Atilla Aytemur
Asya’nın uzak mı uzak uç mahallesinden, bir ergenin nükleer kabadayılığı dünyayı sıkı bir deprem sikletinde ard arda sallasa da, bizim buralarda zihinleri meşgul eden ve “ne olacak bu işin sonu” dedirten mevzu çok başka.
Yine bir referandumla karşı karşıyayız.
Bu defa, siyaseten hayli mühim ve kıyısından köşesinden ilgili hiçbir devletin, toplumun, partinin ve grubun kayıtsız kalamayacağı bir adım, sınırdaşımız, dostumuz ve kardeşimiz Kürtlerden, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nden geliyor.
Mesud Barzani kararlı görünüyor
Her ne kadar işler yeni yeni kızışmaya başlamış olsa da, Mesut Barzani başkanlığındaki Kürt Bölgesel Yönetimi 25 Eylül 2015 tarihindeki bağımsızlık referandumuna gitme kararını ta yazın başında, 7 Haziran 2017’da duyurmuştu.
Zaman su gibi aktı ve Eylül ayına girdik. O tarihe yaklaşık iki hafta kaldı. İçeriden ve dışarıdan yarışırcasına itiraz eden edene. Tonu giderek yükselen bu itirazlara rağmen Barzani seçtiği yolda direnmeye devam ediyor. Herhangi bir erteleme olmaksızın bölge halkının katılımıyla referandumun zamanında yapılacağını döne döne yineliyor.
Hattâ Barzani bağımsızlığın kazanılması sonrasında başkanlıktan çekileceğini de şu son günlerde açıkladı.
Bazı sorular var
Bölgeye nizam vermekle meşgül küresel güçler, yani ABD ve Rusya, hattâ Almanya, referandumun yapılmaması veya en azından şimdilik ertelenmesini istiyor. Ama bunu sağlayabilecekler mi, çok şüpheli görünüyor.
Irak’a sınırdaş olup kendileri de büyük Kürt nüfuslarını barındıran ve bu sorunla yıllardır uğraşan bölgesel güçler, yani İran ve Türkiye, diplomatik uyarı sınırlarını aşıp askeri bir müdahale yoluyla referandumu önlemeye girişebilir mi? Herkes bu tür soruların cevabını arıyor. Kendileri için yaklaşmakta olduğunu düşündükleri “bölünme riski”ni bu yolla “bertaraf” etme girişimlerine, Büyük Devletler bir tepki verir mi, yoksa bir süreliğine seyirci mi kalırlar; bu da akılları meşgul etmeye devam ediyor.
Türkiye serinkanlı
Barzani yönetimiyle epey zamandır iktisadi ve siyasi bakımdan son derece yakın, etkili ve karşılıklı fayda içeren bir ilişkiyi sürdüren Türkiye’nin, diplomatik karşı çıkışının ötesinde, askeri bir adım atmayacağı az çok kestiriliyor.
Hattâ PKK’nın izlediği (ve büyük can kaybına yol açan) silâha dayalı siyasal çizgiyi hesaba kattığında, Türkiye’nin bu gelişmenin Kürt yurttaşları üzerinde yaratacağı sonuçları olumlu gördüğü de ileri sürülüyor.
İran yerinde zor duruyor ama…
Ya İran, öyle mi? Uzun zamandır devrede olan bir Şii kuşağı yaratma stratejisini tam göbeğinden koparma ihtimali son derece yüksek olan bu Kürt hamlesine, İran seyirci kalacak mı?
İran’ın sesinin bu konuda baştan beri Türkiye’den fazla yükselmesinden de, Kürt referandumundan en rahatsız olanın bu ülke olduğunu anlıyoruz.
Ama, başta ABD olmak üzere bölgeyi patronajı altına alan Büyük Güçlerin gözünün içine baka baka İran’ın fiili bir saldırı ve işgale girişmesi de çok kolay görünmüyor. Öte yandan, hiç olmayacak bir şey gibi yaklaşmanın da doğru olmadığı, bölgenin siyasal tarihiyle ve bu ülkelerin meşrebiyle pek uyuşmadığı, birçok kesimin ortak kanaati.
Bu kadar soruna batmışken, Suriye ne yapsın!
Suriye’de bu iki ülke kadar Kürt yok, ama hüsrana dönüşen Arap Baharı, burada yaşanan iç savaşta bir biçimde Kürtleri öne çıkardı. IŞİD terörüne karşı mücadelenin ve iç savaş şartlarının sunduğu fırsatları iyi değerlendirdiler.
Büyük Güçlerden aldıkları politik ve askeri destekle, nüfuslarının çok üzerinde ve tarihen kendileriyle alâkalı olmayan kimi bölgeleri de kapsayan geniş bir alanda hakimiyet oluşturdular. Şimdi oralarda hayli değişik ve demokratik bir yönetim sistemi oluşturduklarını ileri sürüyorlar.
Hal böyleyken, yani kendi Kürtleri kantonal zincire dayalı bir nevi devletleşmenin eşiğine gelmişken, Suriye’nin savaş ve katliam yorgunu Esat rejimi, Irak’ın kuzeyindeki bağımsızlıkçı gelişmeden ilâve bir rahatsızlık duyup, aktif bir karşı çıkış gösterebilir mi? Yaygın kanaat bunun hayli zor olduğu yönünde.
Irak ne yapsa olmuyor
Kadim medeniyetlerin beşiği olan, cetvelle çizilmiş topraklarından büyükçe bir parçanın “kopmak” üzere olduğu Irak’a gelince…
Evet, bir zamanlar sınırları cetvelle çizilmişti. Mandatörler, şeyhler, krallar, darbeler, askeri zorbalar geldi ve geçti. Savaşlar, çatışmalar, kıyımlar, isyanlar, idamlar, daha neler neler… Ama sular bir türlü durulmadı. Sünniler yönetimden gitti, Şiiler geldi, ama yine olmadı.
İran yanlısı merkezî Irak’ın sesi çok çıkıyor, ama Kürtleri çaresiz bırakan bütün gelişmelerin müsebbibi de esasen onlar. Artık toprak bütünlüğü tezlerinin, anayasa ihlâl ediliyor yakınmalarının ikna ediciliği pek kalmadı.
Etnik dar görüşlülük ve mezhepçilikle, buraya kadar
Çünkü ülkenin son 2005 anayasasını Kürtlerle birlikte yaptılar. Ama IŞİD Kürtlerin bölgelerine saldırdığında koşar adım kaçarak onları yalnız bıraktıkları ve silah vermedikleri, herkesin hafızasında çok taze.
IŞİD belasına karşı başları sıkıştığında Kürt peşmergeleri yardıma çağırdılar, ama sıra petrolden ve bütçeden haklarına düşen payı vermeye gelince, yıllarca haklarını ödemeyip onları açlık ve yoksulluğa mahkûm ettiler. Irak’ın etnik ve mezhebi çeşitliliğini dikkate almadan, Arap ve Şii çıkarları üzerinden ülkeyi yönetmekte ısrar ettiler.
Ayrıca, Saddam’ın gidişinden beri fiilen bağımsız devlet gibi çalışan Kürt bölge yönetimini çökertmeye çalıştıkları da kimse için bir sır değil. Bütün bunlara rağmen Kürt bölgesinde çevresine göre dikkat çekici bir huzur ve güven ortamının hüküm sürdüğü, herkesin ortak gözlemi.
Irak yönetiminin ilâve ekonomik ambargo uygulayabilecek imkânı, askeri müdahalede bulunabilecek kendine mahsus gücü ve takati var mı? Çok şüpheli.
Başta Kerkük olmak üzere, petrol ve doğal zenginlikleri bilinen vilayetleri elinden çıkarmak istemediği çok açık. İran’a ve onun bölgedeki milislerine güvenmeden herhangi bir adım atabilir mi? Bunun sözü edilse bile hayata geçirilmesi zor görünüyor.
İran her şeye kadir değil
IŞİD’in tasfiyesi sonrasında yeni ve kanlı bir iç savaşa, Kürt-Arap, Sünni-Şii çatışmasına girişmeyi bölgenin hükümetlerinin göze alması kolay bir şey değil. Irak’ın İran’dan açık destek almadan böyle bir işe girişmesinin ise intihardan farkı yok.
Halen sahada çok sayıda Haşdi Şabi gibi silâhlı İran milisleri bulunsa bile, böyle bir hamlenin kendisine müdahale için zemin yoklayıp fırsat kollayan ABD’nin arayıp da bulamadığı bir durum olduğunu, İran gibi köklü bir devletin görmemesi de mümkün değil.
Sorular çok ama uzatmanın anlamı yok!
İç savaşa girişmeden bir halkın kaderini belirlemek
Eğer yukarıda sorulan ve sorulmayan soruların muhataplarından olağanüstü bir önleyici hamle gelmezse, iki hafta sonra Irak kuzeyinin Kürtleri ile bölgenin azınlığı olan diğer halklar sandık başına gidip kendi iradelerini ortaya koyacaklar.
Hem de silaha başvurmadan, çatışmadan ve kan dökmeden. Barışçı yollardan…
Barzani yönetimine ve referandum yapılmasına muhalif Kürtler ile bağımsız bir Kürt devletini kendileri için riskli bulan farklı etnik, dini ve mezhebi topluluklardan bazıları, olumsuz yönde oy kullanacaklarını ifade ediyor. Az sayıda oldukları da söylenemez. Ama genel kanaat bölgedeki seçmen çoğunluğunun tercihinin bağımsızlığın kabulü yönünde olacağı.
Sorunun hem içinde hem dışında
Bu yazıda asıl paylaşmak istediğim PKK’nın, yöneticilerinin ve yan kuruluşlarının bu bağımsızlık referandumuna nasıl yaklaştığı.
Biliyoruz, PKK Türkiye kökenli bir örgüt olmakla beraber, Kürtlerin bulunduğu ülkelerin hepsinde partisi, muhtelif kuruluşları, kampları, silahlı güçleri bulunan bir yapılanma. Merkezi karargahı Irak’ta, İran sınırına yakın Kandil’de. Ayrıca, Türkiye sınırına yakın çok sayıda askeri kampı bulunuyor.
BM’nin uhdesinde bulanan ama fiilen bu örgüt tarafından yönetilen bir mülteci kampı da söz konusu.
PKK her ne kadar 1978 itibariyle Türkiye’de kurulmuşsa da, baştan beri politik vizyonu Türkiye’yle sınırlı kalmadı. Kürtlerin bulunduğu bütün ülkelere dair iddialı görüşler ileri sürdü, hepsinde silahlı siyasal faaliyeti ve örgütlenmesi söz konusu. Bölgesel bir örgüt durumunda.
PKK “Hayır” derken…
Bu bakımdan, kendisinden hayli farklı bir yol izleyerek Kuzey Irak Kürtlerini bağımsızlığın eşiğine getiren KDP’nin ve lideri Barzani’nin bu referandumuna PKK’nın nasıl yaklaştığını görmek ve anlamak da, meseleyi bir bütün olarak değerlendirmek bakımından yararlı olacak.
İlk açıklama KCK eş başkanı Cemil Bayık’tan geldi. News Channel TV’ye konuşan Bayık “bağımsızlığın bir hak olduğunu ancak toplumsal alanda yaşanan sorunlar yumağı içerisinde referanduma gidilmesinin başarı getirmeyeceğini” ileri sürdü. Referandumu “içerideki ve dışarıdaki sıkışmışlığın sonucu” olarak gören Bayık, bununla birlikte “referandumun demokratik bir hak olduğunu” da kaydetti, buna “kimsenin de karşı çıkmaması gerektiğini” ilave etti (www.nerinaazadi.com.net, 13.06.2017).
Kısa bir süre sonra PKK Yürütme Komitesi üyesi Duran Kalkan’dan yeni bir açıklama geldi. Aynı kanalın (News Channel TV’nin) “Ülkeden” isimli programına katılan Kalkan, “Kürdistan bölgesinde yapılacak bağımsızlık referandumunun propaganda amaçlı olduğunu” öne sürdü. “Kürtlerin devlete ihtiyacı olmadığını” savundu. Söz konusu referandumun aslında “PKK’yi toplumun gözünden düşürmek için yapılmak istendiğini” iddia etti. Hattâ “Kürdistan bölgesinin referanduma ve bağımsızlığa hazır olmadığını” iddia ilave etti. Biraz da tersten Marksist teori dersi (!) verdi. “Devlet bir baskı ve sömürü aracıdır…O nedenle önemli olan devlet olmak değil, önemli olan toplumun kendini örgütlemesi ve yönetmesidir” dedi (www.nerinaazadi.com.net, 20.06.2017)
16 Ağustos 2017’de ise PKK’nın Irak Kürdistan bölgesindeki örgütlenmesi olan Kürdistan Özgür Toplum Hareketi (Tevgera Civaka Azadiya Kurdistan) Kerkük’te yaptığı resmi açıklamada bağımsızlık referandumunda ”hayır” diyeceklerini ve bu yönde kampanya yapacaklarını duyurdu. Açıklamayı eş başkan yardımcısı Tara Hisen yaptı.
Açıklamada ”Güney Kürdistan iktidarı, özellikle de KDP’nin yönetiminde yaşamış olduğu başarısızlık ve yenilgiyi gizlemekle beraber, aile ve parti çıkarlarını korumak için halkın gündemine referandumu koymuştur” iddiası yer aldı.
Buna ilaveten “Mesut Barzani’nin amacı referandum yoluyla kanuni olmayan iktidarını uzatmak istemektedir... Bu karar kanuni olmadığı gibi, bir parti kararıdır. Aynı zamanda referandum konusunda siyasi bir mutabakat oluşmamış, içeride ve dışarıda bunun alt yapısı hazırlanmamıştır... Referandum süreci var olan sorunları çözemeyeceği gibi, var olan tehlike ve krizleri de çoğaltabilecektir... Referandumun milliyetçi ve mezhepçi çatışmalara neden olmaması için bugünden itibaren halkların ve inançların birliği kurumlaştırılmalıdır” şeklinde eleştiri ve görüşler dile getirildi (www.tr.zernews/2017/08/Pkk-kurdistan-bagimsizlik-referandumu-resmi-aciklama.htlm).
Bitirirken, referandumun bölge Kürtlerinin yararına ve barışçı sonuçlar üretmesini diliyorum.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları




























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.11.2023
19.08.2023
6.05.2023
28.04.2023
17.04.2023
29.03.2023
22.03.2023
9.03.2023
15.11.2022
9.09.2022