayda uman Türkiye’nin en etkili üç siyasi gücünün umduklarıyla bulduklarını kıyaslayacak, bu işten kimin kazançlı çıktığını ele almaya çalışacağım.
Yazarlar
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları


















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.07.2025
14.07.2025
23.06.2025
19.06.2025
17.06.2025
8.06.2025
1.06.2025
11.05.2025
8.05.2025
4.05.2025