Gökhan BACIK
Avrupa siyasetinde ortaya çıkan dinamikler doğal olarak dikkat çekmekte. Ancak burada önemli bir sorun, bu dinamiklerin aynı kategoriler altında açıklanmaya çalışılmasıdır. Nitekim, popülizm Avrupa siyasetinde sanki aynı tür ideolojik dinamikler ve seçmen tercihleri ile ortaya çıkıyor gibi aktarılmaktadır. Bu konuyu biraz açarsak:
İlk olarak, popülizm rutin bir ideolojik tanıma işaret etmemektedir. Söz gelimi popülist siyasetin tipik temsilcisi olan Slovakya’da hükümetin büyük ortağı SMER sosyal demokrat bir partidir. Dolayısı ile bildiğimiz sol ve sağ kavramları Avrupa siyasetindeki yeni politik pozisyonları açıklamakta artık yeterli değildir. Yine örneğin Almanya’da aşırı sağcı AfD’nin oylarının artışındaki temel bir neden bu partiye yönelen ciddi sayıda merkez (yani liberal-sağ ve sosyal demokrat) seçmendir. Marburg Üniversitesi’nden sosyolog Martin Shröder’e göre bu partinin seçmenlerini fakir, zengin, eğitimli ve eğitimsiz olarak bir stereotiple eşleştirmek imkansızdır. Nitekim, bu partinin oyları artarken Hristiyan Demokrat Partinin oyları da artmakta ancak Sosyal Demokrat ve Yeşiller partilerinin oyları azalmaktadır. Yine başka bir örnek verirsek popülist olarak görülen Çek ANO, eskiden sosyal demokrat parti mensupları olanların kurduğu bir partidir. ANO bugün halen Senato’da Sosyal Demokrat Parti ile aynı grup içindedir. Benzer biçimde, popülist ve yeni sağın karşı bloğu da homojen değildir. Örneğin, yeni sağın ve/veya popülizmin yükselişinden rahatsız olan partiler arasında Alman Sosyal Demokrat Partisi olduğu gibi Çek liberal partisi ODS de bulunmaktadır.
Bu karmaşık dinamiklerin en garip tarafı sık sık aşırı sağ ile komünistlerin pek çok konuda aynı şeyleri söylemesidir. Yaşadığım ülke olan Çek Cumhuriyeti’nden bir örnekle bunu açıklarsak yapılan son bir ankete göre insanlara “Trump’a mı Harris’e mi oy verirdiniz?” şeklinde sorulduğu zaman Trump’a en az destek Hıristiyan Demokrat Partisi seçmenlerinden gelirken en yüksek destek Komünist Partisi seçmenlerinden gelmiştir. Dolayısı ile Avrupa’da bir aşırı sağ sorunu olduğu gibi aşırı sol sorunu da vardır.
Bu bağlamda önemli bir sorun ise neyin sağ neyin sol siyaset olduğudur. Örneğin bütün Avrupa’da ciddi bir emekli seçmen sorunu vardır. Tahmin edileceği üzere popülist partiler, emeklilere büyük vaatlerde bulunmakta buna karşın yerleşik partiler ise bütçe açığı gibi nedenlerle daha sıkı bir politika izlemektedir. Peki, emeklilere yüksek maaş sol bir siyaset midir yoksa sağ bir siyaset midir? Örneğin, lideri başbakan olamasa bile Hollanda’da aşırı sağ parti olarak tanımlanan PVV liderliğinde ve bağımsız bir kişinin liderliğinde kurulan hükümet, ülke tarihinin en kapsamlı sosyal konut projesini başlatmıştır. Bu hükümet, önümüzdeki sekiz yılda 900.000 sosyal konut inşa edeceğini ilan etmiştir. Sosyal konut projesi sağ bir siyaset midir yoksa sol bir siyaset midir? Benzer soru başka alanlar için de geçerlidir. Örneğin Ukrayna konusunda barış mı yapılmalı mı savaşa devam edilmeli mi konusu da bir ideolojik tanıma göre ifade edilemez. Savaşa devam diyen sağcılar (örneğin İtalya’da Meloni) olduğu gibi barış yapılmalı diyen popülist-solcular (örneğin Slovak sosyal demokrat partisi) vardır. Elbette bu pozisyonları salt ideolojik sonuçlar olarak da düşünmemek gerekiyor. Ukrayna’nın kendi topraklarından Slovakya’ya Rus gazı sevkiyatını durdurduğunu ve bunun Bratislava’daki hükümeti ciddi bir enflasyon riski ile baş başa bıraktığını hemen not etmek gerekiyor.
Bu bağlamda kişisel kanaatim, en önemli nokta olarak Avrupa siyasetinde temel bölünmenin eski ve yeni bir elitler arası farklılaşma olarak görülmesi gerektiğidir. Eski elitlerin (bunların tipik örneği Alman Sosyal Demokrat Partisi lideri ve halihazır Başbakan Olaf Scholz olarak düşünülebilir) temel sorunu şudur: Bu kişiler, mevcut sorunlara yönelik hızlı ve ikna edici çareler ortaya koyamamaktadır. Bu elitler, 2000’lerin başındaki gibi ayrıntılı ve uzun düşünmekte, teknokratların uzmanlığını kullanmakta başka bir ifade ile o zamanın Avrupa’sının muteber kamu yönetimi ilkeleri ile yol almaya çalışmaktadır. Halbuki dünyada siyaset artık daha hızlı akmaktadır. Her yerde olduğu gibi Avrupa’da da yeni insan tipi ortaya çıkmıştır. Bu insan tipi daha doğrudan ve hızlı karar alan (yani eskisi gibi kurum ve kurulları çok dikkate almayan) liderleri tercih etmektedir. Dolayısı ile bir zaman sonra bu eski elitler (ki pek çoğu sosyal demokrat ve liberal kişilerden oluşmakta) halkta bezginlik meydana getirmektedir. İnsanlara “sorunun farkındayız ve hemen harekete geçeceğiz” denilmediğinde onlar da önce homurdanmakta sonra ise başka siyasi kapıya yönelmektedir. İşte burada yeni siyasi liderler için fırsat doğmaktadır. Popülist veya yeni sağ denen grubun temsilcileri ise hızla ve pratik önerilerle ortaya çıkmaktadır. Bu önerilerin pek çoğu saçma ve yanlış bile olsa topluma bir perspektif vermektedir. Kısacası, çeşitli (hepsinde değil!) Avrupa ülkelerinde eski siyasi elitler yeni dünyanın hızına yetişememektedir. Siyasetin artık çoğu ülkede analiz birimi 24 saattir. Bu kısa sürede tepki vermeyen siyasiler gündemi oluşturamamaktadır. Burada temel sorun yerleşik partilerin dinamizmini kaybetmiş olmasıdır. Yoksa insanlar sabah faşist olarak uyanmamaktadır.
Seçmen davranışına etkisi bakımından Avrupa’nın bugün sorunlarını üç başlık altında toplayabiliriz: (i) Koronavirüs ve Ukrayna Savaşı sonrası oluşan ekonomik sorunlar; (ii) göçmen sorunu ve bu iki sorundan etkilenerek şekil alan (iii) kimlik sorunu. AB bölgesinde enflasyon, koronavirüs/Ukrayna savaşı öncesi döneme indirilmiştir. Ancak reel ücretler pek çok yerde henüz bu süreçte oluşan enflasyon farkına göre yenilenmemiştir ve bu sabit gelirlilerde bir refah kaybı olarak tepki yaratmaktadır. Kimlik sorunu kimi ülkede “aynı cinsel kimlikte insanlar evlenecek mi?” kimi ülkede “cami inşaatına izin verecek miyiz?” gibi tartışmalarla ortaya çıkmakta. Göçmen sorununda ise Avrupa’da büyük bir zihinsel dönüşüm yaşanmaktadır ve bir süre sonra merkezi elitler de eskiden aşırı sağın savunduğu noktaya benzer bir yere savrulmak zorunda kalacaktır. Kimlik konusunun burada altını çizmek gerekiyor: Maaşların yükseldiği, GSMH’nin Japonya’yı geçerek bütün dünyada 3. en büyük ekonomi haline geldiği Almanya’da bile seçmen davranışını ciddi ölçüde kimlik tartışmaları belirliyor. Bu açıdan Avrupa’da popülizm sorunun üreten temel dinamiğin özünde ekonomik konularla bezenmiş bir kimlik tartışması olduğunu düşünmek yerindedir.
Burada yaptığım tartışmada Avrupa’da popülizm ve yeni sağ sorununun karmaşık faktörlere bakarak ele almak gerektiğinin altını çizmeye çalışıyorum. Avrupa’da temel sorun yerleşik elitlerin mevcut sorunlara çare oldukları yönünde kamuoyunu ikna sorunu yaşamalarıdır. Halkın türlü sorunları varken “bize oy verin popülistler gelmesin” demek bir zaman işe yaramakta ama daha sonra insanlar günlük hayatta tanımladıkları sorunlara göre politik tercih yapmaktadır. Avrupa’da Soğuk Savaş sonrası kurulan siyasal ve sosyal düzen fiilen sona ermiştir ve Avrupa yeni bir düzen arayışı içine girmiştir. Bu geçiş, son derece karmaşıktır ve ezberimizde alıştığımız tanım ve ikilemlerle kolayca açıklanamaz. Eğer yerleşik elitler bu geçişte başarısız olursa toplumun yeni adresler araması kaçınılmazdır.
https://medyascope.tv/2024/11/03/gokhan-bacik-yazdi-avrupada-populizm-kim-sagci-kim-solcu/
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları





















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2026
25.01.2026
20.01.2026
13.01.2026
7.01.2026
31.12.2025
24.12.2025
21.12.2025
7.12.2025
16.11.2025