Fehim TAŞTEKİN
Türkiye, Suriye ve Rusya savunma bakanları ve istihbarat şeflerinin katılımıyla Moskova’da düzenlenen üçlü toplantı hezimet sayfasında bir milat.
Suriye lideri Beşşar el Esad, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘U’ dönüşünden elde edebileceği stratejik kazanımlarla ilgili yeni bir değerlendirme yapmış olmalı ki Rusya Federasyonu Başkanı Vladimir Putin’in arabuluculuğuna daha fazla direnemedi.
Erdoğan’a güvenmedikleri gibi normalleşme teklifini seçim öncesi bir manevra olarak görüyorlardı. El Vatan gazetesine bakılırsa Suriyeli yetkililer, Türkiye ile normalleşme sürecine ‘evet’ derken Şam kendi bağımsız kararına göre davrandı. El Vatan’a konuşan bir kaynağa göre istihbarat düzeyindeki toplantılarda işler Şam'ın istediği gibi ve kabul edilebilir şekilde gitmeseydi bakanlar buluşması gerçekleşmezdi. Bu değerlendirme ülkenin başına gelen felaketten birinci dereceden Erdoğan’ı sorumlu tutan hakim kamuoyunu yeni sayfaya hazırlama çabası da olabilir. Fakat genelde yanlış ele alınan nokta, onlarca yıldır Suriye’yi çevreleyen koşulların Şam yönetimine kazandırdığı alışkanlıklardır. Bir adım atılmadan önce katmanlı senaryolara kafa yoran alışkanlıklar! Peki Erdoğan’la yeniden el sıkışmaya iten katmanlı hesaplar ne olabilir?
- Her şeyden önce Erdoğan’la müzakere sürecine girmek Suriye’nin kara gün dostu Rusya’nın oyun kuruculuğunu ve stratejik ortaklığın devamlılığını teyit ediyor.
- Türkiye’nin 2016’dan itibaren yarı yarıya Rusya’nın oyununa ortak olması sahada Suriye devleti lehine önemli değişiklikler sağladı. Şam-Ankara angajmanı silahlı isyanın devamlılığını sağlayan koşulları radikal bir şekilde değiştirebilir. Türkiye Suriye Ulusal Ordusu’nu (SMO) beslemekle kalmıyor sahadaki askeri varlığıyla Suriye devletinin toprak bütünlüğünü sağlamasının önünde bariyer olarak duruyor. Bu bariyer Heyet Tahrir el Şam (HTŞ) gibi cihadî örgütlere de koruma sağlıyor. Türkiye sınırları bu gruplara ekonomik olarak hayat veriyor. Fiş çekildiği takdirde silahlı grupların halli önemli ölçüde kolaylaşacaktır. Bu noktadan sonra bu gruplar önemli ölçüde kendilerini eğiten, donatan, maaşa bağlayan Türkiye’nin sorunu olacaktır.
- Ekonomik olarak Suriye felç olmuş durumda. Savaştan beter bir savaş. ABD’nin Sezar Yaptırım Yasası ve Batılı yaptırımlar Suriye’yi boğuyor, yeniden inşayı imkansız hale getiriyor, Şam’la köprüleri yeniden kurmak isteyen ülkeleri de bloke ediyor. İran kendi iç sorunlarıyla boğuşurken, Rusya Ukrayna’da meşgulken kabus tablosunu yırtma kapasitesine sahip tek kanal Türkiye. Türkiye’nin politikası radikal bir değişim geçirir de yaptırımları atlatmayı göze alırsa Suriye’nin ihtiyaçlarını karşılayan kanallar açılabilir. Elbette sınanması gereken bir öngörü.
- Şam-Ankara arasında olası bir güvenlik anlaşması Kürtleri seçeneksiz bırakabilir. Kürtler Şam’ın koşullarında anlaşmak zorunda kalabilir. Bu durum ABD’nin de bölgede kalmasını imkansız hale getirebilir. Dengelerin alt üst olmasına paralel olarak ABD’nin teşvikiyle SDG’ye katılmış Arap aşiretleri saf değiştirebilir. Özellikle petrol bölgelerinde kontrolün el değiştirmesine yarayacak bir saf değiştirme öteden beri konuşulan bir senaryo.
- Suriye’yi vekalet savaşı karşısında ipten döndüren İran ve Rusya’ya ödenmekte olan diyetin sınırlandırılması Şam’ın ilişkilerindeki çeşitlenmeyi zorunlu kılıyor. Türkiye bu dengeyi kurma potansiyeline sahip yegane komşu ve bölgesel aktör.
Bunlar Suriyelilerin düşünce biçimi, verdiği tepkiler ve basına yansıyan bölük pörçük değerlendirmeleri dikkate alarak formül ettiğim noktalar.
Elbette Şam’ın temennilere yaslanarak boşa kürek çekmesi beklenmiyor. Bu noktada normalleşme için öne sürdükleri koşullara ne olduğu sorusu zembilden iniyor.
Suriye’deki Türk askeri varlığının çekilmesi yönünde belirlenen bir takvimin normalleşmenin önünü açabileceği konuşuluyordu.
Suriyeli milletvekili Mayda el Ali, hükümetin Türk güçlerinin çekilmesi, teröristlere desteğin kesilmesi ve halkı su kaynaklarından mahrum bırakmaması şartları yerine getirilmediği sürece Türkiye ile normalleşmeyi kabul etmeyeceğini söylüyor. Ankara’dan net olarak bir çekilme taahhüdü yok. Sadece Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun ifadesiyle olası esneme bir koşula bağlı: “Ülkede her şey yoluna girdiği zaman buraları Suriye'ye devredeceğimizi söylüyoruz.”
Yoluna girmekten kasıt açık: Kürtlerin liderliğindeki fiili özerk yapının siyasi ve askeri unsurlarıyla birlikte ‘terör’ parantezine alınıp dağıtılması.
Taraflar orta yol bulabilir mi? Adana Mutabakatı’nın güncellenmesiyle Türkiye’nin hedefe koyduğu 30 km derinliğinde güvenli bölge tasavvuru ortaklaşa oluşturulur mu? Moskova buluşmasının hazırlıklarının yapıldığı sırada Erdoğan "30 kilometre derinliğindeki güvenlik hattımızdaki boşlukları kapatacak yeni adımlar atacağız” demişti. Bu takıntılı kara harekatındaki ısrarı yansıttığı gibi 30 km hesabı bundan böyle “Adana Mutabakatı II” ile Şam’ı ortak etme hesabını da içeriyor olabilir.
Tam olarak nelerin konuşulduğunu bilmiyoruz. Heyetler ketum. Fakat ketumlukta kimsenin eline su dökemeyeceği Şam tarafında sıra dışı bir şekilde El Vatan gazetesine konuşan kaynaklar Moskova’da şu noktalar üzerinde anlaşma sağlandığını öne sürdü:
-Türkiye’nin Suriye’den tamamen çekilmesi
-Suriye'nin egemenliğine ve bütünlüğüne saygı duyulması
-Halep ve Lazkiye’yi birbirine bağlayan M-4 yolunun açılmasını öngören 2020 Moskova Mutabakatı’nın uygulanması
-PKK’nin ABD ve İsrail’in ajanı olarak Türkiye ve Suriye için en büyük tehdit olduğunun kabul edilmesi
-Uzlaşma konularının hayata geçirilmesi için ortak komitelerin kurulması.
Ankara’dan bu haberi teyit edici bir açıklama gelmedi.
Ayrıca PKK ile ilgili formülasyon şüphe çekici. Ankara PYD, YPG ve SDG’yi ismen zikretmeden PKK vurgusuyla yetindiyse Şam’ın tercihleri belirleyici oldu demektir. Ki bu çok naif bir çıkarım olur. Savunma Bakanı Hulusi Akar, Moskova’dan dönüşte “PKK/YPG, DEAŞ gibi terör örgütü üyelerini etkisiz hale getirmeyi amaçladığımızı ifade ettik. Hudutlarımızın güvenliğini sağlamak için gayret gösterdiğimizi söyledik.” demişti. Çavuşoğlu da "Rejim de bu tehdidi çok iyi görüyor fakat bizimle ihtilaflarından dolayı terörle mücadelede bugüne kadar herhangi somut bir işbirliğimiz olmadı. Önümüzdeki süreçte ortak zemin olabilirse bu mücadelede ortak da hareket edilebilir” ifadelerini kullanmıştı.
El Vatan’ın haberinde uzlaşı başlıklarında sığınmacılar da yok. Halbuki Çavuşoğlu’nun “Rejim Suriyelilerin dönmesini istiyor” sözlerini dikkate alırsak Türk tarafının iyimser bir izlenimle döndüğü anlaşılıyor. Yanıltıcı da olsa dönüşe dair olumlu bir hava estirmek için işe Suriye devletinin kontrolündeki Yayladağ-Keseb sınır kapısını açmakla başlayabilirler.
Yine El Vatan’ın haberinde muhaliflere desteğin kesilmesi şartının yer almaması şaşırtıcı.
İki taraf için de muhaliflere ne olacağı en çetrefilli başlıklar arasında. Ve muhalifler pek endişeli. Öfkelerini dışa da vuruyorlar. Cuma günü İdlib, Cisr el Şuğur, Atarib, Dana, Taftanaz, Azez, Ahtarin, Marea, El Bab, Cerablus, Çobanbey, Afrin, Tel Abyad, Ras'ul Ayn gibi yerlerde Şam’la görüşmeler protesto edildi. "Ölürüz de Esad'la uzlaşmayız" denildi. Türkiye’yi hedef alan pankartlar taşındı: "Suriye halkının düşmanlarının müttefiki Suriye halkının düşmanıdır", "Uzlaşmayacağız", "Rejimi devirmek istiyoruz", "Eğer uzlaşma istiyorsan, git Kürtlerle uzlaş. Biz bir katille uzlaşmayız." Türkiye’nin desteğini görmüş pek çok muhalif figür uzlaşmayı reddeden açıklamalar yaptı.
MİT’in güdümündeki Suriye Ulusal Koalisyonu, Türk yetkililerden durumun açığa kavuşturulması için randevu istemiş. Sicillerinde kullanılmış olmaktan başka bir şey görünmese de kendilerini izahat isteyebilecekleri bir pozisyonda görmeleri takdire şayan!
Neden hayal kırıklığına uğruyorlarsa! Erdoğan’ın sicili kullanıp bir kenara atmanın pratikleriyle doluyken... Astana satışın başladığı zemindi, varış limanı da muhaliflerin tasfiye edildiği yer olacak. Şam-Moskova hattı için hedef bundan gayrısı değil. Rus Savunma Bakanlığı üçlü toplantıda sığınmacı ve terör örgütleriyle mücadelenin ele alındığı bilgisini paylaşmıştı. Burada tarafların terör örgütleri sınıflandırması zıtlık içinde. Türkiye PYD ve YPG’ye IŞİD’i ekleyip “kokteyl terör” sunumu yapıyor. Şam için terör örgütleri Türkiye’nin desteklediği gruplar. Rusya da Astana ve Cenevre süreçlerini kabul edenleri ‘makul’ sayma eğiliminde olsa da bunları 'fiilen yok edilecek' listesinde tutuyor.
Hükümet sınırlardan gelen tehlikeyle ilgili YPG’ye odaklanarak kamuoyunu yanıltıyor. Odaklanılması gereken şey savaş ağaları, maaşlı milisler ve uzlaşmayı küfür sayan cihatçıların düşmanlıklarını Türkiye’ye yöneltme potansiyelidir. Bumerang etkisini bertaraf edecek hazırlık var mı yok mu?
Çavuşoğlu muhalifleri temin etmeye çalışan sözler sarf ederken normalleşmeyi önlemek için provokasyonların olabileceğine işaret ediyor. İstanbul’daki terör saldırısına dönüp bir de bu zaviyeden bakmak gerekiyor. Türkiye bir yanlıştan dönerken gecikmeden beslediği grupların temayüllerine odaklanmazsa bunun bedelini bütün ülke ağır bir şekilde öder.
Normalleşme olacaksa Esad’ın koşulları ortada. Aşırı hassas durum hile kaldırmaz. Şam’daki siyaset de çok inatçı. Türkiye’nin çekilmesini takvime bağlayan bir mutabakata ilaveten Esad “Kürtleri sen hallet, cihatçıları bana bırak” diyen bir anlayışı benimser mi? Ya da Erdoğan istediklerini alıncaya kadar muhalif güçleri koz olarak elinde tutma inadını sürdürür mü? Erdoğan, Kürtleri ortak düşman olarak çerçeveleyip normalleşmenin harcı yapmak istiyor. Esad’ın hesabı daha farklı.
Üç ülke dışişleri bakanları öngörüldüğü üzere bu ayın ikinci yarısında bir araya gelirse tarafların pozisyonları biraz daha netlik kazanabilir. Belli ki hedef seçimden önce Erdoğan, Esad ve Putin’i buluşturmak. O vakit kanlı bir sayfa üzerinden bir seçim yatırımını da konuşuyor olacağız. Suriyeliler normalleşmeden beklenenler ile karşılık bulma olasılığını ölçmek için hassas terazi kullanmak zorunda. Erdoğan’a bir kez daha dönerken Esad’ın boşa sıkma lüksü yok. Ülke onların! Olasılık bu ya kim bilir işler şaşırtıcı boyutta ilerler, ilişkiler normale döner, belki Erdoğan’ın Emeviye Camii’nde namaz kılma hayali de gerçeğe dönüşür. Esad’sız değil Esad’la saf safa. O vakit Şam’dan mesaj düşer: Yaz İsmail, adam kazandı!
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları

























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.01.2026
20.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
30.12.2025
26.12.2025
15.12.2025
8.12.2025
26.11.2025
11.11.2025