Ergun BABAHAN
Gazeteci Fehim Taştekin, Kürt hareketinin Suriye’de tüm elmalarını Amerikan sepetine koymasının hata olduğu görüşünde.
“Benim kanaatim Kürtlerin aradığı kazanımları geleceğe taşımak açısından ABD’nin garanti sunamayacağı yönündeydi. Şam üzerinde etkili olan asıl güç Rusya. Kürtlerin aktörlere eşit mesafede olmayı ve savaşı evden uzak tutmayı telkin eden ‘üçüncü yol’ stratejisinden sapmamaları gerektiğini söyledim” diyen bölge uzmanı gazeteci bunu yazdığı için de Rus tezlerini savunmakla suçlandığını belirtiyor ve ekliyor:
“Fakat şunun da farkındayız: Şam’ın eli güçlü iken Kürtleri IŞİD’e karşı savaşan vatan evladı olarak selamladılar, ordu topraklar üzerinde hâkimiyetini yeniden tesis ederken güvensizliği neden olan tehditkâr dile geri dönüldü. Bu ciddi bir açmazdır. Kürtlerin kendi pozisyonlarını Şam’ı etkileyecek noktalarda durarak güçlendirmeleri gerekiyordu. Amerikan ortaklığı, Kürtlerin çok da kaçacak yerlerinin olmadığı bir odada oynamayı tercih ettikleri bir kumardı.”
Taştekin, Trump’ın hızla çekilme kararının Ankara için de sıkıntı olduğu görüşünde aynı zamanda: “ABD’nin Kürtleri tuttuğu koşullarda Suriye’nin kuzeyine girmek ile her türlü sürprize açık koşullarda girmek arasında büyük fark var. Bunun için Suriye’den, İran’dan ve Rusya’dan emin olmaları gerekir. Aslında Trump, Erdoğan’ı çok çetrefilli bir pozisyona sokmuş oldu.”
Taştekin ile bu hafta bölgedeki muhtemel gelişmeleri, Rusya’nın planlarını ve Erdoğan’ın olası hamlelerini konuştuk.
Trump’ın Suriye’den çekilme kararı Türkiye için zafer, Kürtler için hezimet mi?
Dinamik ve akışkan bir süreçteyiz, bu kadar kesin sonuçlara ulaşacak noktada olduğumuzdan emin değilim. Evet, Amerika ile ortaklığa binaen oluşan beklentilerin suya düşmüş olması nedeniyle Kürtler yarı yolda bırakılmış oldu. Kürtler Menbic’ten sonra Amerikan güçleri ile birlikte Rakka ve Deyr el Zor’a giderken Şam ve müttefiklerinin ‘düşman’ kategorisine girme ve Suriye topraklarında yasadışı yabancı bir güce yer açma suçlamasını göze alarak bu adımı attılar. Amerikan desteği, üç kantonlu Rojava özerkliğinin Kuzey Suriye Demokratik Federasyonu’nuna dönüştürülmesi konusunda da yerel aktörlere cesaret verdi. Arap aşiretleri bu projeye katıldılar vs.
Bu modelin siyasi çözüm sürecinde bir veri olması konusunda beklenti çıtası yükseldi. Amerikan askeri ortaklığının siyasal tanımayı da beraberinde getireceği umuldu. En önemli beklenti Amerika gerek Suriye ordusu gerek Türkiye’nin müdahalelerine karşı Kürtlere koruma sunacaktı. Bunlar olmadı. Bu bakımdan sonuç hezimettir ama ne bir taraf için sondur ne de diğer taraf için zaferdir.
Elbette Amerikan yönetiminin de kendi hesapları vardı. Trump’ın “Çekiliyoruz” tweetine kadar yönetimin tüm birimleri, daha birkaç yıl daha Suriye’de kalınmasını gerektiren bir stratejiyi hararetle savunuyordu. Trump sadece Kürtleri yüzüstü bırakmadı Suriye’deki operasyonlarının 2019 bütçesini çıkarmış olan Pentagon ve Dışişleri Bakanlığı’nı da ters köşeye yatırmış oldu.
Asıl hezimet Amerikan politikasında. Trump, Suriye’de istediği sonuçları alamadığı halde top çeviren Amerikan kurulu düzeninde kısa devre yaptırdı. Evet, Trump kendi seçim vaadi olan çekilme planına geri döndü, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın baskıları da ona bu fırsatı verdi, kendisi açısından bir çelişki yok ama Amerikan dış politikaları açısından bu bir yenilginin teslimidir.
Afganistan’da da aynısı oluyor. Paralel bir kararla Trump Afganistan’daki 15 bin askerin yarısını acilen çıkarma talimatı verdi. Kalanını da çekmek için Körfez’deki ortakları aracılığıyla Taliban’la bir önce anlaşmak için uğraşıyorlar.
Trump’ın kararı Türkiye’yi de aslında hazırlıksız bir seçenekle karşı karşıya bıraktı. Erdoğan YPG’ye desteğin kesilmesi için Amerikan güçlerinin yanında Türk ordusu ve Özgür Suriye Ordusu’nun IŞİD’le mücadele edebileceğini söylüyordu. Alternatifi buydu, Türk ordusunun tek başına Rakka ve Deyr el Zor’a inmesi değil. Trump, öyle bir rest çekti ki IŞİD’le mücadele misyonu Erdoğan’ın önünde kaldı. Erdoğan’ın istediği bu değil ki! Şimdi kara kara düşünüyor olmalılar, Deyr el Zor’a nasıl inilir diye. ABD’nin Kürtleri tuttuğu koşullarda Suriye’nin kuzeyine girmek ile her türlü sürprize açık koşullarda girmek arasında büyük fark var. Bunun için Suriye’den, İran’dan ve Rusya’dan emin olmaları gerekir. Aslında Trump, Erdoğan’ı çok çetrefilli bir pozisyona sokmuş oldu.
Kürtler bugüne kadar Esad ile anlaşmayarak hata mı yaptı?
Bu soruya sahadaki aktörlerin Kürtlerle ilgili nerede ne zaman pozisyonlarının değiştiğini anlatarak yanıt vereyim. Şam’da üst düzey askeri ve sivil yetkililerle Kürtlerin fiili özerkliğini farklı dönemlerde tartışma fırsatım oldu. Bunlar arasında iki tümgeneral, bir istihbarat generali ve bir Baas yetkilisi de var. Temmuz 2012’de ordu Suriye’nin ana arterlerini korumak için merkeze çekilirken bölgeyi yakından tanıdığı ve yarın müzakere edebileceği PYD çizgisindeki Kürtlere bıraktı. Bölgeyi ödünç verdi. Yine de yer yer iki taraf arasında gerilimler ve çatışmalar oldu.
Suriye yönetimine göre IŞİD ile savaş başladığında YPG’ye silah da verildi. Afrin’de az da olsa Rus desteği vardı. Kanton sistemi de ‘yerel yönetimler yasasını geliştirerek içselleştirilebilir’ diye bir esnek bakış açısı vardı. Elbette Baasçı yapıya karşı keskin bir güvensizlik de var. Yarın ne olacağının garantisi yok. Orası ayrı.
ABD’nin bölgeye girmesine paralel olarak bu bakış açısı değişti. Kürtler düşmanı eve alan güç olarak resmedilmeye başlandı. Rusya ve İran da bu noktadan sonra Kürtlerle ilgili rezerv koymaya başladı. Asıl kırılma Rakka ve Deyr el Zor operasyonu ile başladı. Kürtlere “Rakka’ya ABD ile birlikte gitmeyin” denildi. Kürtler kritik bir tercihte bulunarak Suriye ordusu ve müttefikleri değil ABD ile gitti. Bu Kürtlerin Şam’daki yerini değiştirdi.
Kürtlere karşı Türkiye tehdidi bu noktadan sonra Şam ve ortakları açısından ‘elverişli’ hale geldi. Ben bu süreçte bu meseleyi YPG ve PYD’li yetkililerle de çok konuştum. Benim kanaatim, Kürtlerin aradığı kazanımları geleceğe taşımak açısından ABD’nin garanti sunamayacağı yönündeydi. Şam üzerinde etkili olan asıl güç Rusya. Kürtlerin aktörlere eşit mesafede olmayı ve savaşı evden uzak tutmayı telkin eden ‘üçüncü yol’ stratejisinden sapmamaları gerektiğini söyledim. Bunu yazdığım için de Rus tezlerini savunmakla suçlandım.
Fakat şunun da farkındayız: Şam’ın eli güçlü iken Kürtleri IŞİD’e karşı savaşan vatan evladı olarak selamladılar, ordu topraklar üzerinde hâkimiyetini yeniden tesis ederken güvensizliği neden olan tehditkâr dile geri dönüldü. Bu ciddi bir açmazdır. Kürtlerih kendi pozisyonlarını Şam’ı etkileyecek noktalarda durarak güçlendirmeleri gerekiyordu. Amerikan ortaklığı, Kürtlerin çok da kaçacak yerlerinin olmadığı bir odada oynamayı tercih ettikleri bir kumardı.
Kürtlerin şu an oyun planı açısından ne gibi imkânları var?
Elbette Kürtlerin seçenekleri daraldı. IŞİD’e karşı koalisyonun diğer ortaklarının desteği de kesilirse tamamen Ekim 2014 öncesi koşullara dönmüş olacaklar. Yani kendi imkân ve potansiyelleriyle mücadele ettikleri döneme. Suriye yönetimiyle pazarlık kapısı açık. Ama ellerindeki kartlar azaldı ya da etkisini yitirdi. Şam bölgenin koşulsuz teslim edilmesi için Türkiye baskısını kendi avantajına çevirebilir. Kürtler de kendi direnme potansiyellerini göstererek Şam’a ödemek zorunda oldukları bedeli hatırlatacaktır. Doğrusu iki taraf için de savaş yıkıcı olur.
Şimdi Şam’da şöyle bir değerlendirme söz konusu: Evet Kürtler ABD ile ortak olarak hata yaptılar ama Kürtleri ezerek Türkiye’yi de memnun etmek ister miyiz? En azından burada Rusya’nın Astana ve Soçi’de masaya koyduğu ‘kültürel özerklik’ gibi belli hakların tanınması bile Ankara’nın sinirlerini zıplatıyor.
Şam, Suriye’de olup bitenlerden sorumlu tuttuğu Türkiye’ye bu hamleyi yaparak ders verebilir. Bu yöndeki tartışmalara şahit oldum. Savaşı dışlayan bir akılla ademi merkeziyetçi bir model üzerinden barışın tesisi onların da tercihi olabilir. Rusya da bu konuda cesaretlendirici rol oynayabilir. Türkiye ise tam çökertmeden yana. Yani Kürtlerin seçenekleriyle ilgili marjları belirleyen sadece kendi direnme kapasiteleri değil Rusya ile Türkiye, Rusya ile Suriye, Rusya ile ABD arasındaki pazarlıklara bağlı.
Rusya, bu şartlarda Türkiye’nin Suriye’de yeni bölgeler işgaline nasıl bakar?
Türkiye’nin geliştirdiği iki askeri harekât Rusya’nın yeşil ışığı sayesinde oldu. Rusya geçit vermeseydi Türkiye, Suriye’ye giremezdi. Bu konuda ABD’nin çok etkisi olduğu söylenemez. Rusya bunu neden yaptı? Birincisi bu yeşil ışığın koşulu Halep gibi yerlerdeki ‘kurtarılmış bölgelerin’ tekrar rejime teslim edilmesinde Türkiye’nin yüksek katkılarını esirgememesiydi.
İdlib cihatçı rezerv alanı Türkiye’nin işbirliği sayesinde oldu. Yanı sorunu bir bölgeye küremiş oldular. Cihatçıları geldikleri kapıya doğru süpürmüş oldular. Bu Şam’daki cari siyasal akıl kıvrımlarına ışık tutan bir gelişme. Rusya’nın bir diğer hesabı Türkiye’yi bölgedeki oyunda ABD’nin çizgisinden koparmak ve mümkün olduğunda NATO’da çatlak yaratmaktı.
Fırat’ın doğusuna yönelik bir operasyona da ABD’yi bölgeden çıkmaya mecbur etmek ve Kürtleri Şam’a itmek için yeşil ışık yakabilirlerdi. Şimdi ABD gidiyor olduğuna göre Türkiye’ye daha fazla alan açmak isterler mi? Mantıken hayır. Ama Kürtleri Şam’la anlaşmaya mecbur etmek için de Türkiye tehdidi hala kullanışlı bir tehdit. Fakat unutmamak lazım Suriye açısından Türkiye’nin askeri varlığı da istenmeyen bir durum. Rusya’nın tercihi Türkiye tehdidini kullanarak Kürtleri Şam’la uzlaştırmak ve bölgenin tekrar Suriye ordusunun kontrolüne geçmesini sağlamak. Şam, Trump’ın çekilme sinyalini çok daha önceden aldı ve bölgede oluşacak yeni durumu avantajı çevirmek için askeri hazırlıklarını yapıyordu.
ABD’nin çekilmesinin ardından Moskova, Türkiye’den de benzer bir talepte bulunur mu? İdlib’de ne olur?
Bugün olmasa bile yarın Rusya Türkiye’ye “Sıra sende” diyecektir. Astana sürecinin bütün bağlamları Suriye’nin egemenliğinin tesis üzerine kurulu. Elbette Türkiye askeri varlığını, siyasi süreçte istediklerini almak için bir kart olarak kullanacaktır. Bu, bundan sonraki süreçlerde Türkiye’nin pazarlık gücüdür. Bir al-ver süreci başlayabilir. Burada elin yükseldiği yer, kuşkusuz fiili özerkliğin statü aradığı kuzey olacaktır.
İdlib konusunda da Türkiye’den beklenen kontrolü altındaki grupları barışçıl sürece zorlaması ve silahlı direnişin bir seçenek olmaktan çıkarmasıdır. İdlib barut fıçısı olarak duruyor. Rusya’nın öngördüğü ‘çözülme’ olmazsa, Türkiye’nin üzerindeki baskı artacak. ‘Gerilimi düşürme’ bölgesi kurma planlarıyla buradaki statüko ilelebet korunamaz. Rusya, ABD’nin Suriye’den elini eteğini tamamen çektiğinden emin olduktan sonra İdlib’i farklı bir tonda masaya koyacaktır.
Türkiye’nin işbirliğini ne yönde sürdüreceğine bağlı olarak sahadaki durum değişecektir. Türk askeri varlığıyla ilgili dillendirilmeyen ya da adı konulmamış ‘korunaklı konuşlanmanın’ belli koşulları vardır. Bu tür mayınlı sahalar gözetmeyi ve gözetilmeyi gerektirir. Yani bu bir dehşet dengesidir. Denge bozulduğunda ne İdlib ne Afrin’de sular şimdi aktığı gibi akmayabilir. Burası Ortadoğu.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları






















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.03.2022
7.03.2022
1.03.2022
21.02.2022
28.01.2022
11.01.2022
6.01.2022
3.01.2022
25.11.2021
18.11.2021