Cemil KOÇAK
Bazıları seçim sonuçlarına itirazların çok yeni bir şey olduğunu düşünebilir; oysa altmış dört yıldan bu yana seçim yapan bir ülkede, seçim sürecinde çok tecrübe kazanılmış olduğu gerçeğini göz ardı etmemeliyiz. Keşke bu hafta ‘güncel’ bir yazı yazsaydım!
1954 seçimi, DP’nin kesin üstünlüğü ile sonuçlanmıştı. DP, hatta 1950 seçimiyle bile kıyaslanamayacak ölçüde, çok başarılı bir sonuç elde etmişti. Seçim sonucu açıklandığında; DP’nin oy oranı % 58’i bile biraz geçmişti. Bu, siyasî hayatımızda bir iktidar partisinin alabildiği en yüksek oy oranıydı. O zaman bu rekorun bugüne kadar asla kırılamayacağını öngörmek belki de mümkün değildi. DP’nin toplam oyları 5 milyon üç yüz bini aşıyordu. TBMM’deki toplam 541 milletvekilliğinin 503’ünü kazanmıştı ki, bu rakam, Meclisin % 93’ünün DP üyelerinden oluştuğu anlamına geliyordu.
DP’nin tartışılmaz üstünlüğü
Eğer 1950 seçimiyle kıyaslamak gerekirse; DP, bir önceki seçimde % 55’i azıcık aşan bir oran yakalamıştı. Yine de Meclis’teki temsil oranı % 85 kadardı. Toplam oyu da 4 milyon dört yüz bine yakındı. Sonuçta; 1954 seçiminde DP, oy oranını daha da artırmış; neredeyse bir milyon kadar yeni seçmenin desteğini sağlamıştı.
CHP’nin kazanma umudu da sürüyordu
Gelelim muhalefet partisi olan CHP’ye… CHP, seçmenin 1950 seçimindeki ‘tarihsel yanılgısı’nın artık farkına vardığı kanısındaydı. Seçmen, iktidarı değiştirecekti. Beklentisi büyüktü. Zaten 50 seçimini kaybettiğinde, CHP’nin önde gelen yöneticilerinin bazıları; DP’nin müstakbel yönetici kadrosuna bakarak ve biraz da gördükleri karşısında dudak bükerek; DP’nin altı ay bile ülkeyi yönetemeyeceği öngörüsünde bulunmuşlardı! Hatta -bir söylentiye göre- çok önemli bir isim, DP’nin kısa sürede, tecrübesizliği ve bilgisizliği yüzünden; (çünkü, onların milletvekilleri ile yöneticileri, genellikle taşradan kopup gelmiş sıradan insanlardı), iktidarı tek başına sürdüremeyeceğini anlayacağını ve mecburen CHP’ye bir koalisyon hükûmeti önereceğini ileri sürmüştü! Fakat CHP, kapısına geldiğinde DP’yi geri çevirmeliydi, ona göre…
Ama seçim sonucu, bütün bu beklentilerin büyük bir hayal kırıklığına dönüşmesine neden oldu. CHP, bir önceki seçimde aldığı oyu bile alamamıştı! 50 seçiminde CHP, neredeyse % 40 oy oranına sahipti; toplam oyları üç milyon yüzeli bine yakındı. 69 da milletvekili kazanmıştı. Oysa ikinci seçimde, CHP, umduğunu bulmak bir yana, adeta yıkılmış sayılırdı: Bu kez, oy oranı sadece % 35’di; oy toplamında da yalnızca yaklaşık olarak elli binlik bir artış görülmüştü. Milletvekili sayısı da sadece 35 idi. Meclis’teki üyelerin sadece % 5’i CHP’ye aitti. Bir anlamda CHP Meclis’ten silinmişti.
Seçim itirazsız olur mu hiç?
Bu kadar açık ve net bir seçim sonucu bile CHP’nin seçime ilişkin itirazlarını önlemeye yetmemişti. Bazılar, 1950-1960 dönemini ele alırken, muhalefetin yalnızca 1957 seçiminin sonucuna itiraz ettiğini hatırlayabilirler; fakat öyle değil. CHP, 1954 seçiminin de âdil olmadığını ileri sürüyordu. Seçimin ertesi gününden itibaren basında CHP’nin itiraz ettiği seçim sonuçlarına ilişkin haberler yayınlanmaya başlamıştı bile. Burada seçimin ayrıntılarına inerek, CHP’nin hangi illerde ne oranda bir farkla seçimi yitirdiğine bakmayacağım. Burada dikkat çekmeye çalıştığım ana husus; CHP’nin seçim sonucunda rakibi partiyle arasında oluşan 23 puan farka rağmen, seçim sonuçlarına itiraz etmekte bir fayda görmüş olmasıdır.
Aslında amaç; sonuç alınmasına imkân olmamasına rağmen, seçimde usûlsüzlükler yapıldığını imâ etmek, hatta bunun propagandasına daha seçimin ertesi gününden itibaren başlamaktı. Bir sonraki seçime kadar seçmen nezdinde gadre uğrayan bir muhalefet partisi olarak görülmek, belli ki, tercih edilmişti!
İsmet İnönü yenilgiyi nasıl yorumlamıştı?
İsmet İnönü, seçimden sonra, 26 Temmuz 1954 günü CHP on birinci kurultayında yaptığı konuşmada, seçim yenilgisinin bir değerlendirmesini de yapmak ihtiyacını hissetmişti. Bugünden bakıldığında ilginç olan nokta, İnönü’nün CHP’nin bu tarihsel anlamda çok ağır seçim yenilgisinin hemen ardından, partisinin yetersizliğine ilişkin hiçbir açıklamada bulunmamayı tercih etmiş olmasıdır. Bir öz eleştiri bekleniyorsa eğer, İnönü bundan kaçınmayı uygun görmüştür. O, partisinin seçim öncesinde bir seçim beyannamesi yayınlamış olmasının önemli bir başarı olduğu kanısındaydı. CHP, “kudretli ve faydalı” bir partiydi.
Hükûmetin seçim istatistiğini “bu kadar kısa” zamanda, fakat “tafsilatsız” [ayrıntılar olmaksızın] ilân etmesi, yeterli olmamıştı. Çünkü, “bu cetvel üzerinde seçim karakteri hakkında, yani şehirli ve köylü vatandaşların hangi nevi meseleleri, ne nisbette intizam ettiğine dair bir tahlil yapmaya imkân yoktu.” Uzmanlar ve resmî istatistik kurumları, kesin ayrıntıları inceleyip de, yayınlamadığı sürece, bu türden rakamlarla seçime ilişkin “derin” bir analiz yapmak zaten imkânsızdı.
Diğer yandan, İnönü, parti teşkilâtının aslında illerde ve ilçelerde ve hatta her sandıkta kullanılan oyların rakamlarına “nazarî” [teorik] olarak sahip olduğunu da belirtiyordu. Fakat CHP merkezi, aradan geçen bu zaman içinde, bu bilgileri toplayamamıştı. Eğer toplama becerisini gösterebilmiş olsaydı, ancak bu takdirde İnönü ve CHP, “seçim neticeleri üzerinde daha geniş tahliller yapabilirdi.” Bir devlet dairesinin yükümlülüğü olan bu işin, “bir siyasî partinin ne kadar zamanda, ne dereceye kadar yapılabileceğini kestiremiyoruz” diyordu İnönü…
CHP yenilmemişti; sadece DP kazanmıştı!
Sonuçta, CHP, seçim sonucunu tam olarak değerlendirmek için ayrıntılı rakamlara muhtaçtı! O zamana kadar da böyle bir çabadan uzak durmak istiyordu. Ama yine de İnönü, konuşmasında, bir cümleyle sonucu şöyle özetlemeye çalışmıştı: “Seçim neticesini ana hatlarıyla şu şekilde mânâlandırabiliriz: DP, 1954 seçimleri neticesinde, iktidarı muhafaza etmiştir.” Bu cümle, herhalde seçim sonucunu henüz anlayamamış CHP seçmenini aydınlatmak amacıyla ifade edilmişti! Belki de bazı CHP’liler, iktidara geldiklerini sanıyorlardı. Böylece gerçeği görmüşlerdi!
Bu gerçeği biraz daha ayrıntılandırmak isteyen İnönü, ardından şunları söylemişti: “Temel olarak bu hükmü kaydettikten sonra, seçmenin hangi mevzuları iltizam edip, hangi mevzuları iltizam etmediğini kestirmek mümkün olmadığı gibi; seçim usûlünde ve icrasında şikâyet ettiğimiz unsurların, seçim rakamlarına tesirlerini, bugün tayin ve tahlil edebilecek durumda değiliz.”
İnönü’nün itirazları
İsmet İnönü, yasaya göre, seçim propagandasının seçim gününden önceki son üç gün için yasaklanmasının “salim ve eşit bir seçim mücadelesi için zararlı” olduğu kanısındaydı; bu yasak, iktidar için avantaj yaratıyordu. Ayrıca, seçim için harcanacak paranın da denetimi gerekirdi. Dinin siyasete âlet edilmesinin önüne geçilmeliydi. Devlet kurumlarının iktidar lehine devlet bütçesinden propaganda yapmasının da önüne geçilmeliydi.
Bütün bunlar; seçimin sonucunu CHP’nin aleyhine çevirmişti. Fakat İnönü, bu “tesirin riyazî [matematiksel] derecesini takdir etmek tabiî ki imkânsızdır” diyordu. Sonuçta; % 35’lik bir CHP oy oranı, “büyük bir varlık”tı. CHP’nin bu oy oranı ile Meclis’te adeta minik bir ada olarak kalmasının nedeni, elbette seçim sistemi olan çoğunluk yöntemiydi. İnönü, bu usûlün değiştirilmesinden yanaydı. Nisbî temsile geçilmeliydi artık. Bu konudaki deneyimler, nisbî temsilin kabulü için kamuoyunun ikna edilmesi gerektiğini de ortaya koymuştu.
Elbette seçim sistemi hayli tartışılabilirdi; diğer yandan, İnönü’nün gözden uzak tuttuğu husus; seçimde çoğunluk yöntemini, DP’nin bütün ısrarlı çabalarına rağmen, 1950 öncesinde iktidar partisi olarak CHP’nin değiştirmediği gerçeğiydi! CHP, bu kararından dolayı çoktan pişmandı; fakat iktidarın çoğunluk yöntemini değiştirmesini beklemek, olsa olsa siyasî etiğe sarılmaktan geçiyordu. Çünkü, DP, muhalefetteyken çoğunluk sisteminin değiştirilmesi gerektiğini söylemişti. Ama bir de tabiî siyasî gerçekler vardı: DP, birinci parti olduğu sürece sistemi değiştirmeye gerek görmeyecektir!
“Muhalefet tasfiye ediliyor”
İnönü, iktidarın 1950’den beri muhalefeti “teşekkül ve şahıslar olarak tasfiye hevesine düştüğü”nü ileri sürüyordu. Seçimi kazandığı andan itibaren de “aynı hastalık daha şiddetle tepmiş olarak kendisini göstermişti.” İnönü şöyle devam ediyordu: “İktidar başında olanlar, aynı ithamları bizler için söylerler; ama haksız söylediklerinde kimsenin tereddüdü yoktur.” Oysa, CHP; yalnızca “inkılâpların bekçisi” idi. Keşke iktidar da böyle olsaydı; o zaman CHP “huzur” bulurdu! CHP’nin 1954 seçim değerlendirmesi bundan ibaretti. Dedim ya, keşke ‘güncel’bir yazı yazsaydım diye…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları

























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.02.2016
3.02.2016
26.03.2016
19.03.2016
13.03.2016
5.02.2016
28.02.2016
20.02.2016
13.02.2016
7.02.2016