Alper GÖRMÜŞ
Acaba Rahip Brunson hadisesi, iktidar medyasının ‘casus’ ve ‘ajan’ avcılığı mesaisini idrak ederken uğradığı kaçıncı zillet?
Hikâyelerin tamamı, polisin, savcının ve nihayet siyasi iktidarın birtakım yabancı uyruklu kişileri ‘casus’ ya da ‘ajan’ olarak suçlamasıyla başlıyor. Ardından, bunları haberleştirmek üzere iktidar medyası devreye giriyor.
Bu suçlamaların haber değeri olduğu hususu tartışma götürmez. Dolayısıyla, bunları, kendisinin gerçeği arama ve halkı enforme etme görevi ile halkın bilgi edinme hakkı temelinde nötr bir dille aktaran bir gazeteciliğe kimsenin bir diyeceği olmaz ve buradan herhangi bir gazetecilik zilleti çıkmaz.
Fakat böyle olmuyor. İktidar basını (birkaç istisna olmasa sadece ‘basın’ demek de mümkün ama), polisten, savcılıklardan sızdırdıkları dosya içeriklerini, daha olay mahkeme aşamasına bile gelmeden ‘hakikat’ kılığında tepemizden boca ediyorlar.
Normal bir ülkede soruşturma aşamasında o haberler ancak ‘iddia’ tonunda haberleştirilir. Fakat Türkiye’de iktidar basınına bu yetmiyor; polisin ve savcıların dilini de aşan abartılmış ifadelerle, adı üstünde ‘şüpheli’lere suçu sabitleşmiş ‘ajan’ ve ‘casus’ muamelesi yapıyorlar; bu kişilerin isimlerinin önüne bu sıfatları serâzâd yerleştirebiliyorlar.
‘Casuslukla suçlanan Brunson’ demiyorlar mesela, ‘casus Brunson’ diyorlar...
Mesela İstanbul Büyükada’daki bir otelde meslek içi sorunları görüşmek üzere toplantı yapan insan hakları savunucularıyla ilgili haberlerini şu türden başlıklarla verebiliyorlar (ki hepsi hâkim karşısına çıktıkları ilk duruşmada tahliye edilmişler ve aralarındaki yabancı uyruklular ülkelerine dönmüşlerdi):
“Casusluğa bu defa af yok...”, “Büyükada’da İngiliz parmağı...”, “Büyükada casuslarına Amerika desteği...”, “Casuslara Alman çipi...” Büyükada’dan FETÖ ve PKK çıktı... 6 casus cezaevinde...”,
Sonraki benzer hikâyelerde durum hiç değişmedi: “Alman ajan gazeteci Deniz Yücel” hadisesinde de öyle oldu, “Gazeteci kılıklı Fransız ajan Loup Bureau” hadisesinde de...
Hikâyelerin devamı şöyle geliyor: Bu ‘casus’ ve ‘ajan’lar mahkemeler tarafından tahliye ediliyorlar ve hepsi de ellerini kollarını sallaya sallaya ülkelerine dönüyorlar.
Zillet aşaması
İşte bu son aşamada iktidar basını tam bir zillet hali sergiliyor: Sanki birilerini kesin bir dille ‘casus’ ya da ‘ajan’ ilan etmemişler gibi ‘bağımsız Türk yargısı’nın kararını saygıyla karşılıyorlar ve tamamına ermemiş bir tatminsizlikle sessizliğe gömülüyorlar.
Bu kadar tecrübeden sonra hiç değilse ‘yabancı’larla uğraşmamayı öğrenseler (çünkü onları koruyanlar var, sonunda hepsi yakayı sıyırıyor ve bizim gazetecilerin tatmini yarım kalıyor)... Onun yerine habasetlerini ‘yerli hain’ler üzerinden tatmin etme yoluna gitseler (çünkü onları koruyanlar olmadığı için daha kesin bir habaset tatmini mümkün).
Ne var ki bunu dahi öğrenmeleri ve uygulamaları mümkün değil... Çünkü iktidarla aralarında hiçbir mesafe kalmamış durumda ve oradan gelecek yeni bir işaretle, sonunun yine hüsran olacağını hissetseler bile yeni bir ajan-casus haberi peydahlamaları işten bile değil.
O gece aHaber ve 24TV
Brunson davasının sona ermesinden birkaç saat sonra...
Rahip Brunson’a yönelik casusluk suçlamasının düşürülmesi sayesinde mümkün olan şey olmuş, Amerikalı rahip yurtdışına gitmek üzere İzmir Adnan Menderes Havalimanı’na doğru ilerliyordu...
O dakikalarda aHaber ve TV24’te davanın yorumlandığı iki tartışma programı vardı... Merak ettim, aylar boyunca ‘Casus Brunson’ haberciliği yapan bu iki kanalda nevzuhur durum acaba nasıl tevil edilecekti?
İzlediklerim her şeyden önce şunu gösteriyordu: Konuşmacılar, sözleriyle kendilerini dinleyenlerin zekâlarına hakaret ettiklerinin ya farkında değillerdi ya da onların bu hakareti hak ettiklerini düşünüyorlardı... O kadar pervasızlardı ki, bırakın kendilerinin aylar boyunca yürüttükleri ‘Casus Brunson’ haberciliğini, sanığın yargıda casuslukla suçlandığını ve bu nedenle 20 yıl hapsinin istendiğini dahi unutmuş görünüyorlardı (talep edilen toplam ceza 35 yıldı).
aHaber’de tanınmış bir avukat, sanığa verilen 3 yıl 1 ay 15 gün cezanın neden makul, normal ve adil olduğunu anlatıyordu: Çünkü sanık “Terör örgütüne üye olmamakla birlikte terör örgütüne yardım” suçlamasıyla cezaya çarptırılmıştı ve işte onun cezası da bu kadardı.
Sunucu, avukatın tespitinin üzerine atlamakta gecikmedi:
- Yani sanığın adı Brunson olmasaydı, Ahmet, Mehmet olsaydı yine aynı cezayı mı alacaktı?
- Evet, aynı cezayı alacaktı.
Sanki mesele o ceza maddesinin karşılığının 3 yıl olup olmadığıydı... Sunucu ve avukat, orada görevlerinin insanların kafalarındaki soruları dağıtmak değil de o sorulara cevap vermek olduğuna inansalardı, cevabını arayacakları soru belliydi: Ülkenin cumhurbaşkanının da katıldığı onca gürültüden sonra casusluk suçlaması üç-beş dakika içinde nasıl buharlaşıvermişti?
Bu temel entrika (yani Brunson sanki casuslukla suçlanmamış gibi yapmak) TV24’teki programın da temel entrikasıydı.
Orada da programın sunucusu, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti, 3 yıl ceza vereceği bir sanığı iki yıl içerde tutmuş, daha ne?” diyordu.
Programın uzun yıllar Avrupa’da yaşamış bir katılmıcısı, sunucuya bu noktada hak vermekle yetinmeyip ekledi: “Fransa’da, İsviçre’de olsaydı bu baskı karşısında iki yıl asla direnilemezdi...”
Casusluk suçlaması nedeniyle Brunson hakkında istenen 20 yıl cezadan bu kanalda da söz eden olmadı.
Her iki kanalın ortak temalarından biri de şuydu: Ne olacaktı yani, ajanların, casusların turşusunu mu kuracaktık, alsın Trump kursundu Brunson’ın turşusunu.
(Bu arada programın ‘turşu’ söylemine katılan sunucusu kendi kendini ayıplıyor: “Şimdi ben bunları söylüyorum ama, sunucu yorum yapar mıymış diyecekler, o nedenle susuyorum.”)
Tahmin ettiğiniz gibi susmadı, her fırsatta içini döktü. (Programın adı ‘Unutma’ idi, ben bu programı hakikaten hiç unutmayacağım.)
Bana yöneltilen haklı bir eleştiri
Twitter’da gördüm, gazeteci Cihat Arpacık, davadan birkaç gün önce Serbestiyet’te yayımlanan “Brunson davası: İktidar basını yeni zillete hazır mı?” başlıklı yazımla ilgili şu tweet’i paylaştı takipçileriyle:
“Alper Görmüş bir durumun farkında değil. Ya da farkındaysa bile gözardı etmeyi tercih ediyor. Bahsettiği ‘gazeteciler,’ her manevralarından sonra kendilerine yöneltilen tepkilerden hastalıklı bir haz alıyor, keyifleniyorlar. Tepki göstermenin de anlamı kalmıyor.”
Ben bu eleştiriyi haklı ve yerinde görüyorum.
Bundan beş yıl kadar önce, iktidar basınını eleştirmenin tadının kalmadığı tespitini yapmıştım. Oysa mesela vesayet döneminin en etkili gazetesi Hürriyet’i eleştirmek öyle değildi. Gerekçem de şöyleydi:
“Hürriyet, gazetecilik ihlallerini, öbür gazetelerde rastlanmayan bir incelikle, okurların onları kolay kolay fark edemeyecekleri bir dil ve kurguyla yapıyor. İşte o nedenle Hürriyet eleştirisi, başka herhangi bir gazetenin eleştirisinden çok daha zevkli, çok daha tatmin edici. (...) Onları (iktidar basınını) eleştirmenin (ise) hiçbir tadı yok. Çünkü onların tavrında çabayla açığa çıkartılacak, deşifre edilecek bir şey yok! Her şeyi çok açık yapıyorlar!”
(http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/alper-gormus/578067.aspx)
Uzun versiyon için yukarıda linkini verdiğim yazının üzerinden geçen yaklaşık beş yıl içinde iktidar basını kendi rekorlarını kıra kıra sonunda iktidarın organik bir parçası, bir propaganda aleti durumuna geldi.
O zamanlar iktidar medyasını eleştirmenin tadı kalmamıştı. Bugün ise, Cihat Arpacık tamamen haklı, artık bu eleştirinin hakikaten hiçbir anlamı yok ve ben de bundan sonra bu anlamsızlığın bir parçası olmayacağım.
Yazarlar
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.07.2025
14.07.2025
23.06.2025
19.06.2025
17.06.2025
8.06.2025
1.06.2025
11.05.2025
8.05.2025
4.05.2025