Alper GÖRMÜŞ
“CHP, HDP konusunda tabanını ikna edemezse buradan çıkış yok” başlıklı son yazımın (Serbestiyet, 10 Nisan 2021) devamı niteliğindeki bu yazıya bir yanlış anlamayı gidererek başlamam gerekiyor. Yanlış anlama o yazının şu son paragrafından kaynaklandı:
“(…) HDP’yi muhalefetin asli unsurlarından biri yapma görevinin neden CHP’de olduğunu anlatacak, sonra da bütün bu hikâyenin doğal bir sonucu olarak CHP ve HDP’den oluşan yeni bir ittifak (adı Demokrasi İttifakı olabilir mesela) önereceğim. Yani benim ittifak modelim şöyle: Demokrasi İttifakı (CHP-HDP), Millet İttifakı (İYİ Parti-DEVA-Gelecek) ve Cumhur İttifakı (AK Parti – MHP).”
Bir arkadaşım, bu son paragrafı işaret ederek, önerdiğim ittifak yelpazesinin iktidarın işine yarama ihtimalinin yüksek olduğunu imâ eden şu notu gönderdi bana:
“Önerdiğin ittifaklarda son viraja Cumhur ve Demokrasi adayları girer. Bu durumda millet ittifakı ne yapar? Nötr kalırsa Cumhur kazanır… Acaba iktidar da böyle üçlü ittifak istiyor olabilir mi? Olsa bile demokrasi ittifakı ne ve nasıl yaparsa millet ittifakının en az yüzde 75 oyunu alabilir?”
Notu alır almaz yaptığım hatayı anladım. Çünkü bu haliyle ‘Demokrasi’ ve ‘Millet’ ittifakları birbiriyle ilişkisiz ve rekabet halinde iki ayrı ittifak olarak tanımlanmış oluyordu. Oysa kafamda hiç böyle bir şey yoktu. Nitekim arkadaşıma hemen şu cevabı yolladım:
“Ben bunu genişletilmiş Millet İttifakı gibi düşündüm. Yani onlarla da (İYİ, DEVA, Gelecek) konuşarak girişilmiş bir iş. Son viraja, ilk turda kimin adayı öndeyse o desteklenecek hesabıyla… Bu varsayımla… İkinci yazıda bunları anlatacağım.”
Sonra Oral Çalışlar’ın yazısını görünce (Serbestiyet, 14 Nisan), o son paragrafın daha da vahim yanlış anlamalara kapı aralayabileceğini anladım. Çalışlar, “CHP seçmeni ve HDP ile ittifak” başlıklı yazısında şöyle diyordu (ikinci bölümdeki eleştiriyi üstüme alındım):
“CHP lideri Kılıçdaroğlu, ikili basınç altında. İktidar sözcüleri ve medyadaki yazarlar, CHP’yi, ‘Terörist HDP’yle gizli ittifak yapmakla suçluyor, “İtiraf et itiraf et” diye tempo tutuyorlar. Böylece CHP ile İYİ Parti arasındaki ‘Millet İttifakı’nı sarsmak amaçlanıyor. İkinci basınç, ‘sol liberal’ sayılabilecek bazı çevrelerden geliyor: “Haydi CHP, İYİ Parti’yi bırak, HDP ile ittifak için milliyetçi tabanını dönüştür…”
Buraya yeniden dönmek üzere bir daha söyleyeyim: CHP-HDP ittifakını geniş Millet İttifakı’nın bir parçası olarak ve HDP oylarının muhalefet içinde konsolide edilebilmesinin en risksiz yolu olarak düşünüyorum.
Seçmen kitleleri, liderlik, ikna
“Bir partinin siyasi yönelimini seçmenlerin belirlediği”; yönetimlerin ve liderliklerin “seçmene paralel olarak siyaset oluşturduğu”; liderliğin ve yönetimin bu açıdan ikincil olduğu düşüncesi çok eski bir ezber. Biraz Marksist teorideki alt yapı – üst yapı tartışmalarını andırıyor.
Fakat teoriye hiç gerek yok, Türkiye’nin iki büyük partisinin; AK Parti ve CHP’nin liderliklerinin, tabanlarını, kendi haline bıraksanız asla taviz vermeyecekleri ideolojik ve duygusal takıntılarından nasıl uzaklaştırdıklarını (ya da onları nasıl askıya almaya razı ettiklerini) hep birlikte izlemedik mi?
Bunların ne olduğunu iki parti örneğinde hatırlatmadan önce birinci yazıda söylediğimi bir daha söyleyeyim: Seçmen kitlelerini derin ideolojik ve duygusal bağlarından sıyrılmaya ikna etmekten söz etmiyorum burada. Bu çok zordur ve nesiller boyu sürer. Çok daha kolay, çok daha yüzeysel bir şeyden; tabir caizse stratejiden değil taktikten söz ediyorum, o da şu: Bir seçimi kazanmanın olmazsa olmaz bir koşulu varsa ve fakat aynı anda seçmen kitleniz bu koşulla ideolojik-duygusal bir çatışma içindeyse, liderliğin yapması gereken ilk şey kitlesini bu konuda ikna etmektir. Seçmen kitlesi ideolojisini, duygusunu temel bir değişikliğe uğratmaksızın liderliğe yol verir, böylece kitlelerle liderlik arasında zımnî bir anlaşmaya varılır ve artık o andan itibaren seçimi kazanmak için olmazsa olmaz diye bakılan koşul seçimi kazanmanın önünde bir engel olmaktan çıkar.
Erbakan’ın yapamadığı, Erdoğan’ın yaptığı; Baykal’ın yapamadığı, Kılıçdaroğlu’nun yaptığı
Parti liderliğinin seçim kazanmak için tabanıyla zımnî bir anlaşma yapmasının en etkili örneği hiç kuşkusuz Recep Tayyip Erdoğan ile İslami kesim arasında yaşandı. Bunu açığa çıkarıp teorize eden kişi iletişimci, siyasi kampanya yöneticisi Ateş İlyas Başsoy oldu. Başsoy, ünlü kitabı AKP Neden Kazanır CHP Neden Kaybeder’de anlatır: AK Parti yönetimi, 2000’lerin başında Milli Görüş gömleğini çıkardığını ilan etmiş olsa da kendi katı seçmen çekirdeğinin dışında kalan kitlelerden oy almasının pek mümkün olmadığını biliyordu. O nedenle propaganda gücünün neredeyse tamamını kendi çekirdek seçmeninin dışında kalan seçmenleri ikna etmek için kullandı, dilini de ona göre ayarladı. Bu tavır, bu dil, kendi çekirdek tabanının hoşuna gidecek, onların yüreğini soğutacak bir dil değildi, fakat o taban liderliğine hiçbir itirazda bulunmadı. Çünkü, der Ateş İlyas Başsoy, AK Parti liderliği, tabanını seçimi kazanmanın başka bir yolunun olmadığı hususunda ikna etmiş, liderlikle taban arasında zımnî bir anlaşma yapılmıştı.
Erbakan bunu becerememişti; o sadece kendi kitlesinin hoşuna gidecek şeyler söylüyor
O esnada CHP liderliği (Baykal ve ekibi) ve CHP tabanı
AK Parti’de bunlar olurken CHP’de işlerin nasıl yürüdüğünü de hatırlayalım…
Orada işler bunun tam tersinden yürüyordu. Parti programı neredeyse tek maddeden ibaretti: İrticayla mücadele… Üniversiteli öğrencilerin bile okullarına örtüleriyle girmesine izin vermeyen bir bakış ve buna uygun tavizsiz, katı bir dil.
Bu, AK Parti lehine öyle bir haksız rekabet yaratıyor, kendi tabanını kendisinin gayretine hiç gerek kalmaksızın öylesine güzel ikna ediyor, bu sayede başka tabanlardan seçmenleri ikna için ona o kadar çok zaman ve enerji bahşediyordu ki, AK Parti liderliği o CHP liderliğine ne kadar teşekkür etse azdı.
Tabana gelince; o da bir hayal âleminde yaşıyordu. Liderliğinden sadece yüreğini soğutacak laflar duymak istiyor, o laflarla liderliğinin kendisinden başka kimseyi ikna edemeyeceğini biliyor, yine de seçimler geldiğinde “bu defa başka” diyerek partisinin seçimi kazanacağını umuyordu.
Sonrasını biliyoruz; Baykal gitti, Kılıçdaroğlu geldi ve birkaç yıllık bir bocalama döneminden sonra partinin dili ve seçim taktikleri değişti, eski dönemin özeleştirisi yapıldı ve ilk kez CHP’nin (de) seçim kazanabilecek bir parti olduğu çıktı ortaya.
Kimsenin şüphesi olmasın: Her iki partide de liderliklerin inisiyatifi olmasaydı, seçmen kitlelerindeki yaşadığımız değişmeler olmayacaktı.
Değişme deyince bir kez daha hatırlatalım, köklü bir ideolojik değişiklikten söz etmiyoruz burada, sadece seçim kazanmak için kabul edilmiş (hatta razı olunmuş) bir değişimden söz ediyoruz. Yoksa görüyoruz işte, her iki taban da kritik anlarda bildiğimiz eski reflekslerine dönüveriyor.
Tabanını ikna etmiş bir CHP, İYİ Parti’yi de ‘HDP ile ittifak yükü’nden kurtarabilir
Bu örneklerle, parti liderliklerinin tabanlarını ikna etmelerinden söz ederken neyi kast ettiğimizi açtıktan sonra asıl meselemize gelebiliriz.
Bugün, CHP ve Millet İttifakı için seçimi kazanmanın ‘olmazsa olmaz’ koşulu Kürt seçmenlerin ve HDP’nin oylarını kazanmak. Matematik ortada. HDP’ye oy veren Kürtler değil Millet İttifakı’na oy vermemek, nötr bile kalsalar seçimi Cumhur İttifakı’nın adayı Erdoğan alıyor.
Şimdi burada ahlaki bir veçhesi de olan iki yaklaşım söz konusu.
Birinci yaklaşım: Kürtler, elleri mahkûm, ne olursa olsun yine oylarını AK Parti’yi zayıflatmaya hizmet edecek tarzda kullanacaklar. O nedenle onları kazanmaya çalışmak için ilave bir enerji harcamaya gerek yok, o enerjiyi şu anda Millet İttifakı’nı oluşturan partilerin dayanışmasını güçlendirmek için harcamak daha makuldür.
Bu anlatılan ahlaki olarak problemli, siyasi olarak da, Kürtlerdeki kızgınlığı hesaba katmadığı için risklidir.
İkinci yaklaşım: Bu yaklaşımda HDP işbirliği yapmaktan utanılacak bir parti olarak değil, asli ortak olarak benimsenir.
Millet İttifakı içinde bu rol ancak CHP tarafından oynanabillir. Evet, İstanbul seçimlerinde bunun mümkün olduğunu gördük, fakat sonrası “oylarımızı aldılar sonra da sırtlarını döndüler” duygusunu öne çıkartan gelişmelerle geldi. Bu noktada CHP yönetiminin olan bitenden ders çıkartıp daha atak bir siyaset izlemesi gerektiğini düşünüyorum.
(Kayyım atamalarında, dokunulmazlıkların kaldırılmasında, Gergerlioğlu hadisesinde çok iyi bir sınav verildiği söylenemez, bunlar hep HDP seçmenini Millet İttifakı’ndan uzaklaştıran şeyler).
CHP tabanı, laiklik hassasiyetini korusa da, seçimin “kahrolsun irtica” ile kazanılamayacağını görüp parti liderliğiyle zımni bir anlaşma yaptı, aynısını HDP ve Kürtler için de yapabilir. Hatta laiklik hassasiyeti milliyetçilik hassasiyetinden daha güçlü bir kitle olarak bunu daha da kolaylıkla yapabilir.
CHP-HDP + İYİ Parti-DEVA-Gelecek ya da genişletilmiş Millet İttifakı
Aynı şeyi İYİ Parti tabanından bekleyemeyeceğimizi biliyoruz. Orası çok fazla esneyemez. İşte bu nedenle İYİ Parti’yi ‘HDP yükü’nden kurtaracak böyle bir formülün, bir yandan da HDP’yi dolaylı olarak Millet İttifakı’na dahil edecek yönüyle gayet işlevsel olacağı kanaatindeyim.
Seçim öncesinde ‘Demokrasi İttifakı’ (CHP-HDP) ve ‘Millet İttifakı’ (İYİ Parti-DEVA-Gelecek) oturur anlaşır: İki ittifak da ayrı adaylarla seçime girer, ilk turda hangi ittifakın adayı öndeyse ikinci turda o aday desteklenir.
Benim ‘üçüncü ittifak’ modelim de bu.
Yazarlar
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları




















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.07.2025
14.07.2025
23.06.2025
19.06.2025
17.06.2025
8.06.2025
1.06.2025
11.05.2025
8.05.2025
4.05.2025