Hasan CEMAL
7 Kasım Cumartesi, sabaha karşı
Biden kameraların karşısına çıktı.
Nihai zaferi ilan etmeyen Biden,
"Bu yarışı kazanacağız" dedi.
TSİ 06.50'de konuşan Biden, şunları söyledi:
"Demokrasi işliyor
Bu yarışı, arkamızdaki net
çoğunlukla kazanacağız.
74 milyon Amerikalının oyunu aldık,
bu ABD seçimler tarihindeki en yüksek sayı.
Seçmenlerin çoğu değişimden
yana olduklarını gösterdi:"
Öte yandan Trump,
seçim sonuçlarını kabul etmeye niyeti olmadığını
bir kez daha belli etti.
Trump kabûsu konusunda New York Times'ın
köşe yazarı Roger Cohen'in 6 Kasım tarihli
yazısından bazı bölümleri köşeme alıyorum.
Olgunlaşmamış şarlatan...
Olgunlaşmamış bir şarlatanın
Beyaz Saray’da yalan yağdırdığını,
En ufak bir kanıt bile göstermeden “Yasal oyları saydığınızda
ben kolayca kazanıyorum” dediğini, Pennsylvania, Michigan
ve Georgia’da farklı kazandığını
iddia ettiğini görmek,
bize ABD’nin son dört yıldır
yaşadığı kabûsun
bir hatırlatıcısıydı.
Kabûsa son vermek...
Amerikan halkı, bu kabûsa
son vermiş gibi duruyor.
Bu kabûsta gerçekler öldü,
nezaket hiçe sayıldı,
bilim yok sayıldı,
bölünmüşlük körüklendi
ve Amerika’yı Amerika yapan
fikirler kirletildi.
Bu zorba oyunu
kurallarına göre oynamıyor!
Uğruna çok insanın kanının döküldüğü güzel bir fikir olan demokraside
her oy sayılır; her oy önemlidir. 2016’da böyle oldu.
Başkan Trump Michigan’ı %0.2, Pennsylvania’yı %0.7
ve Wisconsin’ı %0.8 ile kazandı.
2020’nin farkına gelince...
Adam görünümlü bir çocuğun
önündeki oyuncağın alınmasını
kabul edememesi...
Bu zorba oyunu kurallarına göre oynayamıyor ve seçim sürecinin kutsallığını kabullenemiyor.
Trump’ın demokrasiye
darbe girişimi...
Ben bu yazıyı yazarken Joe Biden, ABD’nin 46. Başkanı olacakmış gibi duruyordu.
Oyların tekrar sayılması gerekebilir. Yargıya gidilmesi için başvurular yapılacaktır.
Ancak Trump’ın
demokrasiye darbe girişimine direnilecektir.
ABD, bu küçük adamdan
çok daha büyüktür.
* * *
6 Kasım Cuma uzun bir gündü.
Çalışmaya sabahın köründe, saat 6'ya doğru başladım.
Bütün dikkatler Pennsylvania'daydı.
Biden gün içinde 20 delegesi olan bu eyalette Trump'ı önce yakaladı,
sonra aradaki farkı kapanamayacak şekilde büyüttü,
böylece Beyaz Saray'ın kapısını açmış oldu.
11 delegeli Arizona'da,
16 delegeli Georgia ve
6 delegeli Nevada'da da Trump nal toplamaya devam etti.
Joe Biden bu sonuçlarla "tarih yazmaya" doğru yol alıyordu.
Şu da söylenebilirdi:
"Trump kabusu"nun sona erip Amerikan demokrasisinde
yeni bir sayfanın açılabileceğine dair umutlara zemin oluşuyordu.
Ama bu durum aynı zamanda Trump'ın daha çok çamura yatmasına da,
Amerika'da "kaos"a kapı aralamasına da engel olamayabilirdi.
Trump, hiç bir kanıt göstermeden şaibeli seçim teranesini
herhangi bir inandırıcılıktan yoksun olarak gün boyu sürdürdü.
Yazımın başlığını gün içinde şöyle değiştirdim:
Biden geliyor,
demokrasi düşmanlarının
içini karalar bağlıyor!

Cuma günü sabahın köründe
T24 Dış Haberler Editörü Kaan Kurtuluş'la çalışmaya başladık.
Kaan son durumu özetlerken, ben de not alıyorum.
Biden Beyaz Saray'ın kapısını
çaldıkça, Trump daha çok
çamura yatıyor,
daha çok yalan atıyor.
Trump'ın son açıklamasında
yalan çok fazla sırıtınca,
NBC televizyonu bu kadarı
olmaz deyip yayını yarıda kesti.
Arizona'da Biden yine önde;
fark biraz eridi ama Trump'ın
yetişip geçmesi uzak ihtimal.
Nevada'da oy sayımı durdu
ama Biden farkı kolay
kapanmaz.
Sadece Nevada ve Arizona ile
Biden 270 oluyor,
Başkanlığı kazanıyor.
Biden'ın Pennsylvania'yı
alması da yakın ihtimal, sadece
bu eyaleti alsa iş bitiyor.
Trump açıklama yaparken,
Başkan Yardımcısı Pence
salonda yoktu, bu da dikkat çekti.
NBC'ye konuşan güvenlik
kaynakları, Savunma Bakanı
Esper'in istifa mektubunu
hazırladığını belirttiler.
Biden bir demokrasi açıklaması
daha yaptı:
"Demokrasimizi asla elimizden
alamayacaklar; Amerika
demokrasi için çok savaş verdi,
çok şey yaşadı."
Uzun lafın kısası:
Biden Beyaz Saray'ın kapısına dayanmış durumda,
Trump da çıkmam diye çamura yatıyor.
Bu durum, Amerika'da "kaosun kapısı"nı aralayabilir.
Nitekim Bernie Sanders bu noktaya şu sözleriyle dikkati çekti:
"Bir seçimin meşruiyetinin altını kazımak,
Trump’ın şu an yaptığı ve hatta aylardır yapıyor olduğu gibi,
demagogların demokrasiye olan inancı yok etme
ve bizi otoriterliğe doğru götürmek yoludur."
Bruce Springsteen ve Julia Roberts
Bu arada Julia Roberts'ın Instagram paylaşımı içimi ısıtıyor.
Bruce Springsteen, Sirius Radyo’daki
programında şunları söyledi:
Bu Beyaz Saray’da sanat yok.
Edebiyat yok,
şiir yok,
müzik yok.
Bu Beyaz Saray’da evcil hayvanlar yok:
insanın sadık en iyi dostu yok,
aile kedisi yok.
Başkanlık ailesinin keyifli bir şekilde
dinlendiği anlara dair fotoğraflar yok;
Hawaii’nin sahillerindeki Obamalar yok,
Kennebunkport’ta balık tutan Bushlar yok,
at binen Reagenlar yok,
burunda Amerikan futbolu oynayan Kennedyler yok.
Ülkemiz nereye gitti?
Tüm eğlence, neşe, sevgi ve mutluluğu ifade edişimiz nereye gitti.
Eskiden halkı bölen değil, onu sakinleştiren bir başkana sahiptik.
Şimdi kederli ve neşesiziz.
Amerika’yı ihtişamlı yapan kültürel yanlarını kaybettik.
Büyümüzü,
eğlencemizi,
mutluluğumuzu,
birbirimize verdiğimiz desteği
ve bunu anlamlı kılan ortak insanlık tecrübemizi kaybettik.
O ülkeyi bir kez daha geri kazanmalıyız.
Öğleye doğru,
Kaan Kurtuluş'tan görevi devralan
T24 Dış Haberler Editörü Melis Karaca'dan
bir son dakika haberi:
TSİ 11.00: Joe Biden, Georgia'da Donald Trump ile arayı kapatıyor.
Trump ile Biden arasındaki oy farkı 665'e indi.
Georgia'da 16 Seçmenler Kurulu oyu bulunuyor.
Melis'ten bir son dakika gelişmesi daha:
TSİ 12.30: Georgia'da yeni eklenen oylarla Joe Biden,
Donald Trump'ın önüne geçti.
16 Seçmenler Kurulu oyu olan
Georgia'da Biden, 917 oy önde görünüyor.
Amerika saatiyle sabah 06.27'de,
TSİ 14.27'de bir haber daha geliyor.
Artık soru Biden, Pennsylvania'yı kazanacak mı,
değil, ne zaman kazanacak?
Ve bunun hemen arkasından gelen sorular:
20 delegeli Pennsylvania'yı da alıp
Biden başkalığını sağlama bağlayınca ne olacak?
Dananın kuyruğu kopacak mı?
Yani Trump ne yapacak?
Cengiz Çandar'ın bir tweet'ine gözüm ilişiyor:
Trump’ın basın toplantısını dinledikten sonra:
ABD Başkanı olan bu tehlikeli sosyopatın
4 yıl daha Beyaz Saray’ı işgal etmeyeceğini bilmek
ne büyük bir rahatlama.
Dünyanın dört bir yanındaki iyi insanlar için çok iyi.
Çok sevdiği bütün diktatörler için çok kötü.
Sevgili Cengiz'in bu tweet'ini okuduktan sonra
TSİ 15.50'de yazımın başlığını değiştiriyorum:
Biden geliyor,
demokrasi düşmanlarının
içini karalar bağlıyor!
Son dakika haberi TSİ 16.50'de geliyor:
Biden, 20 delegeli Pennsylvania'da da
Trump'ı 5 bin 587 oy geçti.
Bu farkın büyüyeceği anlaşılıyor,
bu da Biden'ın zaferine bir engel kalmadığını gösteriyor.
Aşağıda, perşembe günkü 5 Kasım 2020 tarihli yazım yer alıyor.
***
Günaydın.
5 Kasım Perşembe.
Trump, kabûsundan kurtuluyoruz galiba.
Dün sabahki yazımın başlığını,
"Trump kâbusu sürüyor!" diye atmıştım.
Bu sabah, öyle anlaşılıyor ki,
Amerika ve dünya bu korkunç kâbustan kurtulacak.
Bu arada, Joe Biden'ın sabaha karşı yaptığı konuşmanın
bir bölümünü yazıma alıyorum.
Çünkü, Biden'ın bu sözlerini demokrasi kültürü
açısından çok önemsiyorum.
Sonuçlar kesinleşince,
ulus olarak birlikte olacağız.
Birbirimizi dinleyeceğiz.
Birbirimize saygı göstereceğiz.
Birbirimizi düşman görmeyeceğiz.
Rakiplerimizi düşman görmeyeceğiz.
Başkan seçilince,
bütün Amerika'nın başkanı olacağım.
Başkanlık bir partiye göre yürütülemez.
Kimse demokrasiyi elimizden alamaz.
Başkanlığım kesinleştiği zaman bu yalnız benim değil,
bizim değil, bütün Amerika'nın zaferi olacak.
Trump'tan sonra Biden'ın bu sözleri gerçekten çok iyi geliyor.
Demokrasinin temel değerlerini hatırlatıyor çünkü.
Aşağıda, çarşamba günkü 4 Kasım 2020 tarihli yazım yer alıyor.
***
Bugün 4 Kasım Çarşamba
Başkan Trump Amerika'da
gece yarısından sonra
televizyon kameralarının
karşısına çıktı ve dört noktayı vurguladı:
Seçimi ben kazandım.
Bu seçim şaibelidir.
Hile yaptılar.
Yüksek Mahkeme'ye gideceğim.
Trump böylece beklenen
"senaryosu"nu uygulamaya başladı.
Bir başka günlük deyişle:
Trump çamura yattı!
Anlaşılan o ki, mahkemede
bitmesi muhtemel seçim sonuçlarının
kesinleşmesi epeyce zaman alacak.
Ve başkanlığı kim kazanırsa kazansın,
kıl payı kazanmış olacak.
Bu da Amerika'da
toplumsal ve siyasal "kutuplaşma"nın
biraz daha keskinleşmesi demek...
Amerika'nın "kaos kapısı"nı aralaması demek...
Amerika'yı yönetmenin biraz daha
çetrefil hâl alması demek...
Ve Amerika'yla birlikte
Avrupa'nın da, "dünya"nın da
hallerinin biraz daha zora girmesi demek...
Oysa beklentiler böyle değildi.
Sandık başı yapılırken
Joe Biden'ın seçimleri silip süpüreceği,
Beyaz Saray yarışında Trump'ı açık ara yeneceği,
Senato'da da çoğunluğu yakalayıp yönetimde
ikiliğe son vereceği öngörülüyordu.
Ama olmadı.
Kafa kafaya bir seçim yaşandı.
Hâlâ da yaşanmakta...
Seçim araştırmaları tıpkı
2016 başkanlık seçimlerindeki gibi
bu kez de yanıldı.
Dört yıl önce de anketler,
Hillary Cilinton'ın büyük seçim zaferini
çok önceden açıklamış
ve Clinton'ın ilk kadın başkan olarak
ve tarih yazarak Beyaz Saray'a gireceğini
alayı valayla ilan etmişlerdi.
Ama çok fena şiştiler.
Bu kez de farklı olmadı.
Bir konunun altını daha çizmek lazım.
Amerikan seçim sisteminin
özellikle seçiciler kurulu uygulamasıyla
ne kadar eskimiş olduğu, eski deyişle
miadını doldurduğu,
azınlığı koruyacağım derken
çoğunluğu nasıl kilitlediği,
demokratik işleyişi nasıl kösteklediği
2020 başkanlık seçimiyle
bir kez daha ortaya çıktı.
Henüz kesinleşmemiş
başkanlık yarışıyla ilgili olarak
birkaç nokta daha vurgulanabilir.
Birincisi:
Biden'ın yetersizliği,
kitleler karşısındaki
pırıltısızlığı...
İkincisi:
Ekonominin Koronavirüs
krizine ağır basması...
Üçüncüsü:
Trump'ın ekonomiye ilişkin
söylemlerinin toplumun
bir kesiminde etkili olmaya
devam etmesi...
Dördüncüsü:
2008 finans krizinin
yol açtığı eşitsizlik
ve yoksulluğun izlerinin
kitlelerde bugün hâlâ
ne kadar belirgin olduğu,
bu yüzden de toplumda
Trump'ın sesine kulakların
hâlâ açık olması gerçeği...

Desen: Selçuk Demirel
Yazın bir kenara:
Joe Biden henüz seçimi kaybetmiş değil.
Ama kazanmış da değil.
Trump kâbusu sürüyor.
Ne yazık öyle.
Acı olan şu:
Amerikan seçmeni oylarının yarısını;
Bir "ırkçı"ya...
Bir "yalancı"ya...
Bir "demokrasi ve
hukuk düşmanı"na...
"Entelektüel" deyince
tüyleri diken diken olan
bir "zır cahil"e,
evet öyle, oylarının
en az yarısını
böyle bir adama,
Trump'a verebiliyor Amerikan halkı...
Gerçekten hazin, acıklı.
Amerikan demokrasisi kötü bir sınav veriyor.
Trump'ın başkanlık koltuğuna oturduğu
8 Kasım 2016 tarihli seçimden sonra
New York'tan gönderdiğim yazının başlığı şöyleydi:
Hem Amerika hem dünya için
korkunç bir başkan!
Başkan Trump'la dünya,
artık çok daha tehlikeli...
Bu başlığı yazıma dört yıl önce atarken
nasıl bir hayal kırıklığı yaşadığımı da belirtmiştim.
Bugün de pek farklı duygular içinde değilim.
Çünkü Trump kâbusu bitmiş değil.
Ama bu pilav daha çok su kaldırır!
Bitmedi, daha çok yazacağız
3 Kasım Amerikan
başkanlık seçimleri hakkında...
Kim kazanırsa kazansın!
Yazımı yazdıktan sonra,
sevgili dost, değerli diplomat
Mehmet Ali Bayar’dan
aşağıdaki not geldi.
Yazıma aynen ekliyorum:
Kim kazanırsa kazansın,
bölünmüş, çözümsüz ve kültürel
ayrışma içindeki Amerika’da
Amerikan rüyasının sonu gelir.
Hukuktan ekonomiye, sosyal
gelişmeden özgürlüklere kadar
farklı köşelere savrulan
Amerikan toplumunun
"ileri demokrasi"
standartlarına ulaşması
ciddi dönüşümleri
ve karşı tepkileri gerektirecek.
Sessiz çoğunluk saklandığı
yerden çıktı ve sesini çıkardı.
Amerika’nın dünyaya en kapalı kesimleri,
ırkçı, yabancı düşmanlığı ve
ekonomik milliyetçilik reflekslerine sığındı.
Exit poll’lar ekonomiyi bir numaralı
unsur gösteriyor.
Corona üçüncü sırada.
İkincisi önemli:
Irk sorunları.
Yani hem liberaller, hem sağcılar
ırkı sorun görüyorlar.
Adaylarda aranan
bir numaralı unsur da
“güçlü adam” arayışı...
Trump güç projeksiyonu yaptı.
Eğer Corona olmasaydı zaten
ekonomiden dolayı açık ara alırdı.
Amerikan halkı cebine girenin
ve işsizliğin hesabını iyi yapıyor.
Yazarlar
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT15 yıldır değişmeyen zihniyet, karartılan meclis 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.04.2025
3.03.2025
28.02.2025
20.02.2025
13.02.2025
28.11.2024
12.11.2024
24.10.2024
27.08.2024
20.04.2024