Cihan AKTAŞ
27 Temmuz Cumartesi günü öğleden sonra Üsküdar’da, Beşiktaş İskelesi karşısında yer alan Gezi Parkı’nda Asım Gültekin tarafından yönetilen “Hızırla Kırk Saat” okumalarına katıldım. Esnek bir katılımcı grup tarafından beş haftadır sürdürülüyordu toplantı ve her seferinde uzun şiirin bir bölümü okunuyordu. Şiirden parçalar kartonlara yazılı halde ipe dizilerek ağaçtan ağaca asılıyordu. Ben toplantı parkının her hafta değişmesini ve daha sık ağaç bulunan büyük bir parkta geleneksel anlatılarda olduğu gibi her bir kartonun bir ağaca asılmasını önerdim, ama grup haklı olarak sonuna kadar aynı parkta kalma konusunda kararlı. Süreklilik katılımı ve dikkati artırıyor. Grup parkın yol kenarına en yakın noktasında çimenlere oturarak sürdürüyor okumayı. Yoldan geçenler sorular soruyor, bazıları okuyucu halkasına dahil oluyor
Biz şehri inşa ederiz, şehir de bizi. Çoğu kez çevremiz elimizde olmayan bir değişimle yabancılaşıyor. ”Kaçak Yolcu” sitesi, “Bu toprakların şairleri ve yazarları olarak biz nerede hata yaptık?” diye soruyor. Ufuklar “milyonluk manzara”larla kapalı. Çevreye kitabı hatırlatmak çok sade ve etkili bir eylem.
Leyla Erbil vefat ettiğinde, sadık okurları şehrin çeşitli parklarındaki kanapelere kitaplarını bıraktılar. Park ve kitap, modern kent tasavvurunun olmazsa olmaz unsurları. Toplu taşıma araçlarında, parklarda, bekleme salonlarında kitap okumaya eğitilmesi sürer “yurttaş”ın. Gelgelelim insanımız okumuyor, telefon ekranında Angry Birds oynamayı, facebook’a fotoğraf eklemeyi yeğliyor. `Yurttaş` ise, Wallerstein’ın deyişiyle, son derece değer atfedilen bir konumu gösteriyor, bu nedenle de kişinin başkalarıyla paylaşmayı pek de istemediği konumun bunalımlarıyla yüzleşiyor.
Park, şehir içinde tabiatı hatırlatan yapıntı yeşil alan, bir bakıma şehri değil “kent”i tamamlayan, fazlasıyla müdahale edilmiş orman. Bu plastik ormanı eleştirsek de ona ihtiyacımız var. Şehir içinde bulunan hatta şehri kuşatan orman alanları büyük projelerle yaralanıyor, dağılıyor, azalıyor. Buna karşılık park alanları hiç yeterli sayılmaz. 50. Yıl Ormanı Ramazan boyunca olduğu gibi tıklım tıklım değil. Yılın diğer aylarında hemen her gün uğradığım ormanda kitap okuyucusuna nadiren rastlıyorum. Asım Gültekin ve grubu bu ormana da uğrar belki.
Kitap ile tabiatı buluşturmanın dilin zenginleşmesi ve toplumsal ortaklaşmanın güçlenmesine sunacağı katkıyı sıklıkla dile getiriyorum. Hızırla Kırk Saat şiir okuma programı, parkın şehirli için neler ifade ettiği üzerine yeniden düşünmeme vesile oldu.
Çocukluğum elma bahçelerinde kitap okuyarak geçti. Kitap okumayı tabiatla, tabiatı sevmeyi de kitabın yardımıyla öğrendiğimi söyleyebilirim. Bu nedenle, yaşadığım şehirde azalan, yok olan her bahçe, her bostan, kültürel bir imha olarak da görünüyor bana. Misal, 30 yıldır betonlaşma tehlikesine karşı direnen Kuzguncuk Bostanı. Eski adı İlia’nın Bostanı olan, 700 yıllık geçmişe sahip ve 17 dönümlük bir alanı kapsayan bostan, sit alanı olarak belirlendiği halde 1986’dan bu yana izinsiz inşa faaliyetlerinin hedefi durumunda. Engellenen projelerden biri, 1992’de Türkiye Organ ve Yanık Tedavisi Vakfı tarafından tasarlanan hastaneydi. İzinsiz okul inşaatına karşı Şehir Plancıları Odası’nın açtığı, semtlerini korumak isteyen insanların kurduğu Kuzguncuklular Derneği’nin ve Mimarlar Odası’nın da müdahil olduğu dava kazanıldı; idari mahkeme yürütmeyi durdurdu. 2011 yılında Vakıflar Müdürlüğü özel okul projesini imar Müdürlüğü’ne gönderdi. Yine bir hukuki başarı gerçekleşti ve 6. Koruma Kurulu projeye onay vermedi. Proje şimdi Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bünyesindeki Tabiatı Koruma Komisyonu’nda ve tarihi bostan, hakkında çıkacak kararı bekliyor.
Bostan arazisi için hazırlanan projelerin eğitime yoğunlaşması, sit alanına dönük imar amacını meşru gösterebilir. Oysa eğitim sadece okulla gerçekleşmez. Açık alan, kadim bir bostan kendiliğinden bir okul, bir derslik. Öğrenciler oraya her zaman gelebilir. Şehir içinde sayısız okul var, bunlardan bazıları geniş bahçeler içinde kurulmuş. Ancak uzun ömürlü bir bostan, korunması gereken nadide bir varlık haline geldi.
*** * ***
Denetlenebilir, hatta taşınma iddiasıyla projeler tarafından göz ardı edilebilir ağaç kültürü karşısında (bahçe ve) bostan, “özgür” yeşili temsil ediyor, Deleuze ve Guattari’nin “Bin Yayla”sında. Rizom ya da köksap, çatallanabilen ve herhangi bir noktada yeni filiz verebilen bir bitkisel yapı. Düşünürler rizomu her şeyin merkezi bir gövdeden yayıldığı ağacımsı yapının karşıtı olarak kullanıyorlar. Ağacın gövdesi ve dalları doğrusal mantığı ve hiyerarşik düzen ağını, toprağın altındaki kısmı olarak rizom ise mümkünü ve otonomluğu temsil ediyor. “Göçebebilim” düşünürlerine göre ağacımsı yapı merkezi iktidar imgesi hatta bir merkezileşme modeli olarak görünür. Tabiat sevgisini –ormandan bağımsız- ağaç üzerinden ifade eden günümüz kent insanı açısından şaşırtıcı bir yorumdur bu. Modern kentte çimlerle birlikte tabiatı hatırlatan, kenti bir beton uygulaması olmaktan kurtaran ağaca yönelik bu bakış, Batı’nın ekilecek arazi açılması adına ormansızlaştırma kültürüne temelden bir eleştiriyle açıklık kazanır. Ormanların kesilmesiyle açılan araziler tarlalaştırılır, ağacımsı türleri temel alan yetiştiriciliğin ürettiği tohumlu bitkilerle doldurulur.
Doğu (özellikle Okyanusya) ise orman ve tarla yerine yumru köklere dayalı bozkır ve bahçeyle (bazen de çöl ve vahayla) ilişki kuragelmiştir. Rizom (köksap) kaynaklı bitki örtüsü özgürlükçü toplum idealine yatkınlığı yansıtır Deleuze-Guattari yorumunda, buna karşılık ağacımsı türleri temel alan yetiştiricilik bir denetim ağını, katılığı, tabakalaştırmayı öne sürer. Batı rizomu ya da otu yitirmiştir, buna karşılık botanikten anatomiye, teoloji ve felsefeye kadar ağaç Batı gerçekliği ve düşüncesine hakimdir. Kaskatılık bedenleri de etkiler. “Batı’da ağaç kendisini bedenlerimizin içine dikmiştir” diye yazıyor Deleuze-Guattari, ağaçseverleri şaşırtacak bir suçlama diliyle. Bu dilde eleştiriye maruz kalan, tabiatın dengesini karıştıran müdahalenin plastik ağacıdır. *
Modern kent etrafındaki ormanları ehilleşme adına düzleştirirken park düzenlemeleriyle vahşi sayılanı denetim altında tutacak şekilde çerçeveye alıyor. Burada yardıma koşacak olan da bana kalırsa duadır, şiirdir, söyleşen insanların oluşturduğu halkalardır.
*** * ***
Bakü ve Tahran yıllarında hemen her gün bir parkta gelip geçerken hiç olmazsa on beş dakika oyalanırdım. “Yaralı Kürşad”, “Parkta Bir Sabah Erkenden”, “Dünyanın Öteki Ucunda Annem” gibi öykülerim, “Komşu sıradaki kötülük” gibi denemelerim parklarda yazıldı. “Dört Mevsim Park” ismini taşıyan, Tahran yıllarında sürekli gittiğim Pervaz Parkı’na ilişkin izlenimlerimden oluşan –henüz yayına hazırlamadığım- kitabımın temelleri de öğleden sonra sıcaklarında uğramadan edemediğim park gezintilerinde atıldı. Gezi Parkı’nın imara açılması konusundaki başlangıç hassasiyetlerini, parklarda geçirdiğim saatlerin hatırına da anlamaya çalıştım. Şehre sıkıştırılan insana kalabalık caddeler ve meydanlar unutulmaz bir şeyler söyler muhakkak ki teselli mahiyetinde, ancak bağların bahçelerin ve bostanların yerini tutmaya çalışan parklar kültürle tabiatı buluşturmanın güvenini ve umudunu yaşatırlar gelene geçene, buluşana tanışana.
Türkiye park toplantılarına alışmalı ve parklar bu toplanmalara imkân tanıyacak şekilde tasarlanmalı. Şehirleşmenin gelişerek sürmesi nitelikli park alanlarına verilecek öneme de bağlı. Parklar, toprağın ve ağacın gerilim yükünü azalttığı toplu karşılaşma alanları. Emekliler, yaşlılar, düz duvara tırmanan küçük çocukları olan anneler ve hamile kadınlar, yolcular, evsizler için park olabildiğince müsait köşeler sunuyor. Çocuklar kuşları, böcekleri, ağaçları ve belki yaşlı insanları parklarda görüyor tanıyor. Bir şehrin yabancısı için parklar ve camiler sığınma alanlarıdır. Geniş park bir köşesine yapılacak küçük, şirin bir mescitle ziyaretçisine zaman kazandırabilir.
Gezi Parkı eylemleri sıradan şehirlinin dikkatinin parklara çevrilmesinde bir rol oynadı. “Park”, hele ki “Gezi Parkı” denildiğinde Taksim Gezi Parkı eylemlerinin hatırlandığı bir dönemde, Üsküdar Gezi Parkı’nda gerçekleştirilen Hızırla Kırk Saat toplantıları dikkatleri bir parkın kolaylıkla göz ardı edilemeyecek birikimlerine çevirmeye katkı sağlıyor.
”...öbürleri suçsuzdu/ çiçeğe yeni durmuşlardı/ suçlu bendim/ geç kalmıştım...” Gün, saat, yer aslında belirsiz ama kalabalıklara açık olmak gerek. “Hızır” caddeden geçen kalabalıklar arasında olabilir, caddeden geçen bir yolcu halkaya katılabilir. Üsküdar Gezi Parkı’nın caddeye yakın kenarında çimlere halka şeklinde oturduk ve Hızırla Kırk Saat mısralarını sırayla okumaya başladık. Biraz önce Asım Gültekin bir ağaca tırmandı ve şiir mısrası yazılı kartonun bağlı olduğu ipi ağaca bağladı. Taha’nın Kitabı’nın şiirlerinin yarısını ezbere bilen Mızrap Güleç, ayakta sürdürüyordu şiir okumayı. Yanıbaşımda şiir okuyan Dilara Kara ve Nurefşan Tanrıver Eyüp’ten gelmişlerdi, Aysel Çolak da Üsküdar içinden. 1980’lerde, Ahmediye’de bir mimarlık bürosunda çalıştığım, öğle ve ikindi namazlarını bir aceleyle Kara Davut Paşa Camii’nde kılıp masa başına döndüğüm aylarda ancak hayal edebilirdim böyle bir buluşmayı: Başörtüsü kendi kamusunu kurmaya devam ediyor, şiir yapay cennet ortamını büyüsüyle kuşatıyor. Haberli gelen şiir dostu, yoldan geçenin şaşkınlığına tercüman oluyor.
İskele Meydanı’nda kaybolmuş gibi duran park şiir mısralarıyla ziyaretçilerine şunları söylemeye çalışıyor: Her gün önünden geçtiğiniz park unuttuğunuz türde bir buluşmanın adresi, öylesine yoldan geçen kişi Hızır olabilir. Şiiri oku, komşunu tanı, onu hanene buyur et. Gerçekten de öyle, biz şehri inşa ediyoruz, şehir de bizi.
http://www.dunyabulteni.net/?aType=yazarHaber&ArticleID=19216
Yazarlar
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları




















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
23.03.2021
9.08.2019
16.01.2019
4.02.2018
28.08.2018
15.08.2018
28.07.2018
19.07.2018
21.10.2017
21.09.2016