Fehim TAŞTEKİN
Amerikan silahlarıyla Yemen’i yerle bir ettiği halde Husi milisleri ve devrik Başkan Ali Abdullah Salih’e bağlı ordu güçleri karşısında başarısızlığa uğrayan Suudi Arabistan ve ortaklarının Irak ve Suriye’de sahaya ordu indirmesi fevkalade fantastik bir vizyon.
Bir tehdit olmadan ‘krişa’ olmaz. Krişa hizmetini kabul ettirmek için önce tehdidi var edeceksin! Krişa, Rusya’da mafyaların firma ya da şahıslara verdiği ‘dayatmalı koruma’ hizmetinin adı. ‘Çatı’ anlamına geliyor. Nereden çıktı bu krişa?
‘Jöleli’ başkan Donald Trump’ın Suudi Arabistan’la yaptığı 380 milyar dolarlık anlaşma ile ilan edilen İslam ordusunu koyabileceğim kefeyi ararken Moskova’da Çeçenlerin başını çektiği krişa aklıma geldi.
Suudiler epey zamandır Amerikalılardan İran’a karşı diş gıcırtısı istiyordu. Bu tehdit algısını satın alan ‘tüccar’ Trump, Suudi Arabistan’la 110 milyar dolar, Birleşik Arap Emirlikleri’yle de 2 milyar dolarlık silah anlaşmasına imza attı. İşte size Amerikan krişası. “Ben sizi korumazsam İran sizi yutar!” Küresel mafya ile Rus krişası arasındaki fark, krişa bedel alır bedel öder, küresel mafya ise sadece ödetir!
***
Suriye ve Yemen’de müttefiklerinden istediği askeri desteği bulamayıp büyük bir hezimet yaşayan Suudi Arabistan bir süredir çıkış yolu olarak yeniden İslam NATO’sunu kurma peşindeydi. Bu çerçevede Suudi Arabistan 15 Aralık 2015’te, Teröre Karşı İslami Koalisyon ilan etmiş ama bu güç kadük kalmıştı.
Esasen Amerikan yönetimi, Suudilerin kendi bölgesel liderliklerini perçinlemek için yıllarca düşünü kurdukları İslam NATO’su fikrine karşıydı. Ola ki kontrolden çıkar ve Amerikan çıkarlarına zeval gelir diye.
Bununla birlikte İran’a karşı İsrail ve ABD’nin arka planda orkestra şefliği yaptığı, İsrail’le istihbarat paylaşımına gidildiği bir Arap askeri koalisyonu fikri tartışılıyordu. Bu konuda Mısır, Ürdün, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile temaslar sürüyordu. Bu konsept, İsrail ve ABD’nin olası bir çatışmaya doğrudan katılmayacağı, Sünni’nin Şii’yle düşmanlığı üzerine kurgulanmıştı. İran’la anlaşma yoluna giden Obama yönetimi bu türden cin fikirli işlere mesafeliydi. Ancak Trump’ın İran’ı baskılama stratejisi bir şeyleri değiştirdi ve Suud’un umutlarını yeniden yeşertti. Trump, Suriye ve Irak’ta işe yarayabileceği beklentisi içinde bu oluşumu silah anlaşmasıyla pışpışlamaya başladı.
Suudi Arabistan, 20-22 Mayıs’ta Trump’ı Riyad’da ağırlarken İslami Askeri Koalisyonu adıyla yeni bir ordu ilan etti. Sözde bu ilan, Arap-İslami-Amerikan Zirvesi’nin sonuç bildirisine (Riyad Deklarasyonu) imza atan 55 ülke adına yapıldı. Amaç terörle mücadele ancak Suudiler ve Amerikalıların aklındaki düşman İran. Zirvenin başından sonuna kadar İran’ın ne denli şeytan bir güç olduğu tezi işlendi. Trump 55 ülkenin temsilcilerine “İran rejimi barış ortağı olmak isteyene dek tüm vicdan sahibi ülkeler onu tecrit etmek için çalışmalı” diye seslendi.
Arap-İslami-Amerikan Zirvesi’ne paralel olarak gerçekleşen Suudi Arabistan-ABD Zirvesi’nin ortak bildirisinde de “İran’ın bölge ülkelerindeki şeytani etkisini kırmak için güçlü birleşik bir güvenlik yapısının kurulması” ve “2015’te İran’la yapılan nükleer anlaşmanın bazı koşullarının gözden geçirilmesi” gerektiği vurgulandı.
Trump’ın Riyad ziyareti öncesinde İslam NATO’su tartışması iyice ısıtılmıştı. Yemen savaşının sorumlusu İkinci Veliaht Prens ile Savunma Bakanı Muhammed bin Selman ve bölgesel konularda Suud’la ‘rekabet içinde ortaklık’ güden Birleşik Arap Emirlikleri’nin Veliaht Prensi Muhammed bin Zayed el Nahyan ayrı ayrı Beyaz Saray’da ağırlanmıştı. İkisiyle de İran tehdidi konuşulmuştu. Damat kontenjanından Beyaz Saray’a danışman olarak giren Jared Kushner de perde arkasında yeni ortaklık konsepti için mekik diplomasisi yürütmüştü.
***
Riyad Deklarasyonu’nda İslami Askeri Koalisyonu için hedef, “gerektiğinde Irak ve Suriye’de konuşlandırmak üzere 34 bin asker toplamak” olarak belirlendi.
Amerikan silahlarıyla Yemen’i yerle bir ettiği halde Husi milisleri ve devrik Başkan Ali Abdullah Salih’e bağlı ordu güçleri karşısında başarısızlığa uğrayan Suudi Arabistan ve ortaklarının Irak ve Suriye’de sahaya ordu indirmesi fevkalade fantastik bir vizyon.
Suudi Arabistan’ın 2015’te ilan ettiği Teröre Karşı İslami Koalisyon’un kapasitesini dünya alem gördü. İslami Askeri Koalisyonu, eski koalisyonun Trump’tan destek görmüş halidir. Kâğıttan kaplanın eline silah tutuşturulduğunda gerçekten bir ordu ortaya çıkabilir mi ya da bu ordu operasyonel bir çerçeve kazanabilir mi?
Çok şüpheli. Görünürde Suud’un askeri cemaati kalabalık; koalisyona 41 ülke destek veriyor. Ama çoğunun desteği göstermelik. Bir kere koalisyona destek verenlerin bakışı, körün fil tarifini andırıyor. Burada asıl hedefin İran olarak tanımlanmasına karşı çıkan çok. IŞİD’in odakta olduğu bir terörle mücadele konseptine itiraz eden yok ama hangi bölgede kime karşı savaşılacağına dair herkesin teröristi ve önceliği farklı. Mesela Arap ve İslam dünyasında ordu denilince ilk akla gelen Mısır’ın önceliği Libya ve Tunus’un istikrara kavuşturulması. Darbe sonrası Riyad’ın finansal desteğine rağmen Aldulfettah el Sisi, Yemen ya da başka bir yerde Suud’un askeri olmak niyetinde değil. Mısır yönetimi Suriye’ye karışmak istemediği gibi İran’la da ilişkileri tamirden yana.
Eski Pakistan Genelkurmay Başkanı General Rahil Şerif’in liderlik ettiği mevcut koalisyon, Suud karşısında boynu kıldan ince olan Pakistan’ın dahi tam desteğini alabilmiş değil. Nüfusunun yüzde 20’si Şii olan Pakistan, ‘Şii eksenine karşı Sünni kalkan’ diye algılanan böyle bir oluşumunun ülke içindeki mezhepçi çatışmayı körüklemesinden korkuyor. O yüzden mümkünse İran’ın da koalisyona girmesini istiyor. Bu da Suudi-Amerikan niyetine ters.
Nükleer güç Pakistan’ı parlamento vetosu yüzünden mayın eşeğine dönüştüremeyen Suudiler bir ara NATO’nun ikinci büyük ordusuna sahip Türkiye böyle bir misyonu üstlenir diye heveslendi. Erdoğan’ın ‘milliyetçi Pers yayılmacılığı’ suçlamasıyla ikide bir İran’a çakması Türkiye’nin Sünni koalisyonda boşluğu dolduracağına dair beklentileri artırdı.
Suudiler geçmişte sekiz yıl İran’a karşı savaştırdıkları Irak’taki Baas ordusunun yerini dolduracak yeni bir gücü bulamayacaklarının farkında. O yüzden de Trump’ın İran’ı durdurma politikasını kendi planları için yeni bir katalizöre dönüştürmeye çalışıyorlar.
Bu gücün yaratacağı etkinin boyutunu İran’ın verdiği tepkide de görmek mümkün. İran’la dolaylı dolaysız, örtülü açık her türlü cepheleşme 39 yıldır sürüyor. Şimdi de yeni Suudi-Amerikan koalisyonundan tırsmış gibi durmuyorlar. İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif taşı gediğine koyan bir açıklamayla karşılık verdi:
“Trump’a (ev sahibi Suudilerle) bölgeyi ateşe veren terörist ve tekfircilerin önlenmesi ve 11 Eylül gibi saldırıların tekrarlanmasının yollarını tartışmasını tavsiye ederiz.”
Malum 11 Eylül’de İkiz Kuleler ve Pentagon’a dalan 19 hava korsanından 15’i Suudi vatandaşıydı.
İkinci kez cumhurbaşkanı seçilen Hasan Ruhani de Riyad zirvesini “Siyasi değeri olmayan ve sonuç doğurmayacak bir merasim” olarak niteleyip hem Körfez ağalarına hem de Trump’a seslendi:
“Paranızı süper güce vererek terör sorununu çözemezsiniz. İran olmadan bölgesel istikrarın tesis edilebileceğini kim söyleyebilir? Amerikalılar bölgeyi bilmiyor ve akıl verenler onları yanlış yönlendiriyor.”
***
İsrail’in bu tür bir Sünni ordudan beklentisi çok. Trump’ın ise birden fazla hesabı var: Silah üreticilerini memnun etmek, bir dış politika hüneriyle Kongre’deki baskılardan kurtulmak, Neo-Con’ları arkasında tutmak, İsrail’in Arap dostlarının sayısını artırmak ve ABD’nin küresel liderliğini güçlendirmek.
Bunlara ilaveten Trump, Suriye ve Irak’ta İran’ı baskılarken Suudilerin formüle ettiği Sünni orduyu nasıl kullanacağını da düşünüyor olmalı. Trump’ın Suriye ve Irak’ta izleyeceği strateji tam olarak netleşmiş değil. Bazı ipuçları var. Trump IŞİD ile savaşı, İran’ın etki alanını ve Suriye ordusunun kontrol sahasını daraltacak şekilde yönlendirmek istiyor. Tampon bölge planları Suriye’yi şekillendirmede yeni bir müdahale aracı olarak devreye girerken başka bir şey daha hedefleniyor: İran’ın Irak üzerinden Suriye’ye, oradan Lübnan’a kesintisiz bir koridor kurmasını önlemek.
Biri Ürdün üzerinden, diğeri Rakka ve Deyr’uz Zor hattından geliştirilecek iki hamleden söz edilebilir.
Ürdün’ün sınır kenti Mafrak civarında Amerikan askeri varlığı giderek artıyor. Konuşulan senaryoya göre ABD, Ürdün’de eğitilen muhalif güçleri (Yeni Suriye Ordusu) güneyden sahaya sürerek Suriye ile Irak arasındaki Tanaf geçişini kesecek. Geçenlerde Tanaf’a 25 kilometre yaklaşan Suriye ordusu ve Ulusal Savunma Güçleri’nin Amerikan uçakları tarafından bombalanması bu stratejinin bir parçası. İkinci hamle Elbu Kemal (Kaim) sınırına yönelik olarak geliştirilecek. Yine senaryoya göre Suriye Demokratik Güçleri (SDG), Fırat hattı boyunca Rakka’dan sonra Deyr’uz Zor’u temizleyecek ve oradan Elbu Kemal’a kadar ilerleyecek. Bu şekilde Suriye’nin Irak’la bağlantı noktaları kesilecek. Bu çerçevede ABD’nin, Suriye ordusunun Deyr’uz Zor’a ilerlemesini önleyecek müdahalelerde bulunacağı görülüyor.
Musul’da IŞİD ile savaşan Irak güçlerinin, savaşı, Suriye sınırlarında da sürdürme planı Amerikalıların biraz keyfini kaçırmıştı. Irak ve Suriye güçlerinin birleşmesi, ABD’nin İran’ı baskılama stratejisine ters.
Tekrar senaryoya dönersek; buna göre Ürdün üzerinden gelecek hareketin bir kolu da kuzeybatıya doğru ilerleyecek. Yani Dürzi bölgesi Süveyde’den Dera ve Kuneytra’ya kadar çıkan alanda bir tampon bölge kurulacak. İsrail zaten birkaç yıldır Golan Tepeleri’nde Nusra Cephesi’ne korunaklı bir alan yaratarak bu bölgenin tekrar Suriye ordusunun eline geçmesini önlemeye çalışıyor.
***
Bu hesaplarda Suudilerin başını çektiği İslami Koalisyon’un nasıl bir rolü olabilir? Ortada somut bir ordu olmadığı gibi net bir plan da yok. Rusya bu hamleler karşısında eli kolu bağlı durur mu? Suriye ordusu ne yapar?
Bush yönetimi işgal ettikleri Irak’ta, İran’la dolaylı da olsa işbirliği yapmadan bir düzen kuramayacaklarını çok geçmeden anlamıştı. Obama yönetimi de bu gerçeğe uygun yaklaşımlar geliştirdi. Trump da Ortadoğu gerçeğini öğrenecektir. Tabii keseyi dolduruncaya kadar serencama devam edecektir. Bu bölgenin nasibine düşense her zamanki gibi kaos ve düşmanlık olacaktır.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları

























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.01.2026
20.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
30.12.2025
26.12.2025
15.12.2025
8.12.2025
26.11.2025
11.11.2025