Hasan CEMAL
Bir sabah vakti gün doğarken Soykırım Anıtı’na senin için beş sap beyaz karanfil koyduktan sonra, “Beni buraya senin acıların getirdi” diye imzalamıştım müzenin defterini...
Sevgili Hrant; Agos’un bugünkü manşetinde fena halde yakışıklı bir fotoğrafın var. Başlık olarak şu atılmıştı: “Bu su hiç durmaz!”

Sevgili Hrant;
Kanada’ya, Toronto’ya uçarken yazıyorum bu satırları. İnşallah donmam, eksi yirmi derecede karlı bir havadan söz edenler var.
19 Ocak dolayısıyla düzenlenen anma toplantılarında bazı konuşmalar yapacağım.
Bilirsin, iyi bir konuşmacı değilimdir.
Ama şu benim 1915: Ermeni Soykırımı kitabı çıktığından beriDiaspora’dan gelen davetlere bazen icabet ediyorum.
Tabii her konuşmamda sen varsın.
Bir zamanlar Diaspora’nın sana nasıl kızdığına da, seni nasılTürk devletinin tutsağı gibi gördüklerine de değiniyorum konuşmalarımda.
Artık bu haksızlığın farkındalar.
Çünkü senin hayatınla, 2007’den beri hâlâ aydınlanmamış olan o korkunç 19 Ocak cinayeti ile ödediğin büyük bedelle bugün Türkiye’de de bir şeylerin değiştiğini görüyorlar.
Ama devlet konusundaki karamsarlık sürüyor. “Türkiye’de devlet 1915’le ilgili olarak ne kadar değişti ya da değişti mi?” sorusuna her toplantıda muhatap oluyorum.
Cevabım mı?..
Doğrusu ben de bugüne kadar “Devlet değişti” ya da “Değişmeye başladı” diye bir yanıt veremedim.
‘Türk devletinin ajanı mısınız?’
Geçen Ekim ayında, Amerika’da, New Jersey’deki Ermeni topluluğunun bir toplantısında konuşurken, yine bu devlet meselesiyle karşı karşıya geldim.
Yaşlıca bir Ermeni yanıma geldi, sordu:
“Siz Türk devletinin ajanı mısınız?”
Şaşırmadım değil.
Yanıtımı beklemeden devam etti:
“Devletin ajanı değilseniz, soykırım adını taşıyan bir kitabı nasıl yazdınız Türkiye’de?..”
Böyle bir soruya muhatap olunca, demin de belirttiğim gibi seni hatırladım ve şöyle bir yanıt verdim:
“Türkiye’de eğer devlet ajanları artık soykırım adını taşıyan kitaplar yazıyorlarsa, bizim devlet de değişmeye başlamış demektir.”
Ermenilerin iç aleminde de, daha yıkılmayı bekleyen dimdik bir güvensizlik duvarı var.
Biliyorum, kolay değil. Ama gerçek barış adına mutlaka yıkılması, aşılması lazım bu ‘duvar’ın.
Bunun için de öncelik Türkler’de, devlette olmak üzere Ermeni tarafına da düşen sorumluluklar yok değil.
Farkındayım, hiç de kolay olmayan bir süreci anlatmaya çalışıyorum.
Cemal Paşa’nın torunuyla acıları paylaşmak
Sevgili Hrant;
Geçen Ekim ayında, New Jersey’deki konuşmam yeni bitmişti. Kitaplarımı imzalarken orta yaşlı, sarışın bir kadın yanıma geldi, dedi ki:
“Adım Anna... 1920’lerde sizin Cemal Paşa ailesine İstanbul’da, Kurtuluş semtinde Atatürk’ün emriyle verilmiş olan bahçe içinde ev benim büyük dedelerime aitti.”
Bir an bakıştık.
Ayağa kalktım, Anna’nın elini sıktım.
O evin 1920’lerde epeyce kalabalık Cemal Paşa ailesi tarafından hiç bitmeyen parasızlık dertlerinden dolayı satıldığını, bunu da evimizde kulak misafiri olduğum masa başı sohbetlerinden bildiğimi söyledim.
Kitabımı “Anna’ya” diye imzaladım.
Tekrar el sıkıştık, bakıştık, o kadar...
Evet, bir yanda tarih...
Bir yanda kişisel tarih, aile kökleri...
Belki ikisi arasında bir çizgi çekebilmek her zaman kolay olamıyor.
Veyahut, “Cemal Paşa’nın torunu”yla acıları paylaşmak sorusunun bazen aklıma takılması gibi bir durum...
İnsanın kişisel tarihi ve ailesiyle bağları
Sevgili Hrant;
2008 yılı Eylül ayıydı.
İlk kez Erivan’a gitmiştim.
Bir sabah vakti gün doğarken Soykırım Anıtı’na senin için beş sap beyaz karanfil koyduktan sonra, “Beni buraya senin acıların getirdi” diye imzalamıştım müzenin defterini...
Erivan’dayken sormuşlardı bana:
“1922’de Tiflis’te dedeni, Cemal Paşa’yı vuran çetenin bir mensubunun torunuyla tanışmak ister misin?”
İsmi Armen Gervorkyan’dı.
Erivan’ın Cumhuriyet Meydanı’ndaki bir kahvede buluşup konuşmuştuk. Duygu ve düşüncelerimi Milliyet’teki köşemde yazarken, tarihle insanın kişisel tarihi ve ailesiyle arasındaki bağları anlatmaya çalışmıştım.
Bu pek o kadar kolay bir konu değil.
Bazı hassasiyetleri olan bir konu...
Çizgiyi nereden çekeceksin?
Eğer özen göstermezsen, tarih tarafından tutsak alınabilirsin. Bu da barış adına iyi olmaz.
Telekse düşen Bahadır’a suikast haberi
Diaspora’da yaptığım konuşmalarımda bazen Bahadır Demir’e değiniyorum.
İlk gençliğimden ve Mülkiye’den en iyi arkadaşlarımdan biriydi. Dışişleri Bakanlığı’na diplomat olarak katıldıktan sonra Los Angeles Başkonsolosluğu’na tayini çıkmıştı.
Ankara’dan ayrılırken hiç unutmam bana şöyle demişti:
“Bakalım paşa dedenden dolayı oralarda başıma ne gibi işler açılacak?”
1973 yılı Ocak ayıydı.
Genç bir muhabir olarak Ankara’daki bir haber ajansında nöbetçiyken, zilleri çın çın öten teleksten ölüm haberini okumuştum. Yaşlı bir Ermeni kurşunlamıştı Türk diplomat Bahadır Demir’i, sevgili arkadaşımı...
Sevgili Hrant;
Bugünlerde Murat Belge’nin yeni kitabını okuyorum:
Edebiyatta Ermeniler, (İletişim Yayınları).
Bir yerinde şöyle diyor Murat Belge:
“Dünyada kimseye, hiçbir topluluğa düşman olmadım. İnsanlar arasında böyle kolektiffarklılıklar olduğuna inanmam. Ama gadre uğradığını bildiğim topluluklara ait kişilere karşı ister istemez daha fazla yakınlık duyuyorum. Onun için de, Ermenilerin bende bu kategoriye girdiğini söyleyebilirim.
Çeşitli toplantılarda söylediğim bir şey var:
Bu ülkede, başta 1915, Ermenilerin uğradığı kötü muameleye çok üzülmekle birlikte bunlardan ben sorumlu değilim, kendimi suçlu hissetmiyorum.
Ama bunlar benim yaşamakta olduğum ülkede cereyan etmiş olaylar ve bu ülke bugün resmi düzeyde bunların olmadığını iddia ediyor, olduğunu söyleyenleri iftira atmakla suçluyor ve resmi olmayan belirli kesimlerde de bu sözler destek buluyor.
İşte bundan sorumluyum.
1915’te hayatta olmadığım için onu engellemek üzere bir şey yapamazdım ama şimdi hayattayım ve bu tavra karşı mücadele edebilirim. Elimden geldiği, aklımın erdiği ve bilgimin yettiği kadar, ediyorum da.”(s. 11-12)
‘Bu su hiç durmaz’
Sevgili Hrant;
Agos’un bugünkü manşetinde fena halde yakışıklı bir fotoğrafın var.
Başlık olarak şu atılmıştı:
“Bu su hiç durmaz!”
Başyazı şöyle:
“Zaman akıyor. Şöyle bir geriye dönüp baktığımızda yedi yılın gelip de geçtiğine inanmak güç. İnanmak güç, çünkü aslında gelip de geçmeyen bazı şeyler var.
Adalet mesela, yamacımıza hiç uğramadı, bize yüzünü bile göstermedi. Mahkeme koridorlarında ve salonlarında oynanan oyunlar, yedi yıl boyunca kamuoyunun gözü önünde cereyan etti. Yargıtay kararıyla durum öyle büyük bir kandırmaca halini aldı ki, Dink ailesi bu kumpasın bir parçası olmak istemediğini ilan ederek duruşmalara girmeyeceğini duyurdu.
Cinayeti işleyen devlet şebekesi ile sonrasında delilleri karartanları, katilleri ve azmettiricileri koruyan, terfi ettiren siyasi iktidar suç ortağı oldular.
Sonrasında güç kavgası için bozulan ittifaklar, Hrant Dink cinayetinin aydınlatılması söz konusu olduğunda yerinden milim kıpırdamadı. Kıpırdamadığı için de Türkiye’de devletin bir suç mekanizması olmaktan çıkacağına dair umutlar bir türlü yeşeremedi.
Yargısı, polisi, askeri, istihbaratı, bürokrasisi ve siyaset kurumuyla devletin alnındaki kara leke öylece duruyor.
Ama fikirlere kurşun işlemiyor.
Hrant Dink sağlığında, Türkiye’nin karanlık bir yer olmadığına, onu cennete çevirmeye talip olanların vereceği mücadelenin, barış içinde bir arada yaşamın temellerini atacağına iman etmişti.
Bu uğurda yaşadı, bu yolda çalıştı.
Bu toprakların insanına bu toprakların hikâyelerini anlattı; dur durak bilmeden şiddetsiz bir coğrafyayı inşa edecek tohumları dört bir yana yaymaya uğraştı.
Onun hepimizin gözleri önünde aramızdan alındığı 19 Ocak 2007 tarihi ise, genç yaşlı pek çoğumuz için bir milat oldu.
Utanç duygusunun, yasın, mücadele azminin, susmama hakkının simgesi, farklılıklarla yan yana gelme çabasının meydanı.
Hrant Dink, akan suyun önünde hiçbir şeyin duramayacağını, demokrasi yönündeki köklü değişimin er ya da geç geleceğini anlatıyordu.
Bugün, en sarsıntılı zamanlardan geçerken bile, bu suyun hiç durmayacağını, çünkü kaynağının sağlam olduğunu biliyor, onu sevgiyle ve özlemle anıyoruz.”
Twitter: @HSNCML
Yazarlar
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT15 yıldır değişmeyen zihniyet, karartılan meclis 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.04.2025
3.03.2025
28.02.2025
20.02.2025
13.02.2025
28.11.2024
12.11.2024
24.10.2024
27.08.2024
20.04.2024